loading
close
SON DAKİKALAR

'Ayrım yapmadan tüm yolsuzluklara karşı ortak ses çıkarmalı'

'Ayrım yapmadan tüm yolsuzluklara karşı ortak ses çıkarmalı'
Tarih: 11.12.2017 - 10:41
Kategori: Gündem

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Başkanı Oya Özarslan, 'Ayrım yapmadan tüm yolsuzluk ve hukuksuzluklara karşı ortak ses çıkarmalı. İdeolojik ve dini aidiyetlerin üstünde insanın kendisine, insanlık onuru ve vicdanına karşı bir sorumluluğu var' dedi.

Türkiye, uzun süredir uluslararası çapta gerçekleştirilen yolsuzluk iddialarıyla gündemde. 

BirGün'den Meltem Yılmaz'a konuşan Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Başkanı Oya Özarslan, 'Ayrım yapmadan tüm yolsuzluk, usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı ortak ses çıkarmalı. İdeolojik ve dini aidiyetlerin üstünde insanın kendisine, insanlık onuru ve vicdanına karşı bir sorumluluğu var' dedi.

»Bugünlerde CHP’li belediyeler yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya. Öncesinde, AKP’li birçok belediye başkanı görevden alınmıştı. Öncelikle sormak istediğim, Türkiye’de yolsuzluk alanında yerel yönetimlerin yeri ve payının ne olduğu.

Bizim 2015 ve 2016’da yaptığımız kamuoyu anketine göre yerel yönetimler halkın en çok yolsuzluk olduğunu düşündüğü kurumların başında geliyor. Yerel yönetimler bir yandan yolsuzluk risklerinden mustaripken, bir yandan da özellikle büyükşehir belediyelerinin imar alanındaki geniş yetkisi, tüm ölçekteki belediyelerin kaçak yapılaşma kontrolündeki zayıflığı, kayırmacılığa açık alanları, ihalelerle kaynak dağıtımındaki rolü ve belediye şirketlerinin denetim zayıflığı gibi konular da yumuşak karnını oluşturuyor. Ataşehir Belediyesi örneğinden yola çıkarak şunu söylemek isterim: Tabii ki, tüm bu yolsuzluk iddiaları soruşturulsun. Ancak parti ayrımı yapılmadan tüm belediyelerdeki iddialar incelensin. Ayrıca belediyeler hakkındaki Sayıştay raporları açık olsun ki, tüm kamuoyu haberdar olabilsin.

»Türkiye’nin son yayımlanan raporlara göre karnesi ne durumda?

Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde son üç yılda 22 sıra geriye düştü. Bunun temel nedeni ortaya çıkan skandallardaki yolsuzluk iddialarının tam yargılanamadan kapatılması. Ayrıca tüm hak ve özgürlüklerdeki zayıflamaya karşın, mesela, bürokratik dokunulmazlıkların kapsamının artması, böylece idarenin hesap verebilirliğinin azalmasını da sayabiliriz. Tabii hukukun üstünlüğü, açık yönetim, medya özgürlüğü gibi tüm diğer uluslararası endekslerdeki büyük bir hızla kötüleşen durumumuzu da topluca düşünürsek, Türkiye rotasını özgürlüklerden ve hukukun üstünlüğünden ters yöne çevirmiş bir ülke görünümü çiziyor.

»Türkiye’de yolsuzluğun yapısallaşarak; siyasi, ekonomik, toplumsal sistemin bir parçası haline geldiğini söylemek mümkün mü?

Yolsuzluğun kemikleşmiş ve inatçı bir hale geldiğini söylemek mümkün. Türkiye’de ihale sistemi delik deşik olmuş durumda, bu sene yaptığımız bir incelemeye göre devletin verdiği ihalelerinyüzde 44’ü kapalı durumda, bu büyük yolsuzluklara açık bir sisteme işaret etmektedir. İhalelerin ekonomik hacmi dikkate alındığında durum çok daha vahim!

»Sarraf davası özelinde konuşursak, bu dava Türkiye’nin imajını nasıl etkiliyor?

Amerika’da görüldüğü haliyle dava temel olarak Amerika’nın İran’a yaptırımlarının ihlaline ilişkinken, bu işlemler sırasında gerçekleştiği belirtilen rüşvet, hayali ihracat ve banka dolandırıcılığı gibi iddiaları da görüyoruz. Bizi ilgilendiren Amerikan yaptırımları değil, bu çok ciddi miktarlara karşılık geldiği belirtilen yolsuzluk iddialarıdır. Önemli olan şu ki, Türkiye bu iddiaları daha önceden yargılayabilseydi, en azından millet olarak bizi utandırıcı bazı detayların uluslararası kamuoyunda tartışılması gibi süreci yaşamayacaktık. Davanın dış dünyadaki imajımızı etkileyen, itibar kaybına yol açan en önemli yanı bu.

»Bugün Türkiye’de yolsuzlukları konuşmak, darbecilik şeklinde yaftalanıyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sanıyorum bu dünyada ilk defa Türkiye’de 17-25 Aralık sırasında dile getirilmiş olsa da, Brezilya, İsrail gibi dünyanın değişik yerlerinde yolsuzluklarla darbe yapılmaya çalışıldığı, hükümetlerin devrilmeye çalışıldığının iddia edildiğini görmeye başladık. Yine de bu ülkelerde yolsuzluk iddialarının yargılanabildiğini, olaylara karışan siyasilerin hesap verebildiğini görebildik, Türkiye bu noktadan uzakta.

Öte yandan, yolsuzluk iddialarını kapamada tüm dünyada benzer yöntemlerin kullanıldığını görüyorsunuz. Örneğin, Malezya’daki yolsuzluk skandalında Başkan Nacib Razak’ın hesabına Suudi Arabistan’dan gelen 681 milyon dolar için “cömert bir bağış” açıklaması yapılmıştı.

»Yolsuzluğa karşı mücadelede nasıl başarılı olunur ve yurttaşa düşen görevler nedir?

Öncelikle gözümüzü kapatmamak, normalleştirmemek, meşrulaştırmamak gerek. Görmezlikten geldiğiniz her an, onu besleyen kaynaklardan biri de siz oluyorsunuz. Ayrım yapmadan tüm yolsuzluk, usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı ortak ses çıkarmalı. İdeolojik ve dini aidiyetlerin üstünde insanın kendisine, insanlık onuru ve vicdanına karşı bir sorumluluğu var.

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları