CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Edirne'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan toplantıda konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:
"Kırsal kökenliyim. Kırsalda kadının erkekten çok daha fazla çalıştığını biliyorum. Kente gelince kadın 4 duvarın arasında kalıyor, .alışma ortamı bulamıyor. Kadın-erkek eşitliği kayboluyor. Siz mücadele edeceksiniz, hak isteyeceksiniz. Kadınların bir aray geldiği bir platform kurmalısınız.
8 Mart 1857 Amerika'da binlerce kadın tekstil atölyelerinde çalışıyor. Günde 16 saat çalışıyorlar. İnsani koşullardan tamamen uzak... Kadınlar bu şartlarda niye çalışalım, diyorlar. Biz üretiyoruz, başkaları kazanıyor... Üretiyorsak hakça paylaşalım diyorlar ve grev yapıyorlar. Siz misiniz grev yapan, fabrikalara kilitliyorlar, yangın çıkıyor 120 kadın hayatını kaybediyor.
Bir insan hak arayabiliyorsa insan kimliğine kavuşmuş demektir. Hak aramayanın hakkı verilmez. Emeği birilerine peşkeş çekmemek hepimizin görevidir.
8 Mart 1857'den 53 yıl sonra Danimarka'da sosyal demokrat kadınlar toplanıyor, 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olmasına karar veriyor. Bizde 1921'de kutlanmaya başlanıyor. Bu tarih sizin her yıl hak talebinde bulunma gününüz olmalı. Gazi Mustafa Kemal, bu toprakların yetiştirdiği ender devlet adamlarından birisidir. Kadınlara onun kadar değer veren ikinci bir başkan var mıdır bilmiyorum. 3 Nisan 1930'da belediye kanununda değişiklik yapıldı, kadınlar belediye seçimlerine katılabilirler... 1934'te kadınlar milletvekili seçilebilirler deniyor. Mustafa Kemal, kadının ülkenin yaşamında, siyasal yaşamda ne kadar değerli olduğunu bilen bir insan. Fransa'da kadınlar 1944 'te milletvekili seçilme hakkına kavuşturlar. Japonya'da 1945'te, Çin'de 1947, Yunanistan'da 1952, Belçika'da 190, İsviçre'de 1971'de bu hakka kavuştular.
Kadınların toplumdan bir dönem uzaklaştırıldığını biliyoruz. Cumhuriyet kurulduğunda kadınlarda okuma yazma oranı binde 8. Devasa bir Osmanlı İmparatorluğu düşünün kadınların binde 8'i okuma yazma biliyor, o görkemli imparatorluğunun niçin battığını düşünün ve onun küllerinden kadın erkek birlikte kurduğumuz cumhuriyeti düşünün. Kadınların 'biz cumhuriyeti böyle kurduk' diye bir fotoğrafı vardır.
Cumhuriyet aslında bir kadın devrimidir. Kadının 2. sınıf olarak görüldüğü bir çağda kadın erkek eşitliği sağlanmıştır. Kadının eğitildiği bir toplumun yaşam standardı yüksektir. Kadın ne kadar okursa çocuğu da o kadar eğitimli olacaktır.
Bir salı topantısında çöpten bir şeyler toplayan bir kadının fotoğrafını göstermiştim. Kadının yüzü görünmüyordu, böyle binlerce insanımız var. Bu fotoğraf bir gün önce gazetelerde yer aldığında kimsenin kılı kıpırdamadı. Bunu olağan görüyorlar. 'Dünyaya meydan okuyorum, çok hızlı büyüyoruz' diyorsun, çöpte bir şeyler arayan kadın fotoğrafı nedir o zaman? 6 milyon kişi sokaktan geçiniyor. İşsizlik, yoksulluk var. İşsizliğin olduğu yerde en büyük acıyı çeken kadınlardır.
Uşak'ta mitingimiz vardı, araca binmeden önce bir kadın yanına gitmemi istedi, gittim 'hasta yatağımdan senin için geldim. Bir çocuğum var Türkçe öğretmeni, bir türlü tayini çıkmıyor, niye çıkarmıyorsun. Ben o çocuğu nasıl okuttum, biliyor musun?' dedi. Yüz binlerce çocuk böyle.
Askerliğini yapmış gelmiş, iş bulamayn bir çocuğun babasından harçlık isteyemeyen bir çocuğun durumunu düşünebiliyor musunuz? Hayattan ve gerçeklerden kopmuş bir anlayış yönetimde. Her yeri saray gibi sanıyorlar. Hayatlarında yoksulluk nedir, hiç görmediler. En iyi okullarda okudular. Onlar sizi anlayamaz. Bu tabloyu değiştirmek kadınların elinde. Kadınların azmine kararlılığına güveniyorum.
7 milyonu aşan işsizimiz var. 1 kişi işe alınacak 7 bin kişi başvuruyor, stadyumda kura çekiliyor. Bizim durumumuz iyi olabilir ama komşumuzun yoksulluğu varsa o dert hepimizin derdi olmalı. 6 milyon 700 bin kişi asgari ücretle geçiniyor. Asgari ücretin altında geliri olanlar 1 milyon 800 bin kişi. Açlık sınırı 2 bin 900 TL. 2020 TL alan bir kişi çocuğu nasıl okutacak, kirayı nasıl verecek, dolmuşa nasıl binecek, bayramı nasıl geçirecek? Bunları söylediğimde 'Bay Kemal konuşuyor' diyor. Bay Kemal halk adamıdır. Bay Kemal yoksuldan yanadır. Bizim saray merakımız yok. Vatandaş nasıl yaşıyorsa öyle yaşamayı isterim. Beyefendiler halktan kopmuşlar. Bir ülkeyi yöneten kişi 3 bin kişilik koruma ordusuyla geziyor. Tepede de helikopter var.
Gittiğim her yerde cebbime not konuyor, oğlum, kızım işsiz, bir iş bulun, diye. Ne yapsınlar? Hepimize iş düşüyor. Bu topraklarda hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir cumhuriyet inşa etmek hepimizin görevi. Belediye başkanlarımızdan 2 şey istiyorum. Seçildiğin andan itibaren bütün beldenin başkanısın, herkese eşit hizmet götüreceksin. Yoksul mahallelere daha fazla hizmet götüreceksiniz. Belediye başkanları harcadıkları her kuruşun hesabını vatandaşa vermelidirler. Sayın başkandan bir şey daha istiyorum, her mahalleye en az bir tane kreş yapacaksın.
Kadına yönelik şiddet var. Kadınların öldürülmesinin, kadınlara yönelik baskının engellenmesi lazım. Bunun yolu eğitimden geçer. Eğitimli, ahlaklı insanlar şiddete başvurmazlar. Kadına şiddet konusunda radikal önlemler alınmak zorundadır. CHP'ye düşen ne görev varsa parlamentoda yerine getiriyoruz. Dünya Ekonomik Forumu'nun Küresel Cinsiyet Uçurum'u Raporu var. Türkiye 140 ülke içinde 133. sırada. Katar, Burkina Faso, Angola bizden önde. Kadının hak ettiği değeri kadına vermemişiz demek ki."
Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com