loading
close
Dolar: 5,41 TL
Euro: 6,17 TL
Sterlin: 6,97 TL
SON DAKİKALAR

Yerel seçimlerde muhalefetin çukuru

Hakan Tahmaz
Tarih: 06.01.2019
Kaynak: Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz: Mesele kirlenmekten çekinmek değil, milliyetçi, yerlici bataklığına boylu boyunca saplanmaktır. 31 Mart seçimleri kadar önemli olan seçimleri sonrasına hazırlık olarak görerek hareket etmektir.

Ülke yeni yıla seçim hazırlıklarıyla girdi.  Her gün Ankara’dan atanan belediye başkanlarına şahitlik ediyoruz.  Seçmen, atanmışlardan  birini tercih edecek.

31 Mart yerel seçimleri de çoğu kez olduğu gibi,  bilindik anlamda yerel seçim olmayacak.  Uzun süredir olduğu gibi Fırat’ın doğusuyla batısında iki ayrı seçim atmosferi  olacak.   Doğusu bir kez daha “rüştünü” ispat edecek. Batı’da   24 Haziran seçimleri sonrasında   inşa edilmeye başlanan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin” yeni bir evresine geçiş atmosferi yaşanacak.

Neye oy istenecek

Seçmende oy, adaylara değil  inşa edilen yeni yönetim sisteminin geleceğine oy istenecek.   Bunu ilk dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Yerel seçimin yeni sistem içinin önemine vurgu yaparak, AK Parti’nin Cumhur İttifakına mecburiyetini dile getirdi.  Sandıktan ne çıkaracağını konuşmak için erken olabilir ama görünen o ki Bahçeli siyasetten istediğini elde etti.

Seçimlerin değerlendirmesini salt sandık sonuçları üzerinden yapmak kısa vade açısından yeterli olabilir ama gelecek açısında yanıltıcıdır.  Tabi ki sandık sonuçları önemli ve çok şey anlatır. Ama seçmenin, nasıl bir siyasal atmosferde, hangi politik argümanlarla ve nasıl bir gelecek beklentisiyle rızasının alındığı da önemlidir. Hatta bazen bunlar sandık sonuçlarından da çok daha fazla önemli olabiliyor.

AK Parti’nin “başarılarından” biri de “istikrar ve gelecek vaadini” seçmene iyi pazarlaması. 16 yıldır bunun karşısında dikiş tutturabilen bir tek Kürt siyasi hareketinin üçüncü yol diye tarih ettiği siyasal çizgi oldu.

Önce, 2014 yerel seçimlerinde sonra, Cumhurbaşkanı seçimlerinde ve 7 Haziran 2015 seçimlerinde  bu çizginin oyun kurucu siyasal güce dönüşmesine  tanıklık ettik. Hiç kuşku yok ki, bu bir anlamda Çözüm Süreci’nin siyasal atmosferinde oldu.  Seçmen “yeniyi temsil ettiğini” düşündüğü HDP’nin  ve onun lideri Selahattin Demirtaş’ın önünü açtı memleketin üçüncü büyük partisi yaptı.

Çözüm sürecinin bitmesiyle bu dönem uzun sürmeden kapandı. Bölgesel gelişmelerin  etkisi   ve  Kürt siyasetinin yanlış politikalarının çanak tutmasıyla çözüm yolunda ilerlemeyi tehlikeli gören iktidar, sorunu beka sorununa dönüştürmeyi becerdi.  İktidar, bu “tehdit” karşısında milliyetçi ve ulusalcı siyasal güç ve kesimlerinin değişik versiyonlarıyla iş tutarak yeni yönetim ve idari yapının inşasına  koyuldu. Bunun önünde esas tehdit olarak gördüğü  Kürt siyasal hareketini her alandan ve her düzeyde tasfiyesini temel stratejik hedef olarak belirledi. Bu perspektifle Cumhur İttifakını ilan etti.

24 Haziran seçimlerde  Cumhurbaşkanı Hükümet Sisteminin resmiyet kazandı. Seçimleri, beka sorunu karşısında güç toparlama, toplumu siyasal, sosyal, idari ve yönetsel yeniden dizayn etme hedefiyle değerlendiren Cumhur İttifakı, sandık başarısından çok daha büyük   sonuç elde etti.

Büyük tehlike arz ettiğini düşündüğü Kürt siyasal hareketini, muhalefetin de el vermesiyle tam anlamıyla yalnızlaştırıldı.  HDP, oyun kurucu bir siyasal yapı olmaktan çıkarıldı. Muhalefetin dinamik ve direngen yapısı  muhalefetin  “ötekisi” oldu.

Dolayısıyla Cumhur İttifakının, Kürt siyasetini demokratik siyaset alanın dışına atma stratejisi, siyasal, toplumsal alanda HDP fobisi ve  bütün siyasal güçlerin kendi  sınırlarını yeniden  belirlemek biçiminde gelişti.

Muhalefetin muhalefet yapamadığı referandum

Sol ve demokratik muhalefetin 16 Nisan 2017  referandumundan başlayan Kürt seçenin özgün sorunlarını ve  duyarlılığını sırt dönmesi  ve iktidarın yıkım ve tasfiye emelini  dillendirmekten imtina etme siyaseti, süreç içinde HDP’yi, yok sayma siyasetine dönüştü.

24 Haziran seçimlerinde Muharrem İnce, bu durumu tersyüz etmeye çalış. Ama   seçim yenilgisinin  faturasının bir kısmı da  İnce’nin bu yaklaşımına çıkarıldı. AK Parti’nin Türk milliyetçisi çizgiye yaklaşma siyaseti muhalefetin bütünde, direksiyonu kendi sağına doğru çevirmeyi getirdi. Milliyetçilerden, muhafazakarlarda oy alma sevdası barış, Kürt sorunu gibi konuların buzdolabına kaldırılmasına yol açtı. Bu konulardaki toplumsal duyarlılık zayıflatıldı.

“Son tahlilde istenmese de Cumhur İttifakının siyasal yönelimini güçlendiren, toplumda dal budak salmasına yol açan bir siyasal strateji olarak MHP lideri Devlet Bahçeli’yi başarılı kılıyor. “

CHP, İYİ Parti ittifakı, Kürtlere mecbursun mesajı

Yerel seçimlerde CHP, İyi Parti ittifakı tamda böylesine bir siyasetin ilanı oldu. Türk milliyetçilerini, muhafazakarlarını gözeten, Kürtler bize mecbur siyaseti izleniyor.  Bu son tahlilde istenmese de Cumhur İttifakının siyasal yönelimini güçlendiren, toplumda dal budak salmasına yol açan bir siyasal strateji olarak MHP lideri Devlet Bahçeli’yi başarılı kılıyor.

Bu siyasetin örülmesinin baş aktörü ana CHP, kendi dışındaki demokratik kesimleri de etkisi altına aldı. Hatta oluşan politik atmosfer,  HDP’nin yalnızca “AK Parti’ye kaybettirecek”  siyaset izlemesine yol açtı. Bu,  Kürt siyaseti için başta ifade etmeye çalıştığım milliyetçi muhafazakâr ve statükocu yarılmaya karşı oyun kurucu üçüncü bir odak siyasetinin  terk edilmesi oldu.

HDP’nin yanlış siyaset izlemesinin de payını yok saymadan bu durumun kendisi, muhalefet eliyle Cumhur İttifakının politik cephesine toplumsal güç aktarmaktır.  Bu  yerel seçimlerde muhalefetin çukurudur. Anlamsızlaşmasına ve etkisizleşmesine yol açan stratejidir.

1 Nisan’da kayyımlarla yönetilen kentlerdeki seçmen,  büyük ölçüde Cumhur İttifakı siyasetine onay vermemiş olacak ve kimliğine siyasetine belki son kez yüksek düzeyde sahip çıkacak ama  seçimlerin,  Kürt seçmen kitlesinde  derin bir yarılmaya yol açma tehlikesi var. Bu kendini nasıl ve ne zaman dışa vurur kestirmek zor.  Fakat AK Parti’ye öfkeyle, AK Parti’nin kaybettirilmesine indirgenmiş/sınırlı siyaset ve tutumun faturası ağır olacak gibi görülüyor.

Demokrat olmak bu günaha ortak olmamayı gerektirir. Mecburiyetten oy vermek gibi kirli bir oyunu oynanamaz.  Mesele kirlenmekten çekinmek değil, milliyetçi, yerlici  bataklığına boylu boyunca saplanmaktır. 31 Mart  seçimleri kadar önemli olan  seçimleri sonrasına  hazırlık olarak görerek hareket etmektir.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları