Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi
Sinan Meydan: Bugün 18 Mart. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü; kutlu olsun!
“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…” (M. Kemal Atatürk, 1918)
Bugün 18 Mart. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü; kutlu olsun! “Atatürk”süz bir yakın tarih kurgulama sevdasıyla olsa gerek aylarca süren Çanakkale Savaşları sadece Çanakkale Deniz Harbi’ne ve sadece bir güne; 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’ne indirgenmek isteniyor… Oysa Çanakkale Savaşları, 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kazanılmasıyla bitmedi; tam tersine asıl kanlı muharebeler (Çanakkale Kara Muharebeleri) deniz zaferinden bir ay kadar sonra, 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na yapılan düşman çıkarmasıyla başladı ve 9 Ocak 1916’da düşmanın Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmesine kadar devam etti.

Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale Savaşları'nda.
ATATÜRK’ÜN ÇANAKKALE CEPHESİ’NE GELİŞİ
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girdiğinde Mustafa Kemal (Atatürk), Bulgaristan Sofya’da askeri ateşeydi. Savaş çıkar çıkmaz Başkomutanlık Vekâletine başvurup cephede aktif bir görev almak istedi. Aralık 1914’te Enver Paşa’ya bir mektup yazarak “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam” dedi. (1)
Atatürk isteseydi Sofya’da askeri ateşelik yapmaya devam edebilirdi. Fakat o cephelerde, ateş hatlarında vatan savunmasına koştu. Israrları sonunda orduda bir görev almayı başardı. 20 Ocak 1915’te Esat Paşa Komutasındaki 3. Kolordu’ya bağlı 19. Tümen Komutanlığı’na atandı. Atatürk, 25 Ocak 1915’te Sofya’dan İstanbul’a döndü. Yeni görev yeri hakkında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’yla görüştü. Tekirdağ’da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atandığını öğrendi. Ortada böyle bir tümen yoktu. Tümenini kendisi kuracaktı. Atatürk, 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’a giderek 19. Tümen’i kurmaya başladı. 19. Tümen, 25 Şubat 1915’te Maydos (Eceabat)‘a nakledildi. Atatürk, 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı’na getirildi. 19. Tümen’e ek olarak 9. Tümen’in 2 piyade alayı ve bazı topçu birlikleri de Atatürk’ün emrine verildi. Atatürk’ün buradaki görevi Gelibolu Yarımadası’nın ortalarında batı kıyısındaki Ece Limanı’ndan Boğaz’ın girişindeki Morto Limanı’na kadar kıyı şeridini savunmaktı.
ATATÜRK’ÜN SAVUNMA PLANI
Atatürk, 25 Şubat 1915’te Maydos Bölge Komtanlığı’na gelir gelmez kıyı şeridini savunmak için emrine verilmiş olan 9. Tümen’in 2 alayını yetersiz görmüş, kendi 19. Tümen’inden 2 alayı daha kıyı hattında görevlendirmişti. Böylece düşmanın çıkarma yapabileceği kıyılarda 4 alayla güçlü bir savunma düzeni oluşturmuştu. (2)
Atatürk, 1918’de Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’e verdiği mülakatta söz konusu savunma düzeni hakkında şunları söylemişti: “Benim kanaatime göre düşman çıkarma girişiminde bulunursa iki noktadan çıkardı. Biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı. Ve benim görüşüme göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil bölgelerini doğrudan doğruya savunmak mümkündü. Dolayısıyla alaylarımı böyle kıyıdan savunacak şekilde yerleştirdim.”
Atatürk, 1913’te Balkan Savaşları sırasında Bolayır’daki Mürettep Kolordunun Hareket Şube Müdürü’ydü. O sırada Gelibolu Yarımadası’nı incelemişti. Düşmanın nerelerden karaya çıkacağını tahmin edebiliyordu. (3) İngiliz-Fransız Birleşik Donanması, 19 Şubat 1915 günü 07.45-17.20 arasında Çanakkale Boğazı girişindeki Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını bombaladı. Ancak uzaktaki gemilerden top atışlarıyla yapılan bu saldırıda 4 şehit ve 11 yarılı verilmiş olsa da saldırı başarısız oldu. 25 Şubat 1915’te İngiliz-Fransız gemilerinden oluşan İtilaf donanması, saat 10.00’dan itibaren Boğaz girişindeki kale ve tabyaları yeniden bombalamaya başladı. Bu sefer bombardıman başarılı oldu. 25 Nisan saldırısında Boğaz girişindeki tabyalar susturuldu.
PLAN BAŞARILI OLDU
4, 7 ve 8 Mart 1915’te İngiliz piyade keşif birlikleri, kıyıda keşif yapmak, sağlam tabya ve bataryaları kullanılamaz hale getirmek için karaya çıkmak istedi. Ancak bu çıkarmalarda düşman askerleri Maydos Bölge Komutanı Yarbay Atatürk’ün kıyı savunma planı çerçevesinde kıyılara yakın yerleştirilmiş olan Türk birliklerince karşılandılar.
Örneğin, 4 Mart 1915’te Seddülbahir ve Kumkale’ye çıkan İngiliz taburu, Türklerin piyade ateşi ve süngü hücumlarıyla püskürtülüp geriye atıldı. Bölgeyi savunmakla görevli Maydos Bölge Komutanı Yarbay Atatürk, İngilizlerin Seddülbahir’e asker çıkarma girişimi üzerine 26. Alay Komutanı Binbaşı Kadri Bey’e şu emri verdi: “Bizzat şimdi yanınıza hareket ediyorum. Benim oraya varışıma kadar sahile çıkmış olan düşman mutlaka denize dökülecektir.” Atatürk bu emri verdikten hemen sonra 2 piyade alayını 1 dağ bataryasıyla Serafim Çiftliği ile Kayaltepe arasına, 1 alayı da Alçıtepe ile Andarya Çiftliği arasına gönderdi. Müstahkem Mevki Komutanlığı’ndan “Erenköy tarafından daha iyi görülen Seddülbahir İskelesi’yle ilgili kendisine süratle bilgi vermek üzere ilgililere emir verilmesini” istedi. Sonra da Maydos’tan Kirte’ye, oradan da Seddülbahir’e geçti. Karaya ayak basan düşmanın, Türk kuvvetlerinin süngü hücumuyla yok edildiğini gördü. (4)
Atatürk, 7 Mart 1915’te Müstahkem Mevki Komutanlığı’na gönderdiği bir raporda 4 Mart’taki direnişi ayrıntılı olarak anlatmıştı. Atatürk’ün raporuna göre 3 saat süren muharebede süngü hücumu sonrasında düşman, çoğu yarlı halde sandallara binerek kaçmıştı. Türk tarafı, 27. Alay 10. Bölükten 6 şehit, 13 yaralı vermişti. Atatürk ayrıca Seddülbahir’e çıkan İngiliz taburuyla kahramanca çarpışan ve yaralanan Bigalı Mehmet Çavuş’un nişanla ödüllendirilmesini istemişti. (5)
İmtiyaz madalyasıyla ödüllendirilen Mehmet Çavuş’un o günkü kahramanlığından sonra Türk erlerinin “Mehmetçik” diye adlandırıldığını ileri sürenler vardır. (6)
ATATÜRK’ÜN GÖZÜNDEN 18 MART
18 Mart 1915 sabahı saat 10.00 gibi İngiliz- Fransız Birleşik Donanması’nın Çanakkale Boğazı’ndan girmesiyle başlayan deniz savaşı, saat 18.00 gibi sona erdi. Yaklaşık 7-8 saat içinde kıyılardaki Türk topçularının isabetli atışlarıyla ve Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlara çarpan düşman donanması ağır hasar görüp geri çekildi. 18 Mart Deniz (Boğaz) Muharebesi’nde Türk tarafının 26 şehit, 53 yaralısı, Almanların ise 3 ölüsü 15 yaralısı vardı. Dolayısıyla Türk-Alman toplam kaybı (79+18) 97 kişiydi. Sadece 6 top hasar görmüştü. Toplam 2250 cephane harcanmıştı. Buna karşın İngiliz-Fransız Birleşik Donanması’nın kaybı çok daha büyüktü. 18 gemiden 3’ü (Bouvet, Ocean, Irresistible) batmış, 4’ü (Inflexible, Golva, Suffren ve Agamemnon) ağır hasar görmüştü. Birleşik Donanma toplam 44 top ve 800 insan kaybetmişti. Ayrıca irili ufaklı birçok küçük tekneleri ve 7-8 muhripleri batmıştı. (7)
18 Mart 1915 günü Atatürk, Gelibolu Yarımadası’nda 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı görevindeydi. Atatürk, görev alanına yapılacak bir kara çıkarmasına karşı koymakla görevliydi. Bilindiği gibi 18 Mart’ta bir kara çıkarması olmadı. Dolayısıyla Atatürk’ün müdahalesine de gerek kalmadı. Deniz yoluyla Boğaz’dan geçmeye kalkacak İngiliz-Fransız birleşik filosuna engel olmak Cevat Paşa komutasındaki Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın göreviydi.
Atatürk, 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’ni, Ruşen Eşref (Ünaydın)’a şöyle anlatmıştı: “Bu tamamen bir deniz hareketidir. Sahil savunması Cevat Paşa’nın emri altında bulunuyordu. Benim bu hareketle alakam dolaylıdır. Yalnız 18 Mart gününün sabahı Cevat Paşa, Maydos’ta bulunan karargâhıma gelmişti. Kendisine Seddülbahir sahil mıntıkasındaki düzenlemeyi göstermek üzere beraber Kirte’ye gittik. Oraya vardığımızda düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe yönlerinde açtığı ateşin altında kaldık. Bunun üzerine ben, adı geçen bölgenin savunmasıyla görevli olan 26. Alay Komutanı’na gereken sözlü talimatları verdim ve Cevat Paşa ile birlikte görev başında bulunabilmek için Maydos’a döndük. Düşmanın mağlubiyetiyle sonuçlanan bu 18 Mart Deniz Muharebesi’nde kara bölgelerinin savunması benim sorumluluğumda idi. O gün düşmanın bazı gemileriyle sahili ateş altında bulundurmuş olmasından başka anlatmaya değer hiçbir şey olmamıştır. O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzeyde, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır. Düşünün ki, birçok çökmeler, infilaklar, yangınlar, kayıplar arasında, sürekli ateş karşısında, yıkıcı atışlar altında bunlar hiç titremeden görevlerini yapmışlardır.” (8)
PLANIN DEĞİŞTİRİLMESİ
Atatürk, 25 Nisan 1915’te Maydos Bölge Komutanlığı görevine gelir gelmez toplam 4 alayla düşmanın çıkarma yapabileceği kıyılarda güçlü bir savuna düzeni oluşturmuştu. Atatürk’ün savunma planı, düşmanı daha çıkarma yaparken kıyıda karşılayıp imha etme esasına dayanıyordu.
24 Mart 1915’te Alman Liman von Sanders Paşa Çanakkale’yi savunmak için kurulan Osmanlı’nın 5. Ordu Komutanlığı’na getirildi. Aynı gün Yarbay Atatürk’ün 19. Tümen’i Maydos bölgesinden ordu yedeğine alındı. Bu görev, Albay Halil Sami Bey’in 9. Tümen’ine verildi. Atatürk’ün 19. Tümen’i ise Bigalı köyüne geçti.
Liman von Sanders Paşa 26 Mart 1915’te Çanakkale’ye geldi. 31 Mart’ta Kabatepe ve Alçıtepe’den muharebe alanını inceledi. Sanders aynı gün Atatürk’ün kıyı savunma planını değiştirdi. Kıyıları savunmakla görevli birlikleri içeri aldı. Nereye çıkarma olursa oraya birlik gönderme planıyla kıyıları savunmasız bıraktı. Türk kurmay heyeti bu plana karşı çıksa da Sanders kararını değiştirmedi. O sırada Gelibolu’da Türk ordusunun 6 tümeni ve 1 süvari tugayı varken Sanders düşman çıkarmasının beklendiği Seddülbahir ve Kabatepe’nin savunmasını sadece 1 tümene bıraktı. Oysa Atatürk bu bölgelerde “Hiç olmazsa bir tümen daha görevlendirilmesi zorunluluktur” demişti. Cevat Paşa da 20 Mart 1915 tarihinde Başkomutanlığa gönderdiği raporunda yarımadanın güneyini 2 tümenle savunmak istediğini bildirmişti. Ancak bu istekler kabul edilmeyecekti. (9)
Sonra ne mi oldu?
25 Nisan 1915 sabahı düşman Seddülbahir’den ve Arıburnu’ndan Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptığında kıyılarda yeterli sayıda kuvvet olmadığı için düşman kıyılarda tutunmayı başardı ve Çanakkale Kara Muharebeleri aylarca devam etti.
Atatürk, 3 Mayıs 1915’te cepheden Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği bir mektupta aynen şöyle demişti:
“Maydos (Eceabat) bölgesi kuvvetlerini komuta ettiğim zaman aldığım tertibat (düzen) ile düşmanın karaya çıkmasına izin verilmeyebilirdi. Von Sanders Paşa, (…) sahilde çıkarma noktalarını tamamen açık bırakacak tertibat almış ve bugün düşmanın karaya asker çıkarmasını kolaylaştırmıştır. Vatanımızın savunmasında kalp ve vicdanları bizim kadar çarpmayacağına şüphe olmayan başta von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne güvenmemenizi kesin şekilde istirham ederim.” Atatürk mektubunu, Enver Paşa’nın Çanakkale’ye gelip komutayı bizzat ele almasını isteyerek bitirmişti. (10)
***
Çanakkale Savaşları 18 Mart 1915’te bitmedi. Her iki taraftan yüz binlerce insanın canına mal olan asıl büyük ve kanlı muharebeler zinciri 25 Nisan 1915 sabahı Gelibolu Yarımadası’na düşman çıkarmasıyla başladı. 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu’na yapılan düşman çıkarmasını, Liman von Sanders’in ordu yedeğine aldığı Yarbay Atatürk durduracaktı. 1 Haziran 1915’te albaylığa terfi eden ve 8 Ağustos 1915’de çok kritik bir anda Anafartalar Grup Komutanlığı’na getirilerek 100 bini aşkın kuvveti komuta eden Albay Atatürk, 9-10 Ağustos 1915’te I. Anafartalar Zaferi, 21 Ağustos 1915’te 2. Anafartalar Zaferi başta olmak üzere çok önemli zaferlere imza atarak savaş bittiğinde “Anafartalar Kahramanı” olarak anılmaya başlanacaktı.
Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 18 Mart Deniz Zaferi’nin kahraman komutanı Cevat Çobanlı Paşa’yı ve Çanakkale’yi geçilmez yapan rütbeli rütbesiz tüm kahramanlarımızı, saygı ve minnetle anıyorum.
DİPNOTLAR
1. Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, s.33-34.
2. İsmet Görgülü, Çanakkale İlk Günde Biterdi, s. 16-17
3. Uluğ İğdemir, Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebesi Raporu, s.6.
4. ATASE Arşivi, No: 6/1666, Kls. 4669, Dos. H-12, F-1-75; Kocatürk, s. 35-36.
5. Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE), C.1, s.210; Kocatürk, s.36.
6. Şerafettin Turan, Atatürk, s. 138.
7. Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, V. Cilt, Çanakkale Cephesi Harekâtı, s.46,49.
8. Yavuz Daloğlu, Ruşen Eşref’in Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal İle Mülakatı, s. 24.
9. Görgülü, s.52-53.
10. ATABE, C.1, s. 218.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





