loading
close
SON DAKİKALAR

CHP: Bilimsel, laik, çağdaş eğitime darbe vurulmaktadır!

CHP: Bilimsel, laik, çağdaş eğitime darbe vurulmaktadır!
Tarih: 12.04.2016 - 15:27
Kategori: Siyaset

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonunun CHP'li üyeleri MEB’nın Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıflarla yaptığı işbirliklerinin ayrıntılı araştırılması amacıyla hazırladıkları araştırma önergesini TBMM Başkanlığına verdi.

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor komisyonunun CHP'li üyeleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamuoyunda tartışma yaratan müfredat değişikliği hazırlıkları ile Bakanlığın Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıflarla yaptığı işbirliklerinin ayrıntılı araştırılması amacıyla hazırladıkları ve geçen hafta basın toplantısı ile duyurdukları araştırma önergesini TBMM Başkanlığına verdi.

Komisyonun CHP grup sözcüsü Eskişehir milletvekili Prof.Dr. Gaye Usluer ile komisyonun CHP'li üyeleri Antalya milletvekili Prof.Dr. Mustafa Akaydın, Aydın milletvekili Prof.Dr. Metin Lütfi Baydar, İzmir milletvekili Mustafa Ali Balbay, Bursa milletvekili Ceyhun İrgil ve Giresun milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu'nun hazırladıkları araştırma önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi.

"Türkiye’de adında “milli” kelimesi bulunan iki bakanlıktan birisi Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bu ismi taşıyan bir kurumumuzun, eylem ve söylemlerinde her görüşten ve kesimden insanımızın ortak milli hassasiyetlerini gözeterek hareket etmesi zorunluluktur. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), AKP iktidarları döneminde çağdaş, laik, bilimsel eğitim anlayışından uzaklaşan uygulamalarla, bakanlığı bu milli niteliğinden koparmıştır. Bu uygulamaları müfredat değişikliği taslak programlarında da görmekteyiz. Özellikle tarih dersi için hazırlanan taslak programın, tarih dersi niteliğinden çok iktidarın kendi dini ve siyasi argümanlarının propagandasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleri olan, hiçbir siyasi partinin tekelinde olmayıp ülkemizin her yurttaşına hitap eden Atatürk İlke ve İnkılaplarının müfredattan çıkarıldığı; yerine bilimsel gerçeklik taşımayan bazı basit popüler inanışlar üzerine iktidarın şekillendirdiği temelsiz ve tutarsız ideolojik yargılarla dolu bir müfredat konulduğu görülmektedir. Bu temelsiz ve tutarsız yargılar, kamuoyunda Cumhurbaşkanı ve Başbakanın sıklıkla “Neo-Osmanlıcılık” olarak andığı fikirler manzumesi içerisinde karşımıza çıkmaktadır. Aslında büyük çoğunluğu Osmanlı tarihi üzerine yazılan herhangi bir bilimsel kaynağa dahi doğru düzgün dayanmayan bu argümanlar, milli olması gereken bir müfredatı bir partinin basit propagandası düzeyine indirmektedir.

Müfredatta ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve başta 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü olmak üzere silah arkadaşlarının adlarının kasıtlı olarak kullanılmadığı; daha önce temel ünite ve bazen başlı başına ders olarak öğretilen Cumhuriyet Tarihinin 1774–1974 arası dönemin içine hapsedilerek Osmanlıların yıkılışının bir devamı, bir çöküşün parçası olarak öğrencilere yansıtılmak istendiği gözlemlenmiştir.

Sadece 11. sınıfta verilecek olan Atatürk ilke ve İnkılapları dersi bahane edilerek 9., 10., 11. ve 12. Sınıfların tarih dersi müfredatından Cumhuriyetin ve Milli Mücadelenin çıkarılması iktidarın kendi toplum mühendisliği çabaları uğruna milli eğitim sistemimizin ciddiyetine ve bütünlüğüne zarar verdiğinin kanıtıdır.

Müfredat değişikliğine ilaveten MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle protokoller yaparak eğitimin birçok alanını terk ederek, bilimsel laik çağdaş eğitime darbe vurmaktadır. Bununla ilgili birçok örnek sıralayabiliriz.

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) ile MEB arasında yakın zamanda "Eğitimde İşbirliği Protokolü" imzalanarak DİB'in tüm yazılı ve görsel yayınları, MEB'in sosyal eğitim platformu olan Eğitim Bilişim Ağı'na dahil edildi. Böylece okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklara yönelik dini ve dogmatik bilgi içeren yayınların okutulmasının önü açılmıştır.

Mersin'de İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Müftülüğü'nün ilkokul çocuklarını hedef alan "Minik Yürekler Kardeşlik Bilincinin Farkında" isimli projeyle çocukların 4 gün okulda, 1 gün camide olması planlanmakta, velilere "Çocuğumun bir gün camiye gitmesine izin veriyorum" şeklinde bir yazı gönderilerek imzalatılmak istenmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı ile İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından yürütülen ‘Her sınıfın bir yetim kardeşi var’ projesi kapsamında çocuklara kumbara verilerek ailesinden, komşusundan para toplaması istenmekte, kumbarayı dolduran çocuklar takdir edilmektedir.

Yine MEB’in TÜRGEV’le yaptığı protokol ile TÜRGEV yurtlarından açılacak kursları İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin yürütmesi karara bağlanmıştır. Bunlar gibi sayısız protokol ve işbirliği mevcuttur.

Bu önerge ile Anayasamız, kanunlar ve evrensel çağdaş eğitim ile bağdaşmayan bu uygulamaların TBMM çatısı altında her partiden temsilcilerin katılacağı bir komisyonda görüşülmesi amaçlanmaktadır."

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları