loading
close
SON DAKİKALAR

CHP Sözcüsü Faik Öztark, Erdoğan Vatandaşa, 'Sen şu CHP’nin işlerine bak. Pahalılığı, işsizliği, yoksulluğu, Benim vergilerimi, zamlarımı zulmümü bırak' diyor.

CHP Sözcüsü Faik Öztark, Erdoğan Vatandaşa, 'Sen şu CHP’nin işlerine bak. Pahalılığı, işsizliği, yoksulluğu, Benim vergilerimi, zamlarımı zulmümü bırak' diyor.
Tarih: 10.07.2023 - 16:15
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak MYK gündemini kamuoyuyla paylaşıyor. Öztark; 'Ülkede hakkı, hukuku, adaleti bitiren Kasayı tamtakır eden Hükümet, Seçimden sonra Pervasızca, milletin boğazına çöktü.'

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Faik Öztrak açıklamasında;

 

CHP Sözcüsü Öztrak, Meclis’e sunulan ek bütçede personel gideri için ek ödenek istenmediğini bunun yerine eş zamanlı olarak getirilen torba yasada Cumhurbaşkanına, bakanlıklara ödenek ekleme yetkisi istendiğini belirterek, “Meclis’e getirilen ek bütçe göstermelik… Aslında bu bütçe sanki matruşka bebeği gibi… Bütçenin içine gizlenen bir başka bütçe daha var. Asıl ek bütçe, Cumhurbaşkanına, Anayasa’ya aykırı şekilde ödenek ekleme yetkisi veren torba yasanın içine gizlenmiş” dedi.

Ek bütçe kanununda gelir ve giderlerinin denk olması gerektiğinden Hükümetin ancak artırdığı vergilerden elde edilecek gelir kadar harcama yazabildiğini kaydeden Öztrak, “Diğer harcamaları da torba yasaya ekledikleri Meclis’in bütçe hakkına aykırı maddeyle halletmeye karar vermişler” diye konuştu..

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de MYK gündemine dair düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Dün akşam Irak’ın kuzeyinde süren terörle mücadele operasyonlarında iki Mehmetçiğimiz şehit oldu. Yüreklerimiz dağlandı. Sözlerime başlarken şehitlerimize Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına ve milletimize sabır diliyoruz. Yine bu hafta sonunda Karadeniz’de pek çok ilimizde sel ve toprak kaymaları yaşandı. Samsun’da bir vatandaşımız sele kapılarak hayatını kaybetti. Bu vatandaşımıza da Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz. Genel Başkanımız felaketin ardından derhal Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ı görevlendirdi. Belediyemiz her türlü araç gereç ve personeliyle bölgede, afetlerden etkilenen vatandaşlarımızın yardımına koştu. Daha sonra yine Genel Başkanımızın talimatlarıyla diğer belediyelerimiz de yardım çalışmalarına katıldı. Bu sabah 8.00 itibariyle sel felaketine uğrayan 7 kentimizde 60 belediye personeli, 30 ağır iş makinası görev yapıyor. Yine içme suyu ve gıda yardımı taşıyan çok sayıda TIR da bölgeye hareket etmiş vaziyette. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Ahmet Akın AFAD ve bölge belediyeleriyle işbirliği içinde çalışmaları yürütüyor. Yine Genel Başkanımızın talimatıyla Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Semra Dinçer başkanlığında bölge milletvekillerinden oluşan bir heyet Zonguldak’ta incelemelerde bulunuyor.

