loading
close
SON DAKİKALAR

Ne demek “Tek suçlu Faruk Koca değil” demek?

Can Ataklı
Tarih: 19.12.2023
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Önce “Ordu rahatsız”, sonra” Genç subaylar rahatsız”, şimdi sırada “teğmen cuntası” var.

ANALİZ

Önce “Ordu rahatsız”, sonra” Genç subaylar rahatsız”, şimdi sırada “teğmen cuntası” var

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım günü garip bir olay yaşanmıştı.

Okulda eğitim gören genç teğmenlerden biri Atatürk’ü anma töreni sırasında göğsüne Atatürk resmi yapıştırmak istememiş bu nedenle bazı arkadaşlarıyla yumruklu kavga etmişti.

Bu öğrencinin Atatürk resmini buruşturup çöpe attığı anlaşılmıştı.

Olayın duyulması üzerine “dinci-tarikatçı” olduğu ileri sürülen ve sayıları hiç de az olmayan teğmenlerle kendilerini Türk ordusunun Atatürkçü subayları olarak tanımlayan teğmenler arasında ağız dalaşı ve arbede yaşanmıştı.

Okul Komutanı olayı gizlemeye çalışmış ancak Atatürk resmi asmak istemeyen öğrenci hemen karakola koşarak şikayetçi olmuştu.

Karakolun “Bu bizim yetki alanımızda değil” demesi üzerine bu tarikatçı teğmen bu kez savcılığa giderek şikayetçi olmuştu.

Savcılık şikayeti işleme koyunca da olay kamuoyu tarafından duyulmuştu.

Zaten anladığım kadarıyla teğmen rütbesindeki bir subayın önce karakola sonra da savcılığa koşması olayın duyulmasını sağlamak için yapılmış bir plandı.

Bunların ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı Disiplin Kurulu toplanmış ve göğsüne Atatürk fotoğrafı takmayan teğmene tepki gösteren 4 teğmene işten el çektirilmiş.

Olayı doğrulayan Milli Savunma Bakanı’na göre ise işten el çektirilen teğmenler arasında Atatürk resmini göğsüne asmak yerine buruşturup yere atan teğmen de var.

Milli Savunma Bakanı olayı doğrularken dinci-tarikatçı olduğu ileri sürülen teğmeni de koruyup kollayarak “İğne bulamadığı için göğsüne Atatürk resmi takmamış” diye konuşmuş.

Bunlar tabii çok tatsız olaylar.

Ancak daha da tatsızı tamamen dinci-tarikatçı yapının tıpkı eski cemaat yeni FETÖ gibi inceden inceye plan yapması.

Karakol ve savcılık başvurmaları ile olay sadece kamuoyu gündemine getirilmekle kalmadı.

Yeni Şafak gazetesi birkaç gün önce “Teğmen cuntası” başlıklı bir manşet haber yaptı.

Habere göre orduda namaz kılan teğmenler fişleniyormuş, dini inancı olanlar izleniyormuş, bunlar üzerine baskı kuruluyormuş, Atatürkçü teğmenler kurdukları cunta ile darbeye hazırlanıyormuş.

Güler misiniz ağlar mısınız?

Bu tür manşetlerle ilk kez karşılaşmıyoruz.

1980 yılının başlarında “Ordu rahatsız” başlığı atılmıştı.

Ama arkasından darbe geldi, 12 Eylül Türkiye’nin başına balyoz gibi indi.

2000’li yıllarda ise “Genç subaylar rahatsız” başlığı dinci-tarikatçı yapıları harekete geçirmiş, AKP-cemaat iş birliği ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çökertilme operasyonu olan Ergenekon kumpası devreye sokulmuştu.

Şimdi “Teğmen cuntası” başlığı atıldı.

Bakalım arkasından ne getirecekler...

YEREL SEÇİM

Beyoğlu ve Maltepe’de CHP adayı kim olmalı

Yaklaşan yerel seçimlerde adaylar belli olmaya başladı.

Ancak özellikle İstanbul’daki ilçe adayları henüz ilan edilmedi.

Bunlardan kesin aday olabileceğini düşündüğüm bazı isimler var.

Örneğin Büyükçekmece’de Hasan Akgün’ün değişeceğini sanmıyorum.

Avcılar da değişmez gibi geliyor bana.

Bugünden itibaren İstanbul’da ve başka yerlerde, gerçekten yakından tanıdığım, özelliklerini bildiğim, diğer aday adaylarından daha farklı olduklarına inandığım bazı isimleri size tanıtmak istiyorum.

BEYOĞLU’NA VEYSİ DÜNDAR

CHP’nin İstanbul’da kazanamadığı ilçelerin başında Beyoğlu geliyor.

İstanbul’un kalbi niteliğindeki Taksim Meydanı, dünyanın gözünün üstünde olduğu İstiklal Caddesi, entelektüellerin, yazarların, şairlerin farklı cinsel eğilimde olanların yaşadığı Cihangir, kabadayılarıyla ünlü Kasımpaşa, farklı dinlerin ibadethaneleri hep Beyoğlu sınırları içinde.

CHP’deki aday adayları arasında bana göre en öne çıkan isim Veysi Dündar.

Yıllardır tanıdığım ve dostluğundan büyük keyif aldığım, sinemacı geçmişi de olan, şu sıralar yazarlık ve TV programcılığı yapan Veysi Dündar; 30 yılı aşkın süredir Beyoğlu’nun tam ortasında, İstiklal Caddesi’nde yaşıyor.

Kürtçe ve Arapça biliyor, bölgede yerli yabancı tanımadığı kimse yok gibi.

Etnik ve dini tüm kesimlerin sevdiği saydığı bir isim.

Beyoğlu’nu ve sorunlarını yaşayarak bilen biri.

Seçilmesi halinde Beyoğlu’na yepyeni bir soluk getireceğini sanıyorum.

Ve eğer gerçek bir halk oylaması yapılırsa adaylık yarışını en önde bitireceğine de inanıyorum

MALTEPE’YE YUSUF ERCİYAS

2015 yılındaki genel seçimler döneminden bu yana tanıdığım Yusuf Erciyas, CHP’nin temelden gelen bir parti neferi.

Gençlik kollarında başlayan siyaset mücadelesini İstanbul İl Başkan Yardımcılığı’nda, seçim koordinasyon kurullarında sürdüren Yusuf Erciyas Maltepe’nin en sevilen isimlerinden biri.

2019 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun iki kez üst üste yapılan seçimlerden zaferle çıkmasını sağlayan mücadeleci ekibin önderlerinden de biri olan Yusuf Erciyas, siyaseti bir çıkar amacı olarak görmüyor.

Şuradan biliyorum, 2019 yerel seçiminde Maltepe Belediye Başkan Adayı olan Ali Kılıç, kendisine belediye meclis üyeliği birinci sırayı teklif etmiş ve meclis başkanlığını önermişti.

Ancak Yusuf Erciyas İstanbul İl Başkanlığı’ndaki görevini o sıradaki başkan Canan Kaftancıoğlu’na vefasını göstererek seçim sonuna kadar bırakamayacağını söylemiş ve adaylığı kabul etmemişti.

Anladığım kadarıyla mevcut Başkan Ali Kılıç yeniden aday gösterilmeyecek, bu durumda bana göre en uygun aday Yusuf Erciyas olacaktır.

Bİ SORALIM BAKALIM

Ne demek “Tek suçlu Faruk Koca değil” demek?

Futbol dünyasına kara bir leke süren AKP’nin kurucularından Ankaragücü Başkanı Faruk Koca hapiste, ilk duruşmaya çıkacağını günü bekliyor.

Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Koca’yı cezaevinde ziyaret etmiş.

Sonra da izlenimlerini aktarmış.

Koca ile 15 dakika görüştüğünü belirten Belözoğlu, hapisteki başkanın çok güçlü bir karakter olduğunu söyleyerek “2.5 aydır kendisiyle çalışıyorum. Bence çok önemli ve değerli bir insan. Futbol kurallarının kendi içinde kırmızı çizgileri var. Yaşanmaması, olmaması gereken bir hadiseydi ama her yaşanılanın da sanki tek suçlusu varmış gibi bu ülkede algı oluşturmaya gerek yok. Yıllarca bunun sıkıntısını yaşamış biri olarak samimice söylüyorum. Kendisi de üzüntüsünü paylaştı” demiş.

Benzer sözleri Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi olayın sıcaklığında söylemiş ve Koca’nın başka kulüp başkanları teknik direktörleri ile medya yorumcuları tarafından tahrik edildiğini ileri sürerek olayı adeta değersiz kılmaya çalışmıştı.

Şimdi hep sorun olmakla ünlü Emre Belözoğlu da kervana katılmış, “Sanki tek suçlu o mu, bu kadar büyütmeye gerek yok” diyor.

Bunları duyunca zannedersiniz ki yumruk atan bir kulübün başkanı değil de tahrikleri çok açık fanatik bir taraftar.

Olayı önce sulandırıp sonra unutturarak başkanı kurtaracaklar herhalde.

Bu arada Emre Belözoğlu bir tutukluyu hangi sıfatla ziyaret etti, onu da anlamak zor.

Çünkü tutuklular ancak avukatları ve birinci derece akrabaları tarafından ziyaret edilebiliyor.

ÇOK GÜLDÜM

Görüşme talebi ABD’den, nasihat bizden

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken bir telefon görüşmesi yapmışlar.

Yandaş medya “diplomatik kanallara” dayandırarak görüşmenin Blinken tarafından talep edildiğini açıkladı.

Tabi toplantı sonrası için verilen bilgiler hep bildiğimiz klişe cümleler.

“İki ülke arasındaki konuların yanı sıra, Filistin ve Gazze sorunu da ele alındı.”

Açıklamaya göre Hakan Fidan Blinken’e “İsrail üzerindeki nüfuzunuzu kullanın” demiş.

Bir tür nasihat yani.

Size inandırıcı geliyor mu ama bana hiç gelmiyor.

Talep ABD’li Bakan’dan geliyorsa, mutlaka bir şey söyleyeceği için görüşmek ister.

Artık bu nedir bilmem mümkün değil, ama artık özellikle ABD ile ilişkilerden sonra yapılan açıklamalardan anlıyorum ki, aslında içerikle ilgili hiçbir bilgi verilmiyor.

Blinken böyle bir kriz ortamında neden iki ülke arasındaki ilişkileri konuşsun ki?

Gazze konusunda da Türkiye’den nasihat alacak hali yoktur herhalde.

Blinken bir şey istemiştir, ne olduğunu bir süre sonra ABD basınından öğreniriz.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları