loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: Bütün duvarları yıkmaya kararlıyız, bedeli ne olursa olsun bu ülkeye demokrasi ya gelecek ya gelecek

Kılıçdaroğlu: Bütün duvarları yıkmaya kararlıyız, bedeli ne olursa olsun bu ülkeye demokrasi ya gelecek ya gelecek
Tarih: 12.05.2018 - 09:18
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi Yurtdışı Birlikleri 2018 Genel Değerlendirme Toplantısı"na katıldı.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Hepimizin sorumlulukları var. Siz topluma, kavga etmeden, bilginizi paylaşarak, kişisel bir hırsımızın olmadığını, bütün beklentimizin aydınlık bir Türkiye olduğu anlatarak. Kadını-erkeği, yaşlısı genciyle hepimize düşen bir görev var. Bu görevi hepimiz yaparsak 25 Haziran sabahı aydınlık bir Tükiye'ye uyanacağız. Bundan en ufak endişem yok. Düne kadar 'biz oyun kurucuyuz, her politikayı belirliyoruz' dediler. Şimdi ürettikleri politikaların altında kaldılar. Süreci yöneten biziz.

Blinçli bir politikayla yolumuza devam ettiğimizde çözemeyeceğim sorun yok. 5 temel sorunumuz var. Bütün dünyaya ilan ediyorum, bunları aşma iradesi, bilgi ve kapasitesi sadece bizde var. Bizim söylemlerimiz bilgiye dayalı. Olayı tahlil eder, sorunu masaya yatırır, ayrıntıları görüşür sonra konuşuruz. Biz gece kondu partisi değiliz. Kişisel beklentisi olmayan bir partinin mensuplarıyız. CHP'li  olmak demek ayrıcalıktır. CHP'li olmak vatanseverlik, haktan, hukuk adaletten, liyakattan yana olmak demektir. Kavgadan, çekişmeden değil; barıştan, huzurdan yana olmak, kul hakkı yememek, doğaya saygılı olmak, kimliği ne olursa olsun, herkese saygılı olmak demektir. Yurtta barış dünyada barış demektir. Bütün komşularıyla barış içinde yaşamak, kadın-erkek eşitliğine, demokrasiye, yargının bağımsızlığına inanmak demektir. CHP'li olmak geçmişin karanlık koridrorlarında yok olmak değil geleceği inşa etmek demektir.

Bu duygular bizi dünyanın en köklü partilerinden biri haline getirmiştir. Türk siyaset tarihinin arşivine bakın, hepsi tarihin çöp sepetinde yerini almıştır. Ayakta duran tek parti CHP'dir. Biz de onun onurlu üyeleriyiz. CHP'li olmak kolay değildir. Yolsuzluklara karşı çıkmak demek, yönetim kademesine gelince her kuruşun hesabını halka vermek demektir. Bizim işimiz kolay değildir. Bize her türlü saldırı yapılır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yıkamadıkları bir kale vardır, onun adı CHP'dir.

Bütün güçleriyle üzerimize geliyorlar. Düne kadar vesayet diyorlardı şimdi demokrasiye tahammül edemiyorlar. Hiçbir vatandaşım unutmasın, 20 Temmuz darbesinden sonra Türkiye farklı bir sürecin içine girdi, ağır sorunlarla karşı karşıyayız.

Türkiye'nin 5 temel sorun var. 1. sorun demokrasi. Yargı bağımsız karar verememekte, gözünü saraya dikiyor 'nasıl karar vereyim' diye. Suçsuz insanların hapislere atıldığını, gazetelerin kapıldığını, üniveriste öğrencilerinin hapislere atıldığını, üniversitelerin susturulduğunu biliyoruz. Bunları söylemek bile bize düşen görvin ağırlığını gösteriyor. .

Biz şu anda sadece burada değil, Türkiye'de demokrasi isteyen bütün dünyanın umuduyuz.

Medya özgürlüğü... Medyanın yüzde 90'ından fazlasını 1 kişi kontrol ediyor. Onun istediği gibi haberler yapılacak, istemedikleri makaslanacak. 12 Eylül, 12 Mart darbe hukuku dönemiydi, 20 Temmuz da darbe döneminde de görüyoruz.

O dönemlerde kısmen medyada haber yapılıyordu. O dönemde bile yürekli savclar, hakimler vardı. Bugün tamamen susturulmuş vaziyette. O açıdan hepimizin sorumluluğu çok fazladır.

25 Haziran sabahı ilk işimiz OHAL'i kaldırmak olacak. Dünyaya 'bahar geldi, özgürlük geldi' mesaj vereceğiz.

Kuvvetler ayrılığını sağlayacağız. Güçlü bir parlamenter sistem, toplumla uzlaşarak her kesimi kucaklayan bir anayasa.

Bugün geldiğimiz noktada kimdsenin can ve mal güvenliği  yok. Bunu söyleyince kıyameti koparıyorlardı. Geçen gün bir zat çıktı manifestosunu açıkladı 'herkesin can ve mal güvenliği olacak' diyor. Bu kimsenin can ve mal güvenliği yok demek. Geçmiş olsun Recep bey.

Ekonomi bir başka sorunumuz. Çok ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Esnafa, çiftçiye, emekliye sorun. 16 yılın sonunda devraldıkları mirası perişan ettiler. Faizden şikayet ediyorlar, sanki şimdiye kadar Fransızlar yönetiyordu ülkeyi. (Erdoğan) 'Faiz her kötülüğün anasıdır' diyor. Günaydın Recep bey, gözlerinden öpüyorum. Anladın. Faizi aşağı çekmemiz lazım, dedi. 'Biz faizi yüksek tutmakla övünüyoruz' dedi. Biz övünmüyoruz, sen övünüyorsun. Oyuna geliyoruz, diyor. Düne kadar kandırıldık diyordu şimdi oyuna geldik diyor. Kim seni oyuna getirdi.

80 milyonun önünde Türkiye'nin kaynaklarını tefecilere tahsis eden Recep Tayyip Erdoğan'a soruyorum, faiz konusunda seni kim oyuna getirdi, çık anlat. 151 milyar dolar yurt dışındaki bir avuç tefeciye faiz ödedi bu millet. İçeride 687 milyon lira.

MB, BDDK emrinde, niye indirmiyorsun faizi? Tefeciler istemiyor. Yakayı tefecilere kaptırmış. Bir ülkenin yöneticileri yakayı tefecilere kaptırdıysa onu alaşağı etmek görevimizdir. Ekonomiyi tefecilere teslim edenlerden hayır gelmez.

Faizi indirmemiz lazım, diyor ama indirmek istemiyor. Ziraat Bankası'na indir dedi, indirdi. Demek ki inebiliyormuş. Meclis'ten KHK çıkarma yetikis de aldılar. Yap, 'faiz yüzde 1'dir, ödemeyeceğiz' de. Niye yapmıyorsun? Bu beledan Türkiye nasıl kurtulur? Dünyada tek yolu vardır: Üretimle. Bir ülke üretmez, rantiye sınıfına çalışırsa sonuç milyonlarca gencimizin işsiz kalması demektir.

Bu sorunu biz çözeriz. En zor zamanlarda ekonomik kararları alan hep CHP olmuştur. Onlar geldiler bütün serveti tükettiler. İktidarda olup şikayet ediyorlarsa ömürlerini doldurmuşlardır. Sorunları çözme güçleri yok.

Bir başka sorunumuz eğitim. İyi, bilgili insanlar yetiştirirseniz Türkiye hızla kalkınır. Bugün anneler çocuklarını hangi okula gönderecekler, çocuk hangi sınava girecek belli değil. Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Okulların büyük kısmını niteliksiz okul diye tanıttılar. 16 yılın sonunda ne oldu da okullarımızın büyük kısmı niteliksiz hale geldi. Annelere sesleniyorum: Bunlara ders vermek görevinizdir. Çocuklarımızı denek gibi kullandılar.

Biz ne yapacağımızı iyi biliyoruz. Tam gün eğitim olacak. Eğitim tamamen parasız olacak. Öğretmenleri yücelteceksiniz. Öğretmenler Meslek Kanunu çıkaracaksınız. Öğretmen rahatça geçinecek.

4. temel sorunumuz toplumsal barışımız. Bunlar iktidara geldiğinde terör hemen hemen sıfırlanmıştı. Toplum etnik kimlik, yaşam tarzı ve inanç üzerinden ayrıştı. Türkiye'yi buradan çıkarmamız lazım. Kimlik, inanç üzerinden siyaseti reddedeceğiz. Bunu yapanlar ülkeyi bölmek isteyenlerdir.

Yüzde 10 seçim barajını kısmen kaldırdık. İsterdik ki hepsi için kalksın ama bu kadar oldu. Sandığa gideceğiz, baram havası içinde gitmek oyumuzu kullanmak görevimiz olmalı.

Bir başka sorunumuz dış politika. Düne kadar bütün komşularımızla aramız iyiydi. Sorun çıkınca Türkiye'ye 'hakem olun' derlerdi. Bugün herkesle kavgalıyız. Bunu ancak biz düzeltiriz. Sözüm söz 25 Haziran'da güzel bir Türkiye'ye uyanacağız, en geç 4 ay içinde Orta Doğu'nun tüm sorunlarını çözeceğiz. Kapasitemiz, bilgimiz buna müsait. Kuvayı Milliye'den geliyoruz.

Yurt dışından temsilciliklerimizden geldiler. Siz bulunduğunuz ülkelerde demokrasi içinde yaşıyorsunuz. O ülkelerde sorun çıkınca en fazla sorunu siz yaşıyorsunuz. Size düşen görev burada anlattıklarımı orada da anlatmaktır. Kiseyi küstürmeden, tepeden bakmadan...

24 Haziran'da sandığa gideceğiz. Bu bir yol ayrımı seçimi. Ya diktadan ya demokrasiden yana tavır koyacağız. Dikta yönetimlerinin topluma hangi maliyetleri yüklediğini en iyi Avrupa bilir. Almanya, İtalya, İspanya bilir. Biz toplumun ağır bedeller ödemesini istemiyoruz. Orada yerleşik olan bütün vatandaşlarımızı aydınlatma sizin göreviniz.

Bütün TV'ler aynı şeyi verecek, aynı şeyi yazacak, saraydan talimatla başlıklar atılacak. Bu demokrasi değil dikta yönetimidir.

Demokrasiye ihanet etmek istediler.15 vekilimizi görevlendirdik, ihaneti boşa çıkardık. Sayın Muharrem İnce 'tarafsız olacağım' dedi. CHP rozetini çıkardı, '80 milyonun cumhurbaşkanı oalcağım' dedi, ezberi bozdu.

Dün akşam bir AK Parti'li kadın 'neden aday olmadınız?' dedi. Şunu söyledim: Cumhurbaşkanı, seçildiğininde Meclis'e gelecek, tarafsız davranacağım, diye namus üzerine yemin edecek. Bir partinin genel başkanı tarafsız olamaz. Bizim cumhurbaşkanı adayımız 80 milyonu kucaklayacak. Bir partinin genel başkanı olarak AYM'ye hakim tayin etmeyecek, hakimlere 'gelin çay toplamaya gidelim' demeyecek.

Benim sorumluluğum fazla. Bende mevki makam derdi yok. Tek davam, ülkemde 80 milyonun huzur içinde yaşaması. Kimliklerimiz, inançlarımız farklı olabilir ama bayrağımız altında huzur içinde yaşayalım istiyorum.

TBMM milli kurtuluş savaşını yöneten dünyadaki tek Meclis'tir. O yüzden Gazi Meclis'tir. Geldiler Meclis'in yetkilerini elinden aldılar. Şimdi bir daha alıyorlar. Meclis'i yok etmek istiyorlar. Bütün duvarları yıkmaya kararlıyız. Sonuna kadar gideceğiz. Bedeli ne olursa olsun bu ülkeye demokrasi ya gelecek ya gelecek."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları