CHP Kocaeli il başkanı Yalçın Kuşkan, Kocaeli'ne gelen AKP ile ilgili bir basın açıklaması yaptı...
Yazılı olarak yapılan basın açıklaması şöyle:
''
AKP’nin il kongresi nedeniyle geldiği söylenen ancak bu arada 5. Açılış Şenliği adı altında 133 tane olduğu açıklanan açılışı gerçekleştireceği duyurulan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a kentimize hoşgeldiniz diyoruz. Diyoruz ama şunu da belirtmeden geçemiyoruz: Kocaeli halkı hiç de hoş değil Sayın Başbakan.Hazır gelmişken size kentimizin ne durumda olduğunu kısaca açıklamak isteriz. Çünkü çevreniz sizin gözünüzü boyamak ve sorunları gizlemek için haftalardır geceli-gündüzlü yoğun çaba içindeler.
Kocaeli çok kötü yönetiliyor Sayın Başbakan. Kentimizi adeta bir “acemiler mangası” yönetmekte. Kent yönetimi konsunda ne yazık ki “ustalaşamadılar” ama bazı konularda haklarını yemeyelim, epey “usatalaştılar”.
Örneğin, verilen sözlerin hemen hemen hiç biri tutulmuş değil. Ulaşımdan çevre ve sağlık, eğitimden kültür ve sanat, trafikten yerleşmeye kadar yaşamsal her alanda sorunlar çözümlenmediği gibi her geçen gün artmıştır. AKP’nin 29 Mart 2009 yerel seçim bildirgesindeki vaatlerine bir göz attığınızda taahhütlerin büyük çoğunluğunun uygulanmadığını görürsünüz.
Çok eleştirdiğiniz
CHP döneminde yapılan Yuvacık Barajı, İZAYDAŞ, İZGAZ, Marina gibi tesisler, bugünkü yöneticilerin adeta can simidi gibi sarıldığı hizmet alanları olmuştur.
Kocaeli belediyelerinin gelir kaynakları
CHP dönemiyle kıyaslanamayacak kadar arttığı halde, dişe dokunur yatırım yapılmadığı gibi eş-dost ve yandaş kayırmalarıyla çar-çur edilen kaynakların bir kısmını hatırlatmak isteriz. İnceletme zahmetinde bulunursanız acı gerçeği gözlerinizle görürsünüz. Örnek olarak yerel yönetimlerin ve bağlı kuruluşların reklam ve matbaa-baskı giderlerine bir göz atın lütfen. İsrafın boyutunu ve yönünü görün. Ayrıca, ihalelerin hangi firmalara verildiğini ve yapılan işlerin çoğunun bitirilmemesine rağmen aynı firmaların ısrarla kollandığını da göreceksiniz. Seka Park ve Orduevi battı çıktısı ilk akla gelen örneklerdir. Her yıl yenilenen ve bazı yıllarda iptal edilen KO-MEK ihaleleri ise ayrı bir “acı tablo”dur. Sapanca Gölü’nden Yuvacık Barajı’na su pompalama sistemi olarak yapılan su isale hattının gider kalemlerini ve bu güne kadar ne kadar su pompalandığını da bir zahmet sorunuz!
Yerel yönetimlerdeki en büyük şikayet konularından biri de araç saltanatıdır Sayın Başbakan. Bu alanda da iki türlü israf kent gündeminden hiç düşmemektedir. Birincisi hizmet araçlarının kiralanması gibi çok masraflı ve yanlış bir yöntemde ısrar edilmesidir. Kiralama giderleri ile kiralanan araç sayısından fazla aracın satın alınması mümkündür. Birilerine kazanç sağlanmasında neden bu kadar gözü kara olunmaktadır? Sorunuz lütfen. Araç saltanatında ikinci gözü karalık ise yine ısrarla kamu araçlarının yöneticilerce özel işlerde kullanılmasıdır. Sadece yerel basına yansıyan örnekler dahi keyfiliği ve saltanatı anlamaya yetecek düzeydedir.
Yerel yönetimlerdeki acemiliklere gösterilebilecek en önemli örneklerden biri de teknik elemanların bilim ve tekniğe hiç uygun olmayan işlere imza atmalarıdır. Yollardaki kavşaklar, eğimli arazilerdeki istinat duvarları gibi mühendislik hizmeti gerektiren projelerin kalitesizliği can ve mal kayıplarına yol açan sonuçlar yaratmaktadır. Yazıktır, günahtır!...
Bazı belediye başkanlarımızın ustalaştığı bir başka konunun da “yolsuzluk” ve “rüşvet“ olduğuna dair kent kamuoyunda kuvvetli bir algının oluştuğu konudur. “Yolsuzluk” ve “rüşvet” iddiaları ve bu iddialara yönelik olarak Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davalarda süren yargılamaları, özellikle Kartepe ve Kandıra belediyelerini duymuş olmalısınız Sayın Başbakan.
Başkanlarımızın bir özelliği de kendi ideolojilerinden olmayan belediye çalışanlarına uyguladıkları baskı, sürgün, emekliliğe zorlama gibi insanlık dışı yaptırımlardır. Ülkemizde belediyelerin kadın personeline yönelik baskılarda ilimizin ilk sırada yer aldığı konusunda kesin kanaate sahibiz. Ayrıca, CHP’nin AKP’den daha fazla oy aldığı yerleşim yerlerindeki halkımızın da hizmetlerden bilinçli olarak mahrum bırakılarak cezalandırıldığı gerçeği ile de karşı karşıyayız.
Kısacası Sayın Başbakan,
Kocaeli güllük gülistanlık bir kent değil ne yazık ki!.İsraf, yolsuzluk, rüşvet, yandaş kayırma, saltanat sürme, göz boyama, yalan-dolan, baskı-şantaj gibi ne kadar olumsuzluk varsa yaşayarak görüyoruz tümünü. Keşke belediyecilik konusunda “ustalaşan” yöneticilere sahip olabilseydik de sizin neşenizi kaçırmış olmasaydık. Şayet yukarıda sıraladığımız konularda bir şeyler söylemek lütfunda bulunursanız, özellikle istirham ederiz ki partimize, partililerimize, CHP’nin ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine saldırmadan, hakaretler yağdırmadan, bir başbakana yaraşan nezaket kuralları içinde söyleyiniz.
En derin saygılarımızla...''