CHP Tanıtım ve Halkla İlişkiler Birimi, AKP’li yöneticilerin medyada yer alan, terörü öven ve aklayan konuşmalarını 'AKP Teröre Yardım ve Yataklık Yapıyor' adı altında raporlaştırdı.
Son dönemlerde CHP’yi terörle ilişkilendirmeye yönelik propaganda faaliyetlerine karşı harekete geçen
Tanıtım ve Halkla İlişkiler Birimi, AKP’li yöneticilerin terörü öven – aklayan konuşmalarını “AKP, Teröre Yardım ve Yataklık Yapıyor” adı altında 13 sayfalık bir rapor haline getirdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında TBMM Cezaevi İnceleme Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu üyelerinin yaptığı çalışmalar hakkında “Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin sorunlarına eğilirken de bir ayrım yapmadık. Cezaevinde tutuklu ya da hükümlü olup hasta olan PKK’lıyı da DHPK-C’liyi de kader kurbanını da İslamcıyı da dinledik” demişti.
“Yüzde doksan beş bütün konularda birleşen bir genel çizgiye geldik. Ancak Türkiye’deki siyasi rejimi ve şartları dikkate aldığımız zaman, şu an hiç kimsenin özellikle Sayın Başbakan’ın (Erdoğan) çıkıp böyle bir şeyi ifade etme şansı yok. Sayın Öcalan ve Başbakan’ın bölgeye ve ülkeye yönelik vizyonları yüzde 90- 95 oranında örtüşüyor.”
*Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 2010’da Oslo’da PKK’lı teröristlerle yapılan görüşmelerdeki Özel Temsilcisi, bugünün MİT Müsteşarı Hakan Fidan / Oslo Görüşmeleri kayıtlarından Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Ocak 2010’da yaptığı “Ak Parti olarak terör örgütü ile hiçbir zaman masaya oturmadık, oturmayacağız. Ey Kılıçdaroğlu, Ey Bahçeli bu iddianızı ispatla mükellefsiniz. Terör örgütü ile görüşen şerefsiz ve namussuzdur” açıklamasından, çözüm sürecinin sona erişine dek
AKP yetkililerinin PKK ve Öcalan’ı öven-aklayan açıklamaları aşağıdadır:
- 20 Eylül 2011, R.T.Erdoğan – Dönemin Başbakanı, Bugünün Cumhurbaşkanı:
“PKK ile biz değil devlet görüştü, görüşecek!” (Oslo görüşmeleri ses kayıtlarının 13
Eylül 2011’de internete düşmesinin ardından yapılmıştır)
- 26 Eylül 2011, R.T.Erdoğan – Başbakan: “Biz İmralı olsun, Oslo olsun çok açık, net
bu adımları attık. MİT Müsteşarı Emre Taner zamanında başlattık bu görüşmeleri,
Hakan Fidan zamanında da sürdürdük.”
- 10 Ocak 2012, Cuma İçten –
AKP milletvekili: “Dağda olan çocuklar bizim
çocuklarımız. PKK’ya katılan çocuklar benim canım, ciğerim.”… “Türkiye, Irak’ta
Kürdistan kurulmasını desteklemeli.” (Aknews Haber Ajansı)
- Nisan 2012, R.T.Erdoğan – Başbakan: “MİT Müsteşarımızı İmralı’ya gönderen
benim, Oslo’ya gönderen benim. O benim sır küpüm.”
- 27 Eylül 2012, R.T.Erdoğan – Başbakan: “PKK ile görüşme talimatını bizzat ben
verdim.”
- 1 Ekim 2012, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “Yerel yönetimlerin
güçlendirildiği bir modelde PKK seçime girsin ve seçilsin. Seçilerek gelsin.” (Taraf
Gazetesi, Neşe Düzel Röportajından)
- 1 Ekim 2012, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “Abdullah Öcalan’ın PKK
üzerindeki hâkimiyeti, gücü ve sembolleşen liderlik konumu devlet için bir şanstır.
Öcalan, şu anda en güçlü konumunda ve devlet için bir aktör hâline geldi.”
- 18 Ekim 2012, R.T.Erdoğan – Başbakan: “PKK ile görüşülmesini ben istedim,
sıkıntısı olan bana söylesin. MİT her an her türlü hareketi yapabilir. Mesela yarın
İmralı’ya gitmek gerekiyorsa Müsteşarıma gerekeni yap derim.”
- 16 Aralık 2012, Bülent Arınç – Başbakan Yardımcısı: “BDP’li bir kadın
milletvekili 17 yaşındayken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar işkenceye maruz kalmış
ki, ben de aklıma gelse dağa çıkardım.”
- 28 Aralık 2012, R.T.Erdoğan – Başbakan: “Ben risk alıyorum, müsteşarım risk
alıyor. Ben siyasetçi olarak bu görüşmeyi yapamam, ama onların eli ayağı durumu
olan devletteki ajanları, temsilcileri vardır ve bunları yapar.”
- 26 Ocak 2013, Sadullah Ergin - Adalet Bakanı: “Öcalan bölgenin reel politiğini
sağlıklı değerlendiriyor” (CNN Türk, Eğrisi Doğrusu programı)
- 3 Şubat 2013, Cuma İçten –
AKP milletvekili: “22 bin PKK’lı öldürüldü yani 22
bin çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum.”
- 1 Mart 2013, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “Ne PKK’nın, ne devletin
çözümden başka şansı yok. Öcalan Türkiye için bir şanstır.”
- 21 Mart 2013, Abdurrahim Boynukalın – (AKP Gençlik Kolları eski Başkanı):
“Şu anda binlerce Türk oğlu Türk, Abdullah Öcalan’ın mesajıyla duygulanıyorsa;
artık gerçekten yeni bir dönem başlamış demektir.” (Twitter mesajı)
- 10 Mayıs 2013, Abdurrahim Boynukalın – (AKP Gençlik Kolları eski Başkanı):
“Tabii, ne TSK askerleri ashab-ı kiram kadar şerefli, ne de gerilla müşrikler kadar
düşman…” (Twitter mesajı)
- 28 Haziran 2013, Abdurrahim Boynukalın –
AKP milletvekili: “Barışı ne uğruna
harcamak istiyorsunuz? En azından Abdullah Öcalan kadar ilkeli olun.” (Twitter
mesajı)
- 18 Temmuz 2013, Yiğit Bulut – Cumhurbaşkanı Danışmanı: “Abdullah Öcalan,
Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.” (A Haber, Deşifre Programı)
- 19 Temmuz 2013, Yasin Aktay -
AKP Genel Başkan Yardımcısı: “Öcalan
dünyanın geleceğini iyi okuyor.” (Taraf Gazetesi)
- 25 Temmuz 2013, Bülent Arınç - Başbakan Yardımcısı: “Bu katılımların (PKK'ya
katılmak için dağa çıkanların) bugünkü amacının, geçmişte olduğu gibi silahlı eylem
yapacak, ölecek veya öldürecek nitelikte değil başka amaçlarla, gelecek kaygısıyla
olduğunu düşünüyoruz. Dağa çıkışlar eskiye oranla daha nitelikli hal aldı.”
(Gazetelerin Ankara Temsilcileri ile toplantısında)
- 28 Kasım 2013, Bülent Arınç - Başbakan Yardımcısı: “Sayın Öcalan demeyi,
Öcalan posterleri taşımayı ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan biz çıkardık.”
- 31 Ocak 2014, Mehmet Metiner -
AKP milletvekili: “Öcalan, Türkiye’nin
demokrasisine katkı sağlıyor. Biz KCK’yı paralel devlet olarak görmüyoruz.”
- 22 Mart 2014, Bülent Arınç - Başbakan Yardımcısı: “Benim şahsıma bu zulümler
yapılsaydı ben de belki dağa çıkmayı düşünürdüm.”
- 17 Nisan 2014, Mehmet Metiner,
AKP milletvekili: “Bağımsız bir Kürdistan için
silah kullanabilirsiniz.
- 6 Haziran 2014, Beşir Atalay – Başbakan Yardımcısı: “Öcalan’ın düşünceleri
bizim de düşüncelerimiz. Biz aslında devleti, kurumları kendisiyle hesaplaştırdık.”
