İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davasının Silivri'de görülen ilk duruşmasının 17. oturumu görüldü

İBB yolsuzluk davasının ilk duruşması 17. oturumu 7 Nisan 2026 Salı bugün Silivri'de görüldü. İBB Başkan Ekrem İmamoğlu ile tutuklu sanıklar hakim karşısında savunma yapmaya devam ediyor.
3 Nisan 2026 Cuma akşamı 00.30 sularında da ara karar açıklanmıştı.
Mahkeme heyeti ara kararı şu şekilde oldu:
"Sırrı Küçük, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu, Altan Ertürk, Ebubekir Akın, Hüseyin Yurddaş, Kadir Öztürk, Sabri Caner Kırca, Mahir Gün, Kadriye Kasapoğlu, Davut Bildik, Esra Huri Bulduk, Başak Tatlı, Nazan Başelli, Mustafa Bostancı, Baran Gönül ve Zehra Keleş'in tahliyesine karar verildi. 18 kişinin tahliyesi oybirliğiyle alındı. Tahliye olanlara yurtdışına çıkış yasağı konuldu."
Avukat Çiftçi, hiçbir zaman açılmamış bir uygulama nedeniyle müvekkilinin suçlandığını belirtti. "Konum verisinden bahsedebilmek için aktif bir uygulamadan bahsetmek gerekir. Olmayan uygulama beni nasıl takip edecek" diyen Çiftçi, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Mahkeme başkanı, avukat Çiftçi'nin savunmasının ardından duruşmayı bitirdi. İBB Davası yarın CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğdu'nun savunmasıyla devam edecek.
Nuri Cem Ceylan, İPA çalışanı ve şehir plancı olduğunu belirterek, "Dışarıdan biri olarak veri tabanına ulaşmam mümkün değil. Uygulamanın tasarımının yapılması istenmedi benden sadece yorum istendi. Başka herhangi bir yorumum da bilgim de yok" dedi. Ceylan'ın ardından avukatı Cansu Çiftçi söz aldı. Müvekkiliyle birlikte bir de hafriyat kamyoncusunun gözaltına alındığını belirten Çiftçi, "Adam bana, 'Ben ilkokul mezunuyum, benim akıllı telefonum dahi yok, benim burada ne işim var?' diyor. Kamyonla mı taşıyorum verileri diyerek savunma yap dedim. Allah'tan tutuklanmadı" dedi.
Mehmet Çağlar Kuru'nun ardından avukatı Nejat Naci Kazan savunmasını yaptı. Müvekkilinin süreçteki en ilgisiz kişi olduğunu ifade eden Kazan'ın ardından tutuklu İPA çalışanı Nuri Cem Ceylan savunmasına başladı. "Neden yok olduğumu anlatmaya çalışacağım" diyen Ceylan, "Bahsedilen uygulamanın herhangi bir yerinde yokum. İddianame geldi, orada da yokum. Ya ben gerçekten yokum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Senin uygulamasında yönetici kullanıcılar arasında yer almadığını ve suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Kuru, eşinin sağlık durumdan da söz etti. "Eşim böbrek nakli için acil bekleme listesinde, hiç yorulmaması gerekirken evin tüm yükünü sırtlanmak zorunda kaldı" diyen Kuru, suçsuz olduğunu söyledi ve tahliyesini talep etti.
Ara sona erdi. Duruşma, bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru'nun savunmasıyla başladı. 2006'dan beri İBB'de çalıştığını söyleyen, pandemi döneminde uygulanan Askıda Fatura sisteminin yaratıcısı olduğunu ve bu nedenle ödül aldığını da belirten Kuru, "19 yıldır ülkeme ve ülkemin insanlarına sevgiyle hizmet etmekteyim. Tek eylemden yargılanmaktayım. İstanbul Senin uygulamasında görev ve yetkim yoktur. USOM raporundan da görev ve yetkim olmadığı anlaşılmaktadır" sözleriyle savunmasına başladı.
Avukat Gürler, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin daha fazla ihlal edilmemesi gerektiğine vurgu yaptı ve tutuklu teknik personelin beyanlarının tamamlanmasının ardından bir ara karar verilerek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Gürler'in savunmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi.
Avukat Gürler, müvekkilinin tutuklanmasına neden olan ifadeyi veren itirafçı Naim Erol Özgüner'in sandık verilerini müvekkiline iletirken sosyal hizmet verisi olduğunu söylediğini belirtti. Özgüner'in daha sonra ifadesinde verilerin sandık verisi olduğunu söylediğini ifade eden avukat Gürler, "Ben bu sebeple nundan sonra kendisinen itirafçı değil iftiracı diye söz edeceğim" diye konuştu.
İsmet Korkmaz'ın avukatı Elif Nurgüller'in savunmasına geçildi. Müvekkilinin özel sektörden de teklif aldığını ancak vatandaşa hizmet etmek için İBB çalışanı olmayı tercih ettiğini belirten Nurgüller, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'nin teknik incelem raporunda verilerin darkwebte satışa çıkarıldığının söylendiğini ancak tehditleri yayınlamakla yükümlü olan USOM'un sayfasında bir sızıntı ilanı göremediğini ifade etti.
Koğuşunun uyuşturucu koğuşu olduğunu ve adapte olmakta zorlandığını ifade eden Korkmaz, 70 kişilik koğuşta kaldığını ve 6 aydır yerde yattığını da sözlerine ekledi. Korkmaz savunmasını bitirirken ayrıca şu ifadeleri de kullandı:
"Ailem uzun süredir Erzurum’da, köydeki evimizde yaşamaktaydı; fakat benim içine düştüğüm bu durumdan dolayı İstanbul’a gelmek zorunda kaldılar. Herhangi bir gelirim olmadığı için burada zor şartlar altında bir ev tutup yaşamaya çalışıyorlar. 70 yaşındaki annem ve babam, cezaevi görüşlerine gelebilmek için aylardır yollarda perişan oluyorlar."
Duruşmada sıra İBB Akıllı Şehirler personeli İsmet Korkmaz'ın savunmasına geldi. İBB'ye başvurup teknik mülakatın ardından işe başladığını söyleyen Korkmaz, İBB Hanem'in faal olmadığını, teknik destek sunduklarını ifade etti. İtirafçı Naim Erol Özgüner'in gönderdiği linke telefon numarası eklediklerini belirten Korkmaz, "Sosyal amaçlı bir iş olduğu için ve daire başkanından geldiği için bunu yaptık" dedi. Korkmaz savunmasını yaparken, mahkeme başkanı araya girdi, "Heyecanlı mısın İsmet, bak Iraz kendini nasıl ifade etti, biz erkekler zorlanıyoruz" dedi.
Iraz Bayrak'ın avukatı Mehmet Furkan Akçı, müvekkilinin katıldığı toplantıların iddianamede farklı anlatıldığını belirtti. Verilerin sızdırıldığı iddiasına yönelik de konuşan avukat Akçı, "Özel şirkette çalıştığı belirtilen Mehmet Çağlar Kuru'nun İBB personeli olduğu ortaya çıktı. Haliyle bu iddia da boşa düştü" dedi. Bayrak'ın Hüseyin Gün ile hareket ettiği iddiasına yönelik, "Savcılık casusluk iddianamesini yazdığı anda Iraz Bayrak ile ilgili şüphesi sonlanmıştır" ifadelerini kullandı.
Savcılığın projeyi büyük bir gizlilikle yürütüldüğü iddiasına yönelik konuşan Bayrak, "Iraz bu proje sürecini nereden yürütmüş? Mail, kurumsal mail, kurumsal talep sistemi. Tüm hepsini USOM’la paylaşmış mı? Paylaşmış. Nasıl büyük bir gizlilik var burada?" dedi. "Aileme ve özgürlüğüme kavuşmayı talep ediyorum" diyen Bayrak savunmasını noktaladı. Bayrak'a ilk soruyu Necati Özkan sordu. "Sizinle bir temasımız, tanışıklığımız oldu mu, projelere dahlim oldu mu?" diye soran Özkan'a, Bayrak "Hayır, olmadı" diyerek yanıt verdi.
Hüseyin Gün'ü tanımadığını, hayatında hiç görmediğini söyleyen Bayrak, davada yargılananlardan yalnızca Emrah Yüksel ve Naim Erol Özgüner'le tanıştığını ifade etti. "Özgüner'le 4 yılda yalnızca 1 kez 75 saniye telefon görüşmem var. Düğünüme davet etmiştim. Konunun buraya geleceğini bilsem davet etmezdim" diyen Bayrak, "Düğüne davet ettiğim için örgüt üyesi olmakla suçlanıyorum" ifadelerini kullandı. 6 aydır cinayet koğuşunda olduğuna da değinen Bayrak, mahkeme başkanına seslenerek "Beni anlamayabilirsiniz ama belki babamı anlarsınız" diye konuştu.
İstanbul Senin projesinden suçlandığını, projenin yapım aşamasının 2019'da olduğunu belirten Bayrak, "Benim belediyeye giriş tarihim 2021. Projenin içinde yokum" dedi. Bayrak, 2023'te henüz fikir aşamasında olan İBB Hanem projesinin 4 yıllık proje olduğu iddiasına da değindi ve "İmamoğlu’nun projenin tanıtımı yaptığı iddiası var. Proje hayata bile geçmedi. Sayın başkan sayın heyet projenin tanıtımı size burada yapılıyor ilk kez" ifadelerini kullandı.
26 yaşındaki yazılım mühendisi Iraz Bayrak, üniversiteden bir hocasının önerisiyle iş başvurusu yaptığını ve toplamda 3 mülakat sonunda işe alındığını belirtti. İtirafçı Naim Erol Özgüner tarafından işe alındığı iddiasının yalan olduğunu vurgulayan Bayrak, "Bu iddianın, beni 'örgüt üyesi' suçlamasına bağlamak için kurgulandığını düşünüyorum" dedi.
Duruşmaya verilen 1 saatlik ara 2 saat sonra sona erdi. Tutuklu sanıklar, izleyiciler, gazeteciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. İBB'de yazılım mühendisi olarak görev yapan Iraz Bayrak'ın savunması başladı.
Berksoy, müvekkilinin yargılanmaktan veya adaletten kaçmadığını belirterek, "Bu garabeti ortadan kaldırın" dedi. Berksoy, Emrah Yüksel'in tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verdi.
Avukat Berksoy, "5 tane baz kaydı örgüt üyeliğine delil olur mu?" dedi ve "Mal varlığına bakıyorsunuz, atadan kalma iki tarlası var. Krediyle aldığı bir tane TOGG'u var. Onun da borçları var, ödeyemiyor. Kızının üniversite ücretini de ödeyemiyor" ifadelerini kullandı.
Avukat Berksoy, müvekkili hakkında lehe olan delillerin aleyhe yorumlandığını ifade etti ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'nin (USOM), savcılığa bağlıymış gibi insanları suçladığını belirtti. İddianamenin sandık verilerini müvekkili Emrah Yüksel tarafından yayıldığını söylediğini ancak verilerin müvekkiline hiçbir zaman gelmediğine de vurgu yapan Berksoy, İstanbul Senin uygulamasının KVKK metinlerini okumadan uygulamaya kaydolunamadığını ifade ederek, "Kişisel veriler nasıl hukuka aykırı olarak kaydedilmiş?" dedi.
İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in avukatı Hayrettin Berksoy, müvekkilinin savunmasında, "Yusuf Şahin’in ismini vermedik. Özür diliyorum kendisinden. Hakkına girdiysek helal etsin. Cahit Cihat Sarı’nın nasıl ifade aldığını herkes biliyor. Müvekkilim bilmiyorum dese suçlu durumuna düşeceğim diye düşündü. Savcılığın yönlendirmesiyle bu ifade verildi" dedi.
İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in avukatı Hayrettin Berksoy, müvekkilinin savunmasında, "Yusuf Şahin’in ismini vermedik. Özür diliyorum kendisinden. Hakkına girdiysek helal etsin. Cahit Cihat Sarı’nın nasıl ifade aldığını herkes biliyor. Müvekkilim bilmiyorum dese suçlu durumuna düşeceğim diye düşündü. Savcılığın yönlendirmesiyle bu ifade verildi" dedi.
İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in hakimlik ve savcılık sorgusu sonrası söz alan Ekrem İmamoğlu, "Bu nasıl örgüttür ki ben yöneticiyi tanımıyorum. İddianameyi yazan iddia makamını kınadığım gibi burayı da kınıyorum. Ne için burada olduğunu biliyorum. Kesinlikle ve net söylüyorum bu bir siyasi davadır. Örgüt yöneticisi örgüt liderini tanımıyorsa bu örgüt çökmüştür. Aynı şekilde bu iddia makamı da çökmüştür" ifadelerini kullandı.
İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in hakimlik ve savcılık sorgusu sonrası söz alan Ekrem İmamoğlu, "Suç örgütü üyesi olduğunu burada öğrendim çalışma arkadaşımızın. Bunu şeffaflaştırmak olacak sorumun temeli. Yüksel’e bu suç örgütü üyesi olarak suçlandığı bu çöp iddianame bir tane örgüt yöneticisi adlandırılıyor" dedi.
Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu'nun dünkü duruşma biterken, "Tek suç örgütü iddia makamıdır" sözlerinin doğru olup olmadığını sordu. Ardından tehditvari sözler savurdu ve "Haddinizi bilin, haddinizi bildiririz" dedi. İmamoğlu ise savcının çıkışına "Kabadayılık bu" sözleriyle yanıt verdi.
Sanıklar, avukatları, gazeteciler ve mahkeme heyeti duruşma salonundaki yerini aldı. Duruşma İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel'in sorgusuyla başladı.
İBB Davası’nda 17. gün başlıyor. Duruşma, İBB Bilgi İşlem personeli Emrah Yüksel’in hakim ve savcı sorgusunun ardından avukat savunmasıyla devam edecek.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












