Kılıçdaroğlu: Onurlu, üreten, namuslu siyasetin yapıldığı bir Türkiye'ye ihtiyacımız var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BIRKONFED İş Dünyası Konfederasyonu tarafından düzenlenen ekonomi değerlendirme toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:
"27,5 yılımı devlete verdim. Hesap uzmanı olarak başladım, müsteşar yardımcılığı yaptım. Bakanların önünde tartıştım. Bakanlara, başbakanlara neyin nasıl olması gerektiğini anlattım. Bürokrasi doğruları siyasi organa aktarır. Dünyanın bütün ülkelerinde böyledir. Liyakati yok ederseniz her şeyi darmadağın edersiniz.
Ülkemizde büyük sıkıntılar yaşanıyor. Hukuk, yurttaşların can ve mal güvenliğimi sağlayan kurallar bütünüdür. Benim can ve mal güvenliğim yoksa yabancı sermaye niye gelsin? Hiçkimsenin Türkiye'de can ve mal güvenliği yoktur. Siyasi iktidar ben bunları cezalandırmak istiyorum, derse derhal soruşturma açılır, avukatınız dosyaya da ulaşamaz. Bir gizli tanık bulurlar bir de... Bu hukuk mudur? Neden biz siyasi iktidar tarafından tehdit ediliyoruz. Ya bizdensin ya düşmansın.. Böyle bir anlayış olabilir mi? Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Türkiye'nin bütün sorunlarına çözüm üreten tek partidir. Bir haksızlık yapılmışsa onu eleştirmişizdir. Seçimler yapıldı, adaylar çıktı. Savcılığa gidip kağıdı aldılar,YSK hakimleri imza bastı aday olabilir diye. Ne oldu? Belediye başkanı seçildi bir gün sonra vali yazı yazdı görevden alın, diye. Bunu da eleştirdik. Milletin iradesini gasp edemezsiniz. Büyükşehir başkanları da alındı, neden alındı? Seçim sadece birilerini arzu ettiği seçim oluyor, vatandaşın iradesi yok sayılıyor.
-Merkez Bankası (MB) her yerde bağımsızdır. MB'nin kullanacağı araçlara hükümet müdahale etmez, hedef verir. Talimat verirseniz itibarı olmaz MB'nin.
-Habire borç alıyoruz. Faizi ödemek için de borç alıyoruz. Sadece her 1 saatte Türkiye'nin ödediği faiz 2 milyon dolar. Ne oldu da Türkiye saat başı 2 milyon dolar faiz ödemek zorunda kaldı?
-Borçlanma Genel Müdürlüğü kurdular. Osmanlı'daki karşılığı Düyunu-u Umumiye İdaresi. Bu devlet böyle yönetilir mi sormayacak mısınız kendinize? Bu borçlar karşılığında ne odlu? Özelleştirmeler yapıldı. 100'ün üzerinde fabrika kapatıldı ve işsizşik var.
-Devlette şeffaflık esastır. Vergi koyar. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder. Bu vergiler nereye harcanıyor? Yatırım diyorlar, hangi yatırım? Şehir hastaneleri dediler. Erdoğan, 'cebimizden 5 kuruş para çıkmıyor' demişti. Dün zarar var, dedi. Cebinden para çıkmadıysa zarar nerede? O devleti bilmiyor ben biliyorum, o bütçeyi bilmiyor ben biliyorum. Bir devlet böyle keyfi yönetilmez? Ben neden yol, hastane, köprü yaptın diye sormadım. Yolu, köprüyü, hastaneyi kaça yaptın diye soruyorum. İngilterede danışmanlık firmasının sitesinden bulduk, bizden gizleniyor dünya biliyor.
Kamu İhale Yasası 17 yılda 187 kez değişti. Bu devletin parasına yazık günah değil mi? Havaalanı yaptılar. Kaça yaptılar diye saorduk, ben, siz, 600 vekil bilmiyor. Garanti verdiler. Benim sırtımdan verdi. Bana maliyeti söyle mukayese edeyim.
Bütçede disiplini sağlayın dedik. Sıkışınca Londra'ya gidiyorlar. Borçlanıyorlar. Emir veriyorlar yoksa borç vermeyiz, diyorlar.
Dış politikayı değiştirin dedik. Dış politikanın barış endeksli olması lazım. Komşularımızla niye kavga ediyoruz? En geç 3 yıl içinde bütün Orta Doğu'yu barış havzasına döndüreceğiz. Dış politika milli olur. OBİT projesi geliştirdik. Türkiye, İran, ırak ve Suriye bir araya gelebilir, kendi sorunumuzu çözebiliriz. İlla başımızda eli sopalı bir adam mı olsun? Bunları kabul etmiyoruz. Orta Doğu'yu barış havzasına döndürdüğümüzde en çok biz kazanacağız.
-Üretimi önceleyen bir planlama yapmamız lazım. Üretimi öncelemezsiniz başarılı olma şansı yoktur. Üretim istihdam demektir. Türkiye'yi üretimden kestiler. Nohut, et, saman ithal edeceğiz. Alman, Brezilya, Kanada, Amerka çiftçisi için çalışıyoruz. Yunanistan pamuk ithal ediyoruz. Tarla mı bitti?
-Planlama Teşkilatı vardı. Bir ülkenin 50 yılını, 100 yılını planlayan örgüttür. Bir toplumun en zeki insanları oradadır. En gelişmiş ülkelerde vardır biz kapattık. Kim kapattırdı? Ast üst ilişkisi yoktur uzmanlar vardır. Oturulur konuşulurdu bunlar bitti.
-13 madde vermiştik. Bizim eksiğimiz olabilir. Açıklıyorum ertesi gün bir sürü hakaretler. Ekonomi toplantısında bunu konuşmayıp neyi konuşacağız. Ben ülkmi, vatanı, bayrağmı, 82 milyon insanı seviyorum. Her evde huzur, bereket olsun istiyorum. Suçlanıyoruz.
Sakarya'daki tank palet fabrikası... Ethem Sancak'a verdiler. Soru sordum.. İhale yaptın mı? Peşkeş çekiyorsun. Biz işletme hakkını devrettik, diyorlar. Kaça devrettin, onu soruyorum.20 milyar dolarlık fabrika burası. Bunun için ihale yapman lazım. Nerede yaptın? İhale yok. 20 milyar dolarlık fabrikayı Katar ordusuna ve BM'ye peşkeş çekiyorsun. Satsan, kiralasan para alacaksın. 1 lira bile değil bedava veriyorsunuz. Fabrika, işçiler, askerler bizim. Üretilenleri biz alıyoruz. Şimdi sen gel üret, üstüne kar koy bana sat, diyoruz. Bunun adı vatana ihanettir.
Ben bu yanlış diyorum siz niye demiyorsunuz? Ülkenin çıkarlarını biz savunmak zorundayız.
Ekonomik Sosyal Konsey var. İçinde toplumun her kesimi burada buluşuyor. Dertler siyasi otoriteye aktarılıyor. En son 5 Şubat 2009'da toplandı. 10 yıldır toplanmıyor. Kanun 3 ayda bir toplanacak diyordu onu da kaldırdılar.
Devlette savurganlık olmaz. Hiçbir devlet başkanının 13 tane uçağı yoktur. Ankara'ya gidin son 15 yılda yapılan en büyük binalar bakanlık binalar hepsi de kiralık. Yazık günah değil mi?
-13 madde verdik iyi niyetlerle hiçbirisine uymadılar. Şimdi ne yapacağız? Batı standartlarında bir hukuk devletine ihtiyacımız var. Düşünce özgürlüğünden korkmayalım. Farklı düşüneneler zenginliktir.
Türkiye üretmeli. Üretim deyince sadece sanayi anlamayın. Fabrikalar üretecek, sanatçılar sanat üretecek, üniversiteler bilgi üretecek. Keşke yazarlarımız daha fazla nobel ödülü alabilseler. Sinemalarımız dünyanın her yerinde gösteriliyor... Üretmeyen bir ülkenin güçlü olma şansı yok.
Atatürk'ü bize yanlış anlatıyorlar. Atatürk ilkeleri dediğiniz iki temel omurga var. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir, der. Bu Mustafa Kemal'in siyasi söylemidir. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılamazsa bağımszılığınız korunamaz diyor. 1925'te Kayseri'de uçak fabrikası temeli atıldı, 40'lı yıllarda dünyada uçak üreten 5 ülkeden birisiydik. Ne zaman ki Marshall yardımı başladı, yapmayın dediler. Askerin palaskası bile bedava geldi, Kıbrıs çıkarmasıyla uyandık. Tarihten ders çıkaramıyoruz.
Huzurun yolu güçlü sosyal devletten geçer. Toplu intiharlar başladı. Akşam paarda çöpten yiyecek toplayan kadınlar görürsünüz. Kimsenin aç ve açıkta kalmadığı sosyal devlete ihtiyacımız var.
Sürdürülebilirlik olması lazım.
-Üretirseniz en güçlü ülke olursunuz. Güney Kore'ye bakın. Onlardan önce Anadol marka otomobil ürettik. Şimdi bizim yok onların 3-4 markası var. Yerli otomobil yapacaklardı, ne oldu?
-Takım tutar gibi parti tutulmaz. Bir parti yanlış yapıyorsa kusura bakma diyeceğiz.
-Her mesleğin kuralları vardır. Sİyasetçinin kuralları var mı, yok. Ne kadar çok yalan söylersen o akdar oy alabilirsin. Bunları değiştireceğiz.
-Trump'ın yazdığı mektup yüreğimde derin bir sancıdır. Kurtuluş Savaşı vermiş bir devletin cumhurbaşkanına böyle bir mektup yazılır mı? Hiç ses çıkarmıyorlar. İçime sindiremiyorum. Sizin oyunuza ihtiyacımız var. Yeni, güçlü, onurlu bir Türkiye'ye ihtiyacımız var. Üreten, namuslu siyasetin yapıldığı bir Türkiye'ye ihtiyacımız var."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












