loading
close
SON DAKİKALAR

Hendek'te 7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin davada sanıklar hakim karşısında

Hendek'te 7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin davada sanıklar hakim karşısında
Tarih: 15.03.2021 - 15:07
Kategori: Gündem

Sakarya'nın Hendek ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuz günü patlama meydana gelmiş, 7 işçi yaşamını yitirmiş, çoğunluğu işçi 127 kişi yaralanmıştı. Aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5'i tutuklu 7 şüpheli hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istenmişti.

Duruşma bugün Sakarya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşmadan notları Sosyal Hukuk hesabından aktarıyoruz:

Fabrika ortaklarından Sanık Yaşar Coşkun: Geçen duruşmada savunma hakkımız gasp edildi. Bizim fabrikamız Avrupa'nın en büyük fabrikalarında biridir. Merdiven altı bir fabrika değildir. Hakkımızda linç kampanyası yürütülüyor. Sanki bizim fabrikamızda her gün kaza oluyor gibi yansıtılıyor. Örneğin 2014'te yaşanan kaza 'bize göre' iş kazası değildir. Pazar günü yaşandı. Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya da söylediğim gibi patlamanın sabotaj sonucu olabileceğini ilk günden beri belirtiyorum. Sanki biri uzaktan kumanda ediyor gibi. Bilirkişi raporundaki hususları kabul etmiyorum. Bizim yaptığımız iş açısından (havai fişek) Bilirkişilerin konuya hakim olması mümkün değildir. Bu işi biz biliriz. Çin Mahallesi dedikleri yer hakkında yanlış bilgiler veriliyor. Doğrudur burada 3 tane kaçak yapı vardır. İnşaat ruhsatı yoktur ama bunu riski bölmek için yaptık. Çin Mahallesindeki depoda güya pervaneyi eksik yapmışız, pervaneyi ex-proof yapmak için 12.500 lira ödemeyi reddetmişiz. Biz işçilere 7-8 bin lira ücret ödüyoruz, bunu mu ödeyeceğiz? Ayrıca ex-proof olup olmaması önemli değil, biz gerekli görmedik. Biz yaparken fabrikayı sığınağın planını yaptık ama sığınağı yapmadık. Burası deprem bölgesi değil ki sığınak yapalım. O zaman zorunlu değildi zaten.

Bilirkişi heyeti mi profesör mü bilmiyorum ama bu iş yerinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı olması gerektiğini söylemiş. Bilirkişi bilmiyor mu, Türkiye'de A sınıfı uzmanı çok olmadığı için B sınıfı A sınıfının yerine geçer? Tabi biz dededen itibaren 50 yıldır bu işi yapıyoruz ama söylediğimiz her şeyin belgesi vardır. Tabi ama şöyle; belgeleri almak için alana girip alamadık Savcılık yüzünden ama bize sormadan Savcılık belgeleri alıp çıkmış.
Ben gerçekten çok üzülüyorum. Biz bu millet için stratejik öneme sahip bir iş yapıyoruz. Ben siyasi parti başkanı değildim. Ben MUSİAD başkanıyım. Cumhurbaşkanı beni aradı kazadan sonra. Bir de gelmiş bana çok mal depoluyorlar diyor. 

Mahkeme Başkanı: İşçilerin üzerine gereğinden fazla kimyasal madde aldığı iddiası var ne dersiniz?

Sanık Yaşar Coşkun: Patlama bu malzemelerin yapıldığı yerde olmamıştır. Müfettişlerin denetim yapmaması söz konusu değildir. Çin Mahallesi açıktır. Bu işlerle emniyetten emekli bir arkadaş ilgileniyor. Ayrıca teftiş öncesi haber verilmesinde de sorun yok. Bizi 15 gün önce arayıp belgeleri hazırlayın derlerdi. Haber verilmesinde de yanlışlık yok Ben eskiden kurul başkanıydım ama MUSİAD başkanı olduktan sonra fabrikaya gelmemeye başladım. Bana da eksiklikleri bildirmediler ki biz gerekeni yapalım. İş güvenliği uzmanı Aslı benim yanıma gelip 'ben bundan sonra kendi işimi yapacağım bana MUSİAD'dan  iş paslar mısınız' dedi. Ben de MUSİAD'a üye olursan olur, dedim. 

(Önceki yıllarda yaşanan 37 kişinin yaralandığı iş kazasına ilişkin soruya yanıt) Bu kazada da 125 kişi yaralandı, her aylılanı bayılanı, her hastaneye götürülen yaralı saydılar. 

Yaşar Coşkun avukatı Abdurrahim Burak: Çalışma bakanlığından müfettiş geleceğini önden haber almaları bir şeyi ispatlamaz. Milli Eğitim’den de okullara müfettiş giderken haber veriliyor. Herkesin belli görevleri vardır. Hasan Ali Velioğlu, idari işlerle ilgilenir, talimatları Yaşar verir. Ahmet Çağrıcı ise kimyagerdir.

30 senedir bu şirketin hukuk müşavirliği yapıyorum. Ne yazık ki bu hadise gibi hadiseler işin doğasında vardır. 2014 dosyasında da vefat eden işçinin ailesine 250 bin Türk lirası ve ev teklif ettik ama birilerinin kandırmasıyla hukuk ve ceza davası devam etti.

Sanık Hasan Ali Velioğlu: Ben 5-6 sene önce pazarlamayı, alım satımı denetlemek için bu göreve getirildim. Genellikle idari işlerle ilgilenirim. Benim Çin Mahallesi ile ilişkim yoktur. Fabrikadaki görevinin müdürlük olup olmadığı soruldu: Yok, hayır hayır ben şakadan müdürdüm. Öyle bir şey yok.

(Talimatları kimden aldığına ilişkin soruya) Talimatı Ali Rıza ve Yaşar'dan alırdım. Yani bir şey derlerse tamam derim. Ben işçilerin işe alınıp çıkarılması konusunda patronlara sorarım. Ben vasıfsız bir işçiyim. İlkokul mezunuyum. Ben maytap, torpil, fişek, volkan bölümünde çalışırım.Bu bölümdeki eksiklikleri tespit eder ve giderilmesini sağlarım.

Asiye Angın: Ben kimyagerim, daha önce öğretmenlik yaptım. Erşan usta fabrikanın en eski çalışanıdır. Hasan Ali Velioğlu da alım-satım, üretim gibi tüm işlerden sorumludur. Ben volkan, fişek, torpil gibi malzemelerin üretildiği yerlerde çalışırım. 2014 yılındaki patlamadan sonra  kağıt üzerinde sorumlu müdür yapıldık. Ben rutin kontrolleri yaparım, yanında fazla ürün olan, nemli üretim yapılan sahalar kuruysa ıslak olması yönünde ya da terlik giymiş olanları uyarırım. Çalışmaya ilk başladığım tarihlerde, mevzuata aykırı ve aşırı üretim yapan işçileri uyardım. Bunun üzerine işçiler beni Hasan Ali Velioğlu’na şikayet ettiler. O günden sonra bahsi geçen bölümü benim denetlemem yasaklandı.

Denetim zamanında benimle birlikte, Yaşar Bey varsa o, Hasan Ali Velioğlu, Tuğba ile hep birlikte denetim yapardık. Eski Emniyet Müdürü Fikret Çuvalcıoğlu bize teftişin yapılacağı zamanı bildirirdi. Müfettişler geldiğinde Çin Mahallesi’ne girilmiyordu. Çünkü Çin Mahallesi bilinmiyordu, bilinmesi istenmiyordu.

Barut üretimi ile ilgili Ali Rıza Bey Çinli çalışanla birlikte bunun kararını almıştır. Ali Rıza Bey bana bir şey sormadı zaten. Barut üretimini bizzat gördüm. Sıfırdan barut üretimi vardı. Bu süreç 1 ya da 1,5 sene oldu. Bize bilgi verilmez, fikrimiz alınmazdı. Ne kadar üretim yapıldığına dair bilgim yok. Depolanması 'Yeşil Depo' denilen yerde yapılıyordu. Çin Mahallesi denilen bölgenin ruhsatı yok. Biz işe başladığımızda burası vardı. Bizden sonra yapılan bir yapı değil, o yüzden neden ruhsatsız yapıldığını bilmiyorum. Tüzüğe aykırı şekilde fazla depolama yapılıyordu. İşçi alımlarıyla ilgilendiğim söyleniyor ama sadece benim ilgilenmem form doldurmak. Form geldikten sonra Hasan Ali Velioğlu ile görüşür, alınacaksa alınırdı. Son söz onlardadır. Ali Rıza Bey şu kişiyi işe alın dediğinde alınırdı. Ben geldiğimde okuma yazma bilmeyen işçiler de çalışıyordu. Hasan Ali Velioğlu bize tutanak tutun derse tutardık, tutmayın dediğinde tutmazdık. Denetime benden başka Hasan Ali Velioğlu, Ali Rıza bey ve Yaşar bey varsa onlar da katılırdı. Çin Mahallesine gidilmiyordu, orasının bilinmesi istenmiyordu.

İSG Uzmanı Aslı Bozkurt işçilere tane tane anlatıyordu, sorumluluklarını yerine getiriyor, aksaklıkları söylüyordu. Yazdığı aksaklıkları Hasan Ali Velioğlu'na bildiriyordu. Gelen müfettişler deftere baktığında bunları görebilir" diyen Angın, Hasan Ali Velioğlu'nun arada, 'Çok riskli şeyleri yazma' dediğini anlattı.
Valilik, İçişleri Bakanlığı ve ilgili müdürlükler denetimleri yapıyor. Ben bu denetimlerin üzerine bir bildirimde bulunmam. Kredi ile ev aldım, çalışmaya mecburdum. Yılmadım, uyarılarımı yaptım. 

İSG Uzmanı Aslı Bozkurt: Özdemir OSGB bünyesine bağlı olarak Coşkunlar firmasında kısmı olarak çalışmaya başladım. Fazla malzeme ile çalışılması, koruyucu ekipman mevzusu Çin Mahallesinin de sorunuydu. Ali Rıza Bey ifadesinde '1 kilogram ile ne olur, İSG Uzmanı ne bilir, biz yıllardır böyle çalışıyoruz' diye fazla malzeme ile çalışıldığını belirtmiştir.

22 Mayıs tarihinde istifa ettim. Fabrikada iş sağlığı ve güvenliği kültürü olmadığını beyan ettim. İstifadan sonra 14 günlük yıllık izne çıkartıldım. 30 Haziran itibariyle tamamen ilişiğim kesilmiştir. Benim işi durdurma yetkim yoktur. Yönetmelik gereği 3 müfettiş işi durdurabilir. Kısmi zamanlı olduğum için ise emir ve talimat yetkim de yoktur. İşçilerin ifadesinde görebilirsiniz, bütün işçilerin eğitimlere katılması gerekirken hepsi katılmazdı. Çünkü üretim her zaman ön plandaydı. Bir gün ben işyerine habersiz gittiğimde güvenliği arayarak, 'Aslı Hanım gelmiş, neden haber vermedin' diye çıkıştı. Ben de buna dikkat edileceğine fabrikada iş güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledim . Benim için her zaman iş güvenliği önemliydi. Patlamayla ilgili hiç bir ihmal ve kusurum yoktur. Ben Çin Mahallesine ya bir ya da iki kere gittim. Bana o alanı hiç göstermediler. İşverenim görev tanımında o bölgeyi bana göstermedi.

Sorumlu Müdür Ahmet Çağırıcı: 2013 yılında burada kimyager olarak işe başladım. 6 ay askerlik yapıp geri döndüm. 2014'ün Aralık ayında yaşanan ölümlü kazada Ali Rıza ve Yaşar Coşkun bana sorumlu müdürlük teklif etti. İlk başta bunu kabul etmedim. Hasan Ali Velioğlu'nun baskısını biliyordum, onun altında çalışamazdım. Ali Rıza bey 'Sen bizim akrabamızsın, Hasan Ali Velioğlu ile konuşuruz' dedi. Sorumlu müdür olarak yaptığım tek şey Ali Rıza bey ile notere gidip imza atmaktı. Ali Rıza bey Çinli çalışandan işi öğrenmemi, ondan sonra Çin Mahallesinde göreve gelmemi istedi. Hiçbir zaman işçilere baskı yapmadım. İşçiler yukarıda çalışmak istemezdi, orada sayı vermeleri gerekiyordu. Molaya çıkamıyorlardı. Çin Mahallesi öyle değildi, sayı vermelerine gerek yoktu. Çin Mahallesi pisti, tozluydu, tehlikeliydi ama rahattı. Normal işçi 08.00'de işe başlar 17.00'ye kadar bir saat yemek ve 10 dakika çay molasıyla çalışırdı. Çin Mahallesinde daha fazla mola verilirdi, makinalar 15.30 gibi kapatılır, iş biterdi. Çin Mahallesinde sorumlu Çinli çalışandı, ben onun yanında asistan görevindeydim.

Bütün yetki Hasan Ali Velioğlu'ndaydı. Evet Coşkun ailesi benim akrabamdır ama benim gerçekleri söylememin önüne geçemez bu. Deneme amaçlı barut üretelim dediler, riskli olduğunu söylediler. Ben de öyleyse yapmayalım dedim. Kalitesiz olacağı söylendi, deneme yapacağız denildi sadece. Cumartesi günü bize tatildi normalde. Cuma günü servise bindim eve gittim. Bir işçi aradı, 'Yarın gelmiyor musun, iş varmış' dedi. Hasan Ali Velioğlu'nu aradım, 'Yok öyle bir şey' dedi. Pazartesi günü işe gittiğimde gördümki misket makinelerinde tane biçiminde 150-200 kilo civarında barut üretilmiş. 2 sene önce denemelik misket barut yapılmış oldu.

Ali Rıza Coşkun barut yapmak istedi. Çünkü barut pahalı bir şey, yurt dışından geliyordu, fabrika giderlerinin büyük kısmını barut oluşturuyordu. Çinli 'olmaz' dedi. Sonra bir şekilde onu ikna ettiler. Çinli bunu misket makinasında yapamayacağımızı söyledi, başka bir yerde yapalım dedi. 3 tane ayrı binada yapıldı. Yaşar Coşkun '12 bin 500 TL değerinde havalandırma mı yapamayacağım, o kadar maaş ödüyorum' dedi bugün ama evet o havalandırmayı yapmadılar. Gerçekler bu.

Biz barutu yaptık. Bizim yaptığımız barutta kükürt yerine su katılıyordu. Ben hiçbir üretime katılmadım, Çinli yaptı. Çinli değişik bir formül denediğini, tehlikesinin az olduğunu söyledi. Bir hafta barut, bir hafta misket üretimi yapıyorduk. 7-8 ayda 3-4 ton kadar rahat yapmışızdır. Seri üretime 1,5 yıl önce geçildi.

Ben de mağdurum, görüyorsunuz. Türk yargısı kuvvetlidir, geç de olsa adalet yerini bulacaktır.

Savunmasında Yaşar Coşkun 'Ben işçiye 600 bin maaş ödüyorum, pervaneye neden 12 bin 500 TL vermeyeyim' dedi. Evet vermedin Yaşar bey, bu da senin ayıbın. Ben kolumu ve gözümü kaybettim ama gerçekleri söylemek için buradayım, ben de şikayetçiyim. Ali Rıza Ergenç Coşkun ve Yaşar Coşkun'dan şikayetçiyim. Çin Mahallesi patladı deniliyor ama oraya yakın bir depoda bu muska denilen malzemeler depolandı. Orada yaşanan patlamanın etkisi de olmuş olabilir diğer patlamalara. Denetimcilerin geleceğini eski polis amiri olan ve fabrikada çalışan özel güvenlik amiri Fikret Çuvalcı bize haber veriyordu..

"PATLAMA OLACAKSA ÇİN MAHALLESİNDE OLSUN"
Avukatlar Ahmet Çağırıcı'ya, "Hasan Ali Velioğlu'na 'Bu kadar malzemeyi Çin Mahallesine yüklemeyelim' dediniz, o da size 'Bir şey olmaz, patlama olacaksa Çin Mahallesinde olsun, yukarıda daha fazla işçi çalışıyor' mu dedi" şeklinde soru yöneltti.

Çağırıcı iddiayı kabul etti ve "evet" dedi.

Bu itirafın ardından Çin Mahallesinde yakınlarını kaybedenler salonda sinir krizi geçirdi. Duruşmaya 16 Mart Salı günü devam etmek üzere ara verildi.

Duruşma sonrasi aileler ve avukatlar adliye önünde açıklama yaptı.

Açıklamada "Türkiye'de ekmeğini kazanırken ölen insanlar için adalet yoksa kimse için adalet yok" denildi.

Avukatların açıklamasında "Burası patlayıcıyla çalışan bir fabrika. İnsanları köle gibi çalıştırmışlar. Her türlü yalan içeride tekrar söylendi. 2'si tutuklu 3 tane müdendis olanı olduğu gibi anlatmaya çalıştılar. Ama geri kalanı, 2 patron ve onların kırkyedibaşısı her türlü utanmazlığı yaptı. Kolluğun işçilerin karşısında önlem almasına gerek yok, içerideki terbiyesizliklere karşı, katillere karşı önlem alması gerekir. Göz göre göre bu fabrikada insanlar çalıştırılmış. Soma'daki gibi. Soma'da da olacak göz göre göre olmuştu. İşçi canı hiçe sayılarak sadece kâra bu memleket teslim edilemez. İşçi ekmeğini kazanırken öldüğünde ona, ailesine adalet yoksa bu memlekette adalet yoktur" denildi.

Açıklamanın devamında "5 işçi ölsün, 7 işçi ölsünü konuştular. İstediler bu ölümleri. Bunu açık açık söylediler. Bunu açık açık dinledik. Bu cinayet dosyasıdır, garibanların dosyasıdır" diye vurgulandı.

Aileler adına yapılan açıklamada "Kendilerini Kaf Dağı'nda hissetmeleri, paralarıyla her yeri satın almaları, satın alacaklarını zannetmeleri… Ama Allah razı olsun o 3 kişi onların gardını yere düşürdü. Bundan sonra işçi arkadaşlarımız da onların tepesini aşağı indirecek. Bunlara en büyük cezaları aldırana kadar sağız, ölmeyeceğiz inşallah. Hep beraberiz, ölmeyeceğiz, titreyeceğiz, ağlayacağız, bağıracağız ama sonunda mutlu ayrılacağız buralardan" denildi.

Aynı fabrikada daha önce de patlamalar olduğunu hatırlatan Avukat Gülşen Uzuner, “Ailelerin yanındayız, aynı zamanda ailelerin de bir parçasıyız. Bir kastla, bilerek yapılan bir cinayetle karşı karşıyayız. Kimse ihmal, taksir gibi başka mevzuların arkasına sığınmasın. Bilinmiş, saklanmış, organize edilmiş, denetlemeden kaçırılmış bir durum var. Bu, bilerek yapılan ve insan hayatını hiçe sayan, insan hayatını almak için kurulan bir üretim düzenidir. Biz burada 7 canımızı kaybettik. Daha önceden de bu fabrikada hayatını kaybeden ve yaralananlar var. Onlarla da birlikte bir daha olmasın diye kendi canımızın hesabını sormaya geldik. Bu davanın ve böyle üretim yapan işverenlerin peşini bırakmayacağız" diye konuştu.

Avukat Can Atalay da "Türkiye işçi sınıfının hayatı önemsiz görülmesin diye buradayız. Bu ülke feraha çıkacaksa ancak emeğiyle geçinen yurttaşların hakları hukukları sayılırsa mümkün olur diyerek buradayız" ifadelerini kullandı.

Kaynak : www.istanbulgercegi.com-Evrensel

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları