''Çözülmemiş cinayetlerin sorumlusu devlettir''

Almanya Türk Toplumu Genel Başkanı Kenan Kolat, Kasım 2011’de ortaya çıkan Neo-Nazi Cinayetleri konusunda basın açıklaması düzenledi…
SODEV ve Almaya Türk Toplumu (www.tgd.de) işbirliğiyle düzenlenen “Almaya’da Neonazi Cinayatler” konulu basın açıklaması Taksim Hill Otelde gerçekleşti.
Almanya’da Neonazi cinayetlerin resmi rakamlara göre 50, resmi olmayan Neonazi cinayetleri konusunda araştırma yapan kuruluşların sayısına göre ise 160 ile 182 arasında değişen rakamlara ulaştığının altını çizen Kenan Kolat, 29 Mayıs 2003 yılında Solingen faciası olarak bilinen, Genç ailesinin 5 ferdinin yakılması olayının Almaya’da görülmeyen buz dağını gösterdiğini vurguladı.
''13 yıldır bilinen neonazilerin bulunmamış olması affedilir değil''
“Fedaral ve Eyalet Polis birimleri iflas etmiştir” diyen Kolat, 13 yıldır bilinen Neonazilerin bulunamamış olmasının affedilecek bir durum olmadığını ifade etti.
Bu cinayetlerin faillerinin bulunamamış olmasını kurumsal ırkçılık olarak tanımlayan Kolat, bu cinayetlerin önlenebilecek cinayetler olduğunu, çözülememiş yaklaşımlarla kurumsal ırkçılığı beslediğini öne sürdü. Ayrıca Kolat, faili belirlenmemiş cinayetlerle ilgili olarak, “Demokratik devletlerde çözülmemiş cinayetlerin sorumlusu devlettir” dedi.
Güvenlik birimlerinde cinayetlerin ortaya çıktığı 4 Kasım 2011 tarihinden hemen sonra bir çok belgenin yok edilmesinin istihbarat birimlerinin bu cinayetlerin içinde olabileceği kuşkusunu da güçlendirdiğini dile getiren Kolat, Federal Meclis Araştırma Komisyonunun tutanaklarının hemen yayımlamamasını bir eksiklik olarak gördüklerini de bildirdi.
''Almaya'da ırkçılık eğilimleri azalmadı''
Almaya’da ırkıçılık eğilimlerinin de azalmadığına, Almanya’nın uzun yıllar ırkçılığı göz ardı ettiğine de işaret eden Kolat, “Siyasetçiler olayın boyutunu hala yeterince fark etmemiş ve politik sorumluluk almaktan kaçınmaktadırlar. Göçmen kökenliler, özelde Türkler ve Müslümanlarla ilgili Almanya kamuoyunda oluşturulan olumsuz imajlarda politikacıların rolü yüksektir. Bu artan ırkçılığa yer yer çanak tutmaktadır’’ dedi.
Almanya’da diğer Sivil Toplum Kuruluşlarının yanlarında yer almadıklarından yakınan Kolat, Almaya’nın demokratikleşme görevini üstlendiklerini, STK’ların ayağa kalkmalarını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
Araştırma Komisyonunun kısa sürede birçok skandalı ortaya çıkardığını, Almanya Türk Toplumunun da konuyu uluslararası kurumlara taşıyacağını belirten Kolat, Almaya’da nefret suçlarıyla ilgili etkin bir mücadele başlatılması, Anti Irkçı eşitlik ve Katılım politikasının geliştirilmesi ve devletten bağımsız bir Irkçılıkla Mücadele Merkezi kurulması gerektiğini belirtti.
''Tüklerin tepkisi doğal olarak sert''
Almaya’da Tüklerin tepkilerinin doğal olarak sert olduğunu söyleyen Kolat, “O ülkeyle kendini özdeşleştiremiyorsan, ötekileştiriliyorsan, dışlanıyorsan bir gün hep beraber dur derler. Bunun devlet politikasına dönüşmesi ve Türkiye’de de gerekli önemin verilmesi, TBMM’den düzenli olarak bir heyetin Almaya’ya gelmesi ve tartışılması, basında yer edinmesi gerektiği dile getirdi.
Vişne Haber Ajansı/Duygu Yeşilgöz
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












