loading
close
SON DAKİKALAR

Büyükada'da gözaltına alınan aktivistler hakim karşısında

Büyükada'da gözaltına alınan aktivistler hakim karşısında
Tarih: 25.10.2017 - 06:30
Kategori: Gündem

Büyükada'da 5 Temmuz'da gözaltına alınıp tutuklanan insan hakları aktivistleri, 113 günün ardından bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı.

Büyükada'da 5 Temmuz 2017'de toplantı yaptıkları sırada gözaltına alınan aralarında Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları Gündemi ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneklerinin temsilcileri ile Alman vatandaşı Peter Frank Steudtner ile İsveç vatandaşı Ali Ghravi'nin bulunduğu 11 sanığın yargılaması başlıyor. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak duruşmayı RSF’den Erol Önderoğlu, HRW’tan Emma Sinclair-Webb, İHOP’tan Feray Salman, İHD’den Hüsnü Öndül, Rakel Dink, Gülten Kaya, AKP vekili Mustafa Yeneroğlu büyükelçilikler de Af örgütü takip ediyor. Salonun kapasitesi dolunca duruşmayı takip etmek isteyenlerin çoğu salonun dışında kaydı. Mahkemeyle yapılan görüşmenin ardından 15 kişiye daha duruşmayı izlemesi izin izin verildi.

Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç ve Kadın Koalisyonundan İlknur Üstün duruşmaya Ankara Sincan cezaevinden SEGBİS ile katılıyor. Saat 11.40'ta başlayan davada kimlik tespitleri yapılıyor.

Kimlik tespitiyle saat 11.40 sıralarında başlayan dava iddianamenin okunmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMENİN ÇEVİRİSİNİN YAPILAMAMASINA İTİRAZ EDİLDİ

Mahkeme tarafından, Türkçe bilmeyen sanıklara iddianameyi okuyup okumadıkları soruldu. Çevirisini okuduklarını söylediler. Sanık avukatları ise iddianamenin çevirisinin avukatlar tarafından yapıldığını, mahkemenin çeviri sağlamadığını kayıtlara geçti.

TANER KILIÇ'IN DOSYASININ AYRILMASI İSTENDİ

Hak Örgütleri Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı Taner Kılıç’ın dosyasıyla ilgili olarak avukatlar talepte bulunarak dosyasının ayrılmasını istedi. Avukatlar bu taleplerini ise Kılıç hakkında İzmir'de aynı mahiyetti bir dosya olmasını gösterdi. Davanın mükerer olduğu belirtilerek dürüst yargılama gereği dosyasının ayrılması istendi.

Kılıç'ın avukatı: "11 Ekim tarihli dilekçem var ama mahkeme değerlendirmedi. Taner Kılıç'ın Bu davada olması saçmadır bize göre. Dilekçenin cevaplanmasını talep ediyorum. İzmir'deki bu davayla birleştirilmemesini talep ettik. Esasa girilmeden bu dosya burdan alınmalıdır. Burda görülemez. Yarın başka mahkemede duruşması olan kişinin burda ifade verip karar verilmesi adil yargılamayı etkiler. Bu durum adil yargılamaya ve hukuka aykırıdır. Bizim talebimiz mahkemenin bu hususu görmesi ve Taner Kılıç'ın iddianamesini iade etmesidir. Taner kılıç hakkındaki davanın tefriki ve reddine karar verilmesini talep ediyoruz" dedi.

SEGBİS SİSTEMİNDE ARAZA ÇIKTI

SEGBİS sistemindeki sorun nedeniyle Taner Kılıç'ın hakkındaki konuşmaları duymadığı anlaşıldı. Kılıç'ın avukatı duruşmanın kayıt altına alınmasını talep etti. Bu talebe ise Mahkeme başkanı "Dünyanın bütün uygar ülkelerinde kayıtlı mı duruşma yapılıyor avukat hanım?" cevasını verdi.

