loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

İLKE VE İNSAN

Melih Aşık
Tarih: 18.07.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık; 12 Eylül’ün ve YÖK’ün günahlarına ortak olmaz. Hayata onurlu yollardan devam eder.

Profesör Emre Kongar’ın son kitabı “Hayat Yaşadığına Değsin” herkes için değerli ders ve öğütler içeriyor.

“Başarı için insanlardan çok ilkelere inan, hayat yaşadığına değsin”

diyor Emre Hoca...

Kendisi genç bir akademisyen olarak Hacettepe Üniversitesi’nin kurucuları arasındadır. Prof. İhsan Doğramacı’nın güvenini kazanmıştır. Dönem 12 Eylül dönemi. Prof. Doğramacı, YÖK’ü kurma görevini almıştır. Emre Kongar’a birlikte çalışmayı önerir. Daha önce YÖK yasa taslağını okumuş olan Kongar teklifi reddeder. Doğramacı, sorar:

- Sen insana mı inanırsın ilkelere mi?

Kongar:

- Babam bana ilkelere inanmayı öğretti.

- Yanlış... İlkeler sadece genel kuralları belirler. Genel olarak tutum ve davranış önerir. Özel durumlarda hele kriz zamanlarında ne yapacağını söylemez.

İhsan Doğramacı sözü bağlıyor:

“Oysa bir insana inanırsan onun dediklerini yaparsan o insanla birlikte yükselirsin.

Bir kişiye itaat edersen bin kişiye emredersin”

İhsan Doğramacı bu sözlerle Kenan Evren’e itaat ederek bütün üniversiteleri emri altına aldığını belirtiyor...

Prof. Kongar YÖK’le ilgili “Birlikte çalışalım” önerisini kabul etmez. Senato tarafından kabul edilen profesörlüğü YÖK tarafından onaylanmaz. Sakalını kesmesi için yapılan baskılar dayanılmaz hal alır. Ve çok geçmeden Hacettepe’den istifa eder.

12 Eylül’ün ve YÖK’ün günahlarına ortak olmaz. Hayata onurlu yollardan devam eder.

DANS DANS

Bendeniz dans etmesini bilmem.

Tempo ve figürler konusunda da bir fikrim yoktur.

Ancak halkımızın dans konusunda benden de cahil olduğunu düşünüyorum.

Düğünlerde, meydanlarda orada burada dans eden insanlara bakın ne dediğimi anlarsınız.

Geçende orkestra “Kadifeden kesesi”ni çalıyordu.

Oynayanlara baktım.

Kimisi çiftetelli oynuyor.

Kimisi erik dalı.

Kimi Roman havası,

Çoğunluk Ankara zeybeği

Kimisi kasap havası

Bazısı dans diye garip hareketler yapıyor.

Pistte herkes kafasına göre takılıyor

Çaça ve samba figürleri yapan bile var.

Kötü bir şey mi?

Onu söylemiyorum

Benim gibi uzaktan seyredeceğinize piste çıkıp birtakım hareketler yapmak elbet kenarda bön bön oturmaktan iyidir.

İyidir de yıllardır düğünlerde müziği duydu mu piste fırlayan halkımız biraz da figürlerini müziğin temposuna uydurmayı yani kuralıyla dans etmeyi öğrense iyi olmaz mı?

MATBUAT

Matbuat anıları arasından bir sayfa çekip alıyoruz.

Savcı, gazete yazarı, yargıç üçgeninde geçen bir kısa hikâye...

Sene 1954... Seçimler yapılmış... Demokrat Parti ezici bir zafer kazanmış. CHP yenik ve yıkık. Tabii CHP’yi tutan yazarlar da... Bedii Faik, Dünya gazetesinde sitemkâr bir kısa fıkra yazıyor. Şu kadar bir yazı:

“A benim sevgili milletim

Doktor varken üfürükçüyü yeğlersin

Sünnetçi varken berberi

Hastane varken çıkıkçıyı

Eczane varken aktarı

İşte şimdi de DP’yi...

Hayırlı olsun...”

İşgüzar bir savcı bu satırlara dava açıyor.

Bedii Faik yargılanıyor.

Son celsede ünlü hâkim Reşit Nomer savcıya dönüyor:

“Hayırlı olsun temennisiyle biten bu yazıda başka hiçbir iddia olmadığı halde iktidarın tezyif edildiği (zayıflatıldığı) hükmünü nereden çıkardığınızı anlamadığım için sanığın beraatine...”

Haberin Devamı

Savcı başını eğip mahcubiyetle önüne bakıyor...

SÖZLÜK

Amerikalı Yazar Ambroso Bierce’in “Şeytanın Sözlüğü” kitabından (Kırmızı Kedi) eğlenceli birkaç alıntı...

Nasihat: Tedavüldeki en ufak bozuk para

Özür dilemek: Gelecekteki kabahatler için gerekli altyapıyı kurmak

Pazartesi: Futbol maçından sonraki gün.

Zırh: Terzisi demirci olan adamın giydiği türden elbise

Zoka: Oltayı yenir yutulur hale getiren bir preparat.

Teselli: Sizden daha iyi bir insanın talihinin sizden daha kötü olduğunun bilgisi

Eğitim: Bir kitaptan boş bir kafatasına silkelenen toz.

Füze: Uluslararası tartışmalarda en son karar mercii...

Gelin: Mutlu bir istikbal umudunu gerisinde bırakmış bir kadın...

Göçmen: Bir ülkenin başka bir ülkeden daha iyi olduğunu zanneden akıl fukarası

Hayranlık: Başka birinin kendimize benzerliğini nezaket göstererek takdir etmemiz

Resim: Üç boyutluyken bıkkınlık veren bir şeyin iki boyutta temsil edilmesi

OFİS

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ofis masraflarını karşılayan iş adamı Nefer Çapar meğer yeğeniymiş.

Nafer Çapar’a, Kılıçdaroğlu genel başkanlığı sırasında kurultay düzenlemeleri, mitingler vs. için 720 milyon liralık ihale vermiş.

Al yeğen - ver yeğen, sistemi uygulanmış kısacası.

Bakalım nasıl arınacak Kemal Bey...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları