HDP’den özeleştiri: Tek adam rejiminin derinleşmesini engelleyecek toplumsal direnişi yeterli düzeyde gerçekleştiremedik

HDP 2. Olağan Büyük Konferansını düzenledi. Konferansın sonuç bildirgesinde parti içi eleştirilere yer verildi.
HDP'den yapılan açıklamada, son üç ay boyunca, halk toplantıları ve sekiz bölge konferansında tartışmalar yürütüldüğü belitilerek, "Konferansımız; ırkçı, faşist, mezhepçi, din istismarcısı, cinsiyetçi tek adam rejiminin giderek derinleşmesini engelleyecek toplumsal direniş ve örgütlenmeyi yeterli bir düzeyde gerçekleştiremediğimiz, dönemin ruhuna denk düşecek güçlü bir direnişi, beklentileri karşılayacak düzeyde açığa çıkaramadığımız tespitini yapmıştır" denildi.
Açıklamada, "Başta Sur, Cizre gibi direniş kentlerinde yaşanan abluka sürecinde ve demokratik siyasete saldırılar karşısında etkili bir mücadele çizgisini açığa çıkaramadığı için tüm halkımıza özeleştiri vermektedir" ifadelerine yer verildi.
3-4 Şubat'ta gerçekleştirilen konferansta son iki yıllık politik ve örgütsel mücadele döneminin değerlendirildiği, yeni dönemin siyasal ve örgütsel yol haritasının ana hatlarının belirlendiği kaydedildi.
HDP'nin yayınladığı sonuç bildirgesi şöyle:
"-Bugün Ortadoğu’da yaşanan emperyalist işgal ve yeni egemenlik savaşlarının son saldırısı, Efrîn’de Suriye halklarına karşı sürdürülmektedir. Halkları birbirine kırdıran bu güçler, selefi cihatçı örgütler eliyle yaşamı cehenneme çevirmiştir. Bu cehennemin içinde İŞİD çetelerine karşı direnen Kuzey Suriye halkları; çoğulcu, demokratik, özgürlükçü bir yaşamı ortaya çıkarmıştır. Bütün egemenleri rahatsız eden bu gelişme, en son AKP-MHP faşist ittifakının Efrîn’e yönelik başlattığı saldırı ve işgal girişimi ile yeni bir boyuta sıçramıştır. Saldırı başta Kürtler olmak üzere özgür ve eşit yaşam içinde yer alan bütün halklara ve böyle bir yaşam umuduna; Kürtlere, Araplara, Êzidîlere, Türkmenlere, Ermenilere, Alevilere, Hıristiyanlara yapılmaktadır. Bu saldırı, bir yanıyla da Ortadoğu coğrafyasında kadınların öncü, eşit ve kurucu olarak toplumsal yaşamda yer aldığı demokratik kadın devrimine, kadın özgürlükçü toplum modeline yapılmaktadır. Başta işgal saldırıları karşısında direnen Efrîn ve Rojava halklarını, Filistin ve direnen tüm dünya halklarını selamlayan Konferansımız; bu saldırılara karşı demokratik mücadele kararlılığını tekrarlar.
-Türkiye'yi yöneten iktidar bloku militarist politikaları ve OHAL-KHK rejimi ile faşizmi kurumsallaştırarak tüm toplumu baskı altına almakta, bu duruma itiraz edenler kuşatmaya tabi tutulmaktadır. Konferansımız, tek tipi cezaevlerinden başlayarak tüm yaşamdan yırtıp atma mücadelesini yükseltme kararlılığında olacaktır.
-Konferansımız, ülkemizde ve Ortadoğu’da barışın inşasında önemli bir role sahip olan Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik Kürt halkını inkâr politikasının bir parçası olan tecridi, sadece onun sağlık, özgürlük ve güvenliğine yönelik olarak görmez. Kürt halkını inkâr politikasının bir parçası ve en önemli kuruluş nedenlerinden biri olan eşit yurttaşlık temelinde birlikte yaşam arayışına yönelik bir tahammülsüzlük olarak ele alır. Tecridin sonlanması için önümüzdeki dönemde de kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz.
-Konferansımız, 2018 yılının faşizmin tüm kurumlarıyla yerleşmesini engellemek açısından bir yol ayrımı olduğunun bilinciyle, buna denk yeni ve direngen bir söylem geliştirmenin önemini vurgulamaktadır. Konferansımız, bu dönemin sorumluluklarını yerine getirebilecek bir örgütlenme pratiği ortaya koyma gereğinin farkındalığıyla radikal demokrasi perspektifiyle taban örgütlenmesi hedefine uygun çalışmalar yapılması hedefini benimser ve örgütlenme seferberliği başlatır.
-Konferansımız, diktatörlüğün savaşla kurulduğu, demokrasinin barışla yaşadığı bilgisi ve tarihsel deneyimiyle Türkiye toplumunun bütününün, bugün en acil ihtiyacının özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet ve barış olduğunu güçlü bir biçimde ifade eder. “Savaş bir halk sağlığı sorunudur ve görevimiz yaşatmaktır” diyen hekimlerimiz ve örgütlü yapıları TTB’yi, barışta ısrarcı olan akademisyenleri, hakikati halka buluşturan ve haber yapma hakkını savunan basın emekçilerini, dayanışmayı büyüten tüm emek ve meslek örgütlerini, yaşamı savunan ekoloji örgütleri selamlayan Konferansımız, savaş karşıtı mücadeleyi ortaklaştırmak için üzerine düşen sorumluluğun gereğini hayata geçirecektir.
-Konferansımız, çoğulcu, laik, eşit yurttaşlık temelinde, yerel demokrasi mücadelesi ve yerinden yönetim anlayışımızla tarif ettiğimiz demokratik bir cumhuriyet ve yeni bir toplumsal sözleşmenin ihtiyacını kuvvetle ifade eder. Türkiye siyasetinde tek çıkış yolunun toplumsal mücadeleyi büyütmek, demokratik toplumsal muhalefet dinamiklerini buluşturmak olduğu açıktır. Savaş karşıtlığından barış ve demokrasi mücadelesine; emekten ekoloji mücadelesine; kadın, çocuk, inançlar ve tüm halk kesimlerinin karşı karşıya kaldığı savaş, şiddet ve iktisadi baskıya karşı partimiz, tüm toplumsal kesimlerle birlikte faşizme karşı birlikte, el ele, omuz omuza mücadele etme kararlılığındadır."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