ÇORLU TREN FACİASININ YIL DÖNÜMÜ

“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” diyor Albert Camus. Erdoğan yönetiminde geçen 21 yılda, göz göre göre gelen krizlerde, borcunu ödeyemeyen çiftçiler, iş bulamayan gençler, çocuğuna pantolon alamayan babalar canlarına kıydı. İnsanlar valiliklerin önünde kendini yakarak yaşamlarına son verdi. Bugün ölüm yıl dönümü olan Ali İsmail Korkmaz Gezi Olayları sırasında Eskişehir’de daha 19 yaşındayken karanlık bir sokakta katledildi. Kendisini de rahmetle anıyoruz. Sadece krizlerde, olaylarda değil, gerekli hazırlık yapılmadığı için felakete dönüşen afetlerde, gerekli önlemler alınmadığı için katliama dönüşen kazalarda, göz göre göre yüzlerce, binlerce canımızı yitirdik. Deprem oldu öldük. Yangın oldu, sel oldu öldük. Maden patladı öldük. Tren devrildi öldük. Sorumlular, her seferinde “Kader” dediler, “Fıtrat” dediler geçtiler. Hafta sonunda 7’si çocuk 25 vatandaşımızın hayatını yitirdiği, bir büyük ihmalin sonucunda yaşanan, katliam gibi bir kazanın, Çorlu Tren Faciası’nın beşinci yıl dönümüydü. Kurbanların aileleri, bu katliamın gerçek sorumluların hak ettikleri cezaları almaları için adalet arayışını sürdürüyorlar. Biz, bu ve diğer faciaların kurbanları ve tüm vatandaşlarımız için hak, hukuk, adalet talep etmeye, sonuna kadar onların yanında olmaya devam edeceğiz.

ERDOĞAN’A MAHSUS TEK KİŞİLİK SİSTEMİN BEŞİNCİ YILI

Bugün 10 Temmuz 2023. Bundan tam beş yıl önce, frensiz, dengesiz, ayarsız, Erdoğan’ın nevi şahsına mahsus tek kişilik sistemi, Bakanlar Kurulu’nun Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla icraatlarına başladı. Erdoğan o dönem seçimlere giderken “Verin bu kardeşinize yetkiyi, ondan sonra faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır görün” demişti. Merkez Bankası’nın tabela faizi, bugün beş yıl önceki yerinde. Ama vatandaşın bankaya gittiğinde karşılaştığı kredi faizleri aldı başını gitti. O günden bugüne; ihtiyaç kredisi faizi yüzde 24’ten yüzde 44’e, taşıt kredisi faizi yüzde 22’den 36’ya, konut kredisi faizi yüzde 13’ten yüzde 25’e yükseldi. Tabi bu kredileri verebilecek banka bulabilirseniz bu kredileri kullanabiliyorsunuz. Yine son beş yılda, “Tıpkı marş gibi, bayrak gibi ülkemizin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeleyen Türk Lirası” Dolar karşısında yüzde 82 değer yitirdi. 1 dolar beş yıl önce, 4 lira 53 kuruştu, şimdi 26 liranın üzerine çıktı. Türk Lirası aynı dönemde, Bulgar Levası karşısında yüzde 81 değer yitirdi. Beş yıl önce, TÜİK’in makyajlı enflasyonu yüzde 15’ti. Bugün iki katını geçti, yüzde 38’e ulaştı. Ama İstanbul Ticaret Odası’nın yayımladığı, Ücretliler Geçinme Endeksi’ne göre, 2018 Haziranında yüzde 12 olan enflasyon, bu yılın Haziran ayında neredeyse beşe katlandı, yüzde 55’e çıktı. Bağımsız iktisatçıların hesapladığı, EN-AG enflasyonu ise yüzde 109. Vatandaşın yaşadığı enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon arasında dağlar kadar fark var.

BEŞ YILDA İŞSİZ ORDUSUNA GÜRCİSTAN NÜFUSU KADAR İNSAN EKLENDİ

Beş yıl boyunca işbaşındaki tek kişilik hükümet uyguladığı kerameti kendinden menkul politikalarla enflasyonu azdırdı. Ücret maaş aylık artışlarında kerteriz alınan enflasyonu, TÜİK’e makyajlatarak milletimizi hayat pahalılığına ezdirdi. Beş yıl önce, kilosu 22 lira olan beyaz peynir bugün 156 lira, kilosu 10 lira olan tavuk eti bugün 65 lira, pirincin kilosu 6 lira 19 kuruştu, 49 liraya çıktı. Dana etinin kilosu 47 liradan, 343 liraya fırladı. 5 yılda. 5 liraya alınan soğan 19 liraya, 4 liraya alınan patates 18 liraya yükseldi. Ama maalesef bu da burada kalmayacak. Bugünden itibaren başlayan, iğneden ipliğe her şeye gelen zam yağmurları, geçtiğimiz beş yılı milletimize mumla aratacak. Beş yıl önce, Merkez Bankası’nın döviz kasasında 31 milyar dolar net döviz rezervi vardı. Şimdi kasa 63 milyar dolar eksi bakiye veriyor. Ülkede sahte istikrar havası basabilmek için, Merkez Bankası’nın arka kapısından buharlaştırılan, yüz milyarlarca dolarların ağır faturası bugün milletimize çıkıyor. Ülkede bir ekonomik soykırım yaşanıyor. Beş yıl önce, işsiz sayısı 5 milyon 272 bindi, TÜİK bugün açıkladı. Mayıs ayı itibariyle işsiz sayısı 8 milyon 567 bin kişi. Bizdeki işsiz sayısı, Dünya üzerindeki 95 ülkenin nüfusundan fazla. Beş yılda işsiz sayısı memleketimizde 3 milyon 295 bin kişi artmış. İşsizler ordusuna neredeyse Gürcistan’ın tüm nüfusu kadar insan eklenmiş.

SEFALETİN ŞAMPİYONLAR LİGİ

Aynı dönemde, bu ucube düzenin başı yoksulluğu da azdırdı. Sosyal yardımlardan yararlanarak hayata tutunmaya çalışan hanelerin sayısı 3 milyon 495 binden 4 milyon 419 bine çıktı. Türkiye’yi uçuracağı söylenen bu rejim Türkiye’yi krizden krize sürükledi durdu. Bu rejimin başı, bugün hala meydanlarda, “Türkiye’yi ilk 10 ekonomi arasına sokmaktan” bahsedebiliyor. Geçmiş olsun… Bundan 12 yıl önce siz ülkemizi bu yıl ilk 10 ekonomi arasına sokma sözü vermiştiniz. Bu sözü tutamadınız. Bırakın ülkemizi dünyada ilk 10 ekonomi arasına sokmayı, dünya sefalet liginde ilk 10 arasına soktunuz ülkemizi. Şimdi hala nasıl milletimizin yüzüne utanmadan, sıkılmadan bakabiliyorsunuz?

UCUBE REJİMİN FATURASI

Erdoğan tipi başkanlık sistemi, medeni bir ülkenin, vatandaşına en iyisini sunmasını gerektiği her hizmette maalesef ülkemize küme düşürttü. Son 5 yılda Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 15, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 20, Dünya Mutluluk Endeksi’nde 43 sıra birden düştü. Erdoğan’ın üstüne göre biçilmiş, tüm yetkiyi tek elde toplayan, ucube rejim elbisesini giymenin milletimize çıkardığı fatura işte bu: Erdoğan ve şürekası keyif çatarken işsiz kalmış, hayat pahalılığı altında ezilmiş, borca batmış bir millet, kasası boşalmış, rezervleri erimiş, parasının değeri kalmamış, medeniyet liginde küme düşmüş bir ülke ve tüm bunların üstünü örtmek için bol bol vatan, millet, Sakarya edebiyatı.

ÇİFTE MTV’Yİ GERİ ÇEKİN

Ülkede hakkı, hukuku, adaleti bitiren, kasayı tamtakır eden hükümet, seçimden sonra pervasızca, milletin boğazına çökmüştür. Erdoğan kendi milletvekillerine verdirdiği, torba yasa teklifiyle Anayasayı bir kez daha çiğnemiştir. Vatandaştan ödediği Motorlu Taşıtlar Vergisini, bir kere daha alıyor. Hafta sonunda Plan Bütçe komisyonunda, CHP’li üyeler “bu olmaz, bunu çıkarın” dediler. Ama hükümeti destekleyen partilerin üyeleri bunu kabul etmedi.

BU TORBA YASALAŞIRSA NE ENFLASYONLA MÜCADELE KALIR NE DE GÜVEN

Yetmez Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal ettiği Bakanlık bütçelerine ödenek ekleme yetkisini de tekrar bu torbaya koymuş. Meclisin bütçe yapma yetkisini hiçe sayarak, bütçe içine tek kişinin iradesiyle harcanacak bir başka bütçe daha yerleştirilmiş. Yine bu teklifle, mali disiplinin önemli bir güvencesi olan, daha önce yasayla belirlenmiş, net borç kullanım tutarını üçe katlayan bir düzenleme getiriliyor. Bununla Cumhurbaşkanı olağanüstü borçlanma yetkisi alıyor. Bununla da kalmıyor. Hazinenin Kur Korumalı Mevduat uygulaması yükümlülüklerini, Merkez Bankası’na devrederek kamu harcamalarının, Merkez Bankası’ndan para basarak finanse edilmesinin önünü açıyor. Böylece bu ülkenin en önemli enflasyon çapalarından birini de yok ediyor. Bu torba yasalaşırsa; ne enflasyonla mücadele kalır, ne de yitirilen güven sağlanır. Güveni sağlasın diye yeniden işbaşına getirilen, Hazine ve Maliye Bakanından da, ABD’den ithal edilen Merkez Bankası başkanından da, bu torbayla ilgili hiçbir ses çıkmıyor, tık yok. Bundan böyle her ikisi de topun ağzındadır. Ağızlarıyla kuş tutsalar bundan sonra inandırıcı olamazlar.

EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY’İ TOPLAMA SÖZLERİNİ TUTADILAR

Buradan bir soruyu da soralım: Siz vatandaşa kaşıkla verdiğini kepçeyle alan, tuzu kuru yandaşa dokunmayan, bu düzenlemeleri kime danışarak yaptınız, kime sorarak yaptınız? Seçimden önce toplamayı vadettiğiniz, Ekonomik ve Sosyal Konsey’i neden toplamadınız? Bizim geçmişteki tecrübelerimiz eğer ekonomideki dengeleri en düşük maliyetle yeniden sağlamak istiyorsanız, getirilen düzenlemelerin başarılı olmasının, şartlarından bir tanesi de toplumun tüm kesimlerinin bu düzenlemelerin, yükü adil bir şekilde tüm kesimlere dağıttığını kabul etmesidir. Bunu sağlamanın en önemli yolu da Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplamaktır. Bunları orada tartışmaktır. Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplamadan, ilgili kesimleri dinlemeden karar aldıkları için de, hükümetin güveni, istikrarı sağlama, milleti ferahlatma konusunda, yine başarısız olması kaçınılmazdır. Teklifin bu şekilde yasalaşması halinde, Meclis grubumuz tüm bu hukuksuzlukları Anayasa Mahkemesi’ne götürecek ve iptal talebinde bulunacaktır.

EMEKLİ DÜZENLEMESİNİ GENEL KURULDA EKLEYELİM

Torba yasa Meclise geldiğinde, Erdoğan’ın emeklilere verdiği sözlerin, bu yasada olmadığını söylemiştik. Kamuoyundan da ciddi bir tepki gelince, emekli maaşlarını yüzde 25 artıracak bir düzenleme, Plan Bütçe komisyonunda torbaya eklendi. Hemen arkasından Erdoğan çıktı,  “Emeklinin yüzünü güldürdüklerini” söyledi. Yani el insaf! Sadece sene başından bu yana gerçekleşen TÜİK makyajlı, gıda enflasyonu yüzde 30’a dayanmış. Kiralar asgari ücreti geçmiş. Emekli yüzde 25 artırdığınız maaşıyla, nerede yaşayacak, kiralarını nasıl ödeyecek? Ne yiyecek, ne içecek? Diğer taraftan seçimden önce, en düşük emekli aylığı 7 bin 500 liraya çıkarılırken, 6 bin lira ve altında kök aylık alan ve aylığı 7 bin 500 liraya yükseltilen milyonlarca emekli şimdi yapılacak enflasyon telafi zammından hiçbir şekilde yararlanamayacak. Emeklilerin dul ve yetimlerinin durumu ise çok daha vahim. Onların aylıkları emekli aylığına oranlanarak bağlanıyor. Yani önceki düzenlemeden hiç yararlanamadılar. Müteveffa eşinin, yakınlarının alacağı maaş, zaten sefalet sınırının bile altındayken bunun yarısıyla, dörtte biriyle dul ve yetimler nasıl geçinecek? Yüzde 25 zam sağanağı altında bu yüzde 25 neye yetişecek? Biz geçen hafta buradan bir çağrıda bulunmuştuk. Emekli aylıklarında kademeli artış için emeklilerimize, dul ve yetimlerimize, insan onuruna yakışan bir gelir temin etmek için, “Gelin Komisyon’da birlik olalım, hep beraber bu düzenlemeyi yapalım” dedik. Çağrımıza kulak tıkadılar. Emeklileri kaderine terk ettiler. Şimdi çağrımızı bir kere daha tekrarlıyoruz. Hala zaman var. Yasanın Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde, bu düzeltmeleri yapalım. Milletin vekilleri olarak, emeklilerimizi, onların dul ve yetimlerini yüz üstü bırakmayalım.

O GAZ BEDAVA DEĞİLMİŞ!

Hükümet torba yasalarla, Cumhurbaşkanı kararlarıyla zam oldu, zulüm oldu milletin üstüne yağdı. Açıkça ekonomik soykırım uygulamaya başladı. Buna rağmen yeni Bakan turpun büyüğünün heybede olduğunu, söylemekten de çekinmiyor. Yani bu günümüzü de aratacak, çok daha kötü günler yaklaşıyor. Meclis’e getirdikleri ek bütçe de bunun ispatı. Ek bütçe öncelikle hükümetin samimiyetsizliğini bir kere daha tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Gerekçe kısmında ek ödenek ihtiyacının kaynakları tek tek tadat edilmiş. Gerekçede bu vergilerin, zamların, harcama artışlarının, Erdoğan’ın rasyonel olmayan politikalarının, ekonominin dibini delmesinin telafisi için olduğuna dair, tek bir cümle de yok. Gerekçenin ikinci paragrafında deprem harcamaları diye başlayıp, sokak aydınlatma giderlerinden, stajyerler için verilen desteklere kadar pek çok gerekçe sayılıyor. Ama bir de bakıyoruz burada bir “Ücretsiz doğalgaz tüketimi” gerekçenin ikinci paragrafının 13 ve 14. satırlarında yer alıyor. Ücretsiz doğalgaz tüketimi için ek ödenek talep ediliyor. Hani seçimden önce Karadeniz’den çıkarttığınız gazı bedava veriyordunuz? Meydanlarda bunu anlatmış, milletten böyle oy istememiş miydiniz? Şimdi bunun için bütçeye ödenek koyup, neden milletten çaktırmadan bu paraları tahsil etmeye kalkıyorsunuz? Milletin vergilerini, tüyü bitmedik yetim hakkını, kime niçin peşkeş çekeceksiniz?

BÜTÇE MATRUŞKA GİBİ… BÜTÇE İÇİNE GİZLENEN BİR BÜTÇE DAHA VAR

Yine ek bütçe ilginç. Personel gideri için ek ödenek istenmiyor. Neden? Çünkü daha önce gelen torba yasanın içine konan bir maddeyle, Erdoğan’a, kamu kurum ve kuruluşlarının bütçesine ödenek ekleme yetkisi veriliyor. Böylece Meclis’e getirilen ek bütçe göstermelik oluyor. Aslında bu bütçe sanki böyle matruşka bebeği gibi. Bütçenin içine gizlenen bir başka bütçe daha var. Açtıkça bir şeyler çıkıyor. Asıl ek bütçe, Cumhurbaşkanına, Anayasa’ya aykırı şekilde ödenek ekleme yetkisi veren, torba yasanın içine gizlenmiş. Ek bütçe kanunun yasal olarak gelir ve giderlerinin denk olması gerekiyor. Bu nedenle artırdıkları vergilerden elde edilecek gelir kadar harcama yazabilmişler. Diğer harcamaları da torba yasaya ekledikleri Meclis’in bütçe hakkına aykırı maddeyle halletmeye karar vermişler.

BÜTÇE AÇIĞI 1,5 TRİLYONA KADAR ÇIKAR

Şimdiden uyarıyoruz: Torba yasadaki düzenlemelerle yapılacak ödenek eklemeleri memur zammı, en düşük emekli aylığı düzenlemesi, asgari ücret desteği derken, bütçe açığını 1,5 trilyon liraya kadar çıkaracaktır. Yine torba yasayla, borçlanma limitinin de 2 trilyon liranın üzerine çıkarıldığı düşünüldüğünde, bu tahminin bile üzerinde bir rekor bütçe açığının gelmekte olduğunu söylemek mümkündür.

FATURA YİNE DAR GELİRLİYE

Ek bütçenin giderler tarafına bu şekilde baktıktan sonra bir de gelirler tarafına bakalım. Yani vatandaştan alınacak vergilere bir bakalım. Ek bütçede öngörülen 1 trilyon 151 milyar liralık vergi geliri artışının üçte biri Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinden oluştururken üçte ikilik kısmın ÖTV ve KDV’den geliyor. Yani bunu vatandaş günlük harcamalarını yaparken ödeyecek. Yük adil dağılmıyor. Faturanın büyüğü her zaman olduğu gibi aldığı her ekmekte, içtiği bir yudum suda, çocuk bezinde, akşam eve geldiğinde elektrik düğmesine dokunduğu anda vergi ödeyen, fakirin fukaranın, dar ve sabit gelirlinin, yani bu ülkedeki milyonların sırtına yüklenecek. Hükümetin yine varsılı kayıran politikaları gelir adaletini de sürdürülemez bir biçimde bozmaya devam edecek. Seçim öncesinde yapılan hovardalıkların, yandaşlara aktarılan paraların, peşkeş çekilen dolarların faturası, dar ve sabit gelirli vatandaşın, yoksulun, çiftçinin, esnafın, hasılı orta direğin sırtına yükleniyor. Millete kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri alıyorlar.

ORTADA ACI VAR, REÇETE YOK

Ekonomik soykırım yapıyorlar. Sarayın menüsünde vatandaş için bol bol zam var. Yapılan zamlara da “acı reçete” diyorlar. Ama ortada “acı” var, “reçete” yok. Hükümet kurulalı bir aydan fazla zaman geçti. Hala ekonomide ne yapılacağını gösteren bir plan, bir program, bir yol haritasını getiremediler. 21 yıllık Hükümetin, aylar önce yaşadığımız depremle üzerine şal çekmeye çalıştığı “Büyük bir iflasın ilanı” var. Erdoğan’ın güven sağlamak için, vitrine koyduğu isimler de sadece bir ayda, üzerinden bir ay geçmeden hızla yıprandı.

DAYANIŞMA DİYORLAR, MİLLETE DAYANIYORLAR

Hazine ve Maliye Bakanı’nın attığı sosyal medya mesajları sürmekte. Mehmet Bey, “Milli Dayanışma Paketi” diye bir tweet atmış. Bu nasıl dayanışma? Erdoğan ve şürekası Saraylarda gününü gün edecek, lüks araç konvoylarının ucu bucağı görünmeyecek, kimse itibardan tasarruf etmeyi aklından bile geçirmeyecek, dayanak hep vatandaşın cebi, hep milletin tenceresi olacak. Şimdi siz, hal böyleyken hangi millilikten, hangi dayanışmadan söz edebiliyorsunuz? Vatandaşın KDV’sine, ÖTV’sine, MTV’sine dayanacaksınız, arttıracaksınız ama yandaşa dokunmayacaksınız. Sonra bunun adına da milli dayanışma diyeceksiniz. Saray kemer sıkmayacak, milletin ümüğünü sıkacak. Batsın böyle dayanışma.

KENDİ HARCAMALARINI KISMAYA NİYETLERİ YOK

Bakan Şimşek’in tweetlerine göre önümüzdeki dönem, bütçe açığını kontrol altına alacaklarmış. Kendilerinin harcamalarını kısmaya hiç niyetleri yok. Böyle bir niyetleri yok. Tasarruf tedbiri genelgesi falan ortada yok. O zaman nasıl kapatacaklar açığı? Zamlarla, vergilerle. Bu açığı öyle başka türlü kolay kolay kontrol altına almayacaklar öyle anlaşılıyor. Birde para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu pekiştireceklermiş… Enflasyonla mücadeleye destek vereceklermiş böylece. Daha yeni torba yasayla Kur Korumalı Mevduat’ın yükünü, Merkez Bankası’nın sırtına siz yıkmadınız mı? Merkez Bankası matbaasında para basarak, dolaylı vergilere yüklenerek, bu enflasyonu nasıl düşüreceksiniz? Onun cevabı yok.

ERDOĞAN, “ZAMLARI BIRAK CHP’YE BAK” DİYOR

Ekonominin çarkları dönmekte artık zorlanıyor. Genel seçime kadar hükümetin halının altına süpürdüklerinin, kokusu ülkeyi sardı. Yerel seçime kadar gizlenmesi artık çok zor. Bunu bilen Erdoğan’ın gündemi, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun birleştirdiği 25,5 milyon oyu bölüp parçalamak. Ne enflasyonu, ne milletin sırtına yüklenen vergileri, ne arşa çıkan işsizliği, ne iflasın eşiğine getirdikleri ekonomiyi, ne de yapmakta oldukları ekonomik soykırımı konuşturmak istemiyor… Vatandaşa, “Sen şu CHP’nin işlerine bak. Pahalılığı, işsizliği, yoksulluğu, benim getirdiğim vergileri, benim yaptığım zamları, benim uyguladığım zulmü bir yana bırak” diyor.

DEĞİŞİM DURDURULAMAZ

Bu yıl başlayan seçim süreci, önümüzdeki yerel seçimlerle sona erecek. Bu seçimi kaybeden süreci kaybedecek. Erdoğan bunun farkında, biz de farkındayız. Yaklaşan seçimlere tüm gücümüzle hazırlanıyoruz. Mayıs’ta sandıktan çıkan 25,5 milyon oyu 30 milyona, 35 milyona çıkarmaya kararlıyız. Adalet yürüyüşüyle, 2019’daki yerel seçim zaferimizle, muhalefetin tüm farklılıkları bırakıp vatan ve millet aşkıyla bir araya gelmesiyle başlayan değişim, artık durdurulamaz. Mahalli idare seçimlerinde, CHP’nin yönettiği Büyükşehirlerin yanına kalan büyükşehirleri de ilave etmeye kararlıyız. Bu büyük değişimi hep birlikte sağlayacağız.

Benim söyleyeceklerim bu kadar, sorularınız varsa alıyım.

Soru- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Selçuk Sarıyar’ın görevine son verdiği, İl Başkanlığına adı geçtiği için iki görevi aynı anda yapmasının doğru olmayacağı eleştirisiyle bu kararı verdiği iddia ediliyor. Böyle bir karar var mı? Süreçle ilgili bir bilgi alabilir miyiz?

Faik ÖZTRAK- Süreçle ilgili bilgi vereyim. İl başkanlarımızı devam etmekte olan kongreler sürecinde üyelerimiz tarafından seçilen delegelerimiz belirleyecektir.

Soru- CHP’de değişim için Bolu’dan Ankara’ya yürüyüş başlatan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Çarşamba günü Genel Merkeze varması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise o gün Özcan’ın parti binasına alınmaması yönünde bir talimat verdiği iddia ediliyor. Bu iddialar doğru mu? Birde 15 il başkanının görevden alınacağı yönünde iddialar var. Peki bu iddialara ilişkin bir yorumunuz, bir açıklamanız olacak mı?

Faik ÖZTRAK- Böyle bir talimat yok. Bu soruyu soranlar hala CHP’yi tanımamışlar. Her vatandaş gibi gelir, kendisinin de derdi partimizde dinlenir, çayını, kahvesini içer. Biz paraları gasp edildiği için AK Parti Genel Merkezine yürüyen şehit yakınlarını ve gazileri dövdüren bir parti olmadık, hiçbir zaman olmayacağız. AK Parti değiliz biz.

15 İl Başkanıyla ilgili sorunun cevabı ise hayır doğru değil.

Soru- Başta MTV ve KDV olmak üzere bazı vergilerde artışlar yapıldı. Tekrar vergi artışına gidileceği yönünde medyada da haberler var. Vergilerin arttırılmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faik ÖZTRAK- Şimdi bu vergilerin bu şekilde arttırılmasının ekonomik soykırım yapmak olduğunu söyledim. Başka bir şey daha ilave ettim. Böyle plansız, programsız vergi artışları yapılırsa daha çok zamlar, vergiler görürüz dedim.

Bitirmeden önce kısa bir hikaye anlatıyım, bir fıkra anlatıyım. Timur’un vergi fıkrası bu. Timur Anadolu’ya gelmiş işgal etmiş, ondan sonra demiş ki vergileri iki katına çıkarın. Çıkarmışlar, sonra da sormuş; halk ne yapıyor? Halk çok kızgın demiş yakınları, bunları araştıranlar. Biraz daha arttırın demiş. Sonra da bir bakın bakalım ne oluyor demiş. Bağırıp çağırıyorlar demiş. Ağlıyorlar da biryandan demiş. O zaman biraz daha arttırın demiş. Sonra bir daha gidin bakın bakalım ne oluyor demiş. Valla şimdi ilginç bir şey oldu oynamaya başladı millet demişler. İşte anladığım kadarıyla bunlar da bu kafayla vergileri arttıracaklar. Sonunda milleti oynatmaya başlayacaklar.

Teşekkürler.

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları