CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği Adalet Kurultayı’nda ‘Toplumsal Adalet ve Kadın' konulu çalıştay düzenlendi.
Çalıştayın yöneticiliğini CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Avukat Hülya Gülbahar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Afet Gülen Büberci, Avukat
Birsen Baş Topaloğlu katıldı.
Çalıştayda konuşan Avukat Hülya Gülbahar, Türkiye’de faşizm bir günde tak diye gelmiyor. 2004-2005’te TCK tartışıyorduk. Meclis’e hayasızca hareketler diye bir madde gelmişti. Bütün toplumu uyandırmaya çalıştık. Bizi o gün liberaller, solcular demokratlar yalnız bıraktı, o madde geçti. O zaman da toplum ayağa kalkmadı. Şimdi parklarda ‘dekolte giyiyorsun, geceyarısı o kıyafeti giyersen seni taciz ederim’ diyen devlet görevlilerine kadar gitti. Faşizm adım adım örülüyor. Türkiye kadın hareketinin bu uyarılarını kulak arkası eden siyasetçiler bugün yaşadığımız sorundan siyaseten sorumlular” dedi.
Çalıştaya katılan Hülya Gülbahar, Gülsüm Kav,
Afet Gülen Büberci ve Birsen Baş Topaloğlu’nun açıklamaları şöyle
Avukat Hülya Gülbahar: Kadın hareketinin uyarılarını kulak arkası eden siyasetçiler bugün yaşadığımız sorundan siyaseten sorumlular
“Laiklik, toplumsal hayatın kuralları ya da hukuk kuralları dediğimiz şeyi bilimsel temellere oturtmaktır. Türkiye’de sadece inanç özgürlüğü olarak kodlanmaya çalışılıyor. Evrim teorisinin tasfiye edilip yerine yaratılış teorisinin konulması meselesinde olduğu gibi eğitim ile toplumsal ve bilimsel hayatın dini kurallara dayandırılmamasıdır. Kadınların kıyafeti, erkeklerin eş sayısı, kadınların miras hakkı dahil olmak üzere, burayı dinsel kurallarla inşa etmeye kalktığınızda laiklik ilkesini yok etmiş olursunuz. Türkiye’de adım adım yaşadığımız süreç bu. Özellikle müftü nikahı tartışmasında yaşadığımız ‘müftüler zaten nikah kıyıyor, Onlara bu yetkiyi vermek laikliğe aykırı değil, inanç özgürlüğünün gereği’ diye kodlanmak isteniyor. İnanç özgürlüğünün bir parçası olabilir ama laik devlet kendi yurttaşlarının bütün dini inançlarına eşit davranmak zorundadır. Eşitlik yoksa adalet yoktur.
Alıştığımız kadın erkek evliliği ve tek eşli ve aile içinde erkeğin üstün olduğu aile modeli çağlar boyunca gelmiş ve dünyanın her yerinde olan model değil. Bir araştırma yapmaya çalıştım, ana soylu topluluklar nerde var, diye. Bugün de Afrika’nın birçok ülkesinde var. Erkeklerin kazanıp kadına verdiği bir model içinde bile var. Burada neden kadınlar eziliyor ona bakmalı. Konfüçyüs ‘kadınlar, çocukluklarında babalarına, evlendiklerinde kocalarına, yaşlandıklarında çocuklarına hizmet ve itaat etmek zorundadır’ der. Hizmet ve itaat etmek zorunda olan cins hangi cins olarak tanımlanıyorsa o cins orada şiddete maruz kalıyordur. Baskının olduğu her yerde direniş vardır. Kadınlar direniyor. Kadına cinayetin altını kazırsak altında ‘hizmet kusuru’ gibi bahaneler buluruz. Ya da ‘tayt giyme dedim giydi’. Öldürüyor… Bu sadece erkeklerden kadınların beklentisi haline gelmez. Bir laf var; ‘Kadın doğulmaz, olunur.’ Doğduğumuz andan itibaren bize nasıl kadın olacağımız dayatılıyor. Ben bir kadın olarak neden erkek cinsine hizmet ve itaat etmek zorunda kalayım? Aynı şey erkekler için de geçerli.
Türkiye’de faşizm bir günde tak diye gelmiyor. 2004-2005’te TCK tartışıyorduk. Meclis’e hayasızca hareketler diye bir madde gelmişti. Bütün toplumu uyandırmaya çalıştık. Vücudunun herhangi bölgesinin görünmesini hayasızca hareket diye yazmışlardı. Bunu sorduk. Hukuk Profesörü Doğan Soyaslan çıktı ‘rüzgarda açılan kadın da hayasızca harekete girer’ dedi. Bizi o gün liberaller, solcular demokratlar yalnız bıraktı o madde geçti. O zaman da toplum ayağa kalkmadı. Şimdi parklarda ‘dekolte giyiyorsun, geceyarısı o kıyafeti giyersen seni taciz ederim’ diyen devlet görevlilerine kadar gitti. Faşizm adım adım örülüyor. Türkiye kadın hareketinin bu uyarılarını kulak arkası eden siyasetçiler bugün yaşadığımız sorundan siyaseten sorumlular.
TCK’de çocuklarda cinsel ilişki yaşını biz kadınlar yukarı çekmeye çalıştık her siyasi görüşten erkek vekil aşağı indirmeye çalıştı. Bir avuç erkek vekilin desteği olduğu için bu mücadele hiçbir zaman birincil önemdeki siyasi politikalardan olmadığı için çocukların erken evlendirilmesi. çocuk istismarcılarının affedilmesi, tecavüzcülerle evlendirilme konularını yeniden ve yeniden tartışmak zorunda kalıyoruz. Bundan sonrasını değiştirmek için bunu merkezi politikaların içine koymak lazım.
Avukat Afet Gülen Büberci: İstanbul Barosu şiddete uğramış kadınlara ücretsiz avukatlık hizmeti veriyor
“Hem yasamız he sözleşmemiz fevkalade ileride aslında. 2002’den önce mal ayrılığı vardı. Mallar kimin üzerineyse onun oluyordu. Çalışmayan çok sayıda kadının hak talep etmesi mümkün değildi. Evlilik sona erdiğinde bu mallar paylaşılacak, denildi. Biz çalışıyoruz kazanıyoruz eşlerimizle paylaşabildiğimiz için mutluyuz. Sorumlulukların hiçbirini dağıtmadık. Bunları değiştiremedikçe yasalarla kabul etmişiz anlamı yok. Erkeğe su getiren kadınlar olarak kaldığımızda çalışmamız yorgunluktan öteye gitmiyor.
Anne olarak, abla, kardeş olarak çocuklarımızı yetiştirirken eşit şekilde yetiştireceğiz, ‘kalk ona su getir’ demeyeceğiz.
Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi kadının eşit olduğunu söylüyor. Hayattaki her türlü duruşlarıyla eşit olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu dosyalardan birisi Ayşegül Terzi dosyasıydı. Ayşegül Terzi şort giydiği için darp edildi.
Sakarya’da bir dosya vardı, çok içimi acıttı. Genç bir kız emniyet müdürü tarafından istismar edildikten sonra okulda duyuluyor. ‘Seni ailene söylersek yaşatmazlar, toplum seni kabul etmez’ deyip geri kalan tüm çocuklar videolara çekerek genç kızla birlikte oluyorlar. Bu dosyayı takip ettik. Sakarya Barosu olarak gittik. Bir tarafta 32 sanığın ve emniyet müdürünün avukatları… Öyle bir ekip ki maalesef baronun saygın avukatları bir tarafta mağdur bir kız ve onun genç kadın avukatı diğer tarafta. O meslektaşımızın yanına gittik. Müdahillik için gittiğimizde senin ne işin var, diyorlar. Toplumsal bilinci artırabilirsek bu kızlar mağdur olamayacak. Bu dosyanın sonunda sadece emniyet müdürü ceza aldı. Geri kalanı beraat etti. Bu emniyet müdürü için yurt dışı yasağı verilmediği için ilk fırsatta yurt dışına çıktı ceza almadan gitti kurtuldu.
İstanbul Barosu olarak şiddete uğramış kadınlara ekonomik durumu ne olursa olsun ücretsiz avukatlık hizmeti veriliyor. Yetebildiğimiz kadar bu tarz dosyalarda müdahil olup bu kızların, kadınların yargılanmaması için arkalarında durmaya çalışıyoruz.
Kürtajı yasaklamak istediler, yasal olan bir şeyi eşin rızasına bağlı göstermek istediler, kıyafette şorta mini eteğe karıştılar, hamile kadın sokağa çıkmamalı dediler. Müftüye nikah kıyma yetkisi vermek istiyorlar. Bunların arkası gelmeyecek… Bunları durdurabilecek tek şey bizleriz.”
Avukat Birsen Baş Topaloğlu: Herhangi bir yerde kıyafetinizden dolayı şiddete uğrama olasılığınız artık yüksek
“Yasalarımızda kadın erkek ayrımı diye bir şey yok. Toplumda bir cinsiyet ayrımcılığı görüyoruz. Kadın hakları ihlal edilen konumda oluyor. 2015’te kadın hakları merkezi olarak adli yardımdan yararlanan vakaları inceleyelim, dedik. İstatistik çıkardık. Yasadan faydalananların yüzde 90’ı evli. Özel alanda bir kadına şiddet söz konusuyken kamusal alanda da kadına şiddet söz konuşu. Otobüste, herhangi bir yerde kıyafetinizden dolayı şiddete uğrama olasılığınız artık yüksek. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak kadına şiddet olaylarında hassasız. Baro adına şiddet davalarına müdahil oluyoruz. Ayşegül Terzi’nin davasına müdahil olduk, özel avukatlığını da yaptık ücret almadan. Kızın babasının ısrarlı takibi sonucu 2 kişi şahit çıktı. Ayşegül Terzi’ye tekme atılıyor, ‘aile içi zannettik’ dediler. Kız ‘ben tanımıyorum, neden bana vurdu’ deyince müdahale edilmiş. Aile içi şiddeti normal gördüğümüz zaman dışardaki şiddet olaylarını çözemeyeceğiz. Yargı kadına şiddet olaylarında haksız tahrik ve takdir indirimleri uygularken biraz daha gerekçeli, kadın ve insan haklarına uygun davranmalı.”
Gülsüm Kav: Kadınların eşitsizliğe ve şiddete maruz kalmayacağı bir toplum yaratacağız…
“Kadınlar için adalet deyince ayrı ayrı konuşmamız gereken çok fazla konu var. Biz hep şiddeti, önlemleri konuştuk. Kadınların eşitsizliğe ve şiddete maruz kalmayacağı bir toplum yaratacağız, öyle bir toplum olacak ki zor ortaya çıkacak. Ortaya çıktıysa tehdit edildiğinde korunmak istediğinde onu etkili şekilde koruyacağız. Bunları yaptık hala şiddet olduysa o zaman cezasız bırakmayacağız. Bir devlet bunları yerine getirebilir ama yetmez. Bunlarla yetinmeyip kadınların geleceğe dönük önünü açacağız. Bu mesele sıfır toleranslı siyaset meselesidir. Türkiye’de bulunduğumuz şartlarda da rejim meselesidir. Hep konuşuyorduk ama son KHK ile başka bir evreye geçtik. Meclisi etkisizleştirip yasaları KHK ile çıkarabilirler.”
Özlem Çoban
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, ‘Faşizm bir günde gelmiyor, adım adım örülüyor’, adalet kurultayı, Gülsüm Kav, Birsen Baş Topaloğlu, Afet Gülen Büberci, Hülya Gülbahar, adalet kurultayı, 2. gün