loading
close
Dolar: 5,36 TL
Euro: 6,09 TL
Sterlin: 6,79 TL
SON DAKİKALAR

Suriye'de neler oluyor?

Erol Kızılelma
Tarih: 21.02.2018

Erol Kızılelma; Türkiye, PYD politikası nedeniyle ABD ile ters düştüğü düşünülse de, sanıldığının aksine Ortadoğu’nun şekillenmesinden pay almayı istediğinden ABD ile birlikte hareket etmeye mahkumdur.

Türkiye’nin AKP iktidarıyla, dış politikadaki geleneksel “yurtta barış, dünyada barış” anlayışını terk edip daha saldırgan ve savaşçı bir karaktere bürünmesi bekleniyordu. Tayyip Erdoğan, böyle düşünenleri yanıltmadı. Her ne kadar, muhalefet Suriye’de uygulanan politikanın yanlış olduğunu ileri sürdüğünde, suçlu olarak Ahmet Davutoğlu gösterilse de, bu politikanın asıl sorumlusu olan Tayyip Erdoğan’ın da bu politikayı sürdürmekte kararlı olduğu anlaşılıyor.

Biliyoruz ki, Suriye’nin bu günkü duruma düşmesinde, ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikaları nedeniyle BOP projesine Tayyip Erdoğan’ın eşbaşkan olması, Suriye’de iç şavaşın kışkırtılması ve emperyal güçlerce Suriye’de rejimi değiştirme müdahalesi en önemli etkendi. Esad’ı devirmeye yönelik bu müdahale sonucu yüzbinlerce insan öldü, milyonlarcası da göç etmek zorunda kaldı. Şimdi Türkiye’nin Suriye’deki konumunu ve geleceği değerlendirirsek, önümüze farklı seçenekler çıkmaktadır.

Türkiye, PYD politikası nedeniyle ABD ile ters düştüğü düşünülse de, sanıldığının aksine Ortadoğu’nun şekillenmesinden pay almayı istediğinden ABD ile birlikte hareket etmeye mahkumdur.

Türkiye, bir terör örgütü olduğu gerekçesiyle PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde konuşlanmasına izin vermeyeceğini belirtmiştir. Bunu ileri sürerek, Afrin’de gerçekleştirmekte olduğu harekete meşruiyet kazandırmak istemiştir. Ama buna rağmen, bu sorunu çözme yolunda mesafe almak yerine, bütün uyarılara rağmen Suriye yönetimi ile ilişki kurmayı reddederek onun PYD ile yakınlaşması yolunu açmıştır. Bu seçeneği tercih etmesi nedeniyle, Türkiye’nin Suriye politikasının içeriği ve neyi hedeflediği yeni tartışmalara yol açmıştır.

Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması amacıyla bölge ülkeleri, İran ve Rusya ile işbirliği yürüttüğü ve Soçi süreciyle bölgeye istikrar kazandırılabileceği düşünülüyordu. Şimdi ise Türkiye’nin ABD ile anlaşarak tekrar BOP projesine (Ortadoğu’nun altının üstüne getirilmesi) geri dönülmesi endişesinin öne çıktığı görülmektedir. ABD’nin bölgedeki ilişkilerinin ana amacının da bölgedeki istikrarsızlığın sürdürülmesi olduğu anlaşılmaktadır.

Rusya ve İran’da hakim olan, Türkiye tarafından oyalanıyoruz endişesi de Suriye’de çatışmaların artacağının göstergesidir. Üstelik İsrail’in de, Türkiye gibi, Suriye rejimine muhalif güçleri silahlandırdığı ve destek olduğu düşünülürse durumun daha da karışacağına şüphe yoktur.

Türkiye’nin ne amaçladığı konusunda çeşitli ve birbirinden çok farklı faraziyeler yürütülebilir.

a) Türkiye, güney sınırları boyunda bir Kürt devleti oluşturulmasını engelleyene kadar bu bölgede operasyonlara devam edecektir. ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme projesine yardımcı olma sözü verilerek, pazarlıkla Kürt devleti oluşumuna engel olunabilecektir. Türkiye’nin elinde bu konuda önemli kozlar bulunmaktadır.

b) Türkiye mezhepçi bir anlayışla Suriye rejimini devirmeyi amaçlamaktadır. PYD gerekçesini bahane olarak kullanmakta olup asıl hedefi Suriye yönetimidir. Bu seçenekte, ABD ile işbirliği kayıtsız şartsız kaçınılmazdır. Rusya ve İran ile yapılan ortak çalışmalar, bu ülkeleri oyalamanın ötesinde sadece ABD ile pazarlıkta Türkiye’nin elini güçlendirmek için sürdürülmektedir.

c) Türkiye, zor da olsa her iki sorunu birlikte çözmeyi denemek için, bölge ülkeleriyle sürdürülen yakın ilişkileri tehlikeye atarak, bugün uyguladığı çok yönlü politikaları yürütmek isteyecektir. Ama asıl gerçekleştirmek istediği işbirliği, ABD ile yapılmak istenendir. Bu nedenle bölge ülkeleriyle çatışma riski fazladır. Kalıcı bir sorun olarak Türkiye’nin başını ağrıtma ihtimali yüksektir.

d) Türkiye, sınırlarımız bitişiğinde kendi etkisi altında Suriye yönetimine muhalif özerk bölgeler oluşturup, Hatay örneğinde olduğu gibi, bir referandumla bu bölgelerin Türkiye’ye bağlanmasını sağlayabilir. Böyle bir faraziye, Türkiye dış politikasının hedeflerinden ziyade, Saray’ın bir fantezisi olarak değerlendirilebilir.

e) Bütün seçenekler için geçerli olarak, AKP iktidarını sürdürebilmek için iç politikaya yönelik bir kahramanlık destanları yaratılmak istenmektedir.

Bu faraziyelerin her biri çeşitli riskler barındırmakta olup, kalıcı tahribatlar yaratacaktır. Yine de halkın beklentisi, geleneksel “yurtta sulh, dünyada sulh” politikalarına geri dönülmesidir.

Erol Kızılelma

ÜYE YORUMLARI

EROL KIZILELMA dedikleri?

Vallahi buda ayni ARMAGAN SAMANCIYA BENZIYOR

22.03.2018, 23:27
Yorum Yap

Facebook Yorumları