- 7 Haziran 2014, Efkan Ala - İçişleri Bakanı: “PKK ile
AKP doğrudan görüşüyor.”
- 8 Haziran 2014, Yalçın Akdoğan – Başbakan Yardımcısı: “Öcalan’ın olayları
okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Mesajlarında sürecin geleceğini düşünen bir
hassasiyeti var...”
- 18 Haziran 2014, Orhan Miroğlu,
AKP milletvekili: “PKK bir terör örgütü
değildir. PKK kendi topraklarında, belli bir politik programı hayata geçirmeye çalışan
bir politik harekettir” (Ülke TV, Bıçak Sırtı Programı)
- 5 Ağustos 2014, Beşir Atalay – Başbakan Yardımcısı: “Öcalan ile direkt
diyaloğumuz var”
- 19 Ağustos 2014, Beşir Atalay – Başbakan Yardımcısı: “Heyetimizin Kandil’le de
direkt görüşmesini arzu ediyorum. Çünkü bu işin artık son adımlarının belirlenmesi
safhasındayız”
- 10 Kasım 2014, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “PKK, kontrolsüz bir örgüt
değildir. 1 milyon insanı Diyarbakır’da yürütür, bir tek taş dahi attırmayabilir. Ama
isterse 1 milyon insanı bir seferde de terörize edebilir.”
- 24 Kasım 2014, Bülent Arınç - Başbakan Yardımcısı: “(HDP’ye) Öcalan’ı zor
duruma düşürdüğünüzü bilmiyorsunuz. Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da
Öcalan’ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?” (Bakanlar Kurulu sonrası açıklama)
- 3 Aralık 2014, Etyen Mahcupyan – Başbakan Danışmanı: “İdeolojik olarak
gerçekten bir rehber. Öcalan’ın çok geniş bir prestij alanı var. O dünya çapında bir
problemin taşıyıcısı, lideri. Abdullah Öcalan’a bir şey verilmesine gerek yok, o alıyor
zaten. Kendisini karizmatik hale getiriyor.” (NTV)
- 2 Aralık 2015, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “Biz Öcalan’ın etkin
pozisyonunu korumaya çalışıyoruz.”
- 17 Aralık 2015, Metin Külünk -
AKP milletvekili: (HDP’ye hitaben) Sizler barışta
İmralı’nın bile gerisinde kaldınız. Bu coğrafyada üç hedef vardı son
dönemde: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir; İmralı iki; Barzani
üç… Siz ikinci hedefin enterne edilmesine ses çıkarmıyorsunuz, onu tasfiye etmek
için bir büyük gayretin içerisindesiniz.” (TBMM’deki konuşması)
- 21 Aralık 2015, Orhan Miroğlu –
AKP Milletvekili: “Bence Öcalan’ın kapısı
çalınmalıdır.” (Habertürk Gazetesi’ne yaptığı açıklama)
- 21 Aralık 2015, Orhan Miroğlu –
AKP Milletvekili: “Abdullah Öcalan gibi bu
meseleyi ‘Türkiyeci’ bir çerçeveye oturtmuş, bir lider var. Daha doğrusu bir fırsat
var.” (Fox TV’ye yaptığı açıklama)
II. AKP’NİN, PKK SİLAHLANMASI VE EYLEMLERİNE GÖZ YUMULMASIYLA İLGİLİ İTİRAFLARI
- “Metropollere yerleştiğinizi ve patlayıcılarla doldurduğunuzu, hepsini biliyoruz.”
- “Ordunun şu an yaptığı planlı bir operasyonu yoktur”
- “Habur’da sizin de çok iyi bildiğiniz gibi hukuk ihlal edildi. Her şey yok edildi. Amaç size verilen bir takım sözlerin tutulmasıydı.”
- *2010 Oslo Görüşmelerinde MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in PKK’lı teröristlere yaptığı açıklamalar...
- 7 Haziran 2014, Beşir Atalay – Başbakan Yardımcısı: “Yol kesmeler vs bunları
açıklamakta zorlanıyoruz. Güvenlik birimlerimiz sürecin hassasiyeti nedeniyle çok
temkinli, dikkatli çünkü bizim talimatımızdır.” (Diyarbakır’daki açıklaması)
- 3 Kasım 2014, Efkan Ala – İçişleri Bakanı: “Oslo’da anlaşmıştık. Oslo’yu PKK
bozdu.” (Yeni Şafak, A. Selvi’nin köşe yazısından)
- 28 Şubat 2015, R.T. Erdoğan – Cumhurbaşkanı: “Silahların bırakılması çağrısı
bizler için çok çok önemli bir beklentimizdi. Her şey eninde sonunda uygulamaya
dayalıdır. Bu uygulama da nedir silahların bırakılmasıdır. Ne istendi de hükümet
vermedi 12 yıldır.”
- 22 Nisan 2015, Galip Ensarioğlu -
AKP milletvekili: “Son 2.5 yıldır şöyle bir
durum var. Örgüt eylemsizlik kararı almış durumda, devlet de operasyon yapmıyor.
Biz risklerin önünü almak için yasa çıkardık, operasyon yetkisini valilere verdik.
Valiler siyasi otoriteye bağlı oldukları için, siyasi otoritenin kararına uygun
davrandılar, operasyon olmadı Silahlı güçlerini neredeyse bölgede legal güçler haline
dönüştürdü. Bu durum bizim hükümetimizin de bir zafiyeti olarak algılanabilir.
(Ahmet Hakan ile röportajından, Hürriyet Gazetesi)
- 16 Haziran 2015, Selçuk Özdağ –
AKP Genel Başkan Yardımcısı: “Çözüm süreci
PKK ve HDP’yi büyüten, devlete güvenenleri yalnızlaştırıp terör örgütünün kucağına
iten, sonuçları ortaya çıkınca da yanlışları izale edilmeyen bir sürece dönüştü. Barışı
sağlamak için her türlü örgütsel faaliyete göz yumuldu. Örgüt hiçbir sözünü yerine
getirmedi.” (Gazete Vahdet’te yazdığı köşe yazısından)
- 29 Temmuz 2015, Yalçın Akdoğan – Başbakan Yardımcısı: “Örgüt hiçbir sözünde
durmadı. HDP ve PKK Öcalan’ın silah bırakma çağrısına ayak dirediler. ‘Erdoğan’ı
başkan seçtirmeyeceğiz’ aslında bir tahrikti. AK Parti varsa çözüm süreci vardır.
HDP’nin oy alması sürece olumsuz etki yaptı. Bunlar sürekli Öcalan’ın adını
kullanarak yalan söylüyor, Öcalan bunları yakalasa sopayla kovalar. Dolmabahçe’de
okunan da, ortak bir mutabakat değildi. Dolmabahçe özel olarak kurgulanmış bir yer
de değildi. Beni ziyarete geldiklerinde bu açıklama yapılmış oldu. O gün ‘her
ayrıntıyı Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şeyi biliyordu’ bu söylem külliyen
yalandır.”
- 3 Ağustos 2015, Bülent Arınç – Başbakan Yardımcısı: “Silah zaten ellerinden hiç
düşmemişti. Biz kendimiz aldanmadık. Her şeyden haberimiz vardı. Ama 78 milyonun
hatırına, Türkiye’nin hatırına bir gün bu iş çözülecek diye ümitle bekledik. PKK
silahları ile hergün köylerde ama siz bunlara bir şey yapmıyorsunuz. Üzerinde silah
olan bu PKK’lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, onlara el sallıyorlardı. Asker
de onlara hiç bir şey yapmıyordu. Durum biraz böyleydi. Meğerse onlar alay
ediyorlarmış.
- 5 Ağustos 2015, Burhan Kuzu – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı: “Çözüm süreci
konusunda son bir iki yıllık gelinen nokta; eşkiya dağdan şehre indi. Ve çözüm süreci
adına da hükümet olarak aman diye alttan alındı. Benim kanaatim bu. Ve buradan da
zılgıt yedi hükümet.”
- 5 Ağustos 2015, Yasin Aktay –
AKP Genel Başkan Yardımcısı: “Çözüm süreci
baştan itibaren devletin göz yumması diyeceğim düzeyde devam ediyordu. Devlet 2.5
yıldır operasyon yapmıyor. Devletin operasyon yapmadığı dönemde örgüt her tarafa
yığınak yaptı, insan kaçırma, öldürme, haraç kesme, karakol kurma, vergi daireleri
oluşturma gibi faaliyetlerde bulundu’’
- 6 Eylül 2015, R.T. Erdoğan – Cumhurbaşkanı: “PKK, çözüm sürecini silah
stoklama süreci olarak değerlendirdi. Bu süreç içinde güvenlik güçlerimiz, ‘herhangi
bir çatışmaya, şuna buna girmeyelim’ dediler ama daha sonra anladık ki bu süreç
içinde bunlar bunu yaptılar ” (ATV-A Haber Ortak Yayınında)
- 7 Eylül 2015, Ahmet Davutoğlu – Başbakan: “2013 Mayısı’nda Türkiye’den geri
çekilmesine karar verilen unsurlar, aksine son 2 yıl içinde Türkiye’de kendi yıkıcı ve
yıpratıcı saldırılarını artırabilmek için ciddi bir yığınak yapma teşebbüsüne
yöneldiler.”
- 16 Eylül 2015, Galip Ensarioğlu –
AKP milletvekili: “PKK, çözüm sürecinde paralel devlet gibi yapılandı. Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonları durdurdu. Devlet toleranslı davrandı”
- 17 Eylül 2015, R.T. Erdoğan – Cumhurbaşkanı: “Çözüm süreci içinde Valilerimiz
kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği PKK’ya operasyon yapmadı! Bu süreçte
hazırlık safhasına girdiler, mayın döşeyip bombalar yerleştirildi. Bu terör eylemlerini
biz görmezden gelmeye nereye kadar devam edeceğiz.”
- 21 Eylül 2015, İdris Naim Şahin – İçişleri eski Bakanı (7 Temmuz 2011/26 Ocak
2013): “Öcalan, İmralı’da bulunan cezaevi arkadaşına, benimle ilgili olarak ‘faşist
bakanın görevden alınmasını başbakana söylemelerini istedim’ diyor. Bu sözler hayal
mahsulü değil. Devlette kaydı var. O konuşmadan kısa süre sonra görevden alındım.
Nedenini görevden alanlara sormak lazım. ‘Çözüm süreci’ adı altında örgüte nefes
aldırmak için oyalanma sürecine girildi. Süreç denilen bir senaryodan ibarettir. Al-ver
tarafı vardır. Ama milletin, devletin aldığı bir şey yok.”
- 21 Aralık 2015, Orhan Miroğlu –
AKP Milletvekili: “Devletin bu silahların bölgede
depolandığından haberinin olmaması mümkün değil. Ama devlet bunu çözüm süreci
hatırına tolere etmeyi düşünmüş olabilir. Öcalan yüzünü çözüm sürecine dönmediği
sürece her zaman Doğu ve Güneydoğu’yu bu halden kurtarmak mümkün olur gibi
düşündü devlet.” (Habertürk Gazetesi’ne yaptığı açıklama)
- 10 Ocak 2016, Efkan Ala – İçişleri Bakanı: “Çözüm sürecinde müsamaha gösterdik, örgüt ise bunu istismar etti.” (AKP Afyon kampındaki açıklaması)
- 26 Ocak 2016, Hüseyin Çelik – Milli Eğitim eski Bakanı ve
AKP Sözcüsü: “PKK,
silahları bırakıp ülkeyi terk etmek yerine, kentlere yerleşti. Sürece zarar gelmesin diye
valiler, kaymakamlar, polisler, askerler elleri kolları bağlı beklediler. PKK şehirlere
silah yığarken devlet eli kolu bağlı bekledi. Silahlı PKK’lılar ülkeyi terk etmek yerine
gelip şehre yerleştiler. PKK, çözüm sürecini kendi lehine ama Kürt halkının aleyhine
istismar etti. Biz, bölgeyi ve bölgenin dinamiklerini bilen birisi olarak, 2009’dan
itibaren olanları ve olabilecekleri, Bakanlar Kurulu’nda, AK Parti MYK ve
MKYK’sında, nihayet çözüm süreci konulu tüm özel toplantılarda yetkili arkadaşların,
Sayın Başbakan’ın ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın huzurunda, bütün açıklığı ve netliği
ile ortaya koyduk. Zaman zaman kendisini çözüm sürecinin romantizmine kaptırarak
bütün fotoğrafı görmek istemeyen bazı yetkili arkadaşların ciddi tepkilerine muhatap
olduk. Zaman bizi haklı çıkardı.”
- 13 Şubat 2016, Selçuk Özdağ –
AKP Genel Başkan Yardımcısı: “PKK, 200 ton
bombayı şehirlere doldurdu”
- 13 Şubat 2016, Muhsin Kızılkaya – Başbakan Başdanışmanı eski AKP
milletvekili: (Şırnak ve Cizre’deki çatışmalara ilişkin) “Bazı yerlerde güvenlik
güçlerinin mermisi bitiyor, onların ki bitmiyor. 3 sene boyunca mermi ve silah stoğu
yapılmış” (CNN Türk, Baştan Sona Programı)
- 27 Şubat 2016, Ahmet Davutoğlu – Başbakan: “PKK, 2013’den beri yığınak
yapıyor, şehirlerimizi, ilçelerimizi silah deposu haline getiriyordu”
- 1 Mart 2016, Ahmet Davutoğlu – Başbakan: “Biz çözüm süreci bağlamında adım
atarken, bazıları ülkenin dağlarına ve ilçelerine yığınak yapmak ile meşguldü.”
- 4 Nisan 2016, R.T. Erdoğan - Cumhurbaşkanı: “Biz çözüm süreci dedik, bunlar
aldattılar ve her numarayı yaptılar. (Kızılay Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma)
- 20 Mayıs 2016, Orhan Miroğlu -
AKP Milletvekili: “Dolmabahçe önemli bir
kırılma noktasıdır, çünkü Dolmabahçe’de karşılıklı olarak okunan iki metin, bu
muhataplık ve müzakere meselesini HDP ve PKK’nın lehine yorumlamaya müsait bir
tablo ortaya çıkarmış oldu.
III. BÜROKRATLARIN AÇIKLAMALARI
- 31 Mayıs 2014, Hasan İpek - Şırnak Valisi: “Çözüm sürecini bu aşamaya getiren
Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ı ve bu konuda ciddi gayretleri olan Abdullah Öcalan’ı
takdirle karşılıyorum.
- 27 Eylül 2014, Ömer Altıparmak – Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı:
“İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin görevden alındığı gün bana ‘Ömer Bey süreçten
ötürü görevden alındım, sırada sen varsın’ dedi. Öcalan, kendisini ziyaret eden
milletvekillerine ‘benimle görüşen heyete söyledim PKK operasyonu yapanları
görevden alacaklar’ demişti. Bunu çok iyi biliyorum, kayıtlarda da var. Emniyet
İstihbaratında ve dönemin İçişleri Bakanının değişmesinde kamuoyunda ‘çözüm
süreci’ olarak bilinen süreçte yer alanların rol oynadığını kesin ve net olarak biliyorum.”
- 5 Kasım 2014, Ercan Taştekin – Bingöl eski Emniyet Müdürü: “Çözüm süreci, bir
tarafın günübirlik politik çıkarları, diğer tarafın silahlı terör örgütü gücünü pekiştirmek
için kötüye kullanıldı. Süreçle ve polisin nasıl davranılması ile ilgili hiçbir
bilgilendirme yapılmaması son derece büyük sorunlar oluşturturdu. Bir yanda ‘aman
süreci bozan biz olmayalım’ hassasiyeti ama diğer yanda elini kolunu sallayarak
hâkimiyetini her geçen gün artıran, sürekli araç yakma, yol kesme, vatandaşları
sindirme eylemleri yapan terör örgütü. Merkezle paylaştığımızda ‘siz ne yapacağınızı
bilirsiniz’ tarzı sorumluluğu üzerine almayan, problem çıktığında ‘niye böyle yaptınız’
diye sorgulayan bir merkez yönetimi. Ve her geçen gün artan tezatlar. Terör örgütü
güçlenirken, devlet bilhassa polis pasifize edildi...”
- 9 Ocak 2015, Muhammed Dervişoğlu, MİT eski Müsteşar Yardımcısı, Kamu
Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı: (Öcalan’a) “Siz buradan örgütü yönetiyorsunuz.
Buna müsaade ediyoruz. Bir Öcalan imajı adeta yeniden oluştu. Daha önceki
değerlendirmelerden çok farklı olarak burada yürütülen çalışmalarla bugün kamuoyu
sizi çok farklı değerlendiriyor” (‘İmralı Notları’ kitabında yayınlanan Öcalan ile
görüşme tutanaklarından)
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Valilerimiz verdiğimiz talimat gereği operasyonlara girmiyordu”sözlerinin ardından 19 Eylül 2015’te Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan ve yalanlanmayan habere göre; “TSK, sadece 2014’te en fazla terör eylemlerinin yaşandığı kentlerden Şırnak’ta 110, Hakkâri’de yaklaşık 100 ve Tunceli’de de 80 civarında olmak üzere toplam 290 müdahale talebinde bulundu,ancak bunlardan sadece 8’ine izin verildi.” Mayıs 2013’te Van, Temmuz 2015’te ise Bitlis valilerinin operasyon taleplerine red cevabı verdiklerinin belgeleri ise medyada yer aldı.
- 27 Şubat 2015, Muhammed Dervişoğlu, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı:
(Öcalan’a) “Burası sizin toprağınız, ülkeniz. Kimsenin haddi değil kovmak. Siz bütün
olaylara stratejik yaklaştınız, tanığım.” (‘İmralı Notları’ kitabında yayınlanan Öcalan
ile görüşme tutanaklarından)
- 8 Eylül 2015, Mevlüt Özmen – Iğdır Vali Yardımcısı: “Daha 15 gün önce aynı
yerde vurulduk! Kaçan teröristler o köylerde saklanırken işlem yapmayan/yaptırmayan hepimiz hakkında soruşturma açılsın. Bu yaratıkların dağlara kaçma şansları yok. Hepsi oradaki 3-5 müzahir köyde. Kudretli valilere, savcılara, komutan ve müdürlere ihtiyaç var.” (Vali Yardımcısı’nın, Iğdır’da 13 polisin şehit edildiği saldırının ardından twitter hesabından açıklaması)
- 8 Eylül 2015, Ahmet Aydın – Siirt eski Valisi: “İki yıl önce, Siirt Valisi olarak;
Çözüm Sürecinde, PKK’nın samimi olmadığı, sınır dışına çıkmadığı gibi, hâla dağa
çok fazla çocuk kaçırdığını, bunlara güvenmemek gerektiğini söyleyince, maalesef en
yetkili yerden azar işitmiştim. Keşke o zamanlar biraz basiretli davranabilseydik...”
- 4 Ekim 2015, Recep Güven – Siirt ve Diyarbakır eski Emniyet Müdürü, Emniyet
İstihbarat Dairesi eski Başkan Yardımcısı: “Çözüm süreci başlatılınca, ben ve
ekibim Başbakan Erdoğan’a çıkarak ‘nasıl bir yol izleyelim’ diye sorduk, ‘siz işinize
bakın’ cevabını aldık. Aynı heyetle Cumhurbaşkanı Gül’e çıktık. ‘Süreç nedir?’ diye
sorduk, ‘Tarihi bir fırsat yakaladık’ cevabını aldık. Aynı yıl (2009) Murat Karayılan’ın
Kuzey Irak’ta Kandil’de değil şehir merkezindeki adresini arkadaşlarımız tespit etti ve
ilgili kurumlara iletildi. Operasyon için ısrarcı olunca, bize toplantı dışında, ‘Biz
Murat Karayılan ile iyi görüşüyoruz, operasyona gerek yok’ dendi.” (R.Güven’in
Avukatı aracılığıyla mahkemeye sunulan ifadesinden)
- 18 Ocak 2016, İlyas Burunak – Diyarbakır eski Emniyet Müdürü: “Habur ve
çözüm sürecinde PKK güçlendi. İstihbarat birimleri, hendeklerin kazıldığından,
silahların depolandığından, örgütün şehri ve kırsalı terk etmediğinden haberdardı.
Devletin ilgili birimleri bunu gördüğü halde operasyon yapmıyorsa, operasyona
dönüştürmüyorsa ve bunlar yakalanmamışsa, imha edilmemişse bu süreçte
sorumludurlar.”
- 23 Şubat 2016, Tufan Ergüder – Hakkari eski Emniyet Müdürü: “Çözüm süreci
bugünkü çatışmaların alt yapısının hazırlandığı bir dönem oldu. Bu dönemde devlet
pasif davrandı, PKK’ya suni teneffüs yaptırıldı, örgüt faaliyetlerini şehirlere kaydırdı
ve bölgede devlet refleksleri geliştirdi, çadır mahkemeleri, sembolik asayiş
uygulamaları ve vergilendirme adı altında halka ‘güç bende’ mesajı verdi.”
- 25 Şubat 2016, Ali Yılmaz – Gaziantep eski Emniyet Müdürü: “Dağdaki terör
mahalleye nasıl indi? Bu süreçte devlet ne yaptı? Bölgede istihbarat ağı kurulamadı,
önleyici tedbirler alınamadı. Çözüm süreci boyunca örgüte müdahale izninin
verilmemesi PKK militanlarının şehirlere yerleşmesine ve mühimmat yığınağı
yapmasına neden oldu.”
IV. ÖCALAN’IN “AKP-PKK İLİŞKİLERİNE” DAİR BEYANLARI
ÖCALAN NELER DEMİŞ: (İmralı’da Öcalan ile HDP Heyetleri arasındaki görüşmelerin tutanaklarını içeren “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa: İmralı Notları” adlı kitaptan)
-“İslamcıların 40 yıllık rüyasıydı, rüyalarını gerçekleştirdik. Biz AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk.”
- Ben AKP’nin tam olarak oturması ve olgunlaşması için bilerek bekledim, sabrettim.
AKP anlar dedik. AKP’nin başını belaya/derde sokmayalım dedik. 2007, 2009 hatta 2011’e kadar seçim hesapları, oy hesapları yaptılar. Ben geri çekildim.
- “Bizim burada yaptığımız işin bir hukuka ihtiyacı var. Nedir bu? Parlamento bir yasa çıkaracak ve bu yasa dışılığa son verecek. MİT’in 2 Müsteşarını niye sorgulamak istediler? Çünkü yaptıkları iş yasa dışıdır, suçtur. Hepimiz vatana ihanetle yargılanabiliriz. Bu görüşmelerin hukuki bir güvencesi olmalıdır.”
- Cezaevi müdürüne ‘Hakan Bey’i (MİT Müsteşarı Hakan Fidan) yalnız bırakmamak gerekir’ dedim.
- “Hakan Fidan tutuklansa, sonra sıra Başbakan Erdoğan’a gelecekti.”
-“Başbakan Erdoğan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. Bu yüzden ben devreye girdim, yardımcı olayım dedim.”
- Erdoğan’ı idamdan ben kurtardım.
- Başkanlık sistemi düşünebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz
AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz.
- Ne ev hapsi, ne de af bunlara gerek kalmayacak. Hepimiz özgür olacağız. Ben komployu aşıyorum. Başarılı olursam, Ne KCK tutuklusu kalır ne başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek, ben karışmıyorum.
- 9 Kasım 2013’te İmralı’ya giden BDP(HDP) heyeti içerisinde yer alan Sırrı Süreyya Önder ile Öcalan arasında şöyle bir diyalog geçer:
- Önder: Ben Başbakan Erdoğan’a dedim ki, “Şimdi ben heyete girersem Kandil’e de gideceğim. Siz süreç hakkında ne düşünüyorsunuz, neleri yapmayı planlıyorsunuz” diye sordum. O da bana “Cemil’e (Bayık) söyle, bana meydan okuyup durmasın” dedi.
- Öcalan: (Gülerek) Türk işi kabadayılık! Cemil’i ben uyaracağım, Başbakanı da siz uyarın.
- Önder: Başbakan devam etti: “Bana ne yapacağımı soruyorsun, söyleyeyim. Her şeyi yapacağım. Bir zamanı var ve bu konuda Apo ile de anlaşmışım.”