'ÖZGÜRLÜĞÜNDEN MAHRUM BIRAKILDIM, NEDEN BİLMİYORUM'

Tutuklu yargılanan Özlem Dalkıran savunmasına başladı: 3 aydan fazla süredir özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Neden bilmiyorum. Stres ile nasıl baş edebileceğimizi öğrenmek için bir araya gelmiştik. 100 günü aşkın süredir stres altındayız. Toplantının bildirim yapılmaksızın gizli yapıldığı iddia edildi. Bu toplantı gizli değildir.Kapalıdır. Atölye çalışması kararı IHOP'un Nisan ayı toplantısında alınmıştır. Her ne kadar Büyükada ve Temmuz'dan anlamlar çıkarmak istenmiş olsa da aslında toplantı Haziran'da olacaktı. Ramazan nedeniyle ertelendi. Toplantı için İzmir de düşünüldü. İnsan ister istemez merak ediyor. Biz toplantıyı Mayıs'ta İzmir'de yapsaydık bugün burda olacak mıydık? Otelde gizli buluşulabilir mi? Otel konukları valiliğe bildirilir. Gizli toplantıya iki tercüman tutulur mu? Çalışanlara servis yaptırılır mı? Toplantının katılımcıları gizli olsa katılımcılar fotoğraf gönderir mi? BİANET'in Büyükada'daki yüz kişilik akşam yemeğine katılınır mı? Bizim içerde konuştuğumuz verilerin korunması ve stresle başetme yöntemlerinin insan hakları savunucularının alanı değildir deniyor.

BAŞBAKAN'IN SÖZLERİYLE SAVUNMA YAPTI

Hak ve özgürlükler alanında çalışanlar, ihlal mağdurlarının hassas bilgilerini paylaşırlar. Bu bilgiler hassastır ve hekim- hasta, avukat- müvekkil hassasiyeti gibidir bu. Bu bilgiler önemlidir. Bu raporlar ve bilgiler artık digital ortamlarda. Çalışmalarımızdan hoşlanmayanlar telefonlarımıza ve bilgisayarımızı hackliyorlar. Dolayısıyla bilgi güvenliği önemlidir. Geçen hafta Başbakan Binali Yıldırım bilgi güvenliği konferansında ekonominin nasıl tehlikede olduğunu anlattı. Siber saldırılar ekonomiyi kötü etkiler. Bizim durumumuzda ise bu insan hayatını etkiler. Risklidir. Bu risk alınamaz. Kendimizi, kurumlarımızı ve adlarına hak mücadelesi verdiğimiz mağdurları korumak için bunları öğrenmemiz gerekiyordu ve bu atölye yapıldı. İddianamede adımın geçtiği her yerde toplantının oOrganizatörü olduğu belirtiliyor. Bir toplantı organize etmek suç değildir. Benle ilgili iddialardan biri İştar Gözaydın'la konuşmam. Kendisi 90'lardan beri arkadaşım. Tutuklandı ve serbest kaldı. Muhtemelen aramam da çıkışını kutlamak içindir. Tahliye olan arkadaşınızı ararsınız elbette. Muhtemelen aramam da çıkışını kutlamak içindir. Tahliye olan arkadaşınızı ararsınız elbette. İştar Gözaydın da ben de FETÖ/ PDY ile alakalı değiliz.

'GELEN MAİLDEN NASIL SORUMLU TUTULURUZ'

Hakkımdaki iddalardan biri whatsapp grubundaki mesajlar. Toplantı tarihleri, Figen Yüksekdağ duruşması nedeniyle gün değiştirmek olarak belirtilmiş. Ayrıca gruba attığım telefonunuzu kapatın, vapurun keyfini çıkarın mesajımda da bir niyet aranıyor. Medyada bu mesajı 'teknik takibe takılmamak için' yorumları yapıldı. Oysa telefonlar sadece denizde kapalı olacaktı. Zaten polis ötele geldiğinde herkesin telefonunun açık olduğu biliniyor. Toplantı mesajları genelde havuza gidiyor musunuz, denize gidelim, yemek nerede gibi mesajlardan da oluşuyor. Herkes konum bildiriyor.
İstanbul hayır meclisleri word metninin tam halini görmediğim için, sadece kesit alınmış. Ben bu 400 kişilik toplantıya gitmedim. Gidebilirdim ama gitmedim. Dolayısıyla orada konuşmadım da. Öyle bi izlenim yaratılıyor ki sanki bu belge bizim atölye çalışmasının konusu. Bu çok tehlikelidir. Bize gelen bir mailden sorumlu olamayız. Cumhuriyet davasında Kadri Gürsel'in kendisine gönderilen mesajlarla alakası olmadığını çaresizce anlatmasını hep birlikte izledik. Gelen mesajlardan nasıl sorumlu tutulabiliriz? Savcılık bu belgeyi suç oluşturduğunu ve Benim katıldığımı söylüyorlarsa bunu kanıtlamalılar. Ama ne o toplantıya katıldığıma dair bir iddia var iddianamede ne de başka bir şey. Sadece bir belge olarak duruyor.Büyükada'daki toplantıda ne Nuriye ve Semih'ten, ne Adalet Yürüyüşünden, ne de hayır Meclis'lerinden söz etmedik.

30 SAAT BOYUNCA NEREDE OLDUĞUMUZDAN KİMSENİN HABERİ OLMADI

MASAK raporlarında para transferleri var. 2014'te Roboski Derneğine para göndermişim. Dernek üç yıl sonra KHK ile kapatılmış. Terörden yargılanan birime para göndermişim deniyor. O parayı gönderdiğimde dava YÖK. Zaten parayı gönderdiğim kişi de özgür dolaşıyor. Ocak ayında yine bağış yaptığım bir dernek sonrasında khk ile kapatılmış. 3 milyon mültecinin yaşadığı bir ülkede vatandaşları bireysel bağış yapmaktan çekinir hale getirir böyle yorumlar ve tehlikelidir. Bağış yaptığım Rojova Derneği bağıştan aylar sonra KHK ile kapatıldıysa ben ne yapabilir mi? Polis telefon şifrelerimizi 4. ya da 5. günde sordu. Telefonum şifresi yok ama pin kodu var. Ve bu kodu hatırlamadım. Savcı iddianamede kodu hatırlamamak hayatın olağan akışına aykırıdır demiş. Doğrudur. Ama hayat olağan akışında değildi zaten. Önce adalar karakolunda, sonra teknelere bindirilerek başka karakollara dağıtıldık. Havasız, çok kötü şartlarda tutulduk. 30 saat boyunca nerede olduğumuzdan kimsenin haberi olmadı. İddianameye dair söyleyeceklerim bu kadar. İddiaların hiç biri benim yasadışı bir şey yaptığımı söylemiyor. Terörle bağlantı kurulmaz. Hakikati ayrım gözetmeksizin savundum. Silahlanmayala mücadele ettim. 30 yıllık bir hak savunucusu olarak bunu asla kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum.

YILLAR ÖNCEKİ KONFERANSTAN ÖRNEK VERDİ

Savunmasında hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu belirten Dalkıran, " İsveç Uyruklu Ali Ghravi ile yıllar önce birlikte konferans düzenledik. Konferansın açılışını Abdullah Gül kapanışını Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Hepimiz insan haklari ortak plaformunun bileseni derneklerin üyeleriyiz" dedi.

İDDİANAMEDEN...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından hazırlanan iddianamede, Büyükada'daki toplantıyı Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç'ın organize ettiği ancak Kılıç'ın Bylock kullandığı iddiasıyla İzmir'de gözaltına alındığı diğer şüphelilerin ise Büyükada'da buluşup toplantıya başladıkları anlatıldı.


AMAÇ; ADALET YÜRÜYÜŞÜNÜ KAOSA DÖNÜŞTÜRMEK

İddianamede şüphelilerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a başlattığı 'Adalet Yürüyüşü'nü kaosa dönüştürmeye çalıştıkları ve yaşanacak karışıklığı da diğer illere ve ilçelere yaymak istediklerinin amaçlandığı iddia edildi. İddianamede Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç hakkında "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla, diğer şüpheliler hakkında ise, "Silahlı terör örgütüne yardım etme" suçlamasıyla 5 yıldan yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İddianamede yer alan şüpheliler; Alman vatandaşı Peter Frank Steudtner ile İsveç vatandaşı Ali Ghravi, Yurttaşlık Derneği'nden Nalan Erkem, Kadın Koalisyonu'ndan İlknur Üstün, Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu üyesi Veli Acu, İnsan Hakları Gündemi Derneği'nden Günal Kurşun, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği'nden Nejat Taştan, Yurttaşlık Derneği'nden Özlem Dalkıran, eski Mazlum Der'li aktivist Şeyhmus Özbekli. (Cumhuriyet)

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları