CHP Sözcüsü Bülent Tezcan: Türkiye'nin ciddi biçimde paraya ihtiyacı var. Ama Türkiye'nin başbakanı off-shore cennetinde 7 sülalesine off-shore şirket kurduruyor. Bir başbakanın böyle bir mesele duyulduğu andan itibaren yapması gereken tek şey istifadır.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK sonrası açıklamalarda bulundu.
Tezcan çocukları ve akrabaları vergi cennetinde off-shore şirket kuran Başbakan Binali Yıldırım'a yüklenerek, "Türkiye'nin ciddi biçimde paraya ihtiyacı var. Ama Türkiye'nin başbakanı off-shore cennetinde 7 sülalesine off-shore şirket kurduruyor. Bir başbakanın böyle bir mesele duyulduğu andan itibaren yapması gereken tek şey istifadır' dedi.
Tezcan'ın açıklamaları şöyle:
"İki gündür önemli bir gelişme dünyayla birlikte Türkiye'nin de gündeminde. Birçok basın kuruluşunun oluşturduğu konsorsiyumun incelediği belgelerden ünlü bazı isimlerin off-shore şirketler kurduğu ortaya çıktı.
Vergi kaçırmak, kendi ülkesinde vergi ödememek için çeşitli vergi cenneti denen bölgelerde şirketler kuruluyor. Ne yazık ki Türkiye bu kara tabloda bayrağı almış durumda. Kimin sayesinde, hükümetin sayesinde başbakanın çocuklarının Malta'da şirketleri ortaya çıkıyor.
AK Parti 2002'de iktidara geldi. 1988'den 2002'ye kadar Türkiye'nin toplam cari açığı 17 milyar dolar. AK Parti iktidarında 527 milyar dolar. Bu AK Parti döneminde Türkiye'nin ciddi biçimde paraya ihtiyacı var. Ama Türkiye'nin başbakanı off-shore cennetinde 7 sülalesine off-shore şirket kurduruyor. Bu ahlaken yanlıştır. Türkiye'nin paraya ihtiyacı yok mu? Başbakan 'israfı önleyeceğiz, arabaları satacağız' dedi. İyi söyledi. Daha sonra Ayşe teyzenin bileziğine göz diktiler. Ondan sonra berber dolar bozdursun diye kampanya başlattılar. Yerli ve milli mesele diye anlattılar. Ayşe teyze, berber için milli mesele ama başbakanın yakınları için zembilli kazanç.
Bir ülkenin başbakanının böyle bir mesele duyulduğu andan itibaren yapması gereken tek şey istifadır. Enflasyon son 9 yılın en büyük rakamlarına ulaşmış. İnşallah önümüzdeki seçimlerde bunların cennet ticaretinin hesabını millet sandıkta soracak.
Başbakan dün açıklama yaptı 'devletle iş yapmayın diye çocuklarıma tavsiye ettim' dedi. Yapmışlar, bugün haberleri düştü. Başbakan 'soruşturulsun' dedi. Masak, savcılar soruştursun ama siyaset de soruştursun sayın başbakan. Sayın başbakandan beklentimiz dün savcılar açısından söylediği hassasiyetleri Meclis açısından devam ettirmesi. Meclis araştırması başlatılması.
-Eğitim ciddi, esaslı sorun olmaya devam ediyor. Milli eğitim bakanının açıklaması sistemin ne olduğunun önemli bir ikrarı. Yüzde 10 nitelikli okullara gidecek, dedi. Sınavı kazanamayan çocuklar niteliksiz okullara gidecekler. Eğitimde AK Parti dönemi niteliksizlikte istikrar dönemi olmuştur. Eğitim reformu yaptık, dediler. 6 kere değiştirdiler sistemi. 6'sını da kaldırdılar. Değişmesi gereken tek şey AK Parti iktidarıdır. 6 sefer bu değişikliğinin sonucunda Türkiye'de hala yüzde 90 okulun niteliksiz olduğunu ikrar eden milli eğitim bakanı var.
15 yıldır iktidarsınız. Bunun sebebi 80'lerdeki 90'lardaki iktidarlar değil. 15 yıldır ülkeyi tek başını yöneten ve okulların yüzde 90'ını niteliksiz hale getiren bakan var, niteliği artırmaya yönelik çaba yok
AK Parti genel başkanı bir gece 'biz TEOG'la mı geldik, kaldırın' dedi. Tek adam rejimi budur. Böyle anlayıştan niteliksiz eğitim çıkar. (Yeni sisteme göre) Öğrenci, yakınındaki 5 okulu seçecek, onlardan birine gidecek, deniyor. O 5 okulun niteliği ne olacak? Kendi anlayışınıza uygun okula dönüştürdüğünüzü millet biliyor, size oy verenler de rahatsız.
Düz liseleri yeniden açmak, niteliklerini yükseltmek zorundasınız. Malta'da şirket sahibi olanın çocuğu ile berberin çocuğunun eğitimde eşit fırsata sahip olması gerekir. Eğitim sistemini rezil ettiler. İçinden çıkmaya çalıştıkça debeleniyorlar sonra dillerine vuruyor, itiraf etmek zoruna kalıyorlar.
-Son 1 ay içinde kitap fuarlarında saldırılar yaşadık. Kitap fuarları magandaların saldırı alanına dönüştü. Bunda yaratılan kültürün etkisi var. Devletin en tepesinin ağzından çıkan sözlerle gazetecilerin tehdit edildiği ülkede bazıları gider tehdit eder. Bunu dert edinmeyen bir hükümet var.
-Sözcü davası devam ediyor. Demokrasi adına utanç verici bir tablodur. Sözcü çıktığı günden bu yana Atatürkçü çizgisinden hiç ayrılmadır. Ne kadar Atatürk düşmanı varsa Sözcü'yü hedef almıştır. Sözcü'den FETÖ'cü çıkarmak ancak faşist düzenlerin büyük yalan organizasyonlarının işi. Sözcü davasında FETÖ'cülük değil Atatürkçülük yargılanıyor. Bu dava Sözcü için onur davası olacaktır.
-İstanbul milletvekilimiz Enis Berberoğlu davası yine tuhaf bir noktaya geldi. Berberoğlu davası yargının siyasallaşmasının nasıl sonuçlara götüreceğinin tipik örneğidir. Berberoğlu doyası ateş topu oldu, kimse elinde tutmuyor. Anayasa Mahkemesi kararları ortada. İstinaf mahkemesi kararı ortada... Mahkeme kendisini istinaf mahkemesinin üzerinde görmüş, kanun tanımıyor. Kanun istinaf mahkemesinin kararına direnemezsin, diyor.
-FETÖ-AK Parti ittifakının yoğun olduğu dönemde özel yetkili mahkemeler vardı. Güya kaldırıldılar, şimdi imtiyazlı olarak ortaya çıktı. Kanunun yapma dediği şeyi yapıyor mahkeme. Bu mahkeme bu gücü nereden alıyor? Biliyoruz ki bu davayı açtıran iradeden alıyor. Yapılması gereken tek iş Enis Berberoğlu'nun tahliye edilmesidir. Berberoğlu'nu 1 dakika cezaevinde tutmak bile hürriyeti tahdit suçu oluşturur. İstinaf mahkemesi derhal tahliye kararı vermeli."
Vişne Haber Ajansı