loading
close
SON DAKİKALAR

ILO toplantısı boykotun gölgesinde başladı: 51 ülkeden 4'ü katılıyor

ILO toplantısı boykotun gölgesinde başladı: 51 ülkeden 4'ü katılıyor
Tarih: 02.10.2017 - 10:26
Kategori: Gündem

ILO’nun 10. Avrupa Bölge Toplantısı İstanbul’da başladı. Onlarca ülkenin işçi konfederasyonlarının Türkiye’nin ifade özgürlüğü ve işçi hakları karnesi nedeniyle boykot ettiği toplantıya, DİSK ve KESK de katılmıyor.

Bugün İstanbul’da başlayan ve 3 gün sürecek Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 10. Avrupa Bölge Toplantısı, pek çok üye ülkenin Türkiye’yi boykot etmesi nedeni ile düşük katılımla gerçekleştirilecek. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) girişimiyle başlatılan boykot, Türkiye’de yaşanan ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile işçi hakları konularındaki kötü gidişata dikkat çekme amacı taşıyor.

Türkiye’den de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) da İstanbul’daki toplantıya katılmayacağını açıkladı. Türk İş, Hak İş, Memur-Sen ve Kamu-Sen ise Türkiye adına ILO toplantısına katılma kararı aldı. 

Bu yıl 10.’su düzenlenecek olan ve her 4 yılda bir yapılan Avrupa Bölge Toplantısı, toplamda 51 Avrupa ve Orta Asya ülkelerinden hükümet, işveren ve çalışan temsilcilerini bir araya getiriyor. İstanbul’daki toplantının başkanlığını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu yapıyor.

Toplantının açılışında söz alan Başbakan Binali Yıldırım, "Çevremizdeki savaş ve karmaşaya rağmen,Türkiye büyümeye devam ediyor" dedi.

Yıldırım'ın açıklamaları şöyle:

"Maalesef AB bölgedeki gelişmeleri izlemekle ve sırtını sıvazlamakla yetindi. Türkiye büyük bir ülke, yardım gelse de gelmese de insanlık için bu işleri yapmaya devam edecek. Son açıklanan uluslararası raporlara göre, dünya genelinde insani yardım açısından gayrisafi milli hasıla bakımından ayırdığı payda Türkiye, Amerika'dan sonra ikinci sırada yer alıyor.

2008'de başlayan küresel ekonomik krizin etkileri tam anlamıyla geçmiş değil. Küresel büyüme son 1-2 yıl içerisinde az da olsa artış eğilimine girmiş olmakla beraber, yeni yeni küresel sorunlar kapımızı çalıyor.Böylesine derin bir kriz yaşadı ki dünya maalesef birçok ülkeler iflasın eşiğine geldi. Türkiye etrafında var olan iç savaş, kaos ve kargaşaya rağmen bir darbe olayı ile karşı karşıya kalmasına rağmen bütün bu güçlüklerin üstesinden gelmeyi başarmış ve krizden itibaren büyümesinde hiçbir gerileme olmadan sürdürülebilir büyümeyi yakalamıştır.2017 ilk yarısında yüzde 5 üzerinde büyüme sağladı. Bu Çin ve Hindistan'dan sonra en büyük büyümedir. Avrupa Birliği ülkelerinin toplam ortalama büyümesinin iki katından fazladır.

"TÜRKİYE'Yİ TEĞET GEÇTİ"

Küresel kriz Türkiye'yi teğet geçti. İnsan ve toplum merkezli yaklaşımlarımız, vatandaşlarımızın ve çalışma hayatının tüm kesimleriyle ortak diyaloğumuz ciddi anlamda katkı sağlamıştır.İş piyasalarını da olumsuz etkiledi. İstihdamı da olumsuz etkiledi. Bunun yanı sıra ekonomik hayatta da ciddi çalkantılar oluşturdu.Türkiye hem coğrafi olarak hem de medeniyet ve kültür birikimi olarak Avrupa ile Asya arasında bir köprü görevi ifa etmektedir. Bu öylesine bir görev ki medeniyetlerin çatışmasını önlediği gibi buluşmasına da fırsat sağlıyor. Doğu ile Batı arasındaki zaman zaman değişen ekonomik geçirgenliği de köprü vazifesiyle sağlamış oluyor.

Bütün ülkelerin kaderi, şöyle böyle birbirine bağlı. Dolayısıyla sorunların çözümüne birlikte kafa yormak lazım, birlikte çare üretmek lazım. Belirli ön yargılarla kapıları kapatmak, bir ülkeyi tasnif dışı yapmak, başka ülkelerle iş tutmak, bölgesel barışa da küresel kardeşliğe de hiçbir katkı sağlamaz.

70'li yılların başında havacılığın merkezi Amerikan kıtası idi, 80'li yıllarda Avrupa'nın batısı oldu, 90'lı yıllarda Avrupa'nın merkezi oldu ve şimdi havacılık bizim coğrafyamızda oldu. Ve bu nedenledir ki Türkiye bugün dünyanın en büyük havalimanını yapıyor.Böyle bir ülkedesiniz ki 3 saat uçuşla 56 ülkeye ulaşabiliyorsunuz. 30 trilyon dolarlık bir ekonomik yıllık varlığın döndüğü bir ülkede bu toplantıyı gerçekleştiriyorsunuz.

15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde demokrasiye, özgürlüklere ve insan haklarına yapılmış en alçak, en ağır saldırıdır. FETÖ terör örgütünün ülkemizde asker içinde, bürokraside, yargıda, poliste, ticaret hayatında yıllardan beri yetiştirdiği, geliştirdiği sakat ruhlar, sakat kafalarla, aklını kiraya vermiş insanlarla, devletin tankını, uçağını, topunu, tüfeğini çalarak milletin üzerine doğrultması suretiyle, seçilmiş Hükümeti, seçilmiş Cumhurbaşkanını ortadan kaldırmak, ülkede bir darbe rejimi getirmek için başlattığı kalkışma, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Türk milletinin asil duruşu, silahlara karşı hayatını ortaya koymasıyla birlikte başarısız hale gelmiştir. Demokrasimiz kurtulmuştur, Türkiye'nin karanlığa gömülmesinin önüne geçilmiştir.Türkiye bir hukuk devleti, hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Bu tasfiye işinde haksızlığa uğramış olanlar olabilir. Dedik ki "İtirazlar gelsin, incelenecek. Gerekli cevaplar verilecek ve haksızlığa uğrayanlar varsa işlerine dönebilecekler. Devlet içinde, yargıda, orduda, poliste, bürokraside yuvalanan ve bu darbe girişimi içinde olanlarla öyle veya böyle ilişkide olan bu unsurların da temizlenmesi bir ülkenin en doğal hakkıdır.

ÜLKELERİN KADERLERİ BİRBİRİNE BAĞLI

Ülkelerin kaderi birbirine bağlı. Gerek Irak'ta, Kudüs'te, Suriye'deki istikrarsızlığın birinci derecede faturasını biz ödüyoruz. Mülteci geçişlerini günlük 3 bin 500'lerdekini sıfıra indirdik. Hala sitem dolu sözler yapılması, terör örgütüne kucak açılması bizleri üzüyor.

Birleşmiş Milletler, AB gibi İLO'nun da bir kuruluş olarak görevleri var. İşbirliğini esas alan yaklaşımla geleceği inşa etme ihtiyacımız var. Bu toplantının ana temasını oluşturan bölgedeki istihdamın geleceği bir taraftan da küreselleşmeyi ifade ediyor. İnsanlar gelecekten kaygı duyuyor. Bazı meslekler ortadan kalkıyor, robotlarla iş yapma, alınteri yerini akıl terine bırakıyor. Bu değişimlere karşı hem ülkenin dinamik tedbirler alması lazım. İşyerini de devamını esas alarak değişimi dönüşümü gerçekleşmesi lazım.

Şimdi, işyeri işin devamı, işverenin ne kadar sorumluluğundaysa çalışanların çalışanları temsil eden sendikaların da o kadar sorumluluğunda. İşyeri devam edemezse bu sefer ne işçi kalır ne işçi haklarından bahsedebilirsiniz. Değişim kaçınılmaz bir gerçek olmakla beraber, her zaman da endişeyle karşılanır. değişime her zaman direnç olmuştur. Bugün de haklı olarak insanlarımız bu kaygıyı duymakta ve bizden rahatlatıcı etkin çözüm yollarını beklemektedir.

DAHA FAZLA İŞ ALANI BULMAMIZ LAZIM

Bölgemiz ve ülkelerimizin huzuru ve istikrarı için yapmamız gereken şey vatandaşımızın sesine kulak vermek ve birlikte çalışmak. tüm değişim unsurlarını esas alarak, iyi bir iş imaknı oluşturmak tüm hükümetlerin görevi olmalıdır.

Ortalama yaş oranı Türkiye'de 30. İş gücüne ve istihdama katılışta yüzde 45'lerden yüzde 55'lere yükseldi. Her yıl işgücüne katılım bulduğumuz iş sayısından fazla. Her yıl Türkiye 1 milyon vatandaşına iş buluyor. Yeni fabrikalar açılıyor ama istihdama katılım 1 milyon 300 bin. Daha fazla iş alanı oluşturmamız lazım.Türkiye uzunca bir yıldan sonra istikrar dışında ekonomik büyümenin adil paylaşımını destekleyerek başarmıştır. Kalkınmanın en önemli unsuru, vatandaşlarınızın mutluluğu refahıdır. İnsanlarımızı mutlu etmek, yaşam kalitesini artırmak haline gelmesini hissettirmek istiyoruz. Sosyal adaleti gelir dağılımını iş güvenliği ve iş güvencesini ve örgütlenmeyi son derece önemsiyoruz. Sendikalaşmaktan korkmayalım. Olaylara bakış ortak olsun. Zıtlaşmakla değil, sendikacılık ideolojik ayrışma anlamına gelmemeli.

Demokrasinin olmazsa olmaz şartı, bugün tüm kesimlerin kendini özgürce ifade etmesine imkan tanınmasıdır. İktidarımızda attığımız adımlarla ekonomide olduğu gibi özgürlüklerde ciddi yollar katettik. Türkiye ekonomisi 3 kat büyüdü, kişi başı milli gelir 3 kat büyüdü. Yeni Orta Vadeli Programda Türkiye 2020'de orta gelir grubundan yüksek gelir grubu ülkeler arasına geçmiş olacak. Yatırım, istihdam ve üretime öncelik veren hesefler çerçevesinde yeniden gözden geçiriyoruz.

Türkiye'nin genç nüfusu uzun yıllar hem bizim ülkemiz hem de civarımızdaki ülkeler için önemli bir fırsat olacaktır. eğitimde fırsat eşitliği konusunda ciddi bir emsafe aldık. 2019 yılından itibaren Türkiye tekli eğitim sistemine geçme durumuna geldi.

Eğitim istihdam bağlantısı hükümetimizin önem verdiği konular başında geliyor. Meslek anlamında nitelikli insan yetiştirmeyi sağlayacak, mesleki eğitimin kalitesini de artıracak düzenlemeleri yaptık. OSB'lerde meslek lisesi açılması, çıraklar yetiştirilmesi gibi birçok tedbiri hayata geçirdik. Toplumun talepleri doğrultusunda sürekli yeniliyoruz. Genç işsizliğin önüne geçmek için yeni hedefimizin ulusal genç istihdam stratejisi."

***

ILO TOPLANTISI BOYKOTUN GÖLGESİNDE YAPILIYOR

ILO’nun kuruluşunun 100. yıl dönümü öncesi son bölgesel toplantı olması nedeniyle büyük önem verilen toplantı, boykotun gölgesinde yapılıyor.

Bundan birkaç ay önce İstanbul’da yapılması planlanan toplantının ILO'nun merkezinin bulunduğu İsviçre'nin Cenevre kentine alınması ya da başka bir tarihe ertelenmesi önerisinde bulunan Avrupalı işçi sendikaları, ILO yönetimi ile yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca “boykot” kararını açıklamışlardı. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ile Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ortak kaleme aldıkları bir bildiriyle, Türkiye’de bulunarak demokratik haklar ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğü ilkesine dönülmesi, ihraç edilen, açığa alınan ya da tutuklanan çalışanlar için adalet sağlanmasını istediler ve İstanbul’a gelmeyeceklerini açıkladılar.

Alman Sendikalar Konfederasyonu (DGB) Başkanı Reiner Hoffmann da, boykot kararlarını bir mektupla Federal Alman Çalışma Bakanlığı'na bildirdiklerini söylemişti. Türkiye'de son dönemde demokrasi, işçi hakları, örgütlenme özgürlüğü gibi konularda yaşanan gelişmelerden rahatsız olduklarını, buna tepkilerini göstermek istediklerini vurgulayan Hoffmann, “Türkiye'deki baskıcı iç politika ve sınırlandırılmış basın özgürlüğün nedeniyle, bu etkinlik yaşanan mevcut gelişmelerle dürüst bir şekilde yüzleşmeye de katkı sağlamayacaktır. Bu nedenlerden ötürü DGB, İstanbul'daki bölgesel konferansa katılamaz, katılmak da istemez" açıklaması yapmıştı.

“51 ülkeden sadece 4’ü katılacak”

Boykot kararına ilişkin
DW Türkçe’ye konuşan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, toplantıya katılmama kararına DİSK Başkanlar Kurulu’nda tüm üye sendikaların oybirliği ile aldıklarını dile getirdi. Türkiye’de OHAL ile tüm işçi, haklarının askıya alındığına vurgu yapan Çerkezoğlu şöyle konuştu: “Zaten sınırlı olan haklar bütünü ile gasp edildi. Artık dünyada herkes bunları görüyor. ILO'daki boykot da bunun bir göstergesi. Biz de bu şartlar altında İstanbul’da düzenlenecek toplantıya katılmak bir anlam taşımayacağı için boykot kararı aldık.”

Boykot kararına neredeyse tüm Avrupa ülkelerinin işçi sendikalarının uyduğunu dile getiren DİSK Genel Sekreteri, “İstanbul’daki toplantıya son listelere göre 51 ülke içerisinde yalnızca 4 ülkenin işçi konfederasyonu katılacak. Onlar da Bosna Hersek, Azerbaycan, Kazakistan ve Rusya. Hatta Rusya da konfederal düzeyde değil, işçi temsilciliği olarak katılacak” diye konuştu. Bu haftasonu DİSK yönetimi olarak ILO 10. Avrupa Bölge Toplantısı, ILO Genel Direktörü Guy Ryder ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini anlatan Çerkezoğlu, Ryder’ın boykot kararı ile ilgili olarak kendilerine, “Kararınızı anlıyorum ve saygı duyuyorum” dediğini de sözlerine ekledi.

"ILO'nun tarihinde bir ilk”

ILO’nun yakın tarihinde bu kadar kapsamlı bir boykot kararı olmadığına işaret eden Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik ise sendikaların bu tavrı yanında toplantıya hükümet düzeyindeki katılımların da düşük düzeyde kaldığına dikkat çekti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ülkelerden 7’sinin bakan düzeyinde katılım gerçekleştireceği belirtilirken, Doç. Dr. Çelik, şunları söylüyor: “Toplantının hükümetler kanadında da profil çok düşük. Normalde dört yılda bir yapılan bu toplantıya tüm ülkeler bakan düzeyinde katılır. Ama bu kez örneğin Almanya, konsolosluktan bir ateşe ile temsil edilecek. Pek çok ülke de bu şekilde. İlk kez ILO üyesi bir ülke böylesi geniş katılımlı bir boykot ile yüz yüze geliyor .”

“Bu toplantıya çok emek vermiştik”

Öte yandan Türk İş, Hak İş, Memur-Sen ve Kamu-Sen ise Türkiye adına ILO toplantısına katılma kararı aldı. Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, “Biz DİSK ve KESK’in tavrını doğru bulmuyoruz” dedi. ILO 10. Avrupa Bölge Toplantısı’nın Türkiye’de yapılması için DİSK yöneticileri ile beraber Avrupa’da temaslarda bulunduklarını ancak daha sonra DİSK’in boykot kararı aldığını dile getiren Kavlak, şunları söyledi: “Eğer bir eleştiriniz varsa, gelir toplantıda söylersiniz. Bu şekilde katılmamayı doğru bulmuyoruz. Bu toplantıyı Türkiye’ye getirebilmek için hep beraber çok emek verdik. Ama şimdi toplantı Türkiye’de fakat katılım maalesef böyle oldu.”

DW Türkçe-Milliyet

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları