loading
close
SON DAKİKALAR

Arslan Bulut: 17-25 Aralık darbe diyorsun sen de temiz değilsin ki kardeşim

Arslan Bulut: 17-25 Aralık darbe diyorsun sen de temiz değilsin ki kardeşim
Tarih: 21.12.2017 - 11:05
Kategori: Gündem

Can Ataklı’nın Yazı İşleri programına konuk olan Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Bulut gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Devletin ana kadroları çürümüş olduğu söyleyen Arslan Bulut 'Ama bu böyle gitmez. Bu halk böyle yaşayamaz' dedi.

Can Ataklı’nın Yazı İşleri programına konuk olan Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Bulut gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Devletin ana kadroları çürümüş olduğu söyleyen Arslan Bulut “Ama bu böyle gitmez. Bu halk böyle yaşayamaz” dedi.

Arslan Bulut’un konuşmasından satır başları şöyle:

(Hakkındaki telefon dinlemelerine ilişkin) Bizleri dinleyerek aleyhimizde sahte delil oluşturmaya çalışmışlar. Ayrıca ortam dinlemesi de yapmışlar. Ortam dinlemesinde yatak odası bile dinleniyor. Savcılar çağırdılar. “Sizi dinlemişler” dediler. Şikayetçi olup olmadığımı sordular. Ben de şikâyetçi olacağımı söyledim. 4000 görüşmemi kaydetmişler…

Ergenekon Balyoz davalarında insanlar öldü. Beyin kanaması geçirenler, yıllarca haksızca içerde yatanlar oldu. Ölenlerin hesabı sorulmuyor; ama telefonlarımızın dinlemesinin hesabını soruyorlar. Bütün bu davaların parça parça değil, bir bütün olarak dinlenmesi lazım.

AKP, 15 yıldır Türkiye’yi yalan dolanla yönetiyor. ALES’te sorular çalınmış birileri, hakim, savcılar soruları çalışarak bir yere gelmiş deniyor, iyi de AKP müsaade etti bu kadrolaşmaya. Sonra çıkar çatışmasından dolayı aralarına kan girdi. Bugünkü noktaya gelindi. İyi ki de bu noktaya gelindi. Zararında neresinden dönülse kârdı ama hala dönülmüşe benzemiyor.

Ülke öyle bir noktaya geldi ki 10 yılda bu hataları telafi edemeyiz. Yeniden sınavlar açıp yeni nesil kadrolar getirmek gerekiyor. Gençler duygusuz yetişiyor. Maddeci bir nesil yetişiyor. Bir ülkeyi işgal eden ülke, işgal ettiği ülkeyi bu kadar tahrip etmemiştir. İşgalci ülke, ülkenin bilim adamından gelişmiş, yetişmiş insanından yararlanmıştır. Şimdi bütün gelişmiş insanlarımızı ya attık ya da hapse attık. Bunlardan nasıl hesap sorulacak bütün medyayı yandaş hale getirmişler. Birkaç muhalif medya kalmış onları da düzenin bir parçası haline geldiler. Ekonomik olarak da ayakta kalamıyorlar, reklam alamıyorlar. Eğer gazete reklam alamazsa hiçbir gazete yaşayamaz.

(Yolsuzluk, ABD’deki dava il ilgili) Zafer Çağlayan konuşulduğu zaman Bayraktar gündeme geldi. Ne demişti Bayraktar, “Ben ne yaptımsa Erdoğan’ın talimatıyla yaptım” demişti. Ne oldu? Sonra susturdular. Meclis’e sevk edildi dava. Meclis de davayı kapattı. Man adası olayında bile neredeyse Kemal Bey suçlu oldu. Sanki rüşveti Kemal Bey aldı, şirketi Kemal Bey kurdu.

Daha vahim şeyler ortaya çıktı. 30 milyar Suriyelilere harcandı deniyor hani nereye harcandı bu para gerçekten bunların kayıtları, denetimi nerede? 15 yılda devletin cebinden 800 milyar dolar çıktı. 800 milyar dolarlık ihale yaptın. Havuz toplanan bu paralar nerede? Sonra 17-25 Aralık darbe diyorsun sen de temiz değilsin ki kardeşim.
Şimdi İslam ordusu kuruyordunuz. Ama Suudiler Kudüs meselesinde Amerika ve İsrail’in yanında yer alıyor. Rabia işaretinin Muaviye ile ilgisi var. Tek devlet, tek vatanla ilgilisi yok. Erdoğan sürekli U dönüşü yapıyor.

(28 Şubat) Çevik Bir ‘in savunulacak bir yanı yok. 28 Şubat Amerikancı bir darbedir. Milli bir kaygıyla yapılmış değil. 28 Şubat’ı tasvip etmiyoruz. Hakim savcılara brifing verdiler. Gazetecilere seminer verdiler. Şimdi de iki generale müebbet isteniyor. 2 yıl sonra bir bakacağız bu davada fos çıkmış. O dönemde çıkmış bir rapor var. 10 yıl sonrasını bugünleri anlatıyordu o rapor. Camiler, okullar, yargı devletin kritik noktaları yeni kadrolarla dolduruldu. Türkiye kabuk değiştirdi. Şimdi hesap sorulacaksa bu örgüte devlettin kadrolarına açanlara sormak gerekir. İki komutana bütün sorumlulukları yükleyerek olmaz. Sürecin sorumlusu iki general değil. Şimdi konjonktüre göre dava açılıyor.

Ali Fuat Yılmazer ne diyordu: “Biz bunları Genelkurmay ve hükümetin desteğiyle yaptık” demişti. Türkiye’nin en çok gergin olduğu zamanlarda söylemişti bunu. Erdoğan kendi sıkışmışlığından kurtulmak için Atatürk gibi rejimi, sistemi değiştirmek istiyor. Yaptıklarını cumhuriyet döneminde yapılanlarla kıyaslıyor. Şimdi bir şeyler yaptın da hangi temel üzerine yaptın. Bunu daha ileri götüreceksin. Başka çaren yok. Türkiye tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Türkiye hırsızlıkla yönetiliyor. Yüzde 70 hırsızlıkla gelmiş akademisyeni, askeri, hırsızlıkla sınav sorularını çalarak gelmiş. Sistemi değiştirsen ne olur. Buradan hukuk devleti çıkmaz, diktatörlük çıkar ve oraya doğru da gidiyor.

Erdoğan’dan bir ümit beklenemez. Çünkü bu yaşananlar onun döneminde oldu. Sorumlusu Erdoğan’dır.
Yeni bir hükümet teorisi bulunmazsa böyle gidecek. Yolsuzlukla hırsızlık dosyalarıyla bir sonuca varmayız. Belge açıklıyorsun. Man kafa diyor. Yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor. İnsanların geleceğini çalanı yakalamak gerekiyor. Hırsız ülkenin gücünü iktidarını ele geçirmiş. Bu sadece mal hırsızlığıyla kalmamış. Eskiden üniversite sınavında hırsızlık olur muydu? Yargıya güven vardı. İyi kötü medyaya güven vardı. Ne hale getirdiler ülkeyi; güven kayboldu. Herkes bileğinin hakkıyla bir yerlere gelmeli. Hele hele İslam’dan bahsediyorsanız… Bugünkü yapı artık çürümüş. Geleceğimiz çalınmış, hala kimsenin sesi çıkmıyor.

Bu kadar hırsızın olduğu bir ülkede demokratik seçim olur mu? Korku egemen bir toplumda yaşıyoruz. Niye reklam vermiyorlar. Sonra iflas bayrağını çekersin. Gidişat daha kötü. İçinde olduğumuz gemi batıyor. Ekonomiden batmayız ama bu ahlaksızlıktan batarız. Devletin ana kadroları çürümüş. İktidarda herkesi susturuyor korkutuyor. Ama bu böyle gitmez. Bu halk böyle yaşayamaz.

Lozan’ı tartışmaya açıyorsun ama sınırları tartışmaya açıyorsun aslında. Zaten Türkiye’nin sınırlarını parçalamak istiyorlar. Şimdi Yunanlı bakan muhalefete cevap veriyor. Neden? Hükümeti siyasi muhatap kabul etmiyor. Muhalefeti muhatap kabul ediyor. Türkiye de Türklükle sorunu olanlar İslam’a sarılıyorlardı. Bunlarda Türklükle mücadele ediyorlar. Daha Türklüğü ağzını alamayanlar İslam’ı nasıl koruyacak.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları