SPK, Tera’yı denetledi mi, denetlemedi mi?
Çiğdem Toker; İşte son fon vurgununda SPK’nın bu denetimleri ne zaman, nasıl yaptığı konusu da bu meselenin kilit yönlerinden birini oluşturuyor.
Fon vurgununda dikkatlerin odaklandığı kurumların başında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) geliyor. İşler bu noktaya gelmeden, bu vahim tablo oluşmadan, yakınlarıyla milyonları etkileyen yüz binlerce yatırımcı mağdur olmadan çok önce gerekli önlemlerin pekâlâ alınabileceği ortada.
Ortada çünkü yarım asra yaklaşan deneyim ve birikimiyle SPK, piyasayı bozucu, manipüle edici unsurları ve hareketleri durdurabilecek yasal araçlara ve yetkilere fazlasıyla sahip. Bir suç olan manipülasyona karşı özel yapılandırılmış uzmanlardan oluşan bir dairesi mevcut.
Her şeyden önce, adı üzerinde, hem düzenleyici hem de denetleyici kurum. Bu iki niteliğe sahip kurumlar, ilgilisi oldukları piyasayı hem kural koyarak düzenler, yön çizer hem de denetleyerek koyulmuş kurallara aykırılıklarda yaptırım uygular.
Bu nitelikleri onları milyonlara karşı taahhütlerle donatır. Tam bu nedenle de güvenilir olmak zorundadırlar.
İşte son fon vurgununda SPK’nın bu denetimleri ne zaman, nasıl yaptığı konusu da bu meselenin kilit yönlerinden birini oluşturuyor.
Buna gelmeden önce, SPK’nın temel dairelerinde üç ayı aşkın süredir aynı anda aynı kişilerin başkanlık (biri vekâleten) yaptığını belirtelim. SPK başkanı değişince haziran ayında dört daire başkanı görevden alınmıştı. Ancak o tarihten bu tarafa dört dairede dört kişi değil, iki kişi görev yapıyor. Aynı anda hem denetim hem de manipülasyonlara ilişkin Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi başkanlığının, aynı anda hem Katılım Finansman Dairesi hem Ortaklıklar Finansman Dairesinin aynı kişilerce neden yürütüldüğü de bilinmiyor.
Başsavcılık yazısı
SPK’nın fon şirketlerine yönelik denetimi konusunda dönelim.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Bürosu, SPK’ye yazdığı 19 Ağustos 2026 tarih ve 2026/149004 sayılı müzekkerenin içeriği dün medya mecralarında yer aldı.
Buna göre Borsa İstanbul’da işlem gören bazı hisselerde fonlar aracılığıyla yapılan ve 100 kata ulaşan anormal artışlar kaydedilen fiyat hareketleriyle ilgili olarak SPK’den değerlendirme isteniyordu. İnceleme sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi istenen yazıda, yapılacak inceleme ve denetimlerin de gizli yürütülmesi talep edilmişti.
Rehber süreci
Şimdi gelelim aynı büyük başlık altındaki diğer gelişmeye.
Yani SPK’nın 18 Eylül’de fonların tasfiye kararıyla birlikte yaptığı “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Düzenleme Süreci” açıklamasına.
Biraz da “Üstümüze düşeni yaptık.” anlamına gelen bu açıklamayla SPK, 28 Ağustos’ta yaptığı rehber değişikliğinin hazırlık süreciyle ilgili bilgileri kronolojik bir sıralamayla kamuoyuna duyurdu.
Altı çizilecek ifade: “2025 yılının son çeyreğinde ‘ekonomik gerçeklik ve şirketlerin finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlenmiştir.’”
Açıklamaya göre 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandığı belirtilirken denilmiş ki:
“SPK tarafından alınabilecek makroihtiyati tedbirler hususunda tavsiye kararı verilmiştir.”
Buradan Bakan Şimşek’in SPK’ye “tedbir alın” diye tavsiyede bulunduğunu anlıyoruz.
Sonrasında çalışma grubu oluşturularak çalışmalara başlanıyor.
BIST Takasbank’tan görüşler alınıyor ve sonra Rehber taslağı yeniden düzenlenip 28 Ocak 2026’da Hazine ve Maliye Bakanlığına sunuluyor.
SPK’nın 18 Eylül tarihli bu açıklaması oldukça ayrıntılı. Hatta Mayıs 2026’daki başkan değişikliğine dolayımlı da olsa bir gönderme yapıldığı özellikle dikkat çekti. Şöyle denildi:
“Bu süreçte, Mayıs 2026 tarihinde Kurulumuz Başkanlığında yaşanan değişimden sonra, çalışmaları devam etmekte olan Rehber Taslağının hazırlıkları aralıksız sürmüştür.”
Başkan değişikliği de şu: Görev süresi dolan önceki başkan İbrahim Ömer Gönül’ün yerine Mahmut Sütcü’nün getirilmesi.
Hani denetim, hani rapor?
Bu kadar ağır bir tablonun geleceğinin sinyalleri bunca açık herkesçe görülürken, SPK de bunun farkındayken, ortalık dağıldıktan sonra gelen bu ayrıntılı açıklama içinde “denetim” ya da “rapor” kelimesinin geçmemesi olağan mı?
Ama geçmiyor.
Bir yandan söylendiği gibi “yatırımcı tasarrufunu korumaya ve güveni sağlamaya, fonlar üzerinden manipülasyon imkânının sınırlandırılmasına ve şeffaflığın artırılmasına yönelik düzenlemeler” yapıyorsanız SPK olarak…
Öbür yandan da manipülasyon olduğu düşünülen fon şirketlerinde denetim yapmaz mısınız?
Normalde şimdi tasfiyeye tabi tutulan, yöneticilerine adli operasyonlar düzenlenen o şirketlerde ta normal dışı fiyat hareketlerinin görüldüğü zamanlarda denetim yapılması ve bunun sonuçlarından ta o zaman kamuoyunun bilgilendirilmesi lazımdı. Ama olmamış…
Gerçekten olmamış mı?
Sisteme yüklenip kaldırıldı mı?
İşte bu konu tartışmalı ve aydınlığa kavuşması gerekiyor.
Çünkü ulaştığım bazı bilgiler, manipülatif işlemler yapan fon şirketlerinde SPK’nın gözetim ve denetimden sorumlu, kıdemli bir uzmanın, denetçinin hayli kapsamlı denetim yaptığı, raporunu hazırladığı, hatta bu raporun hiyerarşik silsileden geçerek geçtiğimiz şubat ayında “sisteme yüklendiği” ancak sonra ne olduğuysa sistemden kaldırıldığı yönünde…
Nedeni hakkında da rivayet muhtelif. Onlara girmeyeceğim. Sadece raporda, adı çok geçen o büyük fon şirketine büyük tutarda idari para cezasının önerildiği konuşuluyor.
Devlette hiçbir şeyin izinin kaybolmayacağı söylenir. Umarım öyledir. Ve sisteme yüklenip kaldırıldığı Ankara’daki sermaye piyasası çevrelerinde konuşulan bu raporun varlığı teyit edilir.
Kim bilir belki de eski tabirle önceki dönemde “sümen altı” edilmiş olan bu rapor, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19 Ağustos tarihli müzekkeresiyle yeniden gün ışığına çıkmıştır.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





