CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti devletinde bakanlık yapmış birisinin bir başka ülkede yolsuzlukla yargılanması utanç vesilesidir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin 94. yıl dönümünde PM toplantısı önce açıklamalarda bulundu. CHP Lideri Zafer Çağlayan hakkında ABD'de tutuklanma kararı çıkması üzerine "Türkiye Cumhuriyeti devletinde bakanlık yapmış birisinin bir başka ülkede yolsuzlukla yargılanması utanç vesilesidir" şeklinde değerlendirdi.
İktidara yönelik çok sert açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerdeki 'yolsuzluk yapanları kenara koyacağız' açıklaması için, "Herhalde kendisi ayrılacak dedim" ifadesini kullandı. CHP lideri, Zafer Çağlayan'ın 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldığını söyledi.
Kılıçdaroğlu'nın açıklamaları şöyle:
"Bugün hepimiz aslında heyecanlı ve sevinçliyiz. Bu ülkeyi kuran partinin genel başkanı olmanın gururunu taşıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi sadece Türkiye için değil dünya siyasi tarih için çok önemli bir kaynak. Yıkılan imparatorluktan bir devlet inşa etmek ve o partiye de halk partisi adını vermek... ‘Biz padişaha kulu olmayacağız, biz bilhassa kimsesizlerin kimsesi olacağız’ dediler. Kadın-erkek eşitliğini savundular. Çok partili hayata geçtiler. Dünya tarihinde ilktir, bir siyasi parti kendi özgür iradesiyle çok partili hayatı seçiyor ve iktidarı devrediyor. Çünkü demokrasiyi, uygar dünyayı savunuyorlar.
Bu partinin değişmez özelliklerinden biri uygar dünyanın parçası olmak. Mücadele emperyalizme karşı verilmiştir.
“Ege adalarına sahip çıkamayanların milliyetçiliği boşadır”
CHP’liler devlet yönetiminde liyakata önem vermişlerdir. Adalete, bilgiye, ahlaka önem vermişlerdir. Atatürk’e İzmir suikastında bulunan kişinin oğlu dışişleri sınavına girer ve kazanır, devlette çalışır. Kini devlet yönetimine taşımayan anlayış vardı CHP’de. Aynı anlayışı bekliyoruz. Devleti insan odaklı yöneteceksiniz.
CHP’liler önce Türkiye demesini kendi belleklerine yerleştirmişlerdir. Türkiye çıkarlarını her yerde ve ortamda savunmuşlardır. Bizim milliyetçiliğimizi eleştiriyorlar. Ege adalarına sahip çıkamayanların milliyetçiliği boşadır. Kıbrıs’a çıktığımızda adımızı dağlara yazdık. Milliyetçiliğimiz kafatası milliyetçiliği değil. 80 milyonu vatanseverlik bağlamında kucaklayan bir milliyetçilik.
Kararlı, tutarlı, Türkiye çıkarlarına endeksli dış politika güderiz, esip savurmayız. Bağırıp çağırmayız. Partimizi yönetenlerin özelliğidir bu.
Bizi eleştirenler Süleyman Şah Türbesi’ni kendi topraklarından kaçıranlardır. Ege adalarına sahip çıkmayacaksın, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıracaksın, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyeceksin. CHP’nin milliliğini eleştireceksin. Sevsinler senin milliyetçiliğini.
“Her gün birinin tokat attığı Türkiye ağrımıza gidiyor”
Biz doğruluğun adresiyiz. Biz inançlı insanların, kimlikler arasında ayrım yapmayan düşüncenin adresiyiz. Haklılığımızı tarih hep göstermiştir. CHP’ye neden bu kadar saldırıyorlar? Bizim ne istediğimizi biliyor ve rahatsız oluyorlar. Güçlü, onurlu bir Türkiye istiyoruz. Her gün birinin tokat attığı Türkiye ağrımıza gidiyor. Türkiye’nin onuruyla oynuyorlar. Üreten, üniversiteleri bilgi üreten, üniversite rektörlerinin kendisini siyasal partiye angaje etmediği bir Türkiye istiyoruz. Gözler, kulakları, ağzı kapalı üniversite istemiyoruz. Varlıklı bir Türkiye istiyoruz. Gelirin eşit dağıtılmasını istiyoruz. Biz adalet istiyoruz. Masum insanların hapse atılmasını istemiyoruz. Gazetecilerin hapiste olduğu bir Türkiye’yi dünyaya anlatamazsınız, diyoruz. Demokrasi konusunda aldığımız yola yazık ediyorsunuz, diyoruz. Bunlara tahammül edemiyorlar. Eleştirilebiliriz ama haklı ve mantıklı olması lazım. İstediklerimiz aklı başında her insanın talebidir.
Hollanda Konya’dan küçük. Hollanda’nın 2016 tarım ürünleri ihracatı 85 milyar avro. Türkiye’nin 5 katından fazla. Sen aklını başına al diye söylüyorum. Neden böyle diye kendine sor.
Fındık üretiminde dünyada 1 numarayız. Üretimin yüzde 70’i Türkiye’de. Fındık fiyatını biz belirleyemiyoruz. 15 yıldır iktidarlar. Karadenizlilere sesleniyorum: Sizin alınterinizi götürüp yabancılara peşkeş çektiler. Hakkınızı teslim etmediler, etmeyecekler. Onlar kendi ikballerini düşünüyorlar, FİSKOBİRLİK Mustafa Kemal Atatürk ölmeden 1938’de kuruldu. Şimdi ise tamamen unutuldu. Fındık Karadeniz için stratejik üründür. Siz fındıkta hak ettiği ücreti ödemezseniz bu adam neyle geçinecek?
“Faiz lobisine hizmet ediyorlar”
‘Türkiye kalkındı’ diyorsunuz. Bundan niye fındık üreticisine vermiyorsunuz? Namus sözü veriyorum, (iktidarın) ilk 4 yılda dünyada fındık fiyatını Türkiye belirleyecek. Karadeniz’in fındık üreticisi de Türkiye de kazanacak.
Ben doğruları söylediğim için iktidarın hedefindeyim. Ne yaparlarsa yapsınlar...
Buğday üreticisi perişan vaziyette. Adamlar ceplerini doldurdu, çiftçisi esnafı borçla yaşıyor. CHP iktidarında o çiftçilerin borçlarını sıfırlayacağım. Faizleri tamamen sileceğim. ‘Faiz haram, karşıyız’ diyorlar değil mi? Sadece 1 avuç yabancıya ödedikleri para 142 milyar dolar. Faiz lobisine hizmet ediyorlar.
502 bin aile fındıktan geçiniyor. Bu ailelerin alınterini biz savunuyoruz, savunacağız. Oy alsak da almasak da hakkı teslim edeceğiz.
“Çocuklarını denek olarak kullanan ülke…”
Sabah akşam CHP’ye kızıyorlar. Sanki saman ithalatını biz yaptık. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışından saman ithal edeceği aklınıza gelir miydi?
Sanki dünyanın en pahalı mazotunu çiftçiye CHP satıyor. ‘Sesinizi çıkarmayın, itaat edin. Herkesin sesini kestik korkudan kimse konuşamıyor. Sadece CHP konuşuyor. Ona da komplo kuracağız’ diyorlar. Ne yaparsanız yapın...
Tütün vardı. Bitlis sigara fabrikasını niye kapattınız? Tarımı yabancılara peşkeş çektiniz. Mercimeğin anavatanı Anadolu. Mercimek ithal ettiler. Milyonlarca işsizimiz var. ‘Herkesin işi var’ mı diyelim.
Eğitim politikaları tam bir rezalet. Milli olmaktan çıkmış. Çocuklarını denek olarak kullanan ülke... Kaç sefer değişti. Gayri milli eğitim politikalarıyla irfanı hür nesiller yetiştiremezsiniz.
“Zafer Çağlayan 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldı”
Bu aralar bir şey tartışılıyor. Zarrab davası. Zarrab Türkiye'de de tutuklandı ama serbest bırakıldı. Şimdi size o bakanların isimlerini ve rüşvet miktarlarını söyleyeceğim.
Zafer Çağlayan, 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldı. Kol saati ve piyano hariç.
Muammer Güler, 10 seferde 10 milyon dolar. Oğlunda kendi boyunda kasalar çıktı.
Egemen Bağış, 3 seferde 1,5 milyon dolar aldı. Bu kişiyi hala yanında taşıyor. Kuran'la ayetle bakara makara diye dalga kişi. Kazara herhangi bir vatandaş bunu söylese kıyamet kopardı. Bu ülkedeki inançlı tüm müslümanlara sesleniyorum; Bakara makara diye dalga geçen insanı başınızın üstünde tutacak mısınız, tutmayacak mısınız?
Zafer Çağlayan ABD'ye gitse tutuklanacakmış. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkanı 'pis kokular geliyor' diyor. O pis kokularda biz burnumuzu tutuyorduk, dünyaya yayılacaktı. Biz söyledik.
“Türkiye Cumhuriyeti'nde bakanlık yapmış birisinin bir başka ülkede yolsuzlukla yargılanması utanç vesilesidir”
Halkbank'ın genel müdürünün ayakkabı kutusunda 2,5 milyon avro 2,5 milyon dolar çıktı. Bunu tuttular bir başka bankaya üye tayin ettiler. Hırsıza banka teslim edilir mi? Adalet dağıttığını söyleyen hakimler bunu beraat ettirdiler. Rüşvete 60 bin lira da faiz ödediler. Emin olun sıkılmıyorlar da. Türkiye Cumhuriyeti'nde bakanlık yapmış birisinin bir başka ülkede yolsuzlukla yargılanması utanç vesilesidir. Biz bunları söyleyince kızıyorlar. Devleti yöneten sizsiniz. Sayın Erdoğan'ın bir açıklaması oldu. Dedim herhalde ayrılacak. Kendi örgütüne söylüyor. O örgütün içinde de çok dürüst insanlar var. Bütün örgütü yolsuzluğa bulaşmış olarak tanımlıyorsunuz.
Yolsuzluk yapanları kenara bırakacaksan, kendin ayrılacaksın. Kendi örgütü ile ilgili MİT'ten, MASAK'tan raporlar istiyor. MİT'in 'bu adamlar rüşvet yiyor' diye raporları var. Allah akıl fikir versin ne söyleyeyim başka.
Davutoğlu 2015’te bir basın toplantısında devlet yönetiminde şeffaflık getireceğiz siyasi ahlak yasasını 3 ay içinde çıkaracağız, dedi. İl ve ilçelerde göreve alacak başkan bulamayız, dediler. Bu itirafı ben söylemiyorum, biz hatırlatıyoruz. Bunun için kızıyorlar.
Erdoğan’da Kılıçdaroğlu hastalığı var. Atletli fotoğrafımı, konuşmalarımızı görünce kan beynine sıçrıyor.
Yanlışı görüp susarsam dilsiz şeytan olurum. Defalarca uyarıyoruz, dinlemiyorlar. Zarrab olayı, fındık olayı, taşerona kadro konuları kapansın diye doğrudan bizi suçluyorlar. Ahlaksızca suçluyorlar. Türkiye’nin bu kadar derdi varken sizin derdiniz CHP. Bu ülkede adalet var diyemiyorlar.
“Erdoğan'a aynı üslupla cevap vermeyince çıldırıyor”
Devlet böyle yönetilmez, bir kişiye teslim edilmez. Erdoğan'a aynı üslupla cevap vermeyince çıldırıyor. Ahlaklı, yolsuzluğa bulaşmayana, cahil olmayana cevap verilir. Bu millet kavgadan bıktı. Benimle hesaplaşmak mı istiyorsun sayın Erdoğan? Dünya kadar televizyon kanalın var. Sabah akşam sana övgüler düzen gazetecilerin var. Gel konuşalım. Cevap bile vermiyor. Çekiniyor, cesareti yok. Şimdi bir tık daha ileri gideceğim. Soruları önceden ona söyleyeceğim. Ben istemiyorum. Kendime, ahlakıma namusuna şerefime, partime güveniyorum.
-Terör örgütüne kim yardım ve yataklık etti? Kim Kandil’le iş tuttu, kimleri ne zaman nasıl gönderildi?
-Kim IŞİD’e, Suriye’deki terör örgütlerine silah gönderdi?
-Kim şehitlere kelle dedi?
-Kim gazi ve şehitler arasında ayrımcılık yaptı?
-Kim hakim savcıları çadır mahkemeleri kurarak PKK’nın ayağına götürdü?
-Kim Oslo’da, İmralı’da PKK ile masaya oturdu?
-Kim valilere, kaymakamlara, jandarmalara ‘PKK’lılara dokunmayın’ diye yazılı talimat verdi?
Ben bu soruları soracağım. İstiyorsa yanına gazetecileri, bakanları bürokratları alabilir.
“’Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı’ diyorlar onu da tartışalım”
Oturup tartışalım ben mi teröre destek veriyorum, sen mi teröre destek veriyorsun, bu milletin öğrenmeye hakkı var. Bütün devlet emrinde biz buradayız cesaretin varsa çıkarsın uzaktan maval okumanın anlamı yok.
‘Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı’ diyorlar onu da tartışalım. 1999’da emekli oldum. O zaman 3 sosyal güvenlik kurumunun açığı 2 milyar 341 milyon lira idi. 2016'da Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde açık 20 milyar 655 milyon 603 bin lira. Bekliyorum karşıma çıksın bu sosyal güvenlik kurumlarını kim batırdı?
Biz verilemeyecek hesabı olanların bu ülkeyi yönetmesini istemiyoruz. Her kuruşun hesabını vereni kucaklarız.”