Eğitim İş Sendikası: 15-16 Nisan tarihlerinde 2 gün süreyle iş bırakıyoruz!

Eğitim İş Sendikası; Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede yaşanan silahlı saldırı, okullarımızdaki güvenlik zafiyetini, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin herhangi bir can güvenliğinin olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede yaşanan silahlı saldırı, okullarımızdaki güvenlik zafiyetini, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin herhangi bir can güvenliğinin olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bilimin ve aydınlanmanın yuvası olması gereken okullar, şiddet merkezi haline getirilmektedir.
Eğitim-İş olarak; eğitimin ve eğitim emekçisinin sistematik biçimde değersizleştirilmesine, gençlerimizin umutsuzluğa itilmesine ve can güvenliklerinin kalmamasına karşı tüm eğitim sendikalarına, demokratik kitle örgütlerine ve kamuoyuna ortak mücadele çağrısında bulunduk.
Bu kapsamda; okullarda artan şiddete dikkat çekmek, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin yaşam hakkını savunmak, güvenli okul talebini güçlü biçimde kamuoyuna taşımak amacıyla;
• 15-16 Nisan 2026 tarihlerinde 2 (iki) gün süreyle iş bırakıyoruz.
• 15 Nisan Çarşamba günü saat 13.00’te Genel Merkez olarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde, ülke genelinde ise eş zamanlı olarak İl Milli Eğitim Müdürlükleri önünde buluşuyoruz.
• 16 Nisan Perşembe, Ankara’da tüm Türkiye’den gelen üyelerimizle “Eğitime, Okuluna, Eğitimciye Sahip Çıkma Büyük Buluşması” gerçekleştireceğiz.
Eğitimde şiddetin normalleştirilmesine karşı isyanımızı büyütüyor, “ARTIK YETER!” diye haykırmak için buluşuyoruz!
Çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve okulların geleceğini korumak için; tüm sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu omuz omuza saf tutmaya; bu onurlu mücadeleyi tek ses olarak yükseltmeye davet ediyoruz.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı, eğitim kurumlarının nasıl sahipsiz bırakıldığının, uyarılarımızın nasıl görmezden gelindiğinin bir başka acı kanıtıdır. Bir öğrencinin elini kolunu sallayarak okula silahla girebildiği, öğretmenlerin ve öğrencilerin hedef haline geldiği bu tablo açık bir ihmaller zinciridir.
Öğrencilerimizin, meslektaşlarımızın, polis memurunun ve kantin personelinin yaralandığı, can havliyle camlardan atlayan çocukların olduğu bu olay, artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönüştürülmüştür.
Eğitim-İş olarak defalarca uyardık. Daha yakın zamanda bir öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in öldürülmesinin ardından “Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak” diye uyardık.
Ne oldu? Hiçbir ciddi önlem alınmadı. Okullarda güvenlik yok sayıldı. Eğitim emekçileri yalnız bırakıldı.
Bugün gelinen noktada, öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor, öğrenciler okula giderken hayatta kalıp kalamayacağını hesaplıyor. Bu tabloyu yaratanlar; eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.
Tekrar uyarıyoruz;
• Okullarda güvenlik bir “temenni” değil, devletin asli görevidir.
• Fedakarca çalışan Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışmanların emeği görülmeli, yeterli sayıda atama yapılmalı ve alanın güçlendirilmesi için gerekli çalışmalar acil olarak başlatılmalıdır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri bakanlık tarafından göstermelik değil, etkin ve yaygın hale getirilmelidir.
• Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim, sorumluluktan kaçamaz.
• Bu saldırının sorumluları hesap vermelidir.
Bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir.
Eğitim-İş olarak susmayacağız, alışmayacağız, normalleştirmeyeceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Yaralı öğrencilerimize, meslektaşlarımıza, polis memuruna ve kantin personeline acil şifalar diliyor, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












