Yapılan açıklama şöyle:
"AKP, piyasacı ve gerici bir zeminde, yeni bir rejim inşa etmektedir. Bu yeni rejimin en önemli taşıyıcısı ve kurucusu olarak da “eğitim” alanını görmektedir. Bu amaç doğrultusunda, “eğitime” yeni bir işlev yüklemeye çalışmakta; yoğun bir saldırı ve yeniden yapılandırma faaliyetini kesintisiz, planlı ve tüm itiraz, eleştiri ve önerileri yok sayarak ve hatta susturmaya çalışarak devam ettirmektedir.
Siyasi iktidar, 30 Mart 2012 tarihinde kabul ettiği ve kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 6287 sayılı kanun eli ile şu an yaşanmakta olan piyasacı ve gerici dönüşüme hız vermiştir. Ayrıca çocuk yaşta işçiliği yaygınlaştırarak sanayi sitelerinde azgın sömürü ve istismarın önünü açmıştır. Dolayısıyla iktidar, kamu yönetimini elinde bulundurma ve düzenleme yapma yetkisini, toplumun genel çıkarları ve öğrencilerin gereksinimleri, tercihleri ve yönelimleri için değil, kendi yönelimleri ve hedefleri doğrultusunda kullanmaktadır.
Öğretim programları, bilimsellikten ve nesnel gerçeklikten kopartılarak zorlama bir şekilde gerici bir içeriğe büründürülmektedir. Değerler eğitimi adı altında, tüm öğretim programlarının giriş bölümüne yerleştirilen içerikle, var olan iktidara tabi olmanın temel ve makbul davranış olduğu kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Kullanılacak öğretim programlarının yaşadığımız coğrafyanın kültürel zenginliklerini ve sosyolojik gerçeklerini yok sayarak hazırlanmış olması ve aynı zamanda da piyasayı kutsayan yapısı, erkek egemen dili ve içeriğinden dolayı gericileşme- piyasalaşma ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunu ve birbirlerini beslediklerini ortaya çıkarmaktadır.
Yaşananlar, yapılan değişiklikler ve eğitim politikaları bizlere göstermektedir ki AKP, düşünen, insan haklarına saygılı, soran, sorgulayan, eleştirel düşüncenin ve bilimin ışığında yetişen nesiller yerine kendine koşulsuz biat eden kuşaklar istemektedir. Kadınları yok sayarak kadın kazanımlarını yok etmek istemektedir.
Siyasi iktidar “eğitimi” herkes için ulaşılabilir, eşit, parasız, laik, bilimsel, anadilinde ve kamusal olarak verilmesi gereken bir hizmet olmaktan çıkararak adım adım özelleştirmektedir. Yoksul halk çocuklarının eğitim hakkı gasp edilmektedir. Farklı inançlar yok sayılarak, özellikle toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevilerin talepleri görmezden gelinmekte, zorunlu din dersleri ile ilgili AİHM kararları uygulanmamaktadır. Oysa ülkemizde yaşayan farklı inanç ve kültürdeki ailelerin çocuklarını tek tipleştirmek yerine, tüm inançların ve kültürlerin talepleri dikkate alınmalıdır. AKP ise bunu yapmak yerine, inşa etmeye çalıştığı sünni-islam ideoloji doğrultusunda, devlet eliyle Ensar’ı aklamış, yaşanan çocuk istismarlarına rağmen, imzaladığı protokollerle eğitimi tarikat ve cemaatlerin eline terk etmiştir. Kısacası, çocuklarımıza karşı her türlü gerici uygulamanın ve yaşanabilecek yeni olumsuzlukların önünü açmıştır.
AKP, yeni devlet ve yeni toplum projesini gerçekleştirmek; yaşamın her alanını dinselleştirmek, kültürel alanda da baskın olabilmek için, eğitimi kendi hedeflerine uygun olarak yapılandırmak istemekte, bu anlamda eğitimi en önemli alan olarak kurgulamaktadır. Tam da bu nedenle bizler, herkes için ulaşılabilir, eşit, parasız, laik, bilimsel, kamusal ve anadilinde eğitimi güçlü bir biçimde savunmalı, AKP’nin gerici-piyasacı eğitim politikalarını engellemeliyiz. “Eğitim” alanının savunulması, bizlere dayatılan geleceğe teslim olmayarak, eşit ve özgür bir Türkiye mücadelesini yükseltmek açısından oldukça önemli ve ertelenemez bir görevdir.
Mücadelemiz; öğrencilerin inançlarından dolayı ayrımcılığa uğratılmaması mücadelesidir.
Mücadelemiz, okulların dinsel dogmanın, ezberin ve atıl bilginin değil, bilimin sanatın ve birlikte kardeşçe yaşamanın deneyimlendiği alanlar olması mücadelesidir.
Mücadelemiz, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması mücadelesidir.
Mücadelemiz, yoksul aile çocuklarının geleceğinin ipotek altına alınmasına karşı çıkma, onları tarikatların pençesinden kurtarma mücadelesidir.
Mücadelemiz, bilimi, sanatı, sporu ve felsefeyi savunma mücadelesidir.
Mücadelemiz, okullarda kendi aklının efendisi olan bireyler yetiştirme mücadelesidir.
Mücadelemiz; itaatkâr bireyler değil, sorgulayan bireyler yetiştirme mücadelesidir.
Mücadelemiz; tüm çocukların anadilinde eğitim hakkı mücadelesidir.
Mücadelemiz, eğitimi kamusal, bilimsel ve nitelikli hale getirme mücadelesidir.
Mücadelemiz eşit ve özgür bir ülke yaratma mücadelesidir.
Bizler, aşağıda imzası olan kurumlar olarak; insan, toplum ve doğa yararına bir eğitimi savunarak, eleştirel düşünce ve bilimin ışığında, laik ve bilimsel eğitim mücadelesini bu bilinçle yükselteceğiz. Tüm halkımızı bizlerle beraber bu mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.
Bu mücadeleyi yükseltmenin ilk adımı olarak, çocuğunun geleceğinden endişe eden, aydınlık yarınlar isteyen, barış içinde, demokratik, laik bir Türkiye için mücadele eden herkesi 17 Eylül 2017 Pazar günü Kartal’da düzenlenecek olan “Laik, Bilimsel, Kamusal, Anadilinde ve Parasız Eğitim Mitingine “; okullarımıza, çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.
KATILIMCI KURULUŞLAR
Eğitim Ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen)
Alevi Bektaşi Federasyonu
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
Halkevleri
Haziran Hareketi
Veli Der
Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği
Eğitimciler Derneği
Emek Partisi
Emekçi Hareket Partisi
Halkların Demokratik Partisi
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği
Demokratik Alevi Derneği
Alevi Kültür Derneği
Divriği Kültür Derneği
Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu"
Vişne Haber Ajansı