loading
close
Dolar: 4,81 TL
Euro: 5,60 TL
Sterlin: 6,27 TL
SON DAKİKALAR

Mücadele için...

Mücadele için...
Tarih: 11.09.2017 - 00:00
Kategori:

Erol Kızılelma: Baştan söyleyeyim. Mücadele kararlığında isek, mücadele etmeye mahkum isek, karamsar olmaya hakkımız yok.

Baştan söyleyeyim. Mücadele kararlığında isek, mücadele etmeye mahkum isek, karamsar olmaya hakkımız yok. Bugüne gelirken bütün olumsuzlukları birlikte yaşadık. Birçoğunun farkına da vardık. Engel olamadık. Uzunca yıllar ülkeyi yöneten sağ partiler de, sol siyasetimiz de, bugüne gelen yolun taşlarını birlikte döşediler.
Bugünkü iktidar gibi, sağ partilerden oluşan iktidarlar, ideolojiden daha çok kısır çıkar ilişkileri çerçevesinde şekillenmişlerdi. Elbette muhafazakarlığı kullanıyorlardı, elbette dini alabildiğine istismar ediyorlardı. Kimi zaman liberalleri de arkalarına alıyorlardı. Genç Cumhuriyetin değerlerini büyük ölçüde erozyona uğrattılar. Cumhuriyet ile kendi açılarından hesaplaşma peşinde olanlar bu gelişmeleri memnuniyetle karşıladılar. Ama ülkenin bugünkü duruma geleceğini, neredeyse ülkenin altımızdan kayıp gitmesi durumuyla karşı karşıya kalacağımızı, özgürlükleri ve demokrasiyi tümüyle yitireceğimizi onların da hiç tahmin edemediklerini düşünüyorum.
Yağmalama anlayışının şekillendirdiği bugünkü iktidarın çok gözü kara ilerliyor. Gemileri yakmış görünüyor. Benden sonra tufan anlayışıyla ülkeyi talan ederek tüketirken, çok büyük suçlar işlediklerinin farkındalar. Bu nedenle, geri dönüşe hiçbir zaman izin vermeyecekleri anlaşılıyor. Bunun için ne gerekiyorsa yapacaklar, her yolu deneyeceklerdir.
Çok tekrar ettik. Daha önce farklı düşünenler de artık gerçeği gördü. Bu iktidarın demokrasiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. Hiçbir zaman da olmadı. Olduğunu sananlar hem kendilerini kandırdılar hem de iktidardan nemalananlar hariç halkın önemli bir kesimini yanılttılar.
Hep birlikte yaşadığımız bu durumla mücadele edilecekse, muhalefetin de bazı hazırlıkları gerçekleştirmesi zorunlu. Öncelikli olarak, iktidarın olabildiğince yalnızlaştırılmasına çabalanmalıdır. Geçmişte şu veya bu sebeple iktidara destek olmuş olan kesimlerin, artık gerçeği görmesi ve desteğini çekmesi için uğraş verilmelidir. İktidarla çıkar birliği ve suç ortaklığı yapanların ise sonuna kadar iktidarın yanında durması doğaldır. Ama bu iktidarın güç ve meşruiyet kazanmasında önemli rolleri ve ağır sorumlulukları olmakla birlikte, liberaller ile yetmez ama evetçi çevrelerin önemli bir kısmının bu iktidara verilen desteğin neye malolacağını artık görmeleri gerekir.

GÜÇLÜ BİR TAHKİMAT

Muhalefet saflarının tahkimatında, Türkiye solu kadar, AKP ve Tayyip Erdoğan’la hiçbir sorunun çözümünde adım atılamayacağını artık anlamış olan Kürt siyaseti ile her dönemin mağdurlarından olan Alevi kesimi de önemli yer alacaktır. Bu birliktelik, AKP döneminde, başta haksızlık, hukuksuzluk ve şiddet olmak üzere her türlü mağduriyeti yaşamış olan toplumsal kesimleri, çalışanları, kadınları, gençleri, emeklileri, LGBTİ’leri, hatta dönemin özel mağduru çocukları, politikasının merkezine almalıdır. İktidarda kalmayı bir ölüm kalım meselesi olarak gören iktidarın, ayakta kalmak için, halkın bir kısmını silahlandırmak dahil her türlü önlemi almaktan kaçınmayacağı düşünülürse, siyaseten farklı düşünseler bile iktidar çevresinde yer alanlara uzanmanın yollarını bulunmalıdır.
AKP’ye oy verenler arasında, mutlaka yurtseverlik konusunda duyarlı yurttaşlarımız da vardır. Bunlar çeşitli nedenlerle, geçmiş sağ iktidarların uyguladıkları politikaları beğenmediklerinden, sözde mağduriyet edebiyatının etkisinde kaldıklarından, AKP’nin kurucularına kişisel sempati beslediklerinden veya işsiz çocuğuna iş bulma kaygılarıyla, bugüne kadar bu iktidarın ayakta kalmasına katkı vermiş olabilirler. Ama bu yurttaşlarımıza da, kendi çıkarları için kin ve nefret politikalarıyla halkı kutuplaştırıp birbirine düşman haline getiren, hak hukuk tanımaz bu iktidarın günahının çok büyük olduğu, ülkeyi bir felakete sürüklediği anlatılabilmelidir. Demokrasi ve özgürlüklerin önemini her yurttaşımızın kavraması sağlanmalıdır.
Ama her şeyden önce demokrasi cephesinde hiçbir gedik açılmasına izin verilmemelidir. Ülkemiz çok kritik bir süreçten geçiyor. Demokrasi güçlerinin mutlak güçbirliği belirleyici olacaktır. Bu nedenle kimse, hatta CHP bile, kendi doğrusunu, kendi politikasını, kendi çıkarını merkeze almamalıdır. Kimse dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanıp fırsatçılığa kalkışmamalıdır. Geçmişte, yarar sağlayacağını sandığımız bu fırsatçı davranışların, sadece AKP'ye yaradığı, demokrasimizin büyük yara almasına neden olduğu, elimizdeki özgürlüklerimizi bile yitirdiğimiz unutulmamalıdır. Bu uyarının hem CHP, hem Kürt siyaseti, hem de sosyalist siyasetler tarafından dikkate alınmasını umalım. Herkes kendini ve geçmişte ne hatalar yapıldığını biliyor. Bundan sonra atılacak yanlış adımlar artık sadece hata olarak nitelendirilemez.

ENVANTER ÇIKARILMALIDIR

15 yıllık iktidarın, yarattığı tahribatın büyüklüğünün farkındayız. Hem bu tahribatların giderilmesi hem de hepsinin teker teker hesabının sorulması için, mutlaka bu iktidar döneminin bir envanterinin çıkarılması gerekmektedir. Talan edilen ülkemizde, iktidar olanakları sayesinde nemalanan, köşeyi dönen, zengin olanların bir listesi tutulmalı, bu harami artıkları bu iktidar sonrasında hesap sorulacağını şimdiden bilmelidirler.
Cumhuriyetin tahrip edilmedik kurumu kalmamıştır. Cumhuriyetin kuruluş değerleri birer birer yok edilmekle kalınmamış, demokratik işleyiş ve halkın haber alma özgürlüğü yok edilmiştir. Başta eğitim kurumu olmak üzere, laiklik, adalet, siyaset, sosyal devlet ve hatta din kurumu bunların elinde onarılamaz yaralar almıştır. Bu iktidar sonrasında, bir yandan talan edilen ekonomiyi rayına sokmaya çabalarken, bir yandan da yaratılan tahribatın giderilebilmesi için hem yaratılan tahribatın hem bunların suçlularının listesi gün gün tutulmalıdır.

CHP’YE DÜŞEN GÖREV

CHP’ye düşen görev konusu elbette ayrı bir yazı konusu ama geldiğimiz noktada CHP’ye de vurarak diktatörlükle mücadele edilemeyeceğinin artık muhalefetin diğer unsurları tarafından anlaşılmış olması bir kazanımdır. CHP diğer muhalefetle aynı politikaları benimsemek zorunda değildir. Aynı şekilde diğer muhalefet çevreleri, HDP ve sosyalist partiler de CHP gibi düşünmek zorunda değildir. Ama demokrasi mücadelesi konusunda iş ve güç birliği yapmak zorundadırlar. Önemli bir muhalefet potansiyeline sahip olan CHP, kendi durumunun bilincinde olarak diğer muhalefet çevreleriyle iletişim içinde olmalıdır. Ve asıl önemlisi, parlamento dışında verilecek mücadelenin önemini kavrayıp, bu mücadeleyi üstlenecek sivil toplum örgütlenmesi ve mücadelesine destek vermeli, koordinasyonu sağlamalıdır. Demokrasi güçlerinin, aralarındaki siyasi farklılıkları bir kenara bırakıp mahalle mahalle, sokak sokak örgütlenmesi acilen projelendirilip hayata geçirilmelidir.
CHP’ye düşen bir önemli görev de, uluslararası demokrasi güçlerinin aktif desteğinin sağlanması için gerekli politik çalışmaların yoğunlaştırılmasıdır.
Türkiye, 21. Yüzyılda böyle gerici, zorba, antidemokratik bir yönetime mahkum edilemez. Demokrasi güçlerinin direnişi başarı kazanacak, kazanan mutlaka demokrasi güçleri olacaktır.

Erol Kızılelma

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları