loading
close
Dolar: 5,90 TL
Euro: 6,50 TL
Sterlin: 7,47 TL
SON DAKİKALAR

Savaş

Çiğdem Toker
Tarih: 09.10.2019
Kaynak: Çiğdem Toker - Sözcü

Çiğdem Toker; Trump yönetiminin son çıkışı IŞİD'i yeniden hatırlamamıza vesile olmalı: Askerlerimizi yakan, kafa kesen, katliam düzenleyen, Ezidi kadınları köle pazarında satan, bütün bunları yaparken petrol kuyuları işleten pragmatist bir barbar yapı olduğunu yeniden hatırlamamıza.

Yarın Ankara Gar Katliamı'nın dördüncü yılı. IŞİD'in, barış talebi için buluşan insanlara Ankara'nın göbeğinde yaptığı korkunç saldırıda 103 yurttaş yaşamını yitirdi.  Demokrasiden yana iyi yürekli, vicdanlı, aralarında güzel gözlü bir çocuğun, aydınlık yüzlü gencecik insanların yer aldığı 103 yurttaş.
Yaralıların hastaneye götürülmesi ve ilk yardım çabalarının güvenlik güçlerinin gaz müdahalesiyle karşılaştığını bir daha kayda geçirelim. Katliamdan dakikalar sonra Gar'daydım. Orada karşılaştığım manzarayı, tanık olduklarımı, beş duyuma birden hücum edenleri, günışığının güpegündüz nasıl söndüğünü, yaşadıkça unutmam imkansızdır. Birçok Ankaralıyla birlikte 10 Ekim Katliamı'yla kalbimizin, belleğimizin hastalandığını, gerçek bir iyileşmenin mümkün olmadığını düşünenlerdenim.
★★★
Türkiye dört yıl sonra yeniden büyük bir IŞİD sorununun kıyısında. Trump yönetiminin Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna askeri operasyon düzenlemesine “IŞİD'li tutuklulardan Türkiye sorumlu olacak” koşuluyla onay vermesi birçok soruyu gündeme taşıdı.
Trump yönetiminin son çıkışı IŞİD'i yeniden hatırlamamıza vesile olmalı: Askerlerimizi yakan, kafa kesen, katliam düzenleyen, Ezidi kadınları köle pazarında satan, bütün bunları yaparken petrol kuyuları işleten pragmatist bir barbar yapı olduğunu yeniden hatırlamamıza.
Bu nedenle iktidar, Beyaz Saray'dan yapılan açıklamadaki “Türkiye bundan böyle, ABD'nin son iki yıldır bölgede yakaladığı IŞİD'cilerden sorumlu olacak” ifadesinin ne anlama geldiğini, sonuçlarının ne olacağını, “uyuduğu” söylenen IŞİD hücrelerinin şehrileri yeniden kana bulayacak biçimde uyanıp uyanmayacağı sorularını yanıtlamak, toplumu bilgilendirmek zorunda.
★★★
Savaşın ya da yaklaşan savaş ihtimalinin kendisi dışındaki konulara odaklanma imkanını daralttığı doğrudur. Düne kadar milyonlarca insanın olası bir Marmara Depremi kaygısıyla günlerdir uykusuz geceler geçirdiği bir ülkeydik değil mi? Doğalgaza, elektriğe, köprülere, PTT hizmetlerine yapılan zamlardan bükülüyordu belimiz. Daha düne kadar.
Peki ekonomideki kötü gidiş, büyük deprem ihtimali Trump'ın tivitleriyle ortadan mı kalktı? Kışa girerken doğalgaza, elektriğe, köprülere, PTT hizmetlerine yapılan zamlar; açlık sınırında yaşayan milyonlarca dar gelirli, işsiz, yoksul insan için yok hükmünde mi olacak? İktidarın kötü dış politikası ve bu kötü dış politikanın sonuçları yüzünden hiçbir dahli olmadığı halde durmadan vatanseverlik sınavına tabi olan halk yoksulluğun, bütçe açığının zamlarını hesabını sormak yerine yine mi ne kadar vatansever olduğunu kanıtlamaya çalışacak?
★★★
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin kısa süre önce düzenlediği “Uluslararası Suriye Konferansı”nda şu mesajı vermişti:
“Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye toprakları üzerinde sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz. Ancak terörle mücadelenin Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilerek ve doğrudan Şam yönetimiyle ilişki kurularak sürdürülmesinin en doğru yol olduğu inancındayız.”
Kılıçdaroğlu dün Suriye ile Irak'a sınır ötesi operasyon konusunda verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin tezkere için “Oradaki askerlerin burnu kanamasın diye tezkereye içimiz yana yana evet diyeceğiz” dedi.
CHP'nin bugüne kadar sınır ötesi operasyon tezkereleri ve uzatma tezkerelerine hayır demediğini bilirseniz bu son tutumu da şaşırtıcı bulmazsınız. Ne var ki keşke Kılıçdaroğlu, HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla sonuçlanan Anayasa değişikliği sürecindeki “Anayasa'ya aykırı ama evet” tutumunu akla getiren bu yaklaşımı biraz daha açsa.
CHP liderinin halkın bilgilenmesi adına çok kritik bir dönemdeki bu tercihi anlaşılır bir biçimde halkla paylaşması yararlı olacaktır.
Şu soru hep meşru: İktidarın, Suriye konusundaki kötü politikalarının bedelini daha ne kadar sorumluluğu bulunmayanlar ödeyecek?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları