loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Arslan: Devlet, taziyeden önce terörü önlemelidir

CHP'li Arslan: Devlet, taziyeden önce terörü önlemelidir
Tarih: 19.02.2016 - 18:25
Kategori: Siyaset

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Ankara ve Diyarbakır’daki terör saldırılarının ardından ikinci açıklamasını yayımladı.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Ankara ve Diyarbakır’daki terör saldırılarının ardından yaptığı ikinci açıklamada, devletin önlem alma görevinin aksatıldığını, teröristleri tespit ettikleri halde takip edip yakalamadıklarını, teröristlerin de bunu fırsat bildiklerini söyledi.

Arslan, “Devlet, daha fazla taziye mesajı vermek yerine terörü önlemek, teröristi etkisiz hale getirmek için çalışmalıdır” ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu ile ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın tarihteki terör saldırılarından sonra yaptığı açıklamaları hatırlatan Arslan, “Devleti yönetenler şimdi kendi açıklamaları altında ezilmektedir.” dedi.


CHP Milletvekili Kazım Arslan’ın açıklaması şöyle:

“Diyarbakır-Sur’dan bu sabah ulaşan haber, evlerimizdeki ateşi, kalbimizdeki acıyı daha da büyütmüştür. Acımız daha da katlanmıştır. Ankara'da, şehrin merkezinde, Meclis’e yakın yerde devlete meydan okuyan teröristler, Başkentimizi kana bulamış, birçok askerimizin ve yurttaşımızın canına kıymış, yine analar ağlamış, yine çocuklar ortada kalmıştır.

Bu vahim patlamadan sonra yapılan açıklamalar inanılır gibi değildir. Cumhurbaşkanının “Şimdi meşru müdafaa hakımız doğdu” açıklaması şaşırtıcıdır. Karşımızda devlet değil,teröristler var.Teröre karşı meşru müdafaa değil,sürekli mücadele yapılır ve etkisiz hale getirilir.

Bunlar yapılmıyor, “tehlike hep biliniyordu” deniyor ama teröristler sürekli bomba patlatıyor, terörün bir türlü önüne geçilemiyor. Siyasi iktidar tüm bu süreçte sorumluluk almıyor, olayları basit bir vakaymış gibi geçiştiriyor.

Devlet güçlüdür, her şeyden bilgisi olması ve ülkemizin güvenliğini her şekilde sağlaması gerekir. Artık sözün bittiği yerdeyiz, milletimizin tahammülü kalmamıştır, milletimiz terörün bitmesini istemektedir. Siyasi iktidar ya bu terörü bitirmeli ya da görevi iade etmelidir.

Bu arada yine Sur'da bugün şehit verdik, şehitlerimize Allah'tan rahmet, aile ve yakınlarına, ulusumuza başsağlığı diliyorum.Yaralı olan askerlerimize acil şifalar diliyorum.

Ankara'da 10 Ekim katliamında 100’ün üzerinde vatandaşını yitiren ülkemizde, istihbaratta hiçbir adım atmadığını, alınan istihbarat bilgilerinin de gereğince değerlendirilmediğini ve gerekli tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. 4 ay içinde yeni can yakan ölümler ve terör olayları dersin alınmadığını göstermiştir.

Hükümet, Türkiye’nin doğusu ile batısını barışta değil, acıda buluşturmuştur. Suriyeli göçmenlerin kontrolsüz kabulü, sınırımızın kevgire dönmüş olması, ülkemizi tam bir terör yuvasına dönüştürmüştür. Eskiden yalnızca PKK ile mücadele ediyorduk, Suriyeli muhalifleri besleyeceğiz, silahlandırcağız darken PYD,YPG ve IŞİD'i başımıza bela aldık. Bunlar ülkemizin dört bir tarafına yayıldılar. Güvenlik mensuplarının zaman geçirmeden bunları tek tek takip edip etkisiz hale getirmesi ve sınırdışı etmesi gerekmektedir.

DEVLET RESMEN BOMBALANMIŞTIR

Düşünebiliyor musunuz; Ankara’nın tam kalbinde, güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarılması gereken meydanda yaşanan patlamada devlet resmen bombalanmıştır.

Devlet, resmen bir iç güvenlik krizine doğru sürüklenirken, silahlı kuvvetlerin, emniyetin ve meclisin merkezi hedef alınmışken, siyasi sorumluların hala Başkanlık inadıyla tıkanan bir Anayasa gündemiyle uğraşması büyük bir talihsizliktir.

Bu ülkenin Başkanlık sistemine ihtiyacı yoktur. İhtiyacımız olan şey terörün önlenmesi,iç ve dış güvenliğin sağlanmasıdır.

HÜKÜMET HESAP VERMELİ

Siyasi iktidar oy hesabı yaparak teröre taviz vermiş, PKK dağdan şehre inmiş, şehirleri silah deposu yapmış, hendekleri kazmış, ayaklanma noktasına gelmiştir. Askeri kışlaya hapsedenler, polisi karakolda bırakanlar, Valilere gerekli emirleri verdirmeyenler, şimdi bu tavizin cevabını veremiyorlar. İşte şimdi bu tavizlerin yarattığı sonuçlar canımızı yakıyor, halkla iç içe olan PKK'ya karşı zor mücadele veriliyor.

İstihbarat raporlarının, farklı kurumların saldırı uyarılarının yeterince ciddiye alınmadığı yerde, siyasi irade elbette sorgulanacak adrestir. Siyasi iktidar bunun hesabını vermeli ve halkımızdan özür dilemelidir.

Acı, hepimizin ortak acısıdır. Terörle mücadele öncelikli ulusal tavrımızdır, terörün gündemimizden çıkarılması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Sorumluluğumuz bunu gerektirrmektedir. Devlette yetki sahibi olanların da aynı sorumluluk çizgisinde hareket etmesi, içi boş söylemlerle değil, istihbaratı çalıştırılması ve ona göre önlem alması gerekir.

Yetki sahiplerinin, terör karşısında taziye ve kınama mesajlarından önce önlem almasını, makamlarının gerektirdiği bilinçle hareket etmesini istiyoruz.

Terörle, teröristle kapalı kapılar ardında müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiği açıkça bir kez daha ortaya çıkmıştır.

TERÖR İSTİHBARATINA KARŞI NET SORULAR SORDU


Hükümet açıkça bu saldırıların can yakan gündemini, terörün boyutlarını unutmuş, "meşru müdafaa hakkı" adı altında bu saldırıyı bir sınır ötesi harekatın gerekçesi yapmaya başlamıştır.

MİT ve Emniyet, tıpkı 10 Ekim Ankara ve Suruç katliamlarında olduğu gibi, Türkiye’ye girişi belli olan bu terör gruplarını takip etmiyor mu? Ediyorsa hükümet önlem için neden seyirci kalıyor?

MİT gereken raporları veriyorsa hükümet neden gerekli talimatları vermiyor, teröristlerin attığı her adım 1 gün sonra gazete manşetlerinde listelenebiliyorsa, devlet neden uykuya yatırılıyor?

Acaba bu saldırılar, ordunun olası bir Suriye harekatına zorlanmasının bir parçası mıdır?

Başbakan Sayın Davutoğlu, televizyon ekranlarına çıkıp bir kez daha saldırıdan sonra oylarımız arttı mı diyecek?”


CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA KENDİ SÖZLERİNİ HATIRLATTI


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Şubat 2015’te Meksika’dan seslendiği Obama için söylediği sözleri bugün ülkemiz için hatırlamalıdır.

Terör karşısında açık zaafı bulunan Erdoğan’ın sözleri bugün Ankara katliamı karşısında kendisine dönmüştür:

Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor. Eğer siz, bu tür bir olay karşısında sessiz kalırsanız halkımızda,dünya da size her zaman sessiz kalacaktır."

Sayın Davutoğlu, 10 Ekim Ankara katliamından sonra yaptığı gaf yüklü açıklamayla bir kez daha karşı karşıyadır…

“Elimizde canlı bombacıların listesi var. Ama eylem yapmadan tutuklayamayız” diyen Başbakan, devletin istihbarat zaafiyetini bugün hangi gerekçeyle açıklayacaktır?

HÜKÜMET, KENDİ HATALARINDAN ŞİKAYET EDEMEZ

Devlet, saldırIyı önlemek ve huzuru sağlamak için vardır.Başındaki siyasi iktidarın kendi hatalarından şikayet etme hakkı yoktur, çözüm üretmesi ve ülkemizi huzura kavuşturması gerekir.

Devlet, önlemek için vardır; kuru kuruya özür dilemek ya da lanetlemek ve kınamak için kurulmamıştır. Devlet, taziye mesajı vermemek uğruna, tedbir almak için çalıştırılmalıdır.

Ülkemizin ve insanımızın, Başkanlık sevdasıyla, içi boş söylemlerle, teröre tavizle ve saldırgan dış politikayla kaybedecek ne tek bir canı, ne de tek bir karış toprağı vardır!

Bölünmez bütünlüğümüzü korumak,terörü yok etmek,yurttaşlarımızın mal ve can güvenliğini sağlamak siyasi iktidarın en asli görevidir.”

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları