loading
close
SON DAKİKALAR

İmambakır Üküş; OHAL sopası olmasa Gökçek, Topbaş, Altepe istifa eder miydi?

İmambakır Üküş; OHAL sopası olmasa Gökçek, Topbaş, Altepe istifa eder miydi?
Tarih: 26.10.2017 - 23:28
Kategori: Özel Haberler

İstanbulgercegi.com Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş, Can Ataklı’nın hazırlayıp sunduğu Yazı İşleri programına konuk olarak katıldı.

İstanbulgercegi.com Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş, Can Ataklı’nın hazırlayıp sunduğu Yazı İşleri programına konuk olarak katıldı.

İmambakır Üküş, “Belediyelerde olan sivil darbedir. Tehdide boyun eğen başkan istifa ediyor. AKP bugüne kadar sandık eşittir demokrasi derdi. Aynı milli irade şampiyonları seçimle geleni talimatla alıyor” ifadelerini kullandı.

“İstifa ettirilen belediye başkanları şu andakilerle sınırlı kalmayacak” diyen Üküş, “Balıkesir’in eli kulağında arkasından Denizli, Antep, Konya var. Hayır oylarının yüksek çıktığı yerlerin tamamında büyük tasfiye yapılacak” şeklinde konuştu.

İmambakır Üküş’ün açıklamaları şöyle:

“-Soma Katliamı olduğunda bütün Türkiye tepki gösterdi ama her zaman olduğu gibi bir süre sonra unuttuk. 3 yılı aşkındır Somalılar adalet bekliyor. Herkesin o davaları gidip izlemesini öneriyorum. O acıları ailelerin isyanında yeniden yaşıyorsunuz. 3 yıldır dosyayı inceleyen, tanıkları dinleyen mahkeme heyeti değiştirildi. Yerine, Afşin’de hala 8 kişinin göçük altında bulunduğu maden faciasında sorumluları aklama yönünde karar veren mahkeme başkanı Soma davasına atandı. 

On binlerce sayfadan, yüzlerce tanık ifadesinden oluşan süreç neredeyse yeni baştan başlamak durumunda. Mahkeme karar aşamasındayken savcı 8 aydır mütalaa vermemek için direniyor. Bir savcı neden son aşamaya gelmiş duruşmada mütalaa vermez. Şöyle bir şey oldu, ihtiyaç molası veriliyor, mütalaası beklenen savcı başka yerlerde açılmış davaları gerekçe göstererek 8 aydır mütalaa vermiyor. Maden sahipleri işin kolayını buldu. İşi FETÖyaptı deyip davayı sulandırıyorlar.

“AKP Türkiye'de yapılmayan bir şeyi yaptı, yoksulluğu yönetmeyi öğrendi”

3 yıldan fazla süredir neden yol alınmıyor. Soma çok büyük bir yoksulluğun olduğu bir yer. Kadınlar 30-40 liraya tarlalarda çalışıyor. 

AKP Türkiye'de yapılmayan bir şeyi yaptı, yoksulluğu yönetmeyi öğrendi. Öyle bir yoksulluk çemberi yaratıldı ki insanlar daha kötü hale düşmemek için oy veriyor.

Bu tepkiyi örgütlemesi gerekenler kendini sorgulamalı. CHP başta olmak üzere siyasi partiler, STK’ler neden yoksullara ulaşamıyoruz, örgütleyemiyoruz diye kendilerine sormalı. Samimi bir toplumsal muhalefete öncülük edemezsen kimse arkandan gelmez. 

Cumhuriyet Halk Partisi, sol kesim sorgulama yapmalı. Senin kadrolarının bu kesimde demek ki bir inandırıcılığı yok. Türkiye’nin her yerini geziyoruz. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da solun doğrudan ilişkin kurduğu kesimlerle görüşmüyoruz. İnsanlar tepkili ama sana güvenip sokağa çıkmıyor.

En son Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü’ne katılanların toplamına bakınca toplumun her kesiminden insan vardı. 

Toplumun CHP’ye asla oy vermeyecek, solla ilişkisi olmayanların yürüyüşü desteklediğini gördük. Türkiye’de adaletin olmadığını herkes biliyor. Çözüm konusunda insanların kafası karışık. Büyük bir öfke ve tepki var. Bütün sorun bunu örgütleyecek muhalefetin derli toplu olmaması.

“FETÖ’yle mücadelede samimiysen Topbaş, Gökçek çoktan cezaevinde olmalıydı”

-Ne yazık ki mahkemelerimiz tümüyle işlevsiz hale gelmiş durumda. Yargı mensuplarına yakın zamanda bir operasyon daha yapıldı. Gerçekten FETÖ’ye karşı mücadele yürütülüyor ama bunları yargıya, devletin en önemli yerlerine kim yerleştirdi. 

Son olarak görevden alınan hakim ve savcıların büyük bölümü Alevi, ülkücü, sosyal demokrat kökenlilerin desteklediği Yargıda Birlik’e yönelikti. Hepsi görevden alındı. Buların suçu ne? FETÖ’cü mü? Senden çok daha önce bunlar FETÖ’ye tavır koymuş, FETÖ’cüleri temizlemek için mücadele etmişler. 

-FETÖ’ye karşı mücadele yürütülmeli. Bugüne kadar yapılanlar yapılması gerekenlerin yanında çok küçük. Esas FETÖ’cüler yargı önüne çıkmış değil. Gariban memuru, yasal kurulmuş sendikaya üye oldu diye, Bank Asya’ya çocuğunun okul taksidini yatırdı diye alıyorsun. (İstifa eden belediye başkanlarının yargılanmaması) 150 binin üzerindeki kamu çalışanına bu hakkı niye tanımadın? FETÖ’ye en büyük yardım ve yataklık edenler büyükşehir belediye başkanları. 

(FETÖ’nün) 200 milyar dolarlık mala el kondu dediler. Bu mal FETÖ’nün eline nasıl geçti? FETÖ’yle mücadelede samimiysen Topbaş, Gökçek çoktan cezaevinde olmalıydı. Milyar dolarlık arsaları bir liraya FETÖ’ye bunlar peşkeş çekti. 

“Devletin de AKP'nin gücü de garibana yetiyor”

Herkesi kamudan temizliyorsun yöneticilere bir şey yapmıyorsun. Şaban Dişli’ye tanıdığın toleransı kamu emekçilerine de tanıyacaksın. Kamu çalışanlarına zıkkımın kökünü yesinler diyeceksin diğerlerine yetki vereceksin!

-FETÖ’ye şu kadar liralık yardım etti denilip tutuklanan bir tane belediye başkanı yok. 

Türkiye’deki en büyük zenginlerin 8-10 milyar dolarlık varlığı var. İlkokul mezunu olmayan ağlak vaizin 150-200 milyar dolarlık birikiminden bahsediliyor. Nasıl elde etti bunu?

Koza-İpek grubu davetiye basan küçük bir gruptu. Sen geldin devletin bütün imkanlarını bunlara verdin. Bergama’da, Ovacıklı’da siyanürlü altın aradılar. Devletin polisi onları korudu bize biber gazı sıktı. 30-40 milyar dolar para götürmüş. Bunu kazanmasına izin veren kamu görevlileri hesap vermeyecek mi?

İşadamı gözaltına alınıp serbest bırakılıyor hayatı normal sürüyor. Büyük adaletsizlik var. Devletin de AKP'nin gücü de garibana yetiyor. 

OHAL olmazsa AKP yönetemez. OHAL sopası olmasa Gökçek, Topbaş, Altepe istifa eder miydi? Etmeyince İçişleri Bakanı gerekeni yapacağız, dedi.

“Kimsenin AKP’yi kurtarmak için çaba göstermemesi lazım”

-Metal yorgunluğu diyorlar. Topbaş ‘çok iyi hizmet yapıyordum, yorulmadım’ dedi istifa etti. Gökçek uzattıkça uzatıp başka pazarlıklar sürdürüyor. Soruşturmalarda bir kamu emekçisine tanımadığın hakkı buna niye tanıyorsun. Adamın emekliliğine 10 gün var, 1 yıl var KHK ile aldın geçmişi geleceği gitti. FETÖ bağlantılı başkanlara istifa edin diyorsun etmiyorlar. Soruşturma açarım diyorsun. Bugüne kadar suçların üstüne gitmemek de suç değil mi?

Belediye başkanları şu andakilerle sınırlı kalmayacak. Balıkesir’in eli kulağında arkasından Denizli, Antep, Konya var. FETÖ ile ilişkili belediyeler, FETÖ’ye karşı mücadelede etkin çalışma yapmayanlar... Bunların bir kısmı dinci Fethullahçı darbe girişimi sırasında ortaya çıkmıştı ama referandumu etkilerdi. Hayır oylarının yüksek çıktığı yerlerin tamamında büyük tasfiye yapılacak. Cumhurbaşkanına sunulan raporlarda AKP’nin baskıcı politikaları yerine AKP’li belediyeler kötü çalıştı, başarısız oldu bu belediye başkanlarını görevden alıyoruz algısı yaratılıyor. FETÖ’cü mü, yolsuzluk mu yaptı, açıklama yok. Metal yorgunluğunu dikkate alırsak AKP ‘belediye yönetimlerinde başarısız olduk’ diyor. AKP’yi Erdoğan’ı AKP genel başkanlığına getiren süreç ‘yerel yönetimlerde başarılılardı’ algısıydı. AKP bunu kendi yıkıyor. 

Kimsenin AKP’yi kurtarmak için çaba göstermemesi lazım. Belediyelerde olan sivil darbedir. Tehdide boyun eğen başkan istifa ediyor. AKP bugüne kadar sandık eşittir demokrasi derdi. Aynı milli irade şampiyonları seçimle geleni talimatla alıyor.

“AKP’nin 7 Haziran'dan bu yana topluma vaat ettiği tehdit, baskı, şantajdan başka bir şey yok”

Referandum süreci yeni bir Türkiye başladığının göstergesiydi. Recep Tayyip Erdoğan bunu en doğru gören kişi. Yerel seçimlerde büyük kentleri kaybedeceğini gördü. Bugün seçim olsa İstanbul’u, Ankara’yı kazanma şansı sıfır. Balıkesir'de de AKP’nin kazanma şansı çok düşük. Bursa’da CHP’nin oyları MHP’den gelenleri de eklesen yetmiyor. Hayır oyları daha yüksekti. İki şeyi bir arada yapıyor Erdoğan. Bu belediye başkanlarına karşı biriken öfkeyi gidermeye çalışıyor. 1, yıllık süreyi yeniden toparlanma dönemi olarak görüyor. Belediye başkanlarına ‘Hizmet yapmakla sınırlı kalmayacak, birebir talepleri yerine getireceksiniz’ diyor.

2019'da AKP diye bir parti artık yok. Doğal ömrünü tamamladı. AKP’nin yaptığı yeniden var olma mücadelesi. AKP bugüne kadar her seçim döneminde topluma büyük vaatlerde bulunarak seçim çalışması yürüttü. 7 Haziran'dan bu yana topluma vaat ettiği tehdit, baskı, şantajdan başka bir şey yok. Tehdidime boyun eğmezsen istikrar bozulur, diyor. Ne yaparsa yapsın AKP’nin gidişi durdurma şansı yok gibi. 

94 seçimlerinde CHP, SHP, MHP ayrı adaylar çıkarmasa AKP’nin kazanma şansı yoktu. Merkez sağ birleşmiş olsa yine bunlar yoktu. 

“İstanbul değişirse Türkiye değişir”

Recep Altepe ‘ben bağımsız seçilirim’ diyecek kadar kendine güveniyor. Edip Uğur ‘ben olmasam AKP olmaz’ tavrında. 

AKP’nin görüşlerine katılırız katılmayız ama kendi mantığı içinde AKP yönetimi tehlikenin farkında. Bütün riskleri alıyor. 2 gün sonra bu başkanların rahat durmayacağını bile bile yapıyor.

İstanbul’da, Ankara’da 94’ten bu yana ilk defa AKP kaybetti. MHP, HÜDA PAR, Barzaniciler vardı. İstanbul değişirse Türkiye değişir. 

İstanbul’da, Ankara’da merkez sağ ve sol bölünmeseydi bugün Türkiye böyle olmazdı. Bu ders iyi çalışılmadığı için sürekli kaybettik. Referandum Türkiye’nin önüne yeni bir tablo koydu. Çok geniş bir birliktelik ortaya çıktı.

Kılıçdaroğlu, CHP propagandası yapmadan tek adam rejiminin yanlışlığını anlattı. Büyük bir kucaklaşma oldu. Hayır yüksek çıktı ama yerel seçimde yüksek kazanırız düşüncesi yanlış.

Referandumda MHP’deki bölünme dolayısıyla AKP’deki erimenin üzeri örtüldü. 

“Adalet Mitingi Türkiye için milattır”

İstanbul’da, Ankara’da hayır yüksek çıktı. (Hayır oylarının yüksekliğine güvenip) Alakasız isimler çıkıp ben adayım diyor. Ben adayım diye çıkan arkadaşlar sürece zarar veriyor. Sorun senin kazanman değil AKP’nin kaybetmesi sorunu. Biz kendi adaylarımızı topluma dayatırsak birlikteliği baştan koparmış oluruz. 

CHP’nin büyük kentlerin tamamında adaylarını saptarken, en geniş şekilde, herkesi kucaklayacak politikalar üretmeye çalışması lazım. Referandumda da Adalet Yürüyüşü’nde de partiyi dayatmayan, ortak hedefler üzerinden bir politikayı öne çıkarmaya çalıştı. Adalet mitingi Türkiye için milattır. Senin başarabileceğini ortaya çıkaran bir şey.

“OHAL olmasa AKP bir arada duramaz”

-Recep Tayyip Erdoğan, ‘İstanbul’a ihanet ettim’ diyor. İhanet ettiysen bedelini öde. Kente karşı büyük suçlar işlediler. Yağmaladılar, yeşili, tarihi, kültürü yok ettiler.

Bütün belediyelere imar uygulamaları için müfettiş göndereceklermiş. İstanbul’da hiçbir imar uygulamasında ilçe belediyelerinin yetkisi yok ki. Yetki büyükşehirde. Büyük yağma talan projelerini bakanlıktan izinle yaptılar. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı ‘Ben talimatla yaptım’ diyor. Bakanlık, Turizm Bakanlığı, TOKİ, Kiptaş imar yapıyor. Her şey talimatlarıyla yapılıyor. İmarla ilgili yürütülen bu tartışmalarda büyük bir yağma ve talanın önünü açmaya çalışma var. ‘Belediyeler bu suçları işliyor imar yetkisini, denetimleri tamamen bakanlığa bırakalım’ diyor. Bunu herkes görüyor. 

OHAL olmasa AKP bir arada duramaz. Belediye başkanlarını istifa ettiremez… Bu tartışma AKP’deki Erdoğan’ın mutlak egemenliğinin sonun getirdi. Günlerdir baskı, tehdit var. Abiler devreye giriyor. İl ilçe kongreleri yapılıyor sandalyeler havada uçuşuyor. Bakanların önünde birbirlerine giriyorlar.

AKP’nin en güçlü olduğu yer yerel yönetimlerdi. AKP genel başkanı ‘metal yorgunusunuz, kötü işler yapıyorsunuz’ diyor. AKP’de uzun dönem iktidar olmanın getirdiği güç zehirlenmesi var. 

-Milli görüş geleneğinden gelirkenki iddialarıyla bugünkü konumları arasında dünyalar kadar fark var. İstanbul’a ihanet ettiysen bunun bir bedeli olacak. Bütün kentlere ihanet etti. 

“16 Nisan’da da AKP’nin kaybettiği tescillendi”

7 Haziran'dan beri işleyen bir süreç var. 7 Haziran çok önemlidir. AKP’nin ilk defa tek başına iktidar olamadığı bir süreç. Bugün yaşadığımız her şeyin arka planını 7 Haziran seçim sonuçları oluşturuyor. 7 Haziran artık kaybettiklerinin göstergesi, bir milat.

1 Kasım Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesi, Suruç’la başlayan bir süreç. Bunun en büyük mimarlarından biri MHP oldu. AKP seçim kaybetmişken bütün iktidar senaryolarını elinin tersiyle itti.

16 Nisan’da da AKP’nin kaybettiği tescillendi. OHAL’e rağmen baskı, tehdide, hayır diyenlerin FETÖ’yle, PKK’yle eş değer hale getirilmesine rağmen… Evet için devletin bütün imkanları kullanıldı. Ne yaparsa yapsın kaybedecek. Yeter ki biz süreci doğru görelim.

Kişisel siyasal egolardan vazgeçmeliyiz. ‘Ben olacağım’ inadından vazgeçmeliyiz. 

İstanbul’u nasıl yöneteceğimizi, kente karşı işlenen suçlara karşı nasıl bir yol izleyeceğimizi belirlemeliyiz. 
-Sokaktaki insanların büyük bir kesiminin kentin yağmasından haberi bile yok. -Kadrolar inandırıcı isimlerden oluşturulmalı. CHP, 15 yıldır belediyelerdeki yağmacılardan hesap soracağını ilan etmeli."




Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları