Behramoğlu'nun kaleminden Türkiye'deki demokrasi manzarası 735 Avrupalı parlamentere anlatıldı...
CHP, Türkiye'deki hukuk ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için Avrupa Parlamentosu'nun 735 üyesine, yazar ve şair Ataol Behramoğlu’nun yazdığı mektubu gönderdi.
TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Başkanvekili CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Oğuz Oyan ve Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu’nun gönderdiği mektupta, ünlü şair Ataol Behramoğlu'nun kalp ameliyatına girmeden hemen önce kaleme aldığı "iki Kalp Ağrısı" başlıklı yazısının İngilizcesi yer aldı.
Çığlık gibi bir çağrı
Behramoğlu’nun, “Sanatçılar Girişimi”nin de önemli bir sözcüsü olarak, Türkiye’deki hukuk ve insan hakları ihlalleri konusundaki kaygılarını adeta bir çığlık biçimini alan bir çağrıyla hem Batılı yazarlar ve sanatçı örgütlerine hem de AB Parlamentosu’nun ve Avrupa Konseyi’nin yetkili kişilerine de ulaştırmak ve onları bu konuda tavır almaya zorlamak istediği belirtildi.
Demokrasi mücadelesine katkı
Önemli bir sanat insanının bu çağrısı aracılığıyla Türkiye’deki demokrasi mücadelesine ek bir katkı yapmak amacıyla bu yazının İngilizce versiyonu, AP’deki 735 milletvekiline 3 CHP’li tarafından gönderildi.
İşte o mektup
Behramoğlu'nun kaleminden Avrupalı parlamenterlere gönderilen mesajın bir bölümü şöyle:
“Batı'dan hiç böyle kopmadık "Kendimden söz etmekten utanırım. Fakat bu yazının son satırlarında kendimden de söz ederek, başta Türkiye sorumluları olmak üzere AB'nin, Avrupa Parlamentosu'nun yöneticilerine, Batı Avrupalı yazar ve sanatçı örgütlerine seslenmek istiyorum.
Lotus, Puşkin ödülleri başta olmak üzere uluslararası ödülleri olan, şiirleri dünyanın belli başlı bütün dillerine çevrilmiş bir şairim. Ülkelerinizde yıllarca yaşadım. Bunlardan kimileri sürgünlük yıllarıydı. Fakat Türkiye hiçbir zaman, hiçbir dönemde, uygar, hümanist, laik Batı'nın bir parçası olmaktan bu ölçüde koparılıp uzaklaştırılmadı.
Cezaevlerindeki çığlığı duyun
Bugünkü siyasal iktidarın asıl ve tek amacının bu olduğunu göremeyecek kadar sağduyunuzu, kendi değerlerinize inancınızı yitirmiş olabilir misiniz? Türkiye'de cezaevlerinden yükselen çığlıklara kulaklarınızı daha ne kadar süre tıkayacaksınız?
Eveleyip gevelemeden, insanca, uygarca, ödün vermeksizin ve ciddi yaptırımlarla bu ülkedeki insan hakkı ihlallerine ne zaman karşı çıkacaksınız?
Tabii eğer, Türkiye'nin tümüyle kaybının evrensel insan hakları adına ne kadar büyük bir kayıp olacağının bilincindeyseniz ve bu evrensel değerler sizler için henüz bir anlam taşımaktaysa."