loading
close
SON DAKİKALAR

Ukrayna üzerinden savaşlarını da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar

Şükran Soner
Tarih: 19.03.2022
Kaynak: wwww.istanbulgercegi.com

Şükran Soner; Ukrayna üzerinden kan akıtılarak dünyayı parçalama stratejilerinden “milim” sapmadan yürütülen stratejilerde bu kez ters giden bir şeyler değil, çok şeyler var gibi.

Başrolde Amerika, emperyal, nükleer savaş güç odaklarının merkezleri, en ağır bedellerini milyonlara, zaman zaman milyarlarla insana canları, sağlıkları, yoksulluk, yoksunluk olarak ödetiyor olarak, hâlâ “böl parçala yönet” stratejilerinden bir adım ileriye yürüyemiyorlar. Amerika’nın oyun kuruculuğu artık çok tartışılıyor olsa da hâlâ bir numarada kalıyor olmasının köklü nedenleri var..

Birinci hele de ikinci dünya savaşları sonucunda Avrupa merkez güç olma niteliklerinden çok şey kaybetmişken en vahşi göçmenlerinin kökenlerinden kurulmuş vahşi güce dayalı Amerika, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna, gerçeğinde anlamlı hiçbir bedel ödemeksizin, zaferinin nimetleri ile katılırken Hiroşima-Nagazaki’ye attığı atom bombaları ile hâlâ yaraları kapanmamış en büyük insanlık suçunu işlemiş olmaktan sabıkalı.

Elbette bilimsel olarak kansere yakalanmış olanlara ilişkin bilimsel gerekçeleri saymak olanaksız. Ölçümleme dünya kanser ortalaması verileri ile yapılıyor. Daha yüksek çıkan yerler için özel neden sonuçlarının çıkarımı yapılıyor. Karadeniz yöremizdeki kanser ortalaması yükselişlerinde, bizden Özalizmin kısa günün parasal kârları uğruna sakladığı bir küçücük radyasyon bulutunun günahı çok. Japonya’ya atılmış bombanın toplam hesabı yapılamayan kitlesel ölümleri sonrasında, bunca yıl sonra bile hâlâ ortalama verilerin dünya ortalamaları üzerinde çıkmakta olduğunun ayrımında mısınız?

Amerika’nın tarihin o döneminde siyaseten Japonya’yı teslim alması, uzun yıllar, büyük kökten güçlerine karşılık, sömürge ülkesi gibi kullanabilmesi cabası. Dünya ölçeğinde en büyük tekil siyasal güç kazanımı, dünyanın her yanından bilimin en değerli kadrolarının Amerika’ya taşınmalarının bu en hızlı kitlesel sürecinin yaşanması ise bonusu.. Yaz aylarında yurt hasreti ile konuk gelen ailelerin çocukları ile, trafik sıkışıklığında eğlenirlerken “Dünyanın birinci ülkesi kim” sorusuna, hep bir ağızdan, çığlıklı, neşeli “Amerika” haykırışları kulaklarımda..

***

Ukrayna üzerinden kan akıtılarak dünyayı parçalama stratejilerinden “milim” sapmadan yürütülen stratejilerde bu kez ters giden bir şeyler değil, çok şeyler var gibi. Afganistan’da, Pakistan’da, Hindistan’da, Ortadoğu’da, Afrika’da, Güney Amerika’da yoksul, yoksun, eğitimsiz halklar uyandılar deme lüksümüz yok. Bizdeki eğitim düzeyindeki dibe çekilişteki büyük çarpıklıkların daha önce bu köşeden de paylaşılmış çarpıklıkları karşısında, geçiş ülkesi olmanın büyük avantajlarına karşılık, uyanışın gücüne güvenmek zor. Ama başta Ukrayna topraklarında görüldüğü üzere, bizde de çok bildik bu kirli, karanlık çıkar oyunlarına karşı alttan yükselen uyanışı da yok saymak olanaksız. “Savaşlarını da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar” vurgulaması uydurmaca değil yani..

***

Ülkemizden güncel gündeme, tabandan kaçınılmaz olarak yükselmekte olan bilinçlenmenin, bilimsel verilerine kaynak olabilecek gelişmelere dönersek yerimizin elverdiği ölçekler içinde önce BETAM’dan gelen bir güncel araştırma sonuçlarını paylaşmak isterim.. Ekonomi halkımızın canını en çok yakanı olduğundan bu yana, can yakıcı gelişmelerin frenleri tutmaz oldu. Bindirmeli yoksullaşıyor, dibe çekiliyoruz.. Yaşamımızın karabasanı büyüdükçe büyüyor..

İnsanların ev sahibi olabilme düşleri yıkılıverince, çaresiz kiralık evlere bindirme yaşamın dayatmasına dönüşüverdi. İstanbul’da yıllık kira artışları yüzde 112, Ankara’da yüzde 105.7, İzmir’de bile yüzde 74’e tırmanıvermiş. Kiralık konut ilanları bile patlayıvermiş. İstanbul’da yüzde 112’lik, Ankara’da yüzde 106’lık, İzmir’de yüzde 74’lük bir artış gündemde. Ülke ortalaması bile yüzde 49’a çıkmış. Ege’nin yükselen bölgelerinde Urla yüzde 110, Selçuk yüzde 107, Bergama yüzde 98’lik bir artışla ön sıralara geçmişler.

***

Hani birileri Mustafa Kemal’in dünya liderliğine gölge düşürebilmek uğruna, Çanakkale’yi geçilmez yapan, ölümüne savunmayı, ülkenin yaşayan en eğitimli gençlerinin gönüllü canlarını verdikleri büyük direnişi lekeleyebilmek uğruna, 2002’den günümüze vazgeçmedikleri bilgi kirliliği, çamur atmalarla çırpınıp durdular ya. Çanakkale Köprüsü’nün açılış tarihini bile Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü dışında yapmaya kalkışıp kamuoyunun tepkisi karşısında geri dönüş yapmak zorunda kaldılar ya..

Savaşın bilimi, gerçekleri üzerinden yapılan saptamalarla ortaya çıkmış gerçek çok çıplak. Osmanlı’nın dönem iktidarının, padişahının görevlendirdiği Alman komutanın engellemeleri, kasıtsız olsa bile askeri ölçekler içinde yanlış stratejik yönlendirmeleri olmasaymış, can kayıplarımız, değerli şehitlerimizin sayıları çok daha azlara indirilebilirmiş. Kulaklarımızdan Ruhi Su’nun sesiyle, Nâzım Hikmet’in Çanakkale destanı üzerinden uzunçalarının tınıları hiç silinmesin..

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları