loading
close
Dolar: TL
Euro: TL
Sterlin: TL
SON DAKİKALAR

Tolstoy’dan hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 cümle

Can Ataklı
Tarih: 24.12.2023
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Dünya’da savaşlar var olduğu sürece, Tolstoy adı onun başyapıtı Savaş ve Barış yaşamayı hep sürdürecektir. Bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 sözü.

BAŞIMDAN GEÇENLER

Aferin benim güzel kızıma

Bizim nesil doğal olarak tasarruf etmeyi bilerek büyüdü.

Kaynaklar kısıtlıydı, biraz varlıklı olanlar bile her şeyi bulamazdı.

İlkokul, ortaokul yıllarımı hatırlıyorum da okul başlamadan önce bir kırtasiyeciye gidip defter kalem almak bizi ne kadar heyecanlandırırdı.

Şimdiki gibi değildi ki her şey.

İki tip defter vardı, biri beyaz sayfalı diğeri ise sarı sayfalı olanlar.

Sarı sayfalıya “saman kâğıdı” denirdi; sınıfta not tutmak, karalama yapmak için bunları kullanırdık.

Beyaz sayfalı olanlar ise ödevler içindi.

Kimi çizgisiz, kimi satır çizgiliydi.

Bir de matematik ödevleri için kullandığımız kareli defterler vardı.

Kurşun kalem ve kalemtıraş ayrılmaz ikiliydi.

Öyle cicili bicili kurşun kalemlerimiz yoktu, kurşun kalemler bir santim kalana kadar kullanılırdı, hatta minicik hale gelen kalemleri kullanabilmek için diplerine artık kullanılmayan tükenmez kalem kapaklarını takardık.

Tükenmez kalem ise lükstü bizim için, adı tükenmez olsa bile tükenmesine şaşırırdık, tükenmez kalem tükendiğinde yenisini almak için az yalvarmazdık anne-babamıza.

“Sadrazam torunu musun?” diye çıkışırdı anne-babalarımız.

Tasarrufu evde öğrenirdik, zengin fakir ayrımı olmadan herkes tasarrufa dikkat ederdi.

Oturduğumuz şehrin zengin çocukları da öyle şımarıkça harcamalar yapmazdı, öyle ki biz evden ne harçlık alıyorsak onlar da o harçlıkları alırdı.

Zengin aileler de çocuklarının arkadaşlarından farklı olmasına, bol para harcamasına engel olurdu.

Gerçi zaten kimin ailesinin daha zengin kimin daha orta halli kimin yoksul olduğunu da anlamazdık ki.

İlkokulda sıra arkadaşımın aslında bölgemizin en yoksul ailesinin çocuğu olduğunu uzun yıllar sonra öğrendim.

Meğer babam sıra arkadaşıma, onun da haberi olmadan eğitim masrafları için okul müdürü aracılığı ile yardım edermiş, taaa üniversite yıllarında bir sohbet sırasında söylemişti.

Evde eğer içinde değilsek hiçbir odanın ışığı açık bırakılmazdı, eski eşyalar asla atılmazdı, hepsinin mutlaka başka bir işlevi bulunurdu.

Su çok önemliydi örneğin, hele İstanbul’da.

60’lı 70’li yıllarda evlere su günde birkaç saat verilirdi.

Bu nedenle su depo edilirdi, öyle şimdiki gibi hidrofor falan yoktu, banyolardaki küvetler yıkanmak için değil su toplamak için kullanılırdı.

Kova kova su taşımak ne zordu.

Ama o sayede su tasarrufunu da öğrenmiş olurduk, boşa bir damla bile harcanmazdı.

Su tasarrufunun çok önemli olduğunu yaşayarak bildiğim için bunu kızıma da defalarca anlatmıştım.

Üstüne bir de okulda anlatıyorlar su tasarrufunun önemini, kızımın da özellikle israf ve tasarruf konusunda duyarlı büyümesi beni çok mutlu ediyor.

Geçen hafta bir sabah dişlerimi fırçalarken, kızım da yanımda okula gitmek için saçlarını tarıyordu.

Abartmayayım ama belki de hayatımda ilk kez diş fırçalarken musluğu çok hafif açık bırakmışım, ip gibi incecik bir su akıyordu musluktan.

Kızım bir anda saçını taramayı bırakıp hışımla bana döndü ve bir eliyle musluğu kapatırken “Baba!” dedi: “Ne yapıyorsun böyle diş fırçalarken su boşa akıtılır mı?”

Dondum kaldım. Belki 50 yıldır en dikkat ettiğim bir tasarruf konusundaki minik hatamı küçücük kızım yüzüme haykırıyordu.

Gözüm doldu, sarıldım kızıma.

Sonra da çocukluğumdan bu yana hayatım bir anda gözümün önünden akıp gitti.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Tolstoy’dan hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 cümle

Tüm zamanların en büyük romancılarından biri sayılan Rus yazar Tolstoy, 20 Kasım 1910 yılında ölmüştü.

Ölüm yıldönümünde sosyal medya hesaplarımdan birine yazarın dünya literatürüne geçmiş 17 cümlesini göndermişti bir okurum.

Günü gününe kullanamadım ama saklamıştım, bu pazara denk geldi.

Dünya’da savaşlar var olduğu sürece, Tolstoy adı onun başyapıtı Savaş ve Barış yaşamayı hep sürdürecektir.    

Bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 sözü:

  1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
  2. Hayat ne gideni geri getirir ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
  3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
  4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
  5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
  6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
  7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da o sana kızsın.
  8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
  9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
  10. En güçlü iki savaşçı, sabır ve zamandır.
  11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
  12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
  13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
  14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
  15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
  16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: Önce senin ellerin kirlenecek.
  17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.

KOMİK

Mühendis olmak, bir farktır

Her mesleğin olduğu gibi mühendislerin de bir günü varmış.

Sanıyorum kasım ayı içinde bir gündü.

İşte o sırada “bir mühendisin bakışı” açısını anlatan bir CAPS düştü önüme.

Mühendis her şeye mühendis gözüyle bakar, matematiktir onlar için aslolan.

İçinde yarısına kadar su dolu bardağı bile çok farklı biçimde değerlendirir.

Hem çok güldüm hem de “Keşke ülkeyi yönetenler de sorunlara duruma göre değil de ince hesaplar yaparak yaklaşsalar” diye düşündüm.

ÇOK GÜLDÜM

Pazar için üç fıkramız var

Artık günlerin uzamaya başladığı bu ilk pazarda yine Yıldırım Tuna’dan fıkraları birlikte okuyalım:

Kaç kiloyum?

Adamın biri domuz çiftliğine gidip özel olarak yetiştirilip kiloyla satılan canlı domuzlardan satın almak istemiş. Çiftçi domuzların arasında gözüne kestirdiği birini yakalamış, kuyruğunu ağzına yerleştirip hayvanı havada şöyle birkaç dakika salladıktan sonra “Tamam” demiş, “Bu 19.5 kilo.”
“Olur mu?”
 demiş adam sakin bir ses tonuyla, “Böyle bir tartıya kim inanır?”
“Bakın size ispat edeyim”
 demiş çiftçi ve içeriden oğlunu çağırıp “Yavrum” demiş, “Tart şunu bakalım bu domuz kaç kilo?”
Oğlan da aynı metotla hayvanın kuyruğunu ağzına alıp havada sağa-sola dakikalarca salladıktan sonra “Tam tamına 19.5 kilo baba” demiş...
Müşterisinin hala tatmin olmadığını gören çiftçi  “Koş oğlum” demiş, “Koş evden anneni çağır, bir de o tartsın..”
Fırlayıp gitmiş oğlan, beş dakika sonra tek başına dönmüş geri, “Gelemiyor baba” demiş, “Annem şu anda postacıyı tartıyor!”

Deprem habercisi

Yayalara yeşil yanarken adımımızı yaya geçidine attığımız anda deli gibi kırmızıda süratle geçen araba bizi az kalsın bizi eziyordu. Zar zor kaldırıma geri zıplayıp hayatımızı kurtardık ve sakinleşmek için kaldırımdaki bir banka oturduk.
Sessizliği eşim bozdu, “Buradan hemen uzaklaşalım deprem olacak!” dedi,
“Aa?” dedim, “Nerden çıktı şimdi o?...
“Deprem olmadan hemen önce hayvanlarda bazı garip hareketler gözlemlenir ya.”
“Evet?”
“Görmedin mi? Az önce ayının biri araba kullanıyordu!”

Psikiyatr

Orta yaşlı adam, psikiyatra gidip “Bana yardım edin doktor” demiş: “Annem beni çok baskı altında yetiştirdi. Hala bana bağırıp duruyor. Yok ‘Kazağını giymemişsin’, yok ‘Eve geç gelme’, yok ‘Dişini fırçaladın mı?’ Bıktım artık... BIKTIIMM...! Bu sabah bir krakerle bir fincan kahve içip yanınıza koşarak geldim işte!”
“Nee?”
 demiş doktor, ayağa kalkıp elindeki kalemi sertçe önündeki masaya fırlatarak; “Bir kraker ve bir fincan kahve ha? Sen şimdi yumurtanı, ballı ekmeğini yemeden kahvaltı ettiğini mi zannediyorsun?”

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları