loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Cesaretin varsa havuz medyanda 15 Temmuz'u tartışalım

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Cesaretin varsa havuz medyanda 15 Temmuz'u tartışalım
Tarih: 18.07.2017 - 11:19
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a meydan okudu. Kılıçdaroğlu, 'Cesaretin varsa korkak vandal ödlek değilsen senin havuz medyanda istediğin saatte 15 temmuzu tartışalım' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a meydan okudu. Kılıçdaroğlu, 'Cesaretin varsa korkak vandal ödlek değilsen senin havuz medyanda istediğin saatte 15 temmuzu tartışalım' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Gümüşhane Demirkapı köyünde doğan Necmettin kardeşimiz Şanlıurfa'nın Siverek Çiiftçibaşı Köyü'ne öğretmen olarak atandı. Henüz genç bir öğretmen. Bu öğretmen kardeşimiz uzun ince bir yolun henüz başındaydı. Hayatını çocuklarımıza dünyayı anlatmaya adamış bir kahramandı. PKK terör örgütü tarafından katledildi. Cesedi Pülümür Nehri kıyısında bulundu. Teröre nasıl lanet okumayız, terörü destekleyenlere nasıl lanet okumayız? Bütün eğitimci kardeşlerimizin başı sağ olsun. Siz evlatlarımız için bedel ödüyorsunuz.

"Bize yürüyemezsiniz, dediler yürüdük. 'Engel oluruz' dediler, olamadılar"

Terörü kim yaparsa yapsın, PKK, IŞİD, FETÖ, El Nusra, DHKPC... Lanetliyoruz. Kim teröre destek veriyorsa, kim Habur'da çadır mahkemeleri kuruyorsa hepsine lanet olsun. Kim terör örgütüyle masaya oturuyorsa, valilere talimat verip bunlara dokunmayın diyorsa hepsine lanet olsun.

Adalet yürüyüşümüzle dünya tarihine not düştük. Bize yürüyemezsiniz, dediler yürüdük. Engel oluruz, dediler, olamadılar. Bir kişi diye başladık on binler, yüz binlerle gerçekleştirdik. Dünyanın en barışçıl eylemiydi. Taş attılar, saldırı düzenlediler ne bir ne bin ne on binler prvokasyona izin vermediler. Bu kadar barışçıl bir eylemi gerçekleştirmenin huzuru içindeyim.

Bu yürüyüşü bu ülkenin mazlumları için yaptım. Adalet arayan hapisteki gazeteciler için, açlık grevindeki Nuriye ve Semih kardeşimiz için yaptım. IŞID'e, PKK'ye, El Nursa'ya, FETÖ'ye karşı olduğumuz için yaptık. Emeklilikte yaşa takılanlar, hiçbir güvencesi olmayan geçici tarım işçileri için, dosyası kapatılan hala adalet arayan Muhsin Yazıcıoğlu için, KHK'lerle atılan bilim insanları için, hapisteki er ve erbaşlar için yaptık. 15 Temmuz akşamı linç edilen, adalet arayan genç askerler için, FETÖ'ye karşı canını veren 249 şehidimiz ve gazilerimiz için yaptık. Gazi Meclis'imizin elinden alınan yetkileri için, yıllardır adalet arayan Madımak ve Başbağlar için yaptık. FETÖ'nün siyasi ayağı ortaya çıksın diye yaptık. Her siyasi görüşten her yaştan insanımız katıldı.

"Adalet var, diyemiyorlar. Biliyorlar ki adalet yok"

Ülkeyi yöneten bize, 'sokaklarda adalet aranmaz' dedi. Adalet yoksa devlet mi olur? Önce ahlak, önce adalet. Neden milyonlarca kişi miting meydanlarına geldi. Adalete susamış toplumun aynasıyız. 'Niye adalet için yürüyorsunuz' diyorlar. Adalet var, diyemiyorlar. Biliyorlar ki adalet yok.

İlk defa bu hükümet döneminde bir şeye tanık olduk. İlk kez bu hükümet döneminde herhangi bir nedenle haksızlığa uğrayan kişilerin adalete erişim hakkı kısıtlandı, yok sayılıyor. En tipik örneği İbrahim Kaboğlu'dur. Görevine son verdiler, dava açamıyor. Yurt dışına gidemiyor, pasaportuna el koydular. Böyle bir adaletsizliği dünya tarihi yazmadı. Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur.

Kimse unutmasın iki tane 15 Temmuz var. Biri halkın, diğeri sarayın... Halkın 15 Temmuz'undaki 250 şehidimizin, gazilerimizin başımızın üstünde yeri var. Bir de sarayın 15 Temmuz'u var. Halkın 15 Temmuz'unu fırsat bilip 20 Temmuz'da sivil darbeyi gerçekleştirdiler.

Demokrasilerin özü toplumsal uzlaşmadır. Bütün partiler, STK'ler darbeye karşıydık. Biz demokrasi, yargı bağımsızlığı, hızla normalleşelim dedik.

Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin FETÖ ile ne ilgisi var?

"Engin Özkoç Sakarya'dayken 'niye Can Dündar, Erdem Gül davasına katıldın' diye fezleke göndermişler"

Sarayın 15 Temmuz'una garip bir örnek vermek isterim. Can Dündar ve Erdem Gül'ün davası görüldü 1 Nisan'da. Bir süre sonra TBMM'ye Engin Özkoç'la ilgili fezleke gelir. Fezlekede 12 delil var. Engin Özkoç'a niçin o davaya katıldın, slogan attın, deniyor. Engin Özkoç orada mı, değil. Nasıl oluyor da sahte delil hazırlıyorsunuz? Siz gerçekten cumhuriyetin savcısı mısınız? Sarayın savcısı cumhuriyetin savcısı olamaz.

TBMM'ye içtüzük getirmişler. Muhalefet fazla konuşuyor, diyorlar. Oldu, hiç konuşmayalım, kapatın muhalefeti.

"AKP'nin siyaset akademisinde 'muhalefeti fiziken ortadan kaldırmak siyasi faaliyet içindedir" diye ders veriliyor"

Demokrasi anlayışını anlatmak için bir örnek vereceğim. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bir siyaset akademisi var. Burada dersler verilir. 10. dönem ders notlarından okuyorum: Siyaset sadece demokratik olarak yapılmaz. Kendi politikalarımızı engelleyen, muhalefeti fiziken ortadan kaldırmak, korkutmak, sindirmek de siyasi faaliyet içindedir. Cumhuriyet savcıları nerededir diye sormak istiyorum. Siyaset akademisinde öğretiliyor bu. KHK'lerle FETÖ ile mücadelenin değil muhalefetle mücadelenin nedeni bu anlayış.

Hükümetin gündeminden yine ben varım. 15 Temmuz darbesi oldu ne güzel demokrasi ortamı oldu. Bu fırsattır demiştim, tam tersi oldu. 15 Temmuz darbe girişimi bütün boyutlarıyla aydınlansın diyorum, FETÖ'nün siyasi ayağı ortaya çıksın diyorum hazret bana ödlek diyor. Kurunun yanında yaş yanmasın, diyorum hazret bana nankör diyor. Ben İbrahim'den yanayım o nemruttan yana. 

"Öyle korkuyorlar ki 15 Temmuz davetiyesini 3 sefer değiştirdiler"

Onun (Tayyip Erdoğan) çok korktuğunu biliyorum. Ben korkmam. Kul hakkı yememiş, herkesin hakkını savunuyorsanız neden korkacaksınız? Öyle korkuyorlar ki 15 Temmuz davetiyesini 3 sefer değiştirdiler. Kılıçdaroğlu gelir ya konuşursa tabanımız dinler de doğru diyormuş derlerse diye 3 kez değiştirdiler. TBMM başkanı tek adamın talimatıyla değiştirdi. Bunu yapan TBMM başkanı değil, sarayın emir kulu. İradesiz bir TBMM başkanı. Rüzgar gülü bu kadar hızlı dönmez. Meclis'te konuştum hepsinde şafak attı. Şu cümle yanlış diyemiyorlar, niçin anlatıyorsun, diyorlar. 

"Bu zata açıkça meydan okuyorum: Ödlek değilsen senin havuz medyanda istediğin saatte 15 Temmuz'u tartışalım"

Ben konuştuktan sonra bütün konuşmayı benim üzerime yaptılar. İstediğin kadar kumpas kur adaletten, haktan hukuktan, yolundan dönen namerttir. Bu zata açıkça meydan okuyorum. Cesaretin varsa korkak, vandal, ödlek, değilsen senin havuz medyanda istediğin saatte 15 Temmuz'u tartışalım.

Korkak, ödlek, vandal değilsen karşıma çıkarsın, kim doğruları söylüyor kim söylemiyor öğrensin millet."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları