CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, ''Meclis Başkanı'nın iç tüzük çağrısı MYK'da görüşüldü. Genel Başkanı'mız, iç tüzük çerçevesinde yapılacak bu toplantıya katılmayacak'' dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK sonrası açıklamalarda bulundu. Tezcan, Kılıçdaroğlu'nun Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın Meclis içtüzüğünde yapılacak değişiklik için parti liderleriyle yapacağı toplantıya katılmayacağını açıkladı.
Tezcan'ın açıklamaları şöyle:
"-MYK, Meclis Başkanı'nın grup başkanlarına yönelik çağrısını görüştü. Genel başkanımız bu toplantıya katılmayacak. Özellikle bu soruna siyasi teamüller çerçevesinde bakmayı, mühürsüz seçimin gayri meşru sonuçları ekseninde ele almayı uygun buluyoruz. Meclis başkanın çağrısı mevzuata uygundur ama teamüle aykırıdır. Çağırdığı grup başkanları içerisinde Sayın Binali Yıldırım partisinin lideri değildir. Liderler toplantısı liderler arasında yapılır. Mevzuata uygun olsa da niteliği itibariyle bunun eşitler arasında yapılması gerekir. Bu çerçevede eşit olmayanların böyle bir toplantıda bulunmasını anlamlı bulmuyoruz. Yapılacak bir liderler toplantının öncelikli konusunun başka olması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye OHAL şartlarında demokrasisi yok olmuş bir ülkedir. Zirvenin öncelikli konusu OHAL'in kaldırılması olmalıdır.
-Mühürsüz seçimin gayrimeşru sonuçları devam ediyor. Meşrulaştırmaya dönük bir içtüzük çalışması adımını doğru bulmuyoruz. TBMM'nin çalışma imkanlarını genişletecek, muhalefetin sesini yükseltecek, meclisi güçlendirecek bir içtüzük ihtiyacından bahsediliyorsa daha önce başlayan çalışmalar çerçevesinde grup başkanları bir araya gelebilirler. Gelen yazıdan anladığımız mühürsüz seçimin gayrimeşru sonucunu meşrulaştırmaya dönük bir çalışma olduğu seziliyor.
-Bölgede kriz artarak devam ediyor. Katar krizinden sonra Ortadoğu'daki çatışma başka bir alana evrilme riski içerisinde. İslam dünyasının içine düştüğü kaos bizi rahatsız ediyor. Bölgede mezhep çatışmasına dayalı ayrıştırmaların tahrik edilmesi, bölgenin terör üreten bataklık halinde bölgenin her geçen gün yeni tehlikelere açılması Türkiye açısından daha dikkatli davranılması dönemlere geçtiğimizi gösteriyor. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devam eden esaslı bir dış politikaya sahiptik, AK Parti iktidarı gelip bunu yıkana, çökertene kadar. Bu dış politikasını özü yurtta barış dünyada barış anlayışıydı. Ortadoğu'da ise devletlerin çatışmalarına taraf olmamaktı. 15 yıllık AK Parti iktidarı bu geleneği alay ederek, monşerler diyerek yok etti. Dış politika anlayışı ile Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına soktu. Hükümete çağrıda bulunuyoruz. Suriye sürecinde yapılan hatalar burada tekrar edilmesin. Katar sorununun parçası olacak açıklamalardan ısrarla kaçınmalarını tavsiye ediyoruz. Daha önceki tavsiyelerimizi dinlemediler Türkiye bunun bedelini çok ağır ödüyor, kendileri de dış politikanın çöktüğünü ikrar etmek zorunda kaldılar. Türkiye sorunun değil çözümün tarafı olmalı. Hükümetin İhvan sevdasından da vazgeçmesini tavsiye ediyoruz. İhvan sevdasının bizi içeride de dışarıda da götüreceği hayırlı bir yer yoktur.
-Darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük çabalar devam ediyor. FETÖ yargılamaları devam ediyor ama süreçte neler yaşandığını vatandaşın takip etmesi mümkün değil. Hükümete çağrımız çekinceniz yoksa duruşmalar canlı yayınlansın.
-TBMM dün zeytin alanlarının talanlarına ilişkin görüşmeyi erteledi. Umarız bir daha getirmez ve tamamen çekerler. Çok açık şekilde zeytinlik alanların talan ve ranta açılmasına dönük tasarıdır. AK Parti talanın yerleştiği bir dönem oldu. Umarız geri çekme sonunda akıl galip gelir, talandan vazgeçme yönünde bir geri çekme olur."
Talan sözünü siyasi tartışma için söylemiyorum. Bunu geçen hafta imar afları için Sayın Bakan Mehmet Özhaseki ikrar etti. Ama o imar yolsuzluklarının hangi iktidar döneminde yapıldığını söylemedi. Belediyeleri işaret etti ama İstanbul ve Ankara belediyelerini, bu yolsuzlukları yapan belediye başkanlarının hangi partinin belediye başkanları olduğunu söylemedi. Yani yolsuzluk treninden bahsetti ama makinistten bahsetmedi, onu millet biliyor. Türkiye 15 yıl içinde talanın kurumsal hale getirildiği bir ülke olmuştur.
Pazartesi kıdem tazminatı çalıştayı yaptık. Verimli bir çalışma oldu. 3 konfederasyon başkanı çalıştaya katıldı. En sonunda sonuç bildirgesi hazırlandı. Arkadaşlarımız Çalışma Bakanıyla paylaştılar. Süreç işçi sendikalarının bilgisi haberi, dışında gelişiyor. Bu anlaşılabilir bir şey değil. Çalıştay sonuç bildirgesinde ortaya çıkan mutabakatta yapılan düzenlemelerin iş güvencesi, işsizlik sigortası ve kıdem tazminatını güvence altına alacak, güçlendirecek çalışmalar olması gerektiği.
Rabia işaretinin arkasında ifade ettikleri tek vatan, tek bayrak ilkelerinden herhangi bir şekilde rahatsız olmamız düşünülemez. 'Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum' dediklerinde sert tepki gösteren CHP idi.
O işaretin bir başka hevesin işareti olduğunu biliyoruz. Rabia İhvan'ın uluslararası işareti olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye İhvan'a teslim edilemeyecek kadar büyüktür. Türkiye'de laik cumhuriyet yerine İhvan kültürünü yerleştirmek isteyenlerin, İhvan'ı müfredata sokmak isteyenlerin Türkiye'yi nasıl bir felakete sürüklemek istediklerini görüyoruz.
Semboller önemlidir. Türkiye'de ilk defa Sayın Erdoğan kullanmaya başladığında ağzında o sözler yoktu.
(Erdoğan'ın Katar krizinin arkasında ne olduğunu anlayamadığına ilişkin sözleri) Cumhurbaşkanı arkasındaki planı henüz anlayamamış ama alelacele konuda poz almada beis görmüyor anlaşıldığı kadarıyla. Türkiye'yi ciddi bir maceranın içine sokabilecek krizi anlayamamak Cumhurbaşkanını anlama kapasitesinin ötesinde dış bürokrasisini ve devlet aklını ne noktaya taşıdıklarının ikrarı olsa gerek.
Vişne Haber Ajansı