Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
Meteoroloji saat vererek uyardı Meteoroloji saat vererek uyardı
İmambakır Üküş serbest bırakıldı İmambakır Üküş serbest bırakıldı
İmambakır Üküş'ün gözaltına alınma anı İmambakır Üküş'ün gözaltına alınma anı
   Yazarlar
Vatandaşlık ulusal mı olmalı anayasal mı?
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler yazıyor, ''Ulus kimliğinden kurtuluş, topluluklar kimliklerinin tanınmasını mümkün kılacaktır...''
 
Tarih: 02.01.2013 - Saat: 11:22:08
 
Türkiye’nin toplumsal geleceğini çizecek iki siyaset var. Bunlardan biri “ulusal vatandaşlık ilkesi” derken diğeri “anayasal vatandaşlık ilkesi” diyor. Bu iki görüş, güncel “yeni anayasa” çalışmalarının bel kemiğini oluşturuyor.

Birincisi, yaklaşık yüz yıl önce benimsediğimiz “Türk vatandaşlığı sistemi”ni uygun ve gerekli görmek demektir. İkincisi ise “TC / Türkiye vatandaşlığı” ya da sıfatsız yalnızca “vatandaşlık” demeyi önermektedir. İlk görüş CHP ve MHP resmi görüşleridir; ikincisi AKP ve BDP resmi görüşleridir. Partilerin tümünde diğer görüşün sesli ya da sessiz savunucularına rastlanabilir. Konuyu olanca ayrıntılarıyla bilmek, özellikle bu geçişkenlikler nedeniyle kritik önem
taşımaktadır. Savunucular arasında bir de dinci çevrelerin bulunduğu bilgisini eklemeliyiz.

Ulusal – Anayasal Vatandaşlık Ne Demektir?

Ulusal vatandaşlık ilkesini benimseyenler, refah içinde diri bir geleceği güvence altına almak amacıyla dünyanın ve Türkiye’nin güncel ortamıyla koşulları kaynak göstermektedirler. Düşünsel dayanakları ulusal devlet deneyimidir:

(1) “Türk” bir etnisite değildir. Türkmen, Yörük, Tahtacı … gibi etnisiteler vardır; ama Türk adı taşıyan bir etnik grup yoktur. Türk, kültürel kavim adlandırmasıdır; Anadolu’da bin yıllık Türkçe ortaklığı ve yüz yıllık Cumhuriyet’le yaşanan uluslaşma süreci, Türk kavramını her türlü etnik aidiyetten kurtarmıştır.

(2) Ulusal vatandaşlık, topluluk kimliklerini yani etnisite ve milliyet bölünmelerini aşmayı sağlayan ulus kimliğinin ürünüdür. Bu sistem, toplumu toplulukların değil bireysel temelde yurttaşların eşitliği üzerinde yükselir. Böyle bir eşitlik, her türlü etnisite; inanç grubu; cinsiyet gömleklerini yırtar ve bireysel özgürleşme sağlanır.

Anayasal vatandaşlık ilkesini benimseyenler, farklılıkların altını çizmek ve “ötekini savunmak” amacıyla dünyada yaşandığı varsayılan (dünyanın değil) “küreselleşme”nin gerekleri ile Türkiye’deki alt toplulukların (Türkiye’nin değil) istemlerini kaynak göstermektedirler. Düşünsel dayanakları küresel emperyalizmin felsefecisi Alman Jürgen Habermas’tır:

(1) Vatandaşlık “ulus” üzerinden değil, yalnızca “anayasa” sözleşmesi çerçevesinden kurulmalıdır. Şimdi ulus ve vatandaşın adı olan “Türk”, bir etnisite/ırk adıdır. Türkiye’de yaşayan kimi vatandaşlar bu isimden rahatsızdır; Türk adlandırmasının kendilerini ifad etmediği ve dışladığı düşüncesindedirler.

(2) Anayasal vatandaşlık, “eşit”lik sağlamalıdır. İlkenin tam adı “eşit anayasal vatandaşlık”tır. Bu sistem, bireyleri değil toplulukları bir arada tutacaktır. Ulus kimliğinden kurtuluş, topluluklar kimliklerinin tanınmasını mümkün kılacaktır. İşte bu farklı kimlikler arasında eşitlik sağlanması gerekir.

Bu özellikler sayesinde, anayasal vatandaşlık sistemi, toplumdaki her farklı topluluğu anayasanın koruması altına almış olacaktır. Tüm topluluklar, kendi varlıklarını sürdürebileceklerdir. Bunun yolu, farklı topluluklara hukuksal tanıma sağlamaktan geçer. Anayasal vatandaşlık ilkesinin en önemli “yeni bir sistem” özelliği de burada ortaya çıkar. Toplumdaki etnik ve inanç/din temelli topluluklar, toplumsal ve siyasal yaşamda “kendi” adlarına etkinlik gösterme
gücüne kavuşturulmuş olurlar. “Kendi” dillerinin resmi dil olarak kabulü, “kendi” eğitim sistemleri, “kendi” temsilcilerinin siyasal yarışı, “kendi” sinemaları, evlilikleri, gömü törenleri ve mezarlıkları….. Devletin yapması gereken, her topluluğa “eşit haklar” tanıyıp bu temelde davranmasıdır.

Kısaca anayasal vatandaşlık, toplum ve siyaset için tek ulusal yaşamdan vazgeçilip cemaatler ve milliyetler yaşamı vaat eder. Toplum ve devlet ulusal değil "cemaatler ve milliyetler" dünyası olacaktır.

Bizim İçin Hangisi?

Anayasalar, kişi ya da toplulukların psikolojik doyumlarını sağlamaktan daha fazlasını yapar. Bir ülkenin tüm yönetim sisteminin yapı ve ilkelerini kurar. Yapı ve ilkeler, şimdiki gibi tarihsel dönüm noktalarında bütün bir ülkenin ve halkın varlık – yokluk sorunudur. Şimdi söz konusu olan Türkiye’nin ve Türk Ulusu’nun geleceğidir. Bu nedenle, “hangisi” sorusuna yanıtımızı politik / taktik nedenlerle değil tarihsel / stratejik nedenlere dayanarak vermek zorundayız.

İki sistemden birini yeğleyebilmek için sorulması gereken temel sorular şunlardır:

“Ulusal vatandaşlık” bizi geleceğe eskisinden daha güçlü bir biçimde taşıyabilir mi? Bunun için bin yıllık oluşum ve yüz yıllık kuruluş dönemleri temel alınıp eleştiri süzgecinden geçirilmeli mi?

“Eşit anayasal vatandaşlık” ilkesine göre kurulacak bir yönetim sistemi, ülke olarak ‘bir Türkiye’nin varlığını ortadan kaldırma sonucu yaratır mı? Bu ilke, tüm halkın refahının artmasına hizmet edebilir mi?

Bize gereken nedir? Ve elbette tarihsel – toplumsal koşullar bakımından değerlendirdiğimizde mümkün olan hangisidir? Ulusal devlet mi yoksa milliyetler devleti mi?

İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler

Etiketleme: Birgül Ayman Güler, türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika,

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 

MHP'de Kim Genel Başkan Olsun



Meral Akşener
Devlet Bahçeli
Ümit Özdağ
Sinan Oğan
Koray Aydın



  Yazarın Diğer Yazıları
Türk'e karşı Masa ve MHP ...
İşgalcinin adı: Özgürlükçü Demokrat ...
Neoliberalizm'in son askeri; Özgürlükçü demokrasi ...
Kaçın, Özgürlükçü Demokrasi geliyor ...
İki Özerkliği de istemek ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Taksim’den vazgeçmek işçi sınıfına ihanet değil mi?
Prof.Dr. Ahmet Özer
Kadına ve yaşama dair esintiler
Atay Sözer
Nükleer hep düşman Japon başkan bin pişman
Dr. Dursun Kırbaş
Bu çılgınlık nereye kadar
Turgut Ünlü
Osmanlı'nın çöküşü... İşçi Sınıfı
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Türk'e karşı Masa ve MHP
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
Dün dilinizden düşürmediğiniz 'Fuhuş' kelimesi bugün ayıplı mı oldu?
Av. Zühal Dönmez
Ağlama Anne
Ömer Faruk Eminağaoğlu
23 Nisan evet ama şimdi egemenlik kimde
Yaşar Seyman
Sendikacılar, 1 Mayıs'ı kaçırıyor!
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim