CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: Bursa’nın iradesini bir avuç darbeciye bırakmayacağız!

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Bursa’da tutuklu bulunan Mustafa Bozbey’i ziyaretinin ardından yargıdan ekonomiye, eğitimden sağlığa kadar iktidara sert eleştirilerde bulunarak erken seçim çağrısı yaptı.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Bursa’da tutuklu bulunan Mustafa Bozbey’i ziyareti sonrası yaptığı açıklamada iktidara sert yüklendi ve erken seçim çağrısında bulundu.
“BURSA’NIN İRADESİNİ BİR AVUÇ DARBECİYE BIRAKMAYACAĞIZ”
Gökhan Günaydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutukluluğunu “Bursa’nın iradesine vurulmuş bir pranga” olarak nitelendirdi. Bozbey’in 2024 seçimlerini açık ara farkla kazandığını hatırlatan Günaydın, belediye meclisindeki aritmetiğin kumpaslarla değiştirildiğini savundu. Günaydın, “Yıllar evvelki dosyaları raftan indirerek, 6 yıldır belediye başkanlığı yapmayan bir insanı tutuklamak, halkın iradesini AKP’ye devşirme operasyonudur. Bu kumpaslara geçit vermeyeceğiz” dedi.
“YARGIYI ARAÇSALLAŞTIRARAK SİYASETİ DİZAYN EDEMEYECEKSİNİZ”
Türkiye’deki adalet sisteminin çöktüğünü ifade eden Günaydın, cezaevi kapasiteleri üzerinden çarpıcı veriler paylaştı. Türkiye’de 300 bin kişilik cezaevi kapasitesine karşın 410 bin tutuklu ve hükümlü bulunduğunu belirten Günaydın, “İnsanlar cezaevlerinde üç vardiya yatak paylaşmak zorunda kalıyor. Adliyeleri siyaseti dizayn etmek için kullananlar bilsin ki, halk bizimledir ve o sandıklar mutlaka patlayacak” ifadelerini kullandı.

“30 MİLYON İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA”
Ekonomik krize değinen Günaydın, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisinin Türkiye’yi bir felakete sürüklediğini dile getirdi. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan Türkiye’de 30 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Günaydın, “Birileri dolar milyarderi olurken, emeklimiz ve işçimiz çorba kaynatamaz hale geldi. 23 yıllık bu düzenin hesabını teker teker soracağız” şeklinde konuştu.
“MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİNİ TÜMÜYLE BAŞTAN ONARACAĞIZ”
Eğitimdeki çöküşü PISA skorları üzerinden eleştiren Günaydın, Türkiye’nin fen, matematik ve Türkçe okuryazarlığında OECD ülkeleri arasında son sıralarda olduğunu hatırlattı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i sert bir dille eleştiren Günaydın, “Çocuklarımızın 13 yaşında suç makinesine dönüştüğü bu sistemi kuranlardan hesap soracağız. Eğitim sistemini çağdaş temeller üzerinde yeniden inşa edeceğiz” dedi.
“BU MEMLEKETİN YÜZDE 68’İ ERKEN SEÇİM İSTİYOR”
Halkın büyük bir çoğunluğunun erken seçim talep ettiğini belirten Günaydın, iktidara sandık çağrısında bulundu. Sandıktan kaçmanın mümkün olmadığını vurgulayan Günaydın, “Maksimum 2 yılınız var. Halkın iktidarını yeniden kuracağız. Biz bu siyaseti zengin olmak için değil; vatan, millet ve memleket için yapıyoruz” diyerek konuşmasını tamamladı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın konuşması;
Bugün Mustafa Bozbey başkanımızı Bursa’da kendisinin yaptırdığı, eşyalarını tefriş ettirdiği hapishanede ziyaret ettim. Tutuklu olan yalnızca Mustafa Bozbey değil, tutuklu olan Bursa’nın iradesidir. Bursa’nın iradesini bir avuç darbeciye bırakmayacağız. Bunun sözünü sizlere veriyorum sevgili arkadaşlar. Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak 2024 seçimlerini açık ara bir farkla kazandı. Yalnızca belediye başkanlığı seçimini değil, dikkatlerinize sunuyorum, belediye meclis üyeleri seçimini de yine açık ara farkla kazandık. Ancak sistem, aldığın oy itibarıyla değil farklı bir anlayışla belediye meclis üyelerini dağıtıyor. O nedenle daha çok oy almamıza rağmen meclis üyesinde daha az temsil edildik ve bunlar hiç utanmadan yıllar evvel Mustafa Bozbey’i başka bir dosyaya dahil ederek bugünle alakası olmayan bir konuya, 6 yıldır belediye başkanlığı yapmayan bir insanı eski davalardan, eski dosyalardan tutuklamak suretiyle önce kumpaslarının ilk hamlesini başlattılar.
Sonra hemen arkasından belediye meclis üyesi içerisinde seçim yaparak Bursa’nın iradesini halkın teslim etmediği AKP’ye yeniden devşirdiler ve utanmadan bir zafer kazanmış gibi poz verdiler. Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim? Hiç mi utanmıyorsunuz? Ne yapmak istediğinizi biliyoruz. İstanbul’u kazanamadınız. Ankara’yı kazanamadınız. İzmir’i kazanamadınız. Bursa’yı, Balıkesir’i, Manisa’yı, Denizli’yi kaybettiniz. Sadece bunlarda değil; Kastamonu’yu, Kırıkkale’yi, Kilis’i, her bir yeri sizden aldık. Kütahya’yı sizden aldık. Adıyaman’ı sizden aldık. Ve bunları hazmedemediniz. Milletin iradesinin tecelli etmesini hazmedemediniz. Sonra bu kumpaslarla irademizi çalmaya çalışıyorsunuz.
Size buradan sesleneyim: Her ne kadar araçsallaştığınız yargılara, cübbelere çeşitli rozetleri takmış olsanız da, üniformalara çeşitli rozetleri takmış olsanız da halk bizimledir ve mutlaka kazanacağız. Çöken adalet bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin üstüne geliyor. Her gün yandaş medyada çeşitli haberler servis yapılıyor. Şöyle çok basit bir hesap yapalım arkadaşlar. Türkiye’de 1400 belediye var. Bu 1400 belediyenin 400’ü CHP’de. Demek ki 1000 tanesi ağırlıkla AKP’de, MHP’de. Bize şöyle bir hikaye anlatıyorlar: “Bu 1000 tane AKP-MHP belediyesinde asla hiçbir sorun yok, bütün sorun Cumhuriyet Halk Partisi’nde” diye anlatmaya çalışıyorlar. Bu yalanlara inanan var mı arkadaşlar aranızda? Bu yalanlara inanan yok. Yargıyı araçsallaştırarak adliye koridorlarından, mahkeme koridorlarından siyaseti dizayn edemeyeceksiniz. O sandıklar zamanında gelecek ve patlayacak. Halkın iktidarını yeniden kuracağız.
Bakın, mesele yalnızca Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının ve arkadaşlarımızın meselesi değildir. Türkiye’de 300.000 cezaevi kapasitesi var. An itibarıyla Türkiye’de 410.000 tutuklu ve hükümlü var. Cezaevi kapasitesi yalnızca 300.000. Demek ki bu mesele yalnızca tutuklu olan CHP’lilerle alakalı bir mesele değil. İnsanları tutukluyorsunuz, insanlara hüküm veriyorsunuz; devlet onlara yatak veremiyor cezaevlerinde. İnsanlar üç vardiya değişerek, kapasitenin iki katı büyüklüğündeki yerlerde yatak paylaşmak zorunda kalıyorlar. Başka bir şey daha söyleyeyim, daha önemli bir şey: Türkiye’de 600.000 – 700.000 kişi halen ceza yargılaması altında. Uzun yıllara dayalı istatistikler bunların yarısının tutuklanabileceğini ve hüküm giyebileceğini gösteriyor. Demek ki bugünkü cezaevi kapasitesinin bir katı kadar daha 1 yıl içerisinde hüküm giyebilecek vatandaşımız var. Çözüm nedir? Çözüm yeni cezaevleri yapmak mıdır? Elbette değildir. Demek ki Türkiye’de bu toplumsal çürümenin sebeplerini görmek zorundayız. Cinsel suçlar ne oldu da patladı? Uyuşturucu suçları nasıl patladı? Sanal bahis, kumar hangi eller vasıtasıyla semirtildi ve bir para kazanma aracına dönüştürüldü?. Açıkça söylüyorum, bunların ipini çekin; bunların tamamının altından Cumhur İktidarı bloğu çıkar. Eğer sen sadece torbacıyla değil de gerçek anlamda uyuşturucuyla mücadele edersen bu memlekette uyuşturucu ortaokullara inmez. Daha dün internetle ilgili bir düzenleme geçirildi arkadaşlar, sanal bahisi ve kumarı yasaklayamadılar. Çünkü bunlardan para kazanıyorlar. Ben şimdi söylüyorum; sadece çöken adalet düzeni değildir, sadece çöken ceza infaz kurumları değildir, Türkiye’nin vicdanını kanatmaktadırlar. Bunları bir an evvel göndermek zorundayız arkadaşlar.
Evet, birileri diyordu ki “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur”. Dünyanın başka hiçbir yerinde bir iktisadi kriz yokken Türkiye’de kendi elleriyle bir kriz yarattılar. An itibarıyla %30’ların altına inemeyen sabitlenmiş bir enflasyon var. Bu enflasyonun üzerinde faiz oranları var. Bu memleket dünyanın 20 büyük ekonomisi arasında ama 30 milyon insan açlık sınırının altında kalmaktan çorba kaynatamıyor. Emeklilerimiz, asgari ücrette çalışanlar, işsizler; bunlar yoksulluk sınırının altında değil, açlık sınırının altında. Bu ekonomiyi 23 yılda buraya kim getirdi arkadaşlar?. Türkiye bir taraftan 30 milyon insanı süründürürken, bir taraftan dünyanın en çok dolar milyarderi artışına sahne olan memleket haline geliyor. Demek ki birileri bal tutup parmağını yalıyor. Her türlü hukuksuzluğun, yolsuzluğun, arsızlığın 23 yıldır içinde olanlar bugün o suçlarını Cumhuriyet Halk Partisi’ne yöneltmeye çalışıyorlar. Buradan açıkça ilan ediyorum: Hepinizi biliyoruz, her birinin hesabını teker teker soracağız.
Türkiye’de eğitim sistemi çökmüş. PISA skorları itibarıyla baktığınızda hem fen okuryazarlığında hem Türkçe hem de matematik okuryazarlığında çocuklarımız OECD ülkeleri arasında en sonuncu. Bunu dertlenen bir Milli Eğitim Bakanı var mı? Yok. Milli Eğitim Bakanının işi gücü kendi geri zihniyetini Türkiye’ye egemen kılmak. Arkadaşlar Kahramanmaraş’ta olanları, Şanlıurfa’da olanları unuttuk mu?. Hayır. Bunlar birer münferit olay mı? Hayır. Çocuklar, 13 yaşındaki çocuklar birer suç makinesine dönüşmüşse, bu çeyrek yüzyıldır bu memleketi yönetenlerin açıkça oluşturdukları suç sistemi burada sorumludur. Bu bağlamda söylüyorum ki Milli Eğitim sistemini tümüyle baştan onaracağız. Onu bu hale getirenlerin, başta Yusuf Tekin olmak üzere geçmişten bu yana hepsinden teker teker hesap soracağız.
Adaletten bahsettim, Milli Eğitim’den bahsettim, ekonomiden bahsettim. Gelin bir de sağlıktan bahsedelim. Bakın konuştuğumuz hiçbir şey kendimize ait bir şey değil, bu memleketin gerçek sorunları. Burada telefonum var, gece 2’de 3’te beni ararlar. Niye arıyor vatandaş? Çocuğuna yoğun bakımda yatak bulamıyor. O süreler öyle kıymetli süreler ki, 15 dakika yarım saat bir insanın hayata tutunmasına ya da hayattan elini eteğini çekmesine sebep olabilir. Sen bu memleketi; insanların yoğun bakımda yatak bulamadığı, randevu alamadığı, temel hastalıklarını tedavi ettiremediği, cebinde parası olmadığı için hasta olmaktan korktuğu bir memleket haline getirdin. Ve bunun çözümünü nasıl buluyorsun? Sağlık sistemini düzeltmek için hastaneleri satmak!. Arkadaşlar buna ancak AKP kafası denir. Buna izin verecek miyiz? Hayır!. Bugün elinizde bir devlet var ve ona yaslanıyorsunuz. Kimse sizden hesap soramaz sanıyorsunuz. Yaptığınız yanınıza kalacak sanıyorsunuz. Ben buradan ilan edeyim: Ne kadar kaçarsanız kaçın, sandığı kaçırmak için hangi numaranın arkasına saklanırsanız saklanın, bu memleketin %68’i yani her üç kişiden ikisi erken seçim istiyor. Getirin sandığı, boyunuzun ölçüsünü verelim sizin! Getirin sandığı!. Bu sandıktan kaçabileceğiniz maksimum süre 2 yıl. 2 yıldan daha fazla bir süreniz yok.
Burada herkesin huzurunda söz vereyim: Biz siyaseti zengin olmak için yapmıyoruz. Biz siyaseti şan şöhret kazanmak için de yapmıyoruz. Biz bu siyaseti yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi yukarıya çıksın diye de yapmıyoruz. Biz bu siyaseti vatan, millet, memleket için yapıyoruz. Hep beraber yapıyoruz. O nedenle açıkça söyleyeyim; bugün suç işleme özgürlüğüne sahip olduğunu sananlar o işledikleri suçların her birinin hesabını teker teker verecekler. Kayıtlarını tutuyoruz. Bugün buraları satın alanlara söyleyeyim; buralar yağma böreği değil. Burası devletin malı, milletin malı. Buralara bugün çöktüğünü sananları yarın pişman edeceğiz. Bunu unutmayın arkadaşlar. Toplarıyla tüfekleriyle üstümüze gelsinler. Buradan çok açıkça ilan ediyorum: Bir tarafımız Mustafa Kemal Atatürk, genlerimiz Kuvayı Milliye geni, bir tarafımız milletin bağrı. Bize oy versin vermesin milletin bütün haklarını, yararlarını, çıkarlarını savunmak için kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz. Mutlaka kazanacağız, mutlaka kazanacağız!. Hepinize çok teşekkür ederim.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












