loading
close
SON DAKİKALAR

AKP müteahhitlerinin yolları bayramda niye bedava değil?

Can Ataklı
Tarih: 27.04.2022
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Kimi aklı evveller “O yol ve köprülerin yap işlet devret yöntemine tabi bu nedenle müteahhitlerin parasının belirlenen takvimde ödenmesi gerek” diyorlar.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Erdoğan yükselen fiyatların “kalıcı” olacağını itiraf etti

Koşullar ne olursa olsun saray iktidarı asla kendinde bir yanlış görmüyor.

Teflon tava örneği, üzerine hiçbir şey yapışmıyor.

Şundan 5 ay öncesine kadar “ekonomisi dünyada en iyi ülkelerden biriyiz, bütün ülkeler bizi kıskanıyor” edebiyatı yapan iktidar şimdi “kötü gidişten kurtuluş reçeteleri” açıklamakla meşgul.

Ekonomi ile ilgili bakanlar ardı ardına “Sabredin, bu sıkıntıyı atlatacağız, dövizi yoluna koyduk sıra enflasyonda” türü açıklamalar yapıyor.

E hani ekonomi çok iyiydi.

Ne oldu birden?

Bahane hazır: Küresel kriz, Ukrayna savaşı, falan filan.

Ne zamandır anlatıyorum biliyorsunuz, “ekonomi kontrolden çıkınca en ihtiyaç duyduğumuz başta gıda olmak üzere tüm mal ve hizmetler aşırı zamlandı. Bundan sonra artık hangi ekonomik kararı alırsanız alın fiyatları geri çekemezsiniz.”

Benim ekonomi diplomam yok ama bunu görüyorum.

Neyse ki ekonomi diplomasına sahip ve uzmanlık alanı da ekonomistlik olan AKP genel başkanı da sonunda bu gerçeği kabullendi.

Erdoğan bakanlarıyla toplantı yaptıktan sonra “Doğalgaz ve elektrik başta olmak üzere ortaya çıkan fiyat artışlarının can yakıcı düzeyde olduğunun farkındayız” diyerek önemli bir itirafta bulundu.

Dedi ki, “Aldığımız tedbirlerle kurun istikrarını sağlamış olsak da bu süreçte yükselen kurun fiyatlar üzerindeki artışı kalıcı olmuştur. Bundan sonra milletimizin temel ihtiyaç fiyatlarını sebepsizce artıranlara en küçük acıma göstermeyeceğimizi buradan açıkça ifade ediyorum.”

Yani neymiş, “Fiyatlar artmış ve artık orada kalacakmış.”

Ama fahiş fiyat artışı yapanlardan da mutlaka hesap sorulacakmış.

Sanıyorum biz bu sözleri aralık ayından beri neredeyse her gün duyuyoruz.

Peki, kimdir bu fahiş fiyat artışı yapanlar, nerededirler ve neden bir tanesi bile yakalanıp cezalandırılmamıştır?

Aylardır toplum bu sözlerle adeta uyutuluyor.

Arada göstermelik bazı baskınlar yapılıyor.

Gerçi onlara da baskın denemez.

Polisler marketlere girip ellerindeki defterlere fiyatları falan yazıyorlar.

Bazen bu işi belediye zabıtaları üstleniyor.

Aslında bunların hiçbir anlamı yok.

İktidar ne kadar zorlarsa zorlasın “fahiş fiyat uygulayanları” ya-ka-la-ya-maz.

Nedeni çok basit.

Piyasadaki bütün zamların tek sorumlusu elindeki her şeye fahiş zam yapan iktidar da ondan.

BUNU YAZMAK GEREK

Gezi kararı karanlık günlerin habercisidir

Gezi davası kararı şaşırttı mı?

Açık söyleyeyim bu kadar ağır ve vicdanları sızlatacak bir karar beklemiyordum.

Çok belli ki “kişisel bir hırs güdülen” Osman Kavala’ya “yattığı sürenin yeterli olacağı” bir ceza geleceğini diğer sanıkların ise “delil yetersizliği” bahanesiyle beraat ettirileceğini düşünmüştüm.

Oysa çok ağır karar çıktı.

Demek ki mahkeme üyeleri karanlık günlerin habercisi olan bu dava nedeniyle gözlerini iyice karartmışlar.

Hiçbir belgeye, kanıta dayanmadığı halde bu kadar ağır ceza verilebilmesi tüm topluma “iktidarda kalmak, gücümü artırmak ve her türlü eleştiriyi yok etmek için her şeyi yapabiliriz” mesajından başka bir şey değildir bana göre.

Bu karardan sonra toplumsal bir tepki göstermek çok zor olacaktır.

Ancak bu karar aynı zamanda “velev ki toplumsal bir tepki doğdu, o halde anında OHAL ilan ederek herkesin kafasını kırarım” mesajıdır da.

Çıkacak kaos ve ilan edilecek OHAL ile ya baskın seçim yapılarak AKP’nin tekrar kazanması sağlanır ya da OHAL bahanesi ile 2023’teki seçimler de “kesin kazanma garantisi elde edilinceye kadar” ertelenir.

Yanisi şu ki, önümüz hayli karanlık.

Ama şunu da yazmadan edemeyeceğim.

Göreceksiniz bu dava da tıpkı Ergenekon, Balyoz gibi bozulacaktır.

Yargıtay’ın verilen bu akıl dışı cezaları onaylayacağına hiç ihtimal vermiyorum.

Bİ SORALIM BAKALIM

AKP müteahhitlerinin yolları bayramda niye bedava değil?

AKP genel başkanı her yıl olduğu gibi bu yıl da otoyol ve köprülerin bedava olacağını ilan etti.

Tabii bu her zamanki gibi yine daha önceki yönetimler tarafından yapılmış otoyol ve köprüleri kapsıyor.

AKP müteahhitlerine yaptırılan otoyol ve köprülerde ise bayramda geçişler yine paralı olacak.

İyi de milletin köprü ve otoyolları bedava da AKP müteahhitlerinin yolları neden paralı?

Kimi aklı evveller “O yol ve köprülerin yap işlet devret yöntemine tabi bu nedenle müteahhitlerin parasının belirlenen takvimde ödenmesi gerek” diyorlar.

Yalan, palavra.

Çünkü AKP genel başkanı kendi müteahhitlerine “geçiş garantisi” verdi.

Yani köprüden geçen olsa da olmasa da milletin cebinden bunların parasını çatır çatır ödüyor.

Buna karşı milletin otoyol ve köprülerinin bedava olması yüzünden devletin ciddi bir kaybı olacak.

Örneğin İstanbul’daki iki köprüden günde ortalama 350 bin araç geçiyor.

Tüm araçları göz önüne aldığımızda ortalama bir araç için 20 lira ödeniyor.

Bu da günlük 7 milyon lira eder. Bayram tatili uzamasa ve sadece üç gün için bu köprüler bedava olsa kayıp 21 milyon lira.

Bakın bu durumda ne oluyor?

AKP genel başkanı sırf popülizm uğruna, oy toplamak ve “baba başkan” imajı çizmek için milletin malı olan köprü ve otoyollardan para almayarak devleti zarara uğratıyor.

AKP genel başkanı, müteahhitlerin köprü ve yollarından da para almasa bunda devletin bir kaybı olmayacak.

Çünkü zaten işin en başında geçiş garantisi vermiş.

Müteahhitler köprü ve otoyollar paralı da olsa bedava da olsa yine aynı parayı alacaklar.

Demek ki bayramda bu otoyol ve köprüleri kullanacaklar kazıklanmış oluyor.

Niye?

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Bu doğruysa, Kılıçdaroğlu’nu yanıltan hemen ortaya çıkarılsın

Elektrik faturasını “bilerek ödemeyen” ve bu nedenle elektriği kesilen CHP Genel Başkanı, bu eylemi elektriği kesilen 4 milyon abonenin içinde bulunduğu durumu yansıtmak için yaptığını söylemişti.

Kılıçdaroğlu bir hafta karanlıkta yaşayacaklarını da ilan etmiş ve “elektriği kesilmiş olan vatandaşları ziyaret edeceğim, onların dertlerine hem ortak olacağım hem de durumlarını tüm kamuoyuna açıklayacağım” demişti.

Nitekim bu amaçla Ankara Keçiören’de elektriği kesik bir evi ziyaret etmişti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise söz konusu abonenin elektriğinin kesilmediğini ama Kılıçdaroğlu’nun ziyareti sırasında kasten karanlıkta oturulduğunu ileri sürmüştü.

CHP’li yetkililer ise kesinti tutanaklarını göstererek Bakan’ı yalanlamışlardı.

Ben de Flash TV ana haberlerinde durumu eleştirmiş ve Bakan’ı yanıltanların ortaya çıkarılmasını istemiştim.

Ancak ertesi gün farklı bir açıklama daha geldi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez iddiasını tekrarlayarak “Söz konusu abonenin sayacından alınan verilere göre; abonenin enerjisi 4 aydır kesik değildir. Geçmiş tarihlerde günlük elektrik tüketimi mevcut olduğu gibi ziyaret ettiğiniz 23 Nisan Cumartesi günü de elektrik tüketimi mevcuttur” dedikten sonra şunu ekledi; “O gün sadece sizin ziyaret saatlerinizi de kapsayan 18:18 ile 21:31 saatleri arasında elektrik tüketimi yoktur. Ziyaretinizin ardından 21:31’den itibaren elektrik kullanımına devam edilmiştir. O gün dağıtım şirketi herhangi bir kesme-açma işlemi yapmadığına göre ziyaret saatlerinizde elektriği kim kesti, kim açtı? Gerçeğe aykırı iddialarınızdan dolayı mahcup oldunuz mu? Kamuoyundan özür dileyecek misiniz?”

Şimdi ben de merakla bekliyorum.

Bu doğru mu?

Doğru ise Kılıçdaroğlu’nu yanıltan ve yanlış bir eyleme imza attıran kim?

Bunun mutlaka ortaya çıkarılması ve kamuoyuna teşhir edilmesi gerekir.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Günün sözü

“Devlet işleyişinde her işin başı adalettir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, güvenlik olmaz, kalkınma, ilerleme, refah olmaz”

Kim mi söylemiş bunu?

Ayıptır, bu kadar özlü bir sözü kimin söylediğini en açından herkesin tahmin etmesi gerek. Sözün sahibi yargı mensuplarını iftar için saraya çağıran AKP genel başkanı elbette.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları