loading
close
SON DAKİKALAR

İnadına insan onuruna yaraşır yaşamak, savaşmak

Şükran Soner
Tarih: 04.04.2023
Kaynak: Şükran Soner - Cumhuriyet

Şükran Soner; Neymiş efendim, aklı başında olan için tek yol, gelirken çok övündüğü üzere sandıktan çıktığı gibi, sandıkla gitmek yolunu da açmayı başarmaktan başkaca çıkış, kurtuluş yolu yokmuş.

Ülkemizin kimliği, bilgi birikimi, onurlu, özverili duruşu ile emek, siyasal, toplumsal tarihimizde, en çok da yüz yüze hak arama savaşımlarında yanında durduğu işçi kitlelerinin gönül tahtında yerini almış Uğur Cankoçak’tan beynime kazınmış “inadına” kavramını giderek daha sık kullanır oldum. Kestirmeden vazgeçilmemesi gereken bir duruş kalıbını çok çarpıcı özetleyiveriyor.

Yakın günler arayla toprağa verdiğimiz Orhan KaraveliNiyazi Dalyancı’nın ardından, dün de Sungu Çapan’ı son yolculuğa uğurladık. İnsanın sevdiklerini toprağa verirken canı yanıyor. Ama kinsiz, öfkesiz insan onuruna yaraşır yaşamış, son nefesine kadar savaşım vermiş insanların yerleri bir başka oluyor. Hele de vurgunun, yağmanın, kinin, iftiraların, yalanların ödüllendirildiği, yaptıklarının kirli çamaşırları ortalığa saçılmışken...

İktidar erkinin ayakta kalabilmesi uğruna son çare, seçmeni şantajla, tehditle, umutsuzlukla yıldırmak. Yüze göze bulaştırılan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na silahlı saldırı, seccade senaryolarının benzerlerinin ardı arkası kesilmeyecek gibi. Günübirlik işe yarayabilecekleri üzerinden harcadıkları güçleri besbelli panik ağırlıklı. Keşke birazcık olsun yüzleri kızarmasa bile, yapılmış haksız, hukuksuz işlere nokta koymaya çalışıp ellerindeki son kaynakları birazcık olsun olumlu, doğru yollardan kullanmayı seçebilseler. Aklın yolu düşmekte olan Cumhur cephesi oylarının korunabilmesinde tek çıkış yolunun bu olabileceğini gösteriyor.

İnsanoğlu, çevresindeki canlılara, dünyaya verdiği zararlara, kirlendikçe duyarsızlaşır. Suçluluk, yapılmış kötülüklerin, acımasızlıkların ayrımında olmak, daha da acımasız olma hırslarını besler. Kirlendikten sonra arınabilmek çok kolay bir iş değildir. İşte tam da bu nedenlerle, “inadına” insan onuruna yaraşır yaşamak, savaşmak, dünyevi parlak, başarılı yaşam modellerine ters düşüyor gibi olsa da uzun soluklu çok daha dertsiz bir yaşam yolunu seçmektir.

Ödülü en hafifi ile bir ömür boyu başını dik tutabilmek, ömür boyu yaptıklarından, ürettiklerinden hiç utanç duymamaktır. Gerçek mi değil mi hiç sorgulamadım. Ama Vehbi Koç’un, biri yaşarken son vasiyeti olarak açılmak üzere, biri ölümünden sonra açılmak üzere oğlu Rahmi Koç’a bıraktığı mektupların efsanevi etkisini paylaşmalıyım. Ayakları çok üşüdüğü için çoraplarıyla gömülmek üzere bıraktığı mektup işe yaramamış, inançlarımız gereği izin verilmemiştir. Toprağa verildikten sonraki okunan mektubunda ise; “Görüyor musun, o kadar çok mal mülkümden sonra bir çorabımı götüremedim” sözleri gerçek olmasa bile uyarıcı değil mi?

Sandıktan çıkmış sivil iktidarların, çok övündükleri bu haklı başarılarının ardından, gücün hırsına kapılıp iktidar icraatları ile sivil otoriterleşmeye yönelmeleri, sivil diktatörlükler üretmeleri kaçınılmaz bir hastalık olabilir mi? Yoksa insan onuruna yaraşır yaşamak, siyaset, iktidar uğruna tutkuyla olsa bile onurlu savaşmayı becerememelerinden midir? 

Kuşkusuz geçmişte olduğu üzere, günümüzün insan beynine saplanan ahtapot gibi, çok ilerlemiş medya güdüleme yöntemleri ile aklını kullanamıyan insanları sürüler gibi haksız, çarpık yollara sürüklemek giderek kolaylaştı.

Geçmiş yüzyılların acımasız kralları, imparatorları, padişahları, dinler adına hırslarını yenememiş din insanları, tarikatlar, şeyhler elinde her yola sürüklemek hep yaşandığı üzere geçerli. Günümüz dünyasında şeytandan daha kolay kullanılabilir, teknolojiler üzerinden akıl tutulması ile kitleleri güdülemek çok başarılı sonuçlar veriyor. Baksanıza koca Amerika yıllarla Taliban’a karşı temizlik adına servetler harcayıp sonra yeniden günübirlik bir kararla, yine emperyal çıkarları adına; koca Afganistan’ın halkını yine daha da vahşi yandaşı yeni Taliban yönetimine teslim ediveriyor.

Neymiş efendim, aklı başında olan için tek yol, gelirken çok övündüğü üzere sandıktan çıktığı gibi, sandıkla gitmek yolunu da açmayı başarmaktan başkaca çıkış, kurtuluş yolu yokmuş...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları