loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Çerçeve yasa ve Anayasa’ya aykırılıklar

Çiğdem Toker
Tarih: 12.08.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Cumhur İttifakı’nın TBMM’ye getirdiği kanun tekliflerinin hiçbirinde, kelimenin tam anlamıyla virgül değişikliği dahi yapılmayışında sürpriz bir durum yok.

İktidarın “Terörsüz Türkiye” diye nitelediği süreç kapsamında hazırlanan ve “çerçeve yasa” diye anılan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”ne dair kanun, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeriyor.

Söz konusu aykırılıkların bir kısmı, geçtiğimiz hafta boyunca akademisyen hukukçular tarafından dile getirildi. Ancak oldukça kapsamlı ve ayrıntılı değerlendirmeler, Teklif’in TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında resmi olarak da kayda geçti. Ağırlıklı olarak İyi Parti Milletvekilleri Uğur Poyraz ile Hakan Şeref Olgun tarafından sunulan önergelerin tamamı, elbette ki reddedildi.

Söz konusu önergelerin hiç değilse bir kısmını 7 Ağustos tarihli Adalet Komisyonu’nun TBMM sitesinde yayımlanmış 164 sayfalık tutanaklarından özetleyerek aktaracağım.

Öncesinde belirtmek gerekiyor ki, çeyrek yüzyıldır AKP’nin, son yıllarda da Cumhur İttifakı’nın TBMM’ye getirdiği kanun tekliflerinin hiçbirinde, kelimenin tam anlamıyla virgül değişikliği dahi yapılmayışında sürpriz bir durum yok.

Kanıksama riski
Bu hâl iktidarın, talimatlı, dilinden “Yüce Meclis” ifadesini düşürmeyen partililerin, iş fiiliyata gelince en küçük bir değişikliği bile yenilgi sayan, çoğulculuğa asla gönül indirmemiş bilinen yaklaşımıyla uyumlu.

Ancak bu bilindik olgu, Anayasaya aykırılıkların kanıksanması gibi bir riski de içeriyor. Bundan 10 yıl önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması sırasında söylediği ve uyguladığı “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” yaklaşımı, halen daha eleştiriliyor ve unutulmuyorsa, bu kanundaki Anayasa’ya aykırılıkların da görmezlikten gelinmemesi gerekiyor.

Konunun terör örgütü mensuplarının silahları bırakması koşuluna bağlı ceza düzenlemeleri gibi çok önemli konu oluşu, kanunun “özel” niteliği ve bu özel karakterin meşruiyet sağlamak adına savunulması, beraberinde Anayasa’ya aykırılıkları tolere etme zorunluluğu getirmiyor.

(Bu arada parantez içi belirtelim; Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “evet” tercihine yükselen tepkiler içinde, azımsanmayacak kadar “referanduma götürülmesini önermeliydi” eleştirisi de var. Gelin görün ki bu imkansız. Çünkü bir kanunun referanduma götürülebilmesi için o kanunun bir Anayasa değişikliği içermesi gerekiyor. Normal kanunlar, referandum konusu olamıyor.)

TBMM Adalet Komisyonu’nda 7 Ağustos Cuma günü 15.30’da başlayıp ertesi sabah 09.00’da sona eren görüşmelerde gündeme gelen Anayasaya aykırılık konuları ve diğer eleştirilerden bir demet:

- Terörün finansmanı görmezden geliniyor: Kanun teklifi, örgütün ekonomik yapısı, finans kaynakları, elde ettiği mal varlığı, bunların tasfiyesi, teklif bunların hiçbirini düzenlemiyor. Silahın bırakılması konuşulurken terörün finansmanını tamamen görmezden gelinmektedir.

- Yürütme yargıyı yönlendiriyor: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Başkanlığı’nda bakanlar ve üst düzey yürütme görevlilerinden oluşan Kurul’a, bu yasayla ceza muhakemesi, infaz, hak yoksunlukları ve yasal düzenleme süreci üzerinde geniş yetkiler veriliyor.

Kurulun hak yoksunluklarının kaldırılması için sulh ceza hâkimliği, mahkeme veya infaz hâkimliğinden talepte bulunması yürütmeyi yargısal kararların yönlendiricisi haline getiriyor. Mahkemelerin siyasi ve idari bir kurulun talebi üzerine kişilerin cezai statüsünü değiştirmesi Anayasanın 9'uncu ve 138'inci maddelerine aykırıdır.

- “Sürecin örgüt nezdinde ilerlemesi” ifadesi: Kurula sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere görevlendirme yapma yetkisi verilmiştir. Devlet organlarının bir terör örgütü nezdinde siyasi süreci ilerletme görevi üstlenmesi hukuki sınırları ve sorumluluğu belirlenmemiş bir yetkidir. Kurulun hangi işlemleri yapacağı ve kimlerle temas kuracağı kanunda gösterilmemiştir. Bu durum Anayasanın 6'ncı, 7'nci ve 8'inci maddelerine aykırı.

- İnfaz kolaylığı değil, af: Kurul kesinleşmiş mahkûmiyetlerden doğan hak yoksunluklarının tüm sonuçlarıyla kaldırılmasını talep edebilecek. Mahkûmiyetin feri sonuçlarını ortadan kaldıran bu düzenleme infaz kolaylığı değil af sonucudur. Bu nedenle Anayasa'nın 87'nci maddesindeki beşte 3 çoğunluk şartına tabidir. Anayasa'nın 76'ncı maddesi terör eylemlerinden mahkûm olanların affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemeyeceğini düzenlemektedir.

Kanunla hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla kaldırılması Anayasa'nın açık hükmünü etkisiz hâle getiremez. Terör eylemlerinden mahkûm kişilere seçilme veya kamu görevi üstlenme yolunu açacak bir uygulama Anayasa'nın 11'inci ve 76'ncı maddelerine aykırıdır.

- İmtiyaz yaratılıyor: Hak yoksunluklarının yalnızca belirli bir terör örgütüyle bağlantılı kişiler için kaldırılabilmesi aynı suçlardan mahkûm olanlar arasında örgüt adına dayalı imtiyaz yaratmaktadır. Bu durum ilerleyen süreçte diğer teröristler için de uygulanabilecektir. Bu durum Anayasa'nın 10'uncu maddesine aykırıdır.

- Cezasızlık zırhı: Yasa kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı maddesi, hukuk devletinin temelini oluşturan yargısal denetimi ortadan kaldıran mutlak bir sorumsuzluk ve cezasızlık zırhı. Anayasa'nın 2'nci maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni hukuk devleti olarak tanımlar. 125'inci madde idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğunu düzenler.

Madde ise kanun kapsamında görev yapan kişilerin tüm hukuki ve idari sorumluluğunu peşinen kaldırmaktadır. Kanunla yargısal denetim dışında bir kamu faaliyeti alanı yaratılamaz. Anayasa'nın 137'nci maddesi konusu suç teşkil eden emrin hiçbir suretle yerine getirilemeyeceğini ve yerine getiren kişinin sorumluluktan kurtulamayacağını açıkça hükme bağlamaktadır.

“Kendine özgü erteleme”ymiş
Adalet Komisyonu Başkanı AKP Milletvekili Cüneyt Yüksel, kanun teklifinin, örtülü af olduğu eleştirisine Anayasa Mahkemesi kararını gerekçe göstererek şu yanıtı verdi:

“Anayasa Mahkemesi de aslında 2020 kararlarında cezanın miktarını veya türünü değiştirmeyen, yalnızca infazın şekil ve rejimini düzenleyen hükümlerin özel af sayılamayacağını kabul etmiştir. Dolayısıyla teklifin genel veya özel af olmadığı, örgütün tasfiyesine bağlı geçici, sınırlı ve kendine özgü bir erteleme rejimi olduğunu da ifade etmek istiyorum.”

Yüksel, bu yasanın kapsamına dair bir Etki Analizi olmadığı eleştirilerine ise yanıt vermedi. Gerçekten de bu kanun kapsamında kaç kişi olduğu kaç kişinin tahliye olacağı, hangi ülkelerde kaç kişiyi kapsayacağı, soruşturmaların sayısı, müsadere edilecek mal ve değerlerle ilgili bir tespite metnin hiçbir yerinde rastlanmıyor.

Yukarıda özetlediğim Anayasa’ya aykırılık önergeleri onlarla sınırlı değil. Devamını merak edenler, Adalet Komisyonu tutanaklarında bulabilir. Bu kapsamda kayda değer nitelik taşıyan ve tartışılması gereken konulardan biri de bu kanunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıma hak ve yetkisi bulunan tek parti olan (yeni ana muhalefet partisi olduğu için) Yeni Parti’nin tutumunun ne olacağıdır.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları