loading
close
SON DAKİKALAR

‘Yeni’ Meclis dalsız bir çınar gibi

Çiğdem Toker
Tarih: 08.07.2018
Kaynak: Cumhuriyet

Çiğdem Toker: “Yürütme” demek Cumhurbaşkanı demek. Soru önergesi, gensoruyla bakanları denetleyebilirdiniz. Cumhurbaşkanı’nın bu geleneksel denetim yollarıyla denetlenmesi nasıl düşünebilir?(!)

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) şeklen ve yapısal olarak kökten değişti.

Milletvekili sayısının 600’e, Meclis’teki parti sayısının 4’ten 7’ye çıkması değil sadece.

Asıl yapısal değişim, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünde kaynağını bulan güçler ayrılığında yaşandı.

Dün açılışını izlediğimiz, parlamento muhabiri olarak koridorlarında, salonlarında yılların geçtiği TBMM, bildiğimiz TBMM değildi.

“Yürütme”yi soru önergesi, gensoru, güvenoylaması gibi araçlarla denetleyemeyecek bir TBMM.

Başbakan, bakanlar kurulu yok artık çünkü.

“Yürütme” demek Cumhurbaşkanı demek. Soru önergesi, gensoruyla bakanları denetleyebilirdiniz. Cumhurbaşkanı’nın bu geleneksel denetim yollarıyla denetlenmesi nasıl düşünebilir?(!)

Haliyle biraz “Hangi cüretle?” saiki var bu düzenlemede. Biraz da denetimi “ayakbağı” olarak gören zihniyet. Her ne kadar yeni döneme dek, AKP’nin matematik çoğunluğu denetim araçlarının kullanımını sınırlandırıyorduysa da hissiyatı paylaşalım:Yeni Meclis, dalları kesilmiş (budanmış değil) bir çınar gibi. HHH Çeyrek yüzyıldır gördüğümüz, tanık olduğumuz Meclis atmosferinden gerçekten farklıydı dünkü hava.

Ana bahçe, yıkılmış eski halka ilişkiler binasının, eskiyi bilenler için hüzün veren molozları, geniş sahaya yayılan ve dalgalanan birbirine benzemez kalabalıkla kavurucu yaz sıcağında panayırımsı bir görünüm arz ediyordu.

Saatler 14’e yaklaşırken, basın kapısı önüne seri biçimde art arda yanaşan CD plakalı diplomatik misyon araçlarının çokluğu dikkat çekti.

Törenlerin, önceyi unutturan, düne dek en önemli kabul edilen konuları zihnin arka planına itip adeta önem derecesini düşüren hipnotik bir yanı var. Genel Kurul salonuna girer girmez, olağanüstü önemli hale gelen siyasilerin jestleri, her şeyin önüne geçti.

Sanki tartışmalı bir seçimden çıkmamışız. 24 Haziran ferahfeza makamında ve son derece adil bir ortamda geçmiş. Şüpheli bir durum yaşanmamış.

Ve rejim değişmemiş gibi. Maalesef artık Atatürk’ün seslendiği anlamıyla “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin” değil.

Durmuş Yılmaz yönetti

Yıllar yıllar önce, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in atama kararnamesini “veto etmemesi” sebebiyle geniş ilgi odağı olmuştu.

İyi Parti’den milletvekili seçilen eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz geçici başkanvekili olarak yemin oturumunu yönetti. Bitirilmeye çalışılan frak geleneğini yeniden diriltmesi anlamlıydı.

Görevi Kahraman’dan devralırken “Sandığın ötesinde de demokrasi vardır” diye inceden bir sistem eleştirisi de yaptı. Ancak temkinli olmaya özen gösterdiği de belliydi.

Genel Kurul’daki locasında eski başkan İsmail Kahraman ile hararetli bir sohbet içine giren Erdoğan, düşünceli görünüyordu. Sadece o değil, yüksek yargı organlarının başkanlarının yüz ifadeleri de öyleydi.

EGEMENLİK KİMİNDİR?

Meclis’te milletvekili sayısı 600’e çıktı. Ama dünkü tören hem sayıca hem de demokrasi açısından eksikliydi. CHP’den milletvekili seçilen Enis Berberoğlu ile HDP’den milletvekili seçilen Leyla Güven, yemin edemediler. Çünkü cezaevinde tutuklular. Çünkü seçilmelerine rağmen tahliye edilmediler. Gördüğünüz gibi egemenlik kayıtsız şartsız milletin falan değil.

Örtülü ödenek TÜSİAD raporunda

TÜSİAD cuma günü “Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu”nu tanıttı. Titiz ve analitik bir çalışmanın ürünü olan Bütçe Takip Raporu’nda, deneyimli bir eski bürokrat ve akademisyenin imzası var: Ferhat Emil.

Raporda yılın başına belirlenen ödeneğin hangi kalemlerde ne kadar aşıldığına dair ayrıntılı bir çalışma yer almış. Mesela 2016 yılı bütçesinde Meclis’in tahsis ettiği ödeneklerin 21 milyar 259 milyon TL üzerine çıkılmış. (Sayıştay Genel Uygunluk bildirimi raporu)

Yanı sıra, geçtiğimiz yıllarda sizlere sıklıkla bu köşeden duyurduğumuz bazı bütçe kalemlerine rastladık. 2012-2017’yi içine alan beş yıllık dönem irdelenmiş. Örtülü ödenek bu beş yılda, yüzde 14.5 civarında artarak, 1.5 milyar TL’den 3 milyar TL’ye çıkmış. Diğer bazı seçilmiş başlıklar şöyle:

- Devletin taşeron kullanarak yaptırdığı temizlik hizmetlerinde yıllık artış hızı yüzde 23.3.

- Özel güvenlik hizmeti alımları yüzde 28.6. İki veri de yıllık enflasyon ve büyüme oranlarının çok üstünde artmış.

- Temsil ve ağırlama giderleri yüzde 15 artarak son beş yıl içinde 127 milyon TL’den 255 milyon TL’ye yükseldi

- Görev zararları içinde en yüksek artış Halk Bankası (yüzde 24.4 ) ile SGK’ye.

- Yatırım harcamalarında, kara taşıtları alımındaki artış da çok yüksek.

İçinde zırhlı araç, makam aracı, hizmet amaçlı taşıtlar bulunan kara taşıtları alımında, yıllık yüzde 12 ortalama artış dikkat çekiyor. En yüksek artış hızının görüldüğü yıl ise 2016.

Başkanın dediği oldu

Tarih 25 Aralık 2017. Cumhuriyet yönetici ve yazarlarının bir buçuk yıla yakın tutuklu cezaevinde kaldığı Cumhuriyet davasının beşinci duruşması.

Tutuklu Ahmet Şık 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savunmasına başlayalı iki dakika olmuş.

“Bu tablonun ortaya çıkmasında AKP iktidarının en güçlü silahı, kuşku yok ki medyası oldu. El koymalar satın almalar yoluyla iktidar sözcülüğünü üstlenen bir medya inşa edilmiştir...”

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, “Bakın” diye öfkeli bir ses tonuyla ve oldukça sert araya girer:

“Bu savunma değil. AKP iktidarını... Gidin milletvekili olun o zaman!”

Ahmet Şık: Hâkim bey bir şey sorabilir miyim?

Başkan: Bu dava siyasi dava değil iddianamesi kabul edilmiş bir davadır. Sanığın bu şekilde savunmasına izin vermem.

Ahmet Şık: Neden?

Başkan: Sanığı dışarıya alıyorsunuz. Sanığın savunmasını TCK madde 204 gereği şu anda kesiyorum.

Yedi ay önce mahkemede savunması “siyasi” diye kesilen Ahmet Şık, milletvekili yemini etti.

Fazla yoruma hacet yoktur.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları