loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: Bireysel çıkar peşinde koşanların CHP'de yoktur, bunu diyenin yeri CHP'nin kapısının dışarısıdır

Kılıçdaroğlu: Bireysel çıkar peşinde koşanların CHP'de yoktur, bunu diyenin yeri CHP'nin kapısının dışarısıdır
Tarih: 09.03.2018 - 09:35
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin 19. Olağanüstü Kurultayı’nın açılışında konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

"Bugün 19. Olağanüstü Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Aramızda olmayan Sayın Deniz Baykal'ı ve Parti Meclisi’mizin onursal üyesi Sayın Enis Berberoğlu'nu saygıyla selamlamak istiyorum. Sonsuzluğa uğurladığımız arkadaşımız Yavuz Karan’a da Allah'tan rahmet diliyoruz.
Bugün İstanbul'da Cumhuriyet gazetesi çalışanlarıyla ilgili sürdürülen bir dava var. Haksız olarak Ahmet Şık 434 gündür, Akın Atalay 495 gündür, Murat Sabuncu 495 gündür tutuklu. Yapay bir dava, suni iddianameyle bu arkadaşlar 1 yıldan fazladır hapiste. Umarım bugün serbest bırakılırlar.

"İktidarın bütün gücüyle CHP'nin üstüne yüklenmesinin temelinde CHP'yi nasıl susturabiliriz düşüncesi var"

Zaman zaman belli olaylara ciddi tepkiler gösteriyoruz. Bir süre sonra bakıyoruz ki o olay sıradanlaşmış olarak karşımıza çıkıyor. Hükümet medya gücüyle öyle bir algı oluşturuyorki suçsuz yere hapiste yatan gazeteciler normal süreçle hapiste sanki. Milletvekilleri uzun süredir hapiste. Toplum bir süre sonra bunu kanıksamaya başlıyor. En ciddi tehlikelerden biri bu. Onurlu, dik duruşumuzla karşı çıkıyorsak bunu süreklileştirmeliyiz. Susturulan, baskı altına alınan bir toplum var. İktidarın bütün gücüyle CHP'nin üstüne yüklenmesinin temelinde CHP'yi nasıl susturabiliriz düşüncesi var. Demokrasiyi savunan herkesin yapması gereken olayların sıcaklığında verdiğimiz tepkiyi sonrasında da vermeliyiz.

"Önce parti devleti oldu şimdi hanedan devletine dönüştü"

Gazetecilerin, yazarların, milletvekillerinin, öğrencilerin, avukatların hapiste olduğu bir Türkiye’deyiz. Barış istedi diye 100’den fazla akademisyenin üniversiteden kovulduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bunu asla unutmamalıyız. Hapishanelerin tıka basa dolu olduğu, üniversitelerin susturulduğu bir Türkiye’deyiz. Anayasa değişecek, baskılar var üniversiteler suskun. Parlamentonun işlevsiz hale getirilmek istendiği bir Türkiye’de yaşıyoruz. Suçluyu hakimin değil siyasi otoritenin belirlediği bir Türkiye’de yaşıyoruz. Yargı da demokrasi de işgal altında. 21.yy Türkiye’sindeyiz ama insanlar düşüncelerini özgürce ifade edemiyorlar. Her karış toprağında OHAL’in uygulandığı bir Türkiye’deyiz. 21 Temmuz 2016’da hükümet resmen BM’ye başvurarak adil yargılama yapmayacağız, tutulanlara insanca davranmayacağız, diye başvuruda bulundu, iradesini beyan etti. Adil yargılamanın olmadığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Kimsenin can ve mal güvenliği yok, yargı ipotek altında. Gayrimeşru bir referandumla anayasa değiştirildi. Demokratik hukuk devletinden hızla uzaklaşıyoruz. Önce parti devleti oldu şimdi hanedan devletine dönüştü.

"Kendi çocuklarını askere göndermeyen, fakir fukaranın çocuklarını askere gönderip şehitler üzerinden siyaset yapan bir iktidar var"

Anayasa askıya alınmış, kuvvetler ayrılığı ilkesi yok edilmiş. tek adam rejiminin egemen olduğu, dış politikanın egemen güçler tarafından belirlenen bir Türkiye’de yaşıyoruz. 15 yıldır yoksulluğu bitiremediler, yoksulluğu yönetiyorlar. Toplumu kutuplaştırarak iktidarın güvencesine almak istediği bir Türkiye gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Kendi çocuklarını askere göndermeyip fakir fukaranın çocuklarını askere gönderip şehitler üzerinden siyaset yapan bir iktidar var.

"Haramilerin saltanatını yıkmadıkça rahat uyuyamayacağız"

Yerli ve milli deyip yerli milli kurumları yabancılara peşkeş çekilen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Yurt dışınıdaki bir avuç rantiyete 149 milyar dolar faiz  ödeyen, yurt içinde 1 avuç insana 629 milyar lira faiz ödeyen Türkiye ile karşı karşıyayız. Üreticiye değil sadece rantiyeye çalışıyorlar. Toplanan vergilerin hesabının verilmediği bir Türkiye gerçeği karşımızda. Bunun adı tek adam hanedanlığı rejimi, düzenin adı haramilerin düzeni. Bize düşen görev haramilerin saltanatını yıkmadıkça rahat uyuyamayacağız, çocuklarımızın yüzüne bakamayacağız. Haramilerin saltanatını yıkmak boynumuzun borcudur. Çünkü biz Kuvayı Milliyeciyiz. Genlerimizde, tarihimizde Kuvayı Milliyeci olduğumuz yazılır.

"Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılması ortak davamızdır"

Memleketin sınırları kanla göz yaşıyla çizildi. Birileri 'çok oy aldım Türkiye Cumhuriyetinin dokusuyla, tarihiyle oynarım' derse onun karşısında CHP’liler olmak zorundadr. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. İster muhafazakar ister milliyetçi, sosyal demokrat, mukaddesatçı olsun… Hep beraber demokrasiyi savunmak ortak görevimiz. Bu mücadelenin öncülüğünü bizler yapacağız. Özgürlükleri bu ülkeye getirinceye kadar... Bu ortak mücadelemizdir. Önce bu davaya inanmamız gerekyor. Her birimizin tek tek dava insanı olması gerek. Bir davaya inanıyorsak ortak amaçlarımız varsa o davayı savunacağız. Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılması ortak davamızdır. Kadın-erkek eşitliğinin savunulması ortak davamızdır. Bu ülkede kadın-erkek eşitliğini savunuyorsanız yüzde 33 cinsiyet kotasını Siyasi Pariler Yasasına koyalım. Yüreğiniz yetiyorsa, kadınlara saygınız varsa gelin hep birlikte yüzde 33 cinsiyet kotasını yasalaştıralım. O zaman Türkiye başka bir Türkiye olacaktır. Yargı bağımsızlığını , medya özgürlüğünü savunmak, Türkiye'yi çağdaş uygarlığa taşımak, işçiyi, üreteni milletin efendisi yapmak, yurtta barış dünyada barış ortak davamızdır. Davaya inanan insanların özelliği ‘ben ne olacağım’ kaygısını taşımayan insanlardır.

"Bize düşen görev kurucu ayarlara yeniden dönmektir"

Ben ne olacağım, diyenlerin dava insanı olmaya hakları yoktur, onların mevkii, makamı yoktur. CHP'de olup bireysel çıkar peşinde koşanların CHP'de yoktur. Bunu diyenin yeri CHP'nin kapısının dışarısıdır. Kuvayı Milliyecilerin ortak amaçları vardı. Türkiye baskı altında, demokrasinin kuralları kurumları yok edilmiş vaziyette. Bize düşen görev kurucu ayarlara yeniden dönmektir.

"Delege avcılığıyla siyaset yapanların bu ülkeye faydası yok"

2010 yılında genel başkan olduktan sonra en büyük hedefim parti reformuydu. 8 yıldan bu yana dar kadrocu anlayışla mücadele ederek siyaset anlayışını bu partiye yerleştirmeye çalıştım. Tüzüğe önseçim şartını ben koydurdum. 2 kez kontenjan adayı olanların 3. kez olamayacağı kuralını ben koydurdum. İlk kez 55 seçim çevresinde önseçim yaptık. Bunun adı devrimdir. Bana tüzük değişikliği getiriyor önseçimi kaldıracak diyorlar. Bunu söyleyenler acaba yeni tüzüğe bakıyorlar mı? Delege avcılığıyla siyaset yapanların bu ülkeye faydası yoktur. Ülkeye faydanın yolu, sorunları nasıl çözeceğiz, önerileriniz nelerdir? Önerileriniz varsa başımın üstünde yeriniz var. İl örgütlerinin görüşlerinin de alınacağını tüzüğe yazdık. PM'ye girerken il başkanlarının önerisini de oraya götüreceğiz. Milletvekili adayı belirleme meraklısı değilim. Adayı en iyi belirleyecek olan örgütün kendisidir. Aday belirleme meraklısı olsaydım önseçim şartı getirmezdim.
Örgüt yıllardır iktidar olmamasına karşı partiyi ayakta tutuyor. Örgüte güvenmeyeceksiniz de kime güveneceksiniz? 55 yerde önseçim yaptık, ben de örgüt de rahat etti. Yeni arkadaşlar geldi. Hiçbir partinin göstermediği çabayı bizim vekillerimiz gösteriyor, 81 ile gidiyorlar.

"Kürt sorununu çözecek olan parti CHP’dir"

Genel başkan olmadan önce iktidar partisinin ve yandaşlarının en çok kullandığı cümle ‘CHP Sivas'tan öteye gidemez’ diyorlardır. Şimdi CHP olarak her yere gidiyoruz. Göğsümüzde CHP rozeti her yere gidiyoruz. Biliyorlar ki Kürt sorununu çözecek olan parti CHP’dir. 15 yıldır çözemediler. Fakir fukaranın çocuklarını askere gönder sonra şehitlerin ardından gözyaşı dök. Bu oyunu Türkiye’ye göstermemiz lazım.
7 Haziran’dan sonra yeniden seçime gittik. Ben dahil tamamımız merkez yoklamasıyla geldik. Önseçimden gelen arkadaşların yeniden önseçime girmelerini doğru bulmadım. O arkadaşların tamamıyla yeniden saçime gittik. Parti içi demokratik yarış kültürünü yerleştirmek için 8 yıldır mücadele ediyorum. Bir hayli mesafe katetmemize rağmen hastalıklı eski alışkanlıklar nedeniyle arzu ettiğim kültürü tamamıyla yerleştiremedim. Demokratik yarış kültürü mutlaka partiye gelecektir. Ben yoksam parti de yok diyen arkadaşlarımız var. O arkadaşlar kapı burada çıkıp gidebilirler. Parti kimsenin babasının malı değildir. Partı Türk milletinindir, Kuvayı Milliyecilerin partisidir. CHP avukat bürolarında kurulan bir parti değildir.

"Yarışa girmek isteyen kimsenin önünü kesmedim"

80 sonrası lüpenleşen bir parti yapısı vardı. Bunu yok edeceğim. ‘Ben ne olacağım’ diye yol alanlar partiye ihanet ediyorlar. Eskiden sandık mı konurdu. Mutlaka her mahalleye sandık koyacaksınız dedim. Önemli bir başarı sağladık. Kim seçimler öncesi mahalleye sandık koymazsa partide tutmayacağım. Bürolarda oturup delege yazmanın mantığı yoktur. her zaman parti içinde yarışmayı tercih ettim.
Genel başkanlık için yüzde 20 üstelik divan önünde imza şartı vardı. Bunu uzaydan gelenler mi yaptı? Yüzde 20’yi yüzde 10’a indirdim.
Şunu da söylemeden edemeyeceğim. Delegenin çift kişilikli olmaması lazım. Hem ona hem buna imza vermek ahlaki değildir. Lehime veya aleyhime imza atan herkes genel başkanlık makamına geldiğinde sorgulamadım. Genel başkan yardımcılarını nasıl karşıladım ve uğurladıysam o arkadaşaları da öyle karşıladım ve uğurladım. Yarışa girmek isteyen kimsenin önünü kesmedim. Herkes yarışabilir. Eski alışkanlıkların nüksetmesini, baskıyı kabul etmiyorum. Genel başkan olduktan sonra blok liste esas çarşaf liste istisnaydı tersini yaptım. Örgüt istiyordu. Örgütün iradesine güveniyoruz. Örgütün iradesine rağmen genel başkanlık, siyaset yapılmaz. Genel başkan olduktan sonra hiçbir kurultyada blok listeönermedim, engelledim. Delege elbette genel başkan seçecektir. Genel başkan Türkiye’nin sorunlarını bilen, çözüm üreten kişidir. Genel başkan olmak kolay değil aile hayatımız bitti. 24 saat çalışıyorum . Türkiye Cumhuriyeti’nde şu an CHP genel başkanının gösterdiği çabanın 10’da 1’ini diğer genel başkanlar göstermemiştir.

"Önemli olan CHP ilkeleri, kimse bu ilkelerden ödün veremez"

Genel başkan olduğumda cinsiyet kotası yüzde 25'ti. Yüzde 33 yaptık. Siyasi Partiler Yasasına yüzde 33 kota gelirse kadınların sayısı artar, parlamentonun saygınlığı artar. Gençlik kotası yoktu. Kotayı yüzde 10 yaptık, şimdi yüzde 20'ye çıkarıyoruz. Gençler siyaset yapacak. Sadece bayrak asmak, afiş yapıştırmak değil. Onlar da parlamentoya gelmeli, belediye başkanı olmalı. Gençlik ve kadın kurultayını herkes unutmuştu. Kimin zamanında kurumsal hale geldi? Birden fazla aday çıktı, yarışın dedik. Seçilenin başımızın üstünde yeri var. Önemli olan CHP ilkeleri, kimse bu ilkelerden ödün veremez. Üye reformunu yapmak içimde ukteydi. Üye sayımız 30 bin. Önseçimde oy kullanan üye sayısı 15 bin, burda yanlışlık var. Tüzüğe yeni düzenleme getiriyoruz. Parti üyesi parti militanıdır. Sorunları bilir ve mücadele eder. Evimde oturayım, il-ilçe başkanlığı seçilince sandığa gideyim, eve döneyim parti üyeliği değildir. Sayısı az olsun önemli değil ama bir avuçsa bir avuç insan, bilelim ki CHP’nin iktidarı için mücadele verecektir.

"Önemli olan CHP ilkeleri, kimse bu ilelerden ödün veremez"

Üyeleri partiden atacakmışız, niye atalım? Siyaseti etik düzeyde yaparsanız başımızın üstünde yeriniz var. Kahvede gibi yaparsanız vekillere de delegeye de yakışmaz. Bilgiye dayalı söylem önemli. İnternet üyeliği getirdik 3 yılılık çaba sonunda. İnternt üyeliğini alacağız, örgütlere gönderiyoruz, onay verilirse üye alıyoruz. Hiçbir partide olmayan teknolojik altyapıyı yaptık. Partinin eğitim almış, sandıklarda çalışan emek veren üyelerini liyakat esasına göre ödüllendirilmesini öngören sistem getireceğiz. Parti okulu mu vardı? Eski genel başkanlık binamızı okula dönüştürdük. Mevcut üyelerimizi yok saymadan bütün üyelerin başımızın üstünde yeri var. üyeden korkan yönetim anlayışıyla değil, üyeliği en geniş tabana yayan yapıyı hedefliyoruz. etkin üye yapısının yanı sıra güçlü örgüt istiyoruz. İl ve ilçe başkanlarının güçlü olması lazım. İl-ilçe başkanları bölgelerinde önemli aktörlerdir. Bunu yeni tüzükle kurumsallaştırdık.

"İzin almadan TV'lere çıkıp konuşanın partide yeri yoktur"

‘Milletvekili seçildim. İstediğim kanala çıkar konuşarum’ ne demek? Konuşamazsın, izin almadan konuşanın partide yeri yoktur. Disiplinli örgüte ihtiyacımız var. Tekrarın gücüne inan bir örgüt istiyorum. ‘Genel başkan konuştu, dünya duydu benim yeni şeyler söylemem lazım.’ Neden kardeşim, tekrarın gücü vardır.

"2019’da demokraside devrim yapacağız, bunu gerçekleştrecek olanlar bu ülkenin kadınlarıdır"

Türkiye’nin şartları bize yeni görevler yüklemiştir. Hep beraber sorumluluğumuzun bilincinde olacağız. Disiplin hükümlerini zamanın koşullarına uydurduk. Hayatın dinamiğine ayak uydurabilecek esneklikte, anlaşılır olması gerekiyordu, böyle bir tüzük taslağıyla önünüze geliyoruz. Genel başkan olduktan sonra parti reformu yapmak istemiştim. Adım adım yaptım. Eski hastalıkları olabildiğince partiden uzaklaştırdım. Yaptıklarımızın bir kısmını anlattım bundan sonra yapacaklarımız var. Disiplinli, özgüveni olan, her eve, kahveye giren sözünün anlamını bilen örgüt ve parti militanı üyeler istiyorum. Daha fazla gencin olmasını istiyorum.

Cumhuriyet kadın devrimiydi, seçme seçilme hakkını getirmişti. Bugün çok daha iyi noktadayız. 2019’da demokraside devrim yapacağız, bunu gerçekleştrecek olanlar bu ülkenin kadınlarıdır. Bugüne kadar yaptığımız reformların altında örgütün sarsılmaz imzası var. Ona güveniyoruz. Örgüte güveniyorum yeni tüzüğü size emanet ediyorum."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları