loading
close
SON DAKİKALAR

‘İşçinin Evreninden’ başlığı ile uyumlu gündemimiz kaldı mı ki?

Şükran Soner
Tarih: 12.09.2023
Kaynak: Şükran Soner - Cumhuriyet

Şükran Soner; Elbette sık sık kapatma kararları, yayın yasakları, yazarları için gündeme gelen davaları, uzun soluklu tutuklu kalanları ile Cumhuriyet gazetesi de yola getirileceklerin kapsama alanı içinde.

Bugün 12 Eylül, “Dörtlü çetenin” darbesinin üzerinden 63 yılı devirmişiz. Üzerinden atıp tutabilmesi kolaylaşmış... 12 Eylül darbe yönetiminin; Türkiye-Amerika, “Özalizm-Emperyalizm” ittifaklı, kazanılmış sendikal hakları odağa almış, operasyonlarının yıldönümü. Vitrininde, ayırımsız suç örgütleri operasyonu sunumu olsa da gerçeğinde sol odaklı toplumsal kazanımların tümünün üzerinden silindir gibi geçme projelerinin uygulamaya sokulmasının, öncesinden en az yedi yıllık bir projeyi, sınırtanımaz işkenceleri, cezalandırmaları, operasyonlarıyla, ölümlü sonuçlarıyla... Ülkenin geleceğinin sil baştan kurgulanması...

12 Mart’ın sanki daha bir yumuşak görünümüne, 1961 Anayasası ile örgütlenmenin önünü açan tüm yasalarının hedef alınmasında kırıcı odak olmasına karşın, en az yol alınabilmiş sendikal hak kazanımlarını odağına almış olarak, yaşamın her alanına dönük sil baştan kalıcı sonuçlar elde edilmesi. Elbette sık sık kapatma kararları, yayın yasakları, yazarları için gündeme gelen davaları, uzun soluklu tutuklu kalanları ile Cumhuriyet gazetesi de yola getirileceklerin kapsama alanı içinde...

Kapalı kaldığımız günlerde moral bozukluğu yaşamamak üzere gazetede, haberciliğe dönük toplantılar ile, daktilo üzerinden yazılmış mizah dergisi denemeleri yapılıyor. Yasaklı düzenin tek açık kapısı, duruşmaların izlenebilmesi, demokrasi dayanışması adına en çok iki günlük yargılama yapılan DİSK davasının en az 4-5 günlük haber konusu yapılması, elbette geleceği Özal’ın danışmanlığında programlanmış ağır sendikal yasakların tartışılmasının da öne çıkması olabildiği içindi. Elbette sağdan sınırlı yaşanan yargılamalara, MHP davasına da geniş yer vermiştik.

Aramızdan genç yaşlarda ayrılan dönemin yazıişleri müdürü Turhan Ilgaz’ın biraz da oldubitti ile, haftada bir gün olarak yayın yaşamına alınan ilk köşe yazıma “İşçinin Evreninden” başlığı ile isim babası olduğunu anımsıyorum. Elden alınan kazanılmış haklar gerçeğine göre, özlemi koruma amaçlı olsa da gerçekçi olmadığı kaygım baskındı. Geçmişin kazanımlarından bilenmiş okurların, sonraki yıllarda içerik olarak işçi gündeminin dışına çıkmama eleştirileri getirmeleri hiç de haksız değildi...

Şimdilerde sendikal haklara yer verebildiğim yazılarım parmakla sayılabilecek kadar azaldı. Eleştiri getirebilecek okur çevresi eridi... Doğrusu tabanda işçi sınıfı en örgütlenebilmiş, bilinçlenmiş yıllarında bile, haberlerinin, eylemlerinin yer almasından onurlansa da Cumhuriyet’i okuyabilme koşullarına ulaşabilmekten uzaklardaydı. İşçi haberlerine, haklarının gelişmelerine yer verilmesinin gerçek denetçileri, solun geniş yelpazesine yayılmış, işçi hakları kazanımlarına, örgütlü hak savaşımlarına değer veren Cumhuriyet ailesi kapsamı içinde kalan Cumhuriyet okurlarıydı.

İster inanın ister inanmayın, sizi en çok işçi sınıfımızın genel dağılımı üzerinden çarpıcı bir tablonun gerçeklerinin altını çizmek noktasındayım... Cumhuriyet’in kurtuluş sonrası, dirilişinin ilk yıllarında bize bağlı üretimin odağı maden kömür işletmeleriydi. Osmanlı’nın yabancı sermaye ile yürüttüğü üretim kollarında çokuluslu şirketlerde sendikal hakların varoluşu bile ülkemize dönük çok anlamlı sayılamazdı. Mustafa Kemal, Rusya desteği ağırlıklı sanayi yatırımları gerçekleşmeden, Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) başvurusu, öngörüsü ile kalpleri fethetmişti. Kamu dışı sendikal örgütlülükte ağırlık 1961 Anayasası, 1973 yasaları ile yaşanmıştı.

Türk-İş 1952’de kurulmuş olsa da varlığına sivil diktatoryal yapısı nedeni ile onay veremeyen, Menderes hükümetinin etkisizleştirmesini yaşamıştı. Seyfi Demirsoy’un söylemi ile 1962’de yeniden 2. kuruluş sürecini yaşamıştı. Türk-İş kamuda ağırlıklı tek konfederasyon gibi kalmış sayılabilirken DİSK sendikaları reddedemeyen ancak kendi işyerlerinde örgütlenmelerini istemeyen işverenlerin direnişleri bağlantılı DİSK çatısı altında büyümüştü. 12 Mart sonrası gerilemelere karşın sendikacılığın gelişimi 12 Eylül’e kadar durdurulamamıştı. Ağır operasyon ittifakının tek açıklaması bu.

Şimdilerde Saray denetimi ağırlıklı en çok yandaş konfederasyonlar, federasyonlar tablosunda, örgütlülük, elbette sendikal haklar, kazanımları yerlerde... 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları