İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davasının Silivri'de görülen ilk duruşmasının 19. oturumu görüldü

İBB yolsuzluk davasının ilk duruşması 19. oturumu 9 Nisan 2026 Perşembe bugün Silivri'de görüldü. İBB Başkan Ekrem İmamoğlu ile tutuklu sanıklar hakim karşısında savunma yapmaya devam ediyor.
Özkan, casusluk iddiası nedeniyle tutuklandığı, İBB Dosyası'nda da bağlı olduğu örgüt yöneticisi olarak gösterilen Hüseyin Gün'den söz ederek, "O kim ki bana talimat versin? Hangi donanımla, yetkiyle?" dedi. Özkan, "Eğer ben de bu suç örgütüne üye olup özgür irademi örgüt talimatlarına terk etmiş isem; bunu gösteren sıralı eylemler ve bunların kanıtlarının dosyada bulunması gerekmez miydi?" diye sordu. Mahkeme başkanı, Özkan'ın savunmasına ara vermesini istedi ve duruşmayı bitirdi. İBB Davası, pazartesi günü devam edecek.
"Hakikatlere gelirsek" diyen Özkan, "2014'ten beri Sayın İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapıyorum, seçim kampanyalarını yönetiyorum. Belediyenin rutin iletişim işlerini ben değil belediye kadroları yapıyor. Seçim kampanyası yapmak örgütsel eylem mi kabul ediliyor?" ifadelerini kullandı. Özkan ayrıca,"MASAK raporunda da ne benden veya şirketlerimden İBB veya iştiraklerine, ne de onlardan bana veya şirketlerime tek bir kuruşluk hesap hareketi bulunabilmiştir" dedi.
"Stalin bir gün adama kafayı takar, onu getirin der. Suçu yok yanıtını alınca, sen adamı getir ben ona bir suç bulurum der. Başıma bu mu geldi?" diye soran Özkan, "Bana Necati'yi getir, ben ona bir suç bulurum mu dendildi?" ifadelerini de kullandı. Davayı açanların da iddianameyi yazanların kendisinin kanunsuz ve ahlaka aykırı bir şey yapmadığını bildiğini ifade eden Özkan, 42 yıllık meslek hayatında AK Parti hükümetinin bakanlıklarına ve Başbakanlık'a bağlı kuruluşlara hizmet verdiğini de sözlerine ekledi.
2012 yılında mahkeme kararıyla itibarının iade edildiğini, TSK'ya kıdemli albay rütbesiyle davet edildiğini de söyleyen Özkan, "Aradan 30 yıla yakın zaman geçmişti. Göz bebeğimiz olarak kabul ettiğim TSK’nın düzenini bozmak yerine kıdemli albay rütbesiyle emekli olmayı tercih ettim. Bugün statüm kıdemli emekli albay statüsüdür" dedi. Özkan ayrıca şu ifadeleri de kullandı:
"Şuna inandık ve inandırıldık: Bu ülkede, bu devlette kanunsuz ve kuralsız hiçbir şey yapılmaz; devlet kanunsuz iş yapmaz"
"Değil herhangi bir suç örgütüne üye olmak, hayat boyu en ufak bir sabıka kaydı olmayan, trafik cezası bile almamış, devlete, millete, kanunlara ve kurallara sadık bir vatandaşım ben" diyen Özkan, 1983 yılında 12 Eylül darbesini yapan generaller tarafından ordudan atıldığını ifade etti. Özkan, "Bizim gibi Atatürkçü, yurtsever subayları attılar, kapıları FETÖ’ye açtılar. Sonuç malum…" dedi.
Sosyal medyada paylaşımlar yapan Emre Erciş isimli kişinin, 27 Şubat 2025'te "Ekrem İmamoğlu'nun yapmış olduğu tüm illegal faaliyetler" diyerek tweet attığını söyleyen Özkan, kasım ayında hazırlanan iddianamenin girişinde aynı şekilde yer aldığını belirtti ve "İddianameyi yazan kim? Bu beyefendi yazıyor olamaz herhalde. Eğer o yazmıyorsa, bu beyefendi ya müneccim ya da birileri bu bilgileri ona servis ediyor." dedi
"Yaptığım işi hakikatin iletişimi olarak tanımlıyorum" diyen Özkan, yürüttüğü her kampanyada hakikati tüm yalınlığıyla göstermeyi amaçladığını ifade etti. Özkan ayrıca, "Ben işimi 42 yıl boyunca üstlendiğim her işte olduğu gibi hakkıyla yaptım ve demokrasimiz adına sonuç alınmasına yardım ettim. Bu yüzden de göze battım ve hedef seçildim" sözlerine de savunmasında yer verdi. Özkan, "Beni özgürlüğümden mahrum edenler, kanunları çiğnemediğimi de iyi biliyorlar" dedi.
"Ben hangi işi yaparsam yapayım tutkuyla yaptım, başıma gelmeyen kalmadı. Sanki bu ülkede demokrasi yok, anayasa yok, ana muhalefet partisine seçim kampanyası yapmak sanki suç" diyen Özkan, "1990'dan beri kurulan her hükümetle çalıştım. Kimsenin kapısına gitmedim. Onlar bana geldi" dedi. Özkan ayrıca, İmamoğlu'nun 2019'da 13 bin oyla kazandıktan sonra seçimin yenilenmesi ve farkın 800 bine çıkmasının gücünü arttırdığına da vurgu yaptı.
İddia makamının tarafsız olması gerektiğini, Türk milleti adına karar verdiğini ifade eden Özkan, Silivri'den Kandıra Cezaevi'ne nakledilmesine ilişkin, "Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Gecenin bir vakit sağlık kontrolü dediler" ifadelerini kullandı. Daha sonra casusluk iddiasıyla da tutuklandığına değinen Özkan, cezaevindeki görevlilerin James Bond'a atıf yaparak kendisine "Hoş geldin 007" dediklerini de söyledi.
Tüm banka hesaplarına ve gayrimenkullerine el konulduğunu ifade eden Özkan, "20 tane gayrimenkulüm görünüyor. 17'si dedelerimden miras. MASAK raporu diyor ki o tarlalarda benim bölümüm yüzde 2,85. 17 tarlamın 17'sini, tanesini 5 bin liradan satabilirim" dedi. Özkan, tarafına Eylem - 13 ve Eylem - 4'le ilgili soru sorulmadığını, kendi ısrarıyla Eylem - 4'ten sorgulandığını söyledi ve "İddianamedeki bu iddialar tutuklanmamı gerektirecek kadar ağırsa neden dava konusu yapılmadı? Neden bana soru sorulmadı?" ifadelerini kullandı.
"İBB'de herhangi bir titrim, ünvanım yok. Bir kamu çalışanı değilim. Suçsuz günahsız, delilsiz ispatsız bu günü bekliyorum" diyen Özkan, vatandaşlık haklarının ihlal edildiğini de belirtti. Emniyette ve sulh ceza hakimliğinde her şeyi anlattığını söyleyen Özkan, 2014, 2019 ve 2024 seçim kampanyalarını yürüttüğünü, Cumhurbaşkanlığı kampanyasına da başladıklarını ancak hapse atıldıklarını ifade etti.
İBB Davası’nda sıra, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’ın savunmasına geldi. Özkan söze, “387 gündür bu anı bekliyorum. Sabrınızı rica edeceğim” diyerek başladı.
Müvekkilinin örgüt üyesi olmadığını ifade eden Koçoğlu, “Türkiye’nin en kalifiye elemanlarını, geleceğini yargılıyorlar. İtirafçılar üzerine bir yargılama yapılıyor. Tahmin var, delil yok” dedi ve Melih Geçek’in tahliyesini talep etti. Koçoğlu’nun ardından duruşma savcısı, itirafçı Naim Erol Özgüner hakkında Eylem - 13 kapsamında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Bu talep salonda alkışlarla karşılandı.
Avukat Koçoğlu, "Naim Erol güvenilmezdir. Bu dosyada tek doğru verdiği bilgi, adı soyadıdır. Kendi adına şirket kurup daha sonra bu şirketi İBB çalışanına geçiren, ondan sonra da şoförünün üzerine geçiren kişidir. Ne oldu şoför operasyonu yaptınız niye onu almadınız?" dedi. Müvekkiliyle ilgili "Kendi ülkesinde rehin tutuluyor" ifadelerini kullanan Koçoğlu, ifadeleri birebir aynı olan gizli tanıklar Meşe ve İlke'ye de değindi, "Onları aynı andan getirin. Gelemezler ki. Çünkü aynı kişi" ifadelerini kullandı.
İtirafçı Naim Erol Özgüner'in, Ekrem İmamoğlu'nun yıllar önce kullandığı telefonu savcılığa teslim etmesini hatırlatan avukat Koçoğlu, servis edilen fotoğrafta telefonun ekranındaki tarihin 23 Mart 07:57 olduğunu ifade etti. Telefonla ilgili arama kararının 27 Nisan 2025 olduğunu, 14 Mayıs'tan önce yapılan aramada da ele geçirildiğini belirten Koçoğlu, "Bu durum, telefonun özgürlük pazarlığı için elde tutulduğunun kanıtıdır" ifadelerini kullandı.
Koçoğlu, bu dosyadan İBB Hanem'in ayrılması gerektiğine vurgu yaptı ve "İBB Hanem hayata geçmemiş bir proje. Müvekkilim ilk kez benden duydu bu projeyi. İBB Hanem’de hiç kimse Melih Geçek vardı demiyor" dedi
Bizleri ham delillerle yargılamak zorundasınız" diyen Koçoğlu, "Benim müvekkilimi lansmanına bile davet edilmediği İstanbul Senin uygulamasının sorumlusu olarak görüyorlar" ifadelerini kullandı. Koçoğlu, itirafçı Naim Erol Özgüner'in Çağlayan Adliyesi'nin 7. katında kız arkadaşıyla birlikte yemek yediğini ancak müvekkiline yemek verilmediğini de söyledi.
Ara sona erdi. İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun savunması devam ediyor. Koçoğlu, müvekkilinin siyasi rehine olduğunu ifade etti ve “Savcı müvekkilime ‘Gel sana çok iyi çalıştım’ dedi. Çok iyi çalıştığı buysa… İfade alınırken manipülasyon yapılıyor” dedi.
İddianamenin basın toplantısıyla duyurulduğunu hatırlatan Koçoğlu, müvekkilinin kişisel verileri sızdırma suçundan yargılandığını belirterek, "İddianame basına verilerek kişisel veriler ihlal edilmedi mi? İddianame daha size gelmeden duyuruldu, böyle bir usul mü var?" dedi. İddianamenin ilk sayfasındaki 'ahtapotun kolları' ifadesinin, dosyanın siyasi olduğunu ispatladığını söyleyen Koçoğlu, "Ertan Yıldız dışarıdayken bu insanlar neden içeride?" dedi. Mahkeme başkanı duruşmaya ara vermek istedi. Koçoğlu ise, "Bende sorun yok, devam ederim" dedi. Mahkeme başkanı, "Bizde sorun var" diyerek duruşmaya öğle arası verdi.
İBB operasyonları yapıldığından beri savcılıkla muhatap olamadıklarını ancak kendisi nisan ayında gözaltına alındığında savcıyı görebildiğini ifade eden avukat Koçoğlu, savcı Cahit Cihat Sarı'yla görüştüklerinde dosyanın etkin pişmanlık üstüne oturtulacağını anladığını belirtti. Koçoğlu, başka bir savcıyla daha görüştüğünü, şimdi başsavcı vekili olan dönemin savcısının kendisine, "Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almamız gerekiyordu" dediğini ifade etti. Koçoğlu, "Ben bunu yaşadıysam buradakiler kim bilir neler yaşadı" dedi.
Avukat Koçoğlu, yanında getirdiği çantayı açtı, içinden 500 bin lira çıkarttı ve mahkeme başkanına seslendi:
"Müvekkilim bugün tahliye edilirse ben de çıkıp 2 yıl sonra hakime rüşvet verdim desem bunu nasıl ispatlayacaksınız? Şu an sizinle baz verdim. Paranın dekontu da burada. Merak ediyorum, kendinizi nasıl aklayacaksınız? Para burada, çanta burada. Ne yapabilirsiniz? Bu insanlar almadıkları rüşvetle yargılanıyor. Benim müvekkilim hakkında rüşvet iddiası yok, neden rüşvetten tutuklandı?"
Müvekkili Geçek'in 19 Mart'ta gözaltına alındıktan sonra 23 Mart'ta tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildiğine değinen avukat Koçoğlu, "İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği müvekkilimi serbest bıraktı. Savcılık bu karara itiraz etti. Sonra ne mi oldu? Yıllardır Sulh Ceza Hakimliği yapan adam görevden alınıp ertesi gün İcra Mahkemesi Hakimi yapıldı" dedi.
Ekrem İmamoğlu'nun yargı tacizine uğradığını ifade eden Koçoğlu, duruşma savcısının İmamoğlu'na yönelik "Haddinizi bilin, yoksa bildiririz" sözlerine değinerek, "Burada söyledikleri nedeniyle duruşma salonundaki merdivenden inmeden soruşturma açılıyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı zaten soruşturmayı açmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bağlı duruşma savcısı bu konuda soru soramaz. Nasıl biz avukatların mikrofonu kapatılıyorsa, savcı beyin de kapatılması gerekiyordu" dedi.
Avukat Koçoğlu, savcılık makamının soruşturma aşamasında avukatların işini zorlaştırdığını ancak yargılama aşamasında daha da ileri gittiğini ifade etti. Dosyadaki dijitallerin savcılıkta olduğunu ifade eden Koçoğlu, "Savcı neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz. Dosyada eksik evrak olmadığı ne malum? Belki de şu an hukuka aykırı delillerle yargılanıyoruz. Benden hukuki savunma yapmamı istiyorsunuz ama savcılık makamı bana delilleri vermiyor. Nasıl yapacağım?" dedi.
Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun savunması başladı. Avukat Koçoğlu, babasının Balyoz Kumpası'nda tutuklanıp 1,5 yıl hapis yatan bir isim olduğunu ve daha sonrasında beraat ettiğini, 2022 yılında da tazminat aldıklarını belirterek söze başladı. Koçoğlu, "Haklının acelesi yok derler. Tutukluluk varsa, haklının acelesi vardır. Sizden adalet bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, Geçek'e "İddianamenin starı Hüseyin Gün'le toplantı dışında bir münasabetin oldu mu?" diye sordu. Geçek, "Biz kendisine notumuzu vermiştik. Kendisine kartvizitimi bile vermedim" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan ise, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'in ifadesinde "Necati Özkan İstanbul Senin'in reklam işleri yapardı" dediğini hatırlattı. Bunun üzerine Geçek, "Erol öyle ifadeler kullanmış ki, alın çürütün demiş bize" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, Geçek'e teknik konularda risk içeren bir durum olduğunda tavrının ne olduğunu sordu. Geçek, "Daha önce uyarmışlığım oldu, hiç çekinmedim" dedi. İmamoğlu, Naim Erol Özgüner'in önce evine götürdüğü sonra da "İmamoğlu'nun telefonu" diyerek savcılığa teslim ettiği, ancak yıllardır kullanılmadığı ortaya çıkan telefona da atıf yaptı ve "Telefonun incelenmesi 1 yılı aşkın zaman sürer mi?" diye sordu. Geçek, dava dosyasında telefon incelemesine dair bir şey görmediğini belirtti.
Ekrem İmamoğlu, "Bu davaya bu işleri sokanların ne kadar kötücül niyetli olduğunu söylemek isterim. Geçek, beni uyarmadı. Bunu iddianameye bunu taşıyan insanları kınadığımı söylemek istiyorum" dedi.
Sanıklar, avukatlar, gazeteciler ve izleyiciler yerini aldı. Duruşma, İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in dava sorguyla başladı. İlk olarak Geçek, hakkındaki iddialara yönelik soru soran Ekrem İmamoğlu, "Size şunu müdür yap ya da gayri meşru hukuka uygun olmayan bir talimatım oldu mu?" diye sordu. Geçek'in "Asla gelmedi" yanıtının ardından İmamoğlu, "Özel vasıflı üye kavramının ne anlama geldiğini bir tek savcı biliyor. Bizim ruhumuzda 86 milyon insanın eşitliği var. İçinde Türkü, Kürdü, Çerkezi, Alevisi herkes var" dedi.
İBB Davası’nın 19. günü başlıyor. İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in savunmasıyla sona eren 18. günün ardından dava sorguyla devam edecek. Daha sonra Geçek’in avukatının savunması başlayacak.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












