loading
close
SON DAKİKALAR

Gerçekle Yüzleşmek İstiyorsanız!

Yüksel Işık
Tarih: 22.01.2021
Kaynak: wwww.istanbulgercegi.com

Yüksel Işık; Memlekette olup bitenleri, bütün çıplaklığıyla öğrenmenin tek yolu, “yeni tip gazetecilik” olarak da adlandırılabilecek “yurttaş gazeteciliği”ni takip etmekten geçiyor.

Rivayet bu ya, Müslüman bir ülkenin hükümdarı, düşmanlarından birini suikast yöntemiyle öldürtmeyi planlamış.

Bu “işi” de “tereyağından kıl çeker gibi” tertemiz yapmak istiyormuş.

Kimin yapabileceğine ilişkin epey düşünüp taşındıktan sonra gözüne birini kestirmiş.

Onu sarayına davet ederek, yedirip içirmiş; öyle ki yemeğin biri gidip, içeceğin diğeri geliyormuş.

En sonunda içeceklerinden birine, uyuşturucu etkisi yüksek olan “banotu” karıştırıp vermiş.

Adam, kendinden geçmiş.

Hükümdar, onu özel olarak hazırlattığı bir bahçeye taşımış.

Bahçede bahçeymiş hani!

Bir çeşit cennet imitasyonu gibi ne istenirse varmış.

“NEREDEYİM BEN?”

Adam bir süre sonra ayılmış.

Etrafına bir bakmış ki bakmaya kıyamayacağı güzellikte kadınlar; çalgı ve çengiler eşliğinde eğleniyorlarmış.

Onun uyandığını fark edince kendisine akla hayale gelebilecek en lezzetli yemekleri ikram etmişler.

“Rüyada mıyım acaba?” diye kendini yoklamış; hayır değilmiş!

Şaşkınlıktan küçük dilini yutan adam sormuş:

"Burası neresi, neredeyim ben?”

Rivayet edilir ki birbirinden güzel kadınlardan biri cevap vermiş:

"Cennettesin. Seni bize hükümdarın gönderdi. Biz, huriyiz; bu gördüklerin de senin hizmetçilerin."

Adamın yediği önünde, yemediği arkasındaymış.

Çok mükemmel bir şekilde ağırlanıp, saygıda kusur görmeyen adam, orada tam bir hafta kalmış. Bu süre boyunca sözcüğün tam anlamıyla hayatını yaşamış; bütün zevkleri tatmış.

Adamın cennette olduğuna inandığına kanaat getirilince içeceğine tekrar banotu karıştırmışlar.

Adam gene kendinden geçmiş ve onu evine götürmüşler.

Uyuşturucunun etkisi geçip uyanınca bakmış ki evindeymiş.

Yanında yatan da eşi!

RÜYAYA DÖNMEK!

Alelacele giyinip hükümdarın yanına koşmuş:

“Yüce Hükümdarım” demiş, diz çöker halde; “sizden bir dileğim var”.

“Dile” demiş, kurnaz hükümdar.

“Beni” demiş, “tekrar cennete geri göndermeni istiyorum”.

Adamının istediği kıvama gelmesinden memnunmuş hükümdar.

“Gönderirim ama” demiş; “bir şartım var”.

“Emredin, Hükümdarım” demiş adam.

Hükümdar da şartını söylemiş:

"Sana birini göstereceğim. O kişi, hükümdarlığımız için çok tehlikeli. Onun öldürürsen cennete gitmen işten bile değil”.

“Onu öldürmek kolay da…” demiş, adam; “cennete nasıl gideceğimi anlamış değilim”.

Tane tane anlatmış Hükümdar:

“Söylediğim kişiyi öldürürsen onun adamlarının da seni öldürme ihtimali var; o zaman zaten cennete gideceksin. Yok eğer oradan sağ dönersen sana söz veriyorum; seni cennete bizzat ben göndereceğim."

Adam, hükümdarının sözünün doğruluğuna tüm kalbiyle inanmış ve kendisini ölüme götüren bu suikaste girişmiş.

HAKİKATTEN KAÇILABİLİR Mİ?

Nereden mi aklıma geldi?

Bir süredir “yurttaş gazeteciliği”ni takip ediyorum.

Malum; geleneksel medya, “sahibinin sesi”ne dönüşmüş

Memlekette olup bitenleri, bütün çıplaklığıyla öğrenmenin tek yolu, “yeni tip gazetecilik” olarak da adlandırılabilecek “yurttaş gazeteciliği”ni takip etmekten geçiyor.

Yeni tip gazetecilik bize çok şey öğretiyor.

Bu tarz gazetecilik yapanların mikrofon uzattığı halk, perişan olduğunu söylüyor ama sonuca gelince gene de oyunu mevcut iktidara vereceğini belirtiyor.

“Bu ne yaman çelişki?” denilebilir mi?

Zamanından ve mekanından bağımsız olarak ele alınırsa “evet, bu bir çelişkidir” denilebilir.

Zaman ve mekan ile illiyet bağı kurulduğundaysa çelişkili gibi görünen şey, daha çok bir çaresizliğin dile gelişidir.

Bu toplumun en temel sorunu, meselde de anlatıldığı gibi “gerçeklikten kaçış hali”dir.

Çözüm ise toplumu, gerçekliğiyle yüzleştirmektir.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları