Av. Murat Ergün; Can Dündar'a demokrasi ve hukuk kahramanı muamelesi yapılmasını, önce gerçek vatanseverlere, sonra aklımıza yapılmış bir hakaret olarak görürüz. Atatürk düşmanlarından her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!
Av. Murat Ergün; ''Can Dündar'a demokrasi ve hukuk kahramanı muamelesi yapılmasını, önce gerçek vatanseverlere, sonra aklımıza yapılmış bir hakaret olarak görürüz. Atatürk düşmanlarından her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!'' dedi ve sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı...
En büyük maddi kazanımlarını AKP-Fettullah işbirliği döneminde elde etmiş, zenginliğini katlamış, dönemin egemenleri ile kol kola yürümüş, Cumhuriyet düşmanlarına yanaşarak kariyerini çıkar bazlı yaşayan güdümlü bir şahsiyet portresi çizmiş kişiden her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!
Değerli dostlarım;
1- Sap ile samanın birbirine karışması tehlikesi karşısında, yurttaş sorumluluğumun gereği olarak aşağıda yer alan açıklamayı kamuoyu ile paylaşma zorunluluğu hissettim.
2- Can Dündar'ın tutuklanması hukuk dışı ve siyasi görünümlü bir karardı. Ben zaman, kişi ve yer ayırmadan herkesin hukuk önünde eşit olduğu ve adaletin üstünlüğüne inanan bir cumhuriyet hukukçusu olarak, baskıcı, yasa tanımaz ve faşist uygulamalara karşı tüm çevrelerin birlikte hareket etmeleri gerektiğine inanırım. Bu bağlamda, uğradığı muamele üzerine, kim ve ne olduğunu bildiğimiz halde Can Dündar'ın haklarını savunduk.
3- Biz bu tavrımızı tutarlı ve onurlu duruşumuzun gereği olarak sergilerken, ABD-AB merkezli bazı güçler, her zamanki gibi iki yüzlü davranarak, sadece kendi iyi çocuklarını savunmak adına, Can Dündar için seferber oldular. (Tarihin bu döneminde, farklı gerekçelerle bile olsa, emperyalist küreselci güçlerle ortak bir noktada buluşmuş olmayı içime sindiremediğimi de bu vesileyle not düşmek isterim.)
4- Doğal olarak bizlerin değil, egemen güçlerin baskısıyla eşine pek rastlanmayan bir hızla (90 gün) karar veren Anayasa Mahkemesi, Can Dündar'ın uğradığı hukuk dışı uygulamayı tespit etmiş ve neticede tahliye edilmesini sağlamıştır. (Anayasa Mahkemesi, ilk kumpas davası Atabeyler dosyasından tutuklu bulunan Murat Eren'in başvurusunu 1200 gündür bekletmektedir.)
5- Ancak, gerek kendi açıklamaları ve gerekse onun hakkında yazılıp çizilenlere bakınca, yaptıkları ve yazdıklarıyla kişisel olarak yüksek değer verilecek ve kahraman ilan edilecek bir kişi olmayan Can Dündar'ın neredeyse kutsanmaya başlandığını gördüm. Oysa, en büyük maddi kazanımlarını AKP-Fettullah işbirliği döneminde elde etmiş, zenginliğini katlamış, dönemin egemenleri ile kol kola yürümüş, Cumhuriyet düşmanlarına yanaşarak kariyerini çıkar bazlı yaşayan bir şahsiyet portresi çizmiş bu kişiden her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!
6- NATO güdümlü şeriat merkezlerinden sipariş alarak, kurucu önder Atatürk'ü itibarsızlaştırma projesi olan "Mustafa" isimli sözde bir belgesele imza attığı değerlendirilen Can Dündar'dan her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!
7- O dönem çalıştığı Milliyet Gazetesindeki köşesinde, Silivri'de esir tutulan müvekkillerimiz adına hukuk, insan hakları ve adalet diye çığlık atan bizlere hitaben "BAŞKA KAPIYA" diye cevap veren Can Dündar'dan her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!
8- Fettullahçı karşı devrim operasyonunun en etkili propaganda aygıtı olan Zaman Gazetesine verdiği 14 Ağustos 2005 günlü röportajda, II. Abdülhamit döneminde, 1907’de tutuklanarak “akıl hastanesinde” tedavi gören, 31 Mart Gerici İsyanı’nın fitilini ateşleyen Derviş Vahdeti’nin Volkan gazetesinde ve Kürdistan Dergisinde yazılar yazan, İngiliz yanlısı Derviş Vahdeti ile birlikte siyasal İslamcı İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’ni, Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti’ni kuran, “Alman malı cihat fetvası" olan Cihat-ı Ekber'in yazarlarından, Cumhuriyet dönemine gelindiğinde Demokrat Parti iktidarı tarafından kendisine tahsis edilen bir otomobille Demokrat Parti’nin propaganda gezilerine çıkartılan, hem eski Almancı, yeni Amerikancı, hem İslam birliği yandaşı, hem Osmanlıcı, hem Kürtçü, hem hilafetçi olması bakımından Amerika’nın soğuk savaş stratejisinin Türkiye’deki kanaat önderi olan [1] [2], İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bağdat’tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında adı anılan, “Dünyanın şu anki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle dini hakikatlere sahip çıktığını, Amerika’nın, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdiğini, Amerika’nın yeni doğan İslam devletlerini okşadığını ve onlarla ittifak ettiğini” bütün dünyaya ilan eden, “Müslümanları okşayan Hıristiyan Amerika”'yı aynen Fettullah gibi dünyanın en büyük devleti ve baş otoritesi kabul eden, Kurtuluş Savaşımız devam ederken ulusal kuvvetlere karşı yapmadığını bırakmayan zararlı örgütlerin ya kurucusu veya yönetim kurulu üyesi olan, şapkayı dinsizliğin sembolü olarak gören ve "tesettüre en uygun kıyafet çarşaftır. Çarşaf, kadınların siperi ve kefesidir” diyen Saidi Kürdi Nursi'yi överek hayranlığını dile getiren Can Dündar'dan her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz! Röportaj verdiği o gazete (!?) ki, 2000'li yılların ortasında fiilen hayata geçen "yargı eliyle cumhuriyeti yıkma" projesinde aktif görev almış, TSK aleyhine yürütülen tüm algı operasyonlarında merkez üssü rolünü üstlenmiş, Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy gibi ihanet davalarında yalan makinesi işlevi görmüş ve 25 Ocak 2013 günlü nüshasında, geçtiğimiz gün tümü beraat eden sözde İzmir Casusluk Davası sanıkları için itibar cellatlığı yapmış, gazete görünümlü örgütsel yayındır.
Sonuç olarak, hukuka saygılı ve adalete inançlı olmamız, hafızamızı ve aklımızı yitirmemize sebep değildir. Vicdanlı olmakla kan uykusuna yatmak arasındaki farkı biliriz. Devrim ve aydınlanma yolunda ağır bedeller ödemiş onca gerçek demokrasi kahramanı dururken, Can Dündar'a demokrasi ve hukuk kahramanı muamelesi yapılmasını, önce gerçek vatanseverlere, sonra aklımıza yapılmış bir hakaret olarak görürüz. Atatürk düşmanlarından her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz! Gericilerle kol kola yürüyenlerden her şey olur, demokrasi kahramanı olmaz!Unutmayız, unutturmayız...
[1] Cengiz Özakıncı, Türkiye’nin Siyasi İntiharı, Yeni Osmanlı Tuzağı, İstanbul, 2005
[2] 1980 sonrasında Said-i Nursi’yi yeniden parlatma misyonunu yüklenen akademisyenlerden biri de Atatürk’ün üniversite reformuyla kurduğu ve Türkiye’nin en köklü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye Cumhuriyeti Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. Cezmi Eraslan’dır. Eraslan, 1995’te İstanbul’da toplanan Bediüzzaman Said-i Nursi Konferansı’na sunduğu bildirisinde, Nursi'yi överek Türk devrim tarihini alt üst etmeye çalışmış, Said-i Nursi’ye Kurtuluş Savaşı’ndan paye verirken, diğer taraftan da Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü azaltmayı amaçlamış, bunu ardından adeta ödüllendirilircesine Genelkurmay direktifiyle kurulan Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAREM) üyeliğine getirilmiştir.
Vişne Haber Ajansı - Dilfiraz Değerli