loading
close
SON DAKİKALAR

Kemalbay: Erdoğan’ın her kabadayılığının faturası halka kesiliyor

Kemalbay: Erdoğan’ın her kabadayılığının faturası halka kesiliyor
Tarih: 10.10.2017 - 12:09
Kategori: Siyaset

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, ''Şeffaf olmayan, hesap vermeden yürütülen saldırgan politikalar, sarayın örtülü ödeneklerinden yapılan harcamaları da bize gösteriyor. Erdoğan’ın yaptığı her kabadayılığın faturası halka kesiliyor'' dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin grup toplantısında konuştu. 

Kemalbay şöyle konuştu: 

"Bugün 10 Ekim. 2 yıl önce yaşamını yitiren 102 yoldaşımız emek ve barış için mücadele yürütüyorlardı. Barış mitingine Türkiye halklarına barışı armağan etmek için katılmışlardı. Onları IŞİD saldırısında kaybettik. 2 yıldır, bu katliamı anma etkinliğimiz kolluk güçlerinin saldırısına maruz kalıyor. Hayatını kaybeden yoldaşlarımızın yakınları anma etkinliğinden bile mahrum bırakılıyor. AKP bir tek adam rejimini kurmaya çalışıyor ve bu tek adam rejimini oluştururken de demokrasi güçlerine saldırmaya devam ediyor. Tıpkı 2 yıl önce yaralıların üzerine nasıl gaz atıldıysa 2 yıldır anma etkinliklerine de aynı muamele yapılıyor. Bu neyin korkusudur, neyin telaşıdır? Aslında bu korku suçlu olmanın, suçüstü yakalanmanın korkusu. Çünkü AKP-Saray iktidarının 5 Haziran Diyarbakır mitingimizden, 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan bu yana gerçekleşen bütün saldırılarda sorumluluğu bulunmaktadır.

10 Ekim’de hayatını kaybedenler tek kelimeyle anılmadı

Bugün AKP’nin grup toplantısında bir kelime dahi ifade edilmedi. 15 Temmuz darbe girişiminde yaşamını yitirenleri her vesileyle anan Hükümet, 102 barış mücadelecisini neden bir kelimeyle olsun anmaz? Tarihimizdeki bu en büyük katliamlardan biri olan bu katliamı neden bir kere olsun kınamaz. 

6-8 Ekim’in araştırılmasını reddettiler

Bu hafta olağanüstü, böylesine önemli günlerin yaşandığı haftalardan biri. 6-8 Ekim eylemlerinin gerçekleştirildiği tarihin 3. yıl dönümü. 6-8 Ekim olayları da Hükümet tarafından her zaman çarpıtılarak, yalanlarla kendi kamuoylarına bir algı oluşturmak için kullanılıyor.

Defalarca bu protestolarda yaşanan katliamları araştırmak için önergeler verdik, fakat hiçbiri hükümet tarafından kabul edilmedi. Buna karşılık AKP Genel Başkanı Erdoğan her fırsatta 6-8 Ekim olaylarını partimize karşı gündeme getirdi. Sürekli bir yalanı tekrar etti. 

Katliamları kullanıyorsunuz

Siz katliamları her zaman kendi iktidarınızı muhafaza etmek, kendi iktidarınızın vasıtası kılmak için kullanıyorsunuz. Siz bu ölümlerden besleniyorsunuz. Ölümlerden nemalanıyor, ölümleri ranta çevirmek istiyorsunuz. Tıpkı Suruç Katliamı, tıpkı 10 Ekim Katliamı gibi, 6-8 Ekim’de yaşanan katliamda da Hükümetin büyük sorumluluğu vardır.

İdlib’den askerin çekilmesi lazım. Şu anda Türkiye askeri İdlib’de ve ona IŞİD türevi olan çeteler eskortluk yapıyor. Bu aslında girilen kirli ilişkilerin, savaşta Türkiye’nin aldığı rolün ve nasıl bir tehlike içinde olduğumuzun, savaş riski altında olduğumuzun da bir göstergesi. 

O nedenle biz hemen bu savaşçı politikaların durdurulması gerektiğini, askerlerin başka halkların coğrafyasında işi olmadığını, halkın bütçesinin savaşa aktarılmasının karşısında olduğumuzu belirtiyoruz ve hem içeride hem dışarıda barışçıl politikaların yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz.

Erdoğan’ın her kabadayılığının faturası halka kesiliyor

Bu kadar saldırgan politikalar elbette ki büyük bir bütçeyle gerçekleştirilebilir. Yine şeffaf olmayan, hesap vermeden yürütülen bu saldırgan politikalar, sarayın örtülü ödeneklerinden yapılan harcamaları da bize gösteriyor. Erdoğan’ın yaptığı her kabadayılığın faturası halka kesiliyor.

Milletin parasıyla itibar olmaz

Milletin parasıyla itibar üretme peşindeler halbuki bu ülkede insan hakları endeksi yerlerde, işkence sistematik bir halde devam ediyor, cezaevleri tıklım tıklım. Böyle bir ülkenin itibarından söz edilebilir mi? 

Türkiye’de üretim can pazarı olmuş. Fabrikalarda, iş yerlerinde iş cinayetlerinde en ön sıralarda. Böyle bir çalışma rejiminin, böyle bir ülkenin itibarı olabilir mi? Siz itibar istiyorsanız bu endeksleri değiştirmeniz lazım. Kadın cinayetleri yine Türkiye’de dünyada ilk sırada. Her geçen gün de kadın cinayetleri yaşanıyor. Siz bunlara göz yumdukça, haksız tahrik indirimler vererek yürüttüğünüz kadın düşmanı politikalarla itibar sahibi olamazsınız.

İşçiler, çiftçiler tasarruf edecek durumda değil

Daha iyi çalışma koşullarında insana yakışır bir ücret almak istiyorlar. İşsizlik tehdidiyle, açlıkla hizaya getirilmek istiyorlar. Ama cam işçileri diyorlar ki aç da kalsak direneceğiz. Neden? Çünkü tasarruf edemiyorlar. Zaten aldıkları ücretler, en temel giderlerini bile karşılayamıyor. Cam işçisi açlık sınırında, koşullar çok ağır. Fındık üreticileri Giresun’da, kayısı üreticileri Malatya’da, tütün üreticileri Adıyaman’da sokaktalar. Tasarruf edecek durumda değiller. 

Bugünlerde, AKP-Saray iktidarının politikaları ve harcamaları öyle bir boyuta geldi ki, iyi işleyen ekonomi yalanları da çöktü. Kriz kapıda, kriz erteleniyor, borçlarla şişirilen tüketimi körükleyerek kriz geleceğe erteleniyor. 

Kendini cumhurbaşkanı olarak tanıtan biri sizi ararsa altınlarınızı vermeyin

Diyorlar ki “ekonomimiz çok iyi, ekonomimiz 2023 vizyonunda devam ediyor.” Herhalde MTV’yi yüzde 40 yaparak 2023’ü bulacaklar. Bir yandan da çağrıda bulunuyorlar. Altınlarınızı getirin diyorlar. Altınlarınızı isteyen Cumhurbaşkanı adlı bir şahıs sizi ararsa sakın ha sakın onlara altın maltın vermeyin. Altından sonra da gelip sizin ekmeğinizi isteyecekler. Vatandaşın kötü günler için ayırdığı altınlara göz dikerek mi gelecek planlarınız uygulayacaksınız? Siz böyle planlarla mı büyük ekonomi olacaksınız? Yalanlarınız işte böyle satır aralarında ortaya çıkıyor. Eğer paraya ihtiyacınız varsa biraz kendi harcamalarınızı kısın, lüks araçlara binmeyin, yurt dışı gezilerine araçlarınızı taşımayın. Mütevazı olun hatta trene binin, otobüse binin. Biraz halkı anlamak için bunu yapmaya ihtiyacınız var.

Bir gece ansızın gidebilirler

Sonuç olarak, onlar aslına kendi kuyularını kazıyorlar. Öyle bir kriz yarattılar ki, bir gece ansızın gelebiliriz diyorlar ya, bir gece ansızın gidebilirler. Hani bunun için de hazırlık yaptıklarını zaten biliyoruz. Bir taraftan da uçaklar, jetler satın alıyorlar. 

Beyefendi kafa tutuyor emekçi ücretleri düşüyor

Son günlerde, daha önce hiç olmadığı kadar ABD ile yakın olduklarını söylemişlerdi Trump’la pozlar vermişlerdi. O havuz medyası manşetler atmıştı, fotoğraflarını basmıştı. Tiyatrolar sergilemişlerdi. Onun da kokusu çıktı.
ABD ile bir vize krizi adı altında kriz yaşanıyor. Vizeler askıya alındı. Erdoğan da güya onlara karşı misilleme yaptı. Kıbrıs’tan beri en ciddi krizini yaşıyor ABD ile. Bu, ekonomik krizi derinleştiren bir durum oldu. Yani beyefendi bir yerde birisine kafa tutuyor ertesi gün Türkiye emekçilerinin ücretleri aşağı doğru iniyor. Peki bu ücretleri arttırmak için sonra siz bir şey yapıyor musunuz, hayır.

Şuursuz dış politika

Her türlü şuursuz iç ve dış politikayla Türkiye emekçilerini soyup soğana çeviriyorlar. Amerikan parası bu krizle değer kazanırken Türk lirası yerlerde. 

Putin satrançta Erdoğan’ı yendi

Bu krizin arkasında yatan birçok neden var. İdlib’den Reza Zarrab’a kadar pek çok karanlık ilişki söz konusu. Bir Rusya uçağı düşürüldü, o uçak düşürüldükten sonra bakın Türkiye ordusunu Rusya’ya kaptırdı. Putin satrançta Erdoğan’ı yendi. Putin satrançta bir kez daha Erdoğan’ı yendi. 

Hak ihlallerini takip etmekte zorlanıyoruz

Büyük insan halkları ihlalleri yaşanıyor. Bunları takip etmek bile zor. Çünkü bu ihlaller çok yaygınlaştı. Özellikle basındaki ambargodan dolayı haber alma hakkının da gasp edilmiş olmasından dolayı yaşanan şiddeti, linci, infazları, insanlık dışı olayları takip etmekte zorlanıyoruz.

İşkence yapanlar hesap verecek 

Muğla’da bir grup yurttaş çıplak bir şekilde yere yatırılmış. Fotoğrafları sızdırılarak halkta korku yaratılmaya çalışıldığı, halkı sindirmek için bu tür uygulamaların yapıldığını biliyoruz. Yine aynı yerde 5 kişinin infaz edildiği haberleri var. Türkiye’de idam cezası yoktur. Bu vahşi uygulamayı yapan, tıpkı Ebu Gureyb Cezaevi’ndeki gibi, tıpkı İsrail’in yaptığı gibi bu uygulamaları yapanlar, siz şimdi birileri sırtınızı sıvazladı diye bunları yapabilirsiniz, ama unutmayın, işkence yapanlar eninde sonunda hesap verecek. Çünkü işkence insanlık suçudur, insanlık suçunda zaman aşımı olmaz. Gün gelecek devran dönecek.

Zorla müdahale cinayettir

Nuriye ve Semih, işlerini geri alabilmek için direniyorlar. Zulme karşı direnmek haktır, onlar da bu haklarını kullanıyor. Nuriye tuvalet ihtiyacını bile gideremiyor. 216 gün oldu. Başına jandarma dikiliyor, ama refakatçi verilmiyor. Nuriye ile Semih zorla besleme tehdidiyle karşı karşıya. Bu işkencedir. Onları derhal serbest bırakın, işlerine iade edin. Kurduğun o komisyon ne iş yapıyor? Nuriye ile Semih’in durumu hemen incelenmeli. Eğer Nuriye ile Semih’e bir şey olursa, onları adım adım ölüme sürükleyen sizler olacaksınız.

Ayşe Öğretmen neden ceza aldı?

Ayşe Öğretmen ceza aldı. Suçu neydi? İnsanlar ölmesin diyen Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ayşe Öğretmen cezaevinde, daha fazla insan ölsün diyenler iktidarda. Fakat gün gelecek, insanlar ölmesin diyenler iktidara gelecek.

Demirtaş’tan Meclis gündemi dilekçesi

Partimize hemen her gün operasyon gerçekleştiriliyor.Selahattin Demirtaş AYM’ye başvurmuştu. Bu başvuru üzerine, Adalet Bakanlığı AYM’ye bir açıklama gönderiyor. Deniliyor ki, milletvekillerini cezaevinde olması milletvekilliği yapmalarına engel değil. Her zamanki gibi yalan. Bunun üzerine Selahattin Demirtaş bir dilekçe yazdı, Meclis gündemine ilişkin kendilerine hiçbir evrak gönderilmediğine ilişkin. Dilekçe bugün ilgili makama verilecek.

6 milyon oy almış partinin eşbaşkanını, mahkeme masraflı olur diye duruşmaya getirmiyor. Meclis Başkanı, milletvekilleri hapishanedeyken tek kelime etmiyor. Lüks araçlara binerken mahkemeye masraf olur diyorlar.
Müftülüklere nikah yetkisi verilmesi, AKP-Saray iktidarının kendi sistemini kurmak istemesinin bir sonucu. Kadınların nasıl yaşayacağına, kaç çocuk doğuracağını planlayarak kurnazca planlar çıkarıyorlar.
Kadınların medeni kanundan doğan haklarını gasp etmeye çalışıyorlar. İşte bu yasa, Türkiye’deki kadın hareketinin, demokrasi güçlerinin itiraz ettiği yasalar olmasına rağmen, kulaklarını tıkamışlar.
Bu yasayı, kadınların hayatını 100 yıl geriye götürmek isteyen yasayı derhal geri çekmeleri gerekir.
Herkesi ilgilendiren evlilik konusunun, sadece bir dinin mensuplarına hitap eden müftüler tarafından yapılması zaten lailkliğe aykırı. Üstelik bu müftülerin her gün skandal açıklamalarına rastlıyoruz.
Kadınlar böyle bir yasaya ihtiyaç duymuyor. Kadınları birbirinden uzaklaştıran ikiliği kabul etmiyor. Kadınlar, “bizim ihtiyacımız olan şiddete karşı iktidarların politikalar geliştirmesidir” diyor. 

Böyle gitmez kadınlar buna izin vermez!

AKP-Saray iktidarı faşizmi koyulaştırarak ayakta kalmaya çalışsa da takatleri tükendi. Bugün başbakan motorun takıldığını söyledi. Dili sürçünce. Aslında onun değil AKP’nin motoru tükendi. Bırakın da gidin artık. Gelirken söylediğiniz her şeyi tersine döndürdünüz. Geldiğiniz günlerdeki söylemlere dönüyorsunuz. Eğitim sisteminde tahtayı sildiler, oturdular düşünüyorlar. Acaba eğitim sistemini ne yapsak diye. OHAL’i kaldırmakla övünüyorlardı şimdi tüm memlekette sıkı yönetim var. Komşularla sıfır sorun dediler, şimdi sıfır komşu var. Sağlık hakkı dediler yaptıkları sadece bina idi. Şimdi sağlıkta da başa döndüler. 

Demokrasi diyorlardı şimdi tek adam diktatörlüğü inşa ediyorlar. Hizmet hareketini yere göğe sığdıramıyorlardı şimdi FETÖ terör örgütü oldu. Arada Rusya ile düşman oldular, şimdi Putin’le ahbap çavuş oldular. Kardeşim Esat, Esed oldu şimdi tekrar Esat oluyor. Vergileri düşürmekle övünüyorlardı, şimdi vergi artırmazsak borçlanmak zorunda kalırız diyorlar. Faizleri düşürmekle övünüyorlardı şimdi faizle enflasyonun sorumlusu ilan ediyorlar. Onların giderken ellerinde sadece duble yolları var. Biz onlar giderken yolları rulo yapalım koltuklarının altına koyup gönderelim. Ama öylece gitmelerine izin vermeyeceğiz.
Tüm bu yaptıklarının hesabını verecekler!"

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları