CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Erdoğan 'bu tutumunuz devam ederse kendi ülkenizde caddede, sokakta dolaşamazsınız' dedi. El Kaide'den, IŞİD'den ben sorumluyum mu diyor?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da muhtarlar ve hemşeri derneklerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Avrupa'ya yönelik olarak söylediği, Avrupa Komisyonu'ndan sözlü nota verilmesine neden olan, 'Bu tutumunuz devam ederse kendi ülkenizde caddede, sokakta dolaşamazsınız' sözlerini hatırlatarak, "El Kaide'den, IŞİD'den ben sorumluyum mu diyor?" dedi.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:
"Sivil toplum örgütlerinin özelliği bir amaç doğrultusunda görevlerini yapmaktır. STK'ler siyasi partilerden bağımsız hareket ederler.
Bugün STK'leri bırakın, sendikalar bile seslerini çıkaramıyor. 1 kişiye ekonomik ve sos konularda kararname yetkisi var. Ben kıdem tazminatını kaldırdım diyebilir. İşçilerden ses çıkıyor mu, hayır. İşten açılırım, korkusu var. 2,5 yıldır demokrasi askıda. Kıdem tazminatı için sendikalar konuşuyorlardır, şimdi yok. Fiili durumu anayasal duruma kavuşturunca yaşayacağımız durumu iyi düşünün.
Bir kararnameyle muhtarlıklar kalkabilir. Mitinglerinde Kılıçdaroğlu belediye başkanlıkları ve muhtarlıklar kaldırılacak diyor, diyorlar. Bunu söylemedim. Belediyeler için böyle bir yetki verilmiyor ama muhtarlıklar için var.
Herkesin can ve mal güvenliği teminatı bir kişide mi olmalı, Meclis'te mi olmalı?
Bu anayasa hangi sorunu çözecek. Terörü mü çözecek, ekonomik istikrar mı gelecek, hayır. Demokratik sistemden tek adam rejimine geçeceğiz. Toplumu ayrıştıran bir anayasa değişikliğiyle karşı karşıyayız.
Bu anayasa değişikliği TBMM'de görüşülürken AKP'den Anayasa Komisyonu üyesi 'Meclis'te asıl amacımız ilk dört maddedir' dedi. İtirazlar üzerine tekrar kürsüye gelip aynı sözleri tekrarladı. Bunun cevabını Devlet Bahçeli vermeli.
Milliyetçilik tarihine bağlılıktır. Bir döne Merkez Bankası'nı bile İstanbul'a taşımak istiyorlar.
Anayasa değişikliği geçerse 2 madde hemen yürürlüğe girecek. HSK hemen yürürlüğe girecek. Yargıyı tek kişiye teslim etmek için. Güçler ayrılığı değil güçlerin uyumu diyorlar. Parti devleti kurmak için. Devleti bir partinin emrine vermek için yapılıyor. Adaleti siyasi partinin tayin ettiği hakim mi ,tarafsız bir hakim mi dağıtacak.
Devletin yapısı ve işleyişini değiştirebilecek. Milli irade diyoruz, bir kişiye yetki veriyoruz. Venedik Komisyonu'nun raporuna göre Türkiye demokratik sistemden vazgeçiyor, otokratik sisteme geçiyor, dedi. Bu şekilde AB'ye üye olamazsınız, dediler. Yani uygar dünyadan kopuyoruz.
(Suriye meselesi) Faturayı Suriyeliler, Suriye'deki Türkmenler, ticaret erbabları ödedi. Evet geçerse Suriyelilere vatandaşlık da verecekler. Verilsin diyenler gidip evet oyunu kullansınlar.
Türkiye yalnızlaştı. Suriye'ye, İran'a bakın. Bulgaristan büyükelçisini çekti.
(Erdoğan Avrupa'ya) 'Bu tutumunuz devam ederse kendi ülkenizde caddede, sokakta dolaşamazsınız' dedi. El Kaide'den, IŞİD'den ben sorumluyum mu diyor? Benim rahatsız olduğum kadar eminim ki Adalet ve Kalkınma Partisi de, Milliyetçi Hareket Partililer de rahatsız. Niye böyle bir dil kullanıyoruz? Diline hakim olamayan ülkeyi yönetemez. 80 milyonu temsil eden kişinin az ve öz konuşması, dünyada bir ağırlığının olması lazım. Büyükelçimizi çağırıp bu sözlerin anlamını sordular. Büyükelçimiz ne diyecek, 'Espri yaptı Cumhurbaşkanımız, ciddiye almayın mı diyecek?
Anayasa değişikliği geçerse devletin tarafsızlığı hızla sona erecek.
Süreç kısır tartışmaların olması gereken bir süreç değil, düşünüp karar verme sürecidir.
Gazi Mustafa Kemal İstiklal diyor. Bunlar istikbal diyor.
18 yaş vekillik olacak, olsun. Ama niye ömür boyu askerlikten muaf olsun. Garibanın çocuğunu El Bab'a göndermesini, PKK'yle mücadeleye göndermesini biliyorsun.
Bu bir parti, Kılıçdaroğlu meselesi değil; memleket, demokrasi meselesidir. Biz milli iradenin ortak akılla Türkiye'yi yönetmesinden tarafız.
Cumhurbaşkanı, bakanlar, Cumhurbaşkanı yardımcıları ömür boyu dokunulmaz olacak, vekiller görev yaptığı süreyle sınırlıdır.
Atatürkçülüğü bize yanlış öğrettiler, çocuklarımıza da yanlış öğrettiler. Atatürkçülüğün 2 temel ayağı vardır. Birincisi; özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. İkincisi; Üreten Türkiye. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik özgürlükle taçlandırılmadıkça bağımsızlık sağlanamaz, denilmiştir.
İki Trakya büyüklüğünde alanı ekmiyoruz. Hollanda ile evet oyunu artırır mıyız, diye kavga ettik. Fatura Hollanda'daki Türklere çıktı. Almanya'yla kavga ettik, fatura Almanya'daki Türklere çıktı.
Her seferinde fatura yurt dışında çalışan kardeşlerimize, burada da işadamlarına çıkıyor. Domatesi, biberi satamıyorsun. Bu mu yönetim?
Sandığa gitmeyi teşvik edeceğiz. Hem sandığa gitmeyip hem de şikayet etmek gibi bir kültürümüz olmamalı. Sandıklara sahip çıkacağız, kimsenin endişesi olmasın."
Vişne Haber Ajansı