Türkiye Varlık Fonu’nun yapısı böyle kaldıkça
Çiğdem Toker; Giderek derinleşeceği anlaşılan fon krizinin, aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu (TVF) krizi olduğunu söylemek gerekiyor.
2,2 milyar TL’lik olağanüstü fon kazancı (Özata Denizcilik hisseleri işlemleri) Yeni Parti tarafından kamuoyuna duyurulan eski bakan Fatma Betül Sayan ile eşi İlyas Kaya, bu parayı iade etmiş.
Ekonomim gazetesinin haberine göre Kaya çifti iadeyi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bildirdiği banka hesabına aktarmış.
Eski Bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Sayan, olayın ortaya çıkmasıyla iktidar jargonunda “affını istemek” olarak tanımlanan istifasını vermişti malum. Sayan’ın günlerdir yaygın biçimde tartışılan bu “kazancı”, istifasından 48 saat içinde iade etmesi, iktidarın bu krizle hızlanan zemin kaybını bir nebze olsun onarmaya yönelik bir adım olmalı.
“Affını istemek” ile birlikte para iadesi, 25 yıldır Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu AKP iktidarının yönettiği ülkenin vatandaşları için şaşırtıcı değil. (Bu paranın re’sen, özgür iradeyle iade edildiğini düşünenlerimiz yine de olabilir, olsun).
Meselenin elbette SPK mevzuatıyla da bağlantısı var. SPK’nın, Kaya çifti hakkında da suç duyurusunda bulunma ve malvarlığına tedbir talebi hazırlığı içinde olduğu haberlerde yer almıştı.
Dolayısıyla suç duyurusunda bulunulan kişilerin geliri iade etmeleri halinde etkin pişmanlıktan yararlanma hakkı, eski bakanın para iadesinde bir etkendir kuşkusuz ama asıl motivasyonun, iktidar açısından “İşte biz yolsuzlukla böyle mücadele ederiz” “Bakın kol kırılır yen içinde” yapmıyoruz mesajı vermek olduğu unutulmamalı.
BIST neden TVF’DE?
Giderek derinleşeceği anlaşılan fon krizinin, aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu (TVF) krizi olduğunu söylemek gerekiyor. Bundan 10 yıl önce çıkarılan yasayla, Sayıştay denetiminin dışında tutulan TVF, kendisine devredilen kamu bankaları ve kamu sermayeli şirketler ile adeta ikinci bir Hazine gibi faaliyet gösteriyor. Yasa TBMM’de görüşülürken bu riske muhalefet milletvekilleri tarafından dikkat çekilmiş ve bu durumun “Hazine’nin tekliği” ilkesine aykırı olduğu dile getirilmişti.
TVF kurulduktan sonra birçok gelişme oldu ama bazıları özellikle önemli:
TVF 2016’da kuruldu. Binali Yıldırım başkanlığındaki Bakanlar Kurulu kararıyla birçok kamu sermayeli şirket Fon’a devredildi. Ancak asıl yapısal değişikliği 2017’deki referandumun ardından 2018 seçimleriyle geçilen partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sistem değişikliğinin ardından, özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş TVF A.Ş’nin başına geçti. Sekiz yıldır TVF’nin yönetim kurulu başkanı.
TVF, Sayıştay denetimine tabi değil dedik. Ancak yılda bir kez TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda hazırlanan rapor görüşülüyor. Ancak bu raporlar, hem sürekli gecikmeli olarak hem de fonun kapsamı ve işlem hacmi dikkate alındığında yetersiz içerikte olduğu eleştiriyle karşılaşıyor. Pek çok soru “ticari sır” gerekçesiyle yanıtlanmıyor.
Bugünkü fon krizinde hâlâ birçok soru cevapsız. Bunların başında “Neden zamanında önlem alınmadı?”, “Neden denetimler zamanında yapılmadı” soruları geliyor. Bürokratik yapılanmaya baktığınızda, bu sorunun cevabı aslında oralarda bir yerde duruyor. Yine de mevcut durumdan bazı başlıkları hatırlatmakta yarar var:
-Tera’daki manipülatif işlemlerin yapıldığı platform olan BIST (Borsa İstanbul) de Türkiye Varlık Fonu kapsamında, sorunun çözümü için tasfiyeyle görevlendirilen iki bankadan biri olan Ziraat Bankası da.
-Manipülatif işlemlerin yapıldığı BIST Başkanı Erişah Arıca, TVF Başkanvekilliği görevini de yürütüyor. Hem borsa hem Varlık Fonu’nda üst düzey yönetici.
-Kriz ilk çıktığında “Neden duruma el koymadı?” sorularına muhatap olan Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun başkanı Salih Tanrıkulu, aynı zamanda BIST’in başkanvekili. (Salih Tanrıkulu’ndan önceki DDK Başkanı Yunus Arıncı, Takasbank Genel Müdürü).
Tera’nın bir numaralı ismi Emre Tezmen’in kriz gününe kadar Merkezi Kayıt Kuruluşu yönetiminde olduğunu da not düşelim.
***
Çocukluğumuzun karnelerinde, temel derslerin notlarının yer aldığı bölümün yanında bir de “Davranış Gelişimi” cetveli vardı. Oradaki “bağımsız iş yapabilme gücü” de öğretmen tarafından notlanırdı.
Bütün bürokratik atamaları tek kişinin yaptığı ve birçok isme -artık ek gelir mi ek statü mü yoksa ikisi birden mi- ikinci görevlerin de verildiği bir sistemde bağımsız, saydam ve hesap verebilir bir denetim yapılabilir mi diye cevabı belli bir soruyla bitirelim.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





