CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu Erdoğan'a, 'Mahallenin dedikoducusu gibi arkamdan konuşma çık karşıma. Dünyadan korkmuyor bay Kemal'den korkuyor' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.
CHP lideri, HSK'ye seslenerek, "Anayasayı AYM'yi dinlemeyen hakimlere ne yapacaksınız, niye toplanmıyorsunuz? Adalet dağıtmayacaksanız, adalete kastetmeyin. Tarih unutmayacaktır" dedi.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Erdoğan bizim İstanbul il başkanımızla ilgili bir sürü laflar etmiş. İstanbul il başkanımız bugün onun cevabını verecek. Benimle ilgili de bir şeyler söylemiş. Gözünü sevdiğim Erdoğan benden niye korkuyorsun, daha uzun boylusun adam gibi karşıma çık yüzüme söyle. Türkiye'nin gereksiz polemiklere ihtiyacı yok. Söyleyeceklerin varsa bütün TV'ler arkanda. Mahallenin dedikoducusu gibi arkamdan konuşma çık karşıma. Dünyadan korkmuyor bay Kemal'den korkuyor. Yanına doktorunu, politikacılarını al vallahi tek başıma çıkacağım. Korkma adam yemem. Bana 10 dakika yeter. Kim haklı kim haksız milletin önünde hesaplaşalım. Dedikoduyla memleket mi yönetilir?
Türkiye Asya ve Avrupa arasında yer alan olağanüstü güzel coğrafyaya sahip, en eski en kadim kültür bu topraklarda. Bu toprakların başka sorunu komşuları. Kan var, acı var. Biz bütün gelişmelerden rahatsızız. Hiçbir komşumuzun burnu kanamasın itiyoruz. Coğrafyayı barış denizine dönüştürelim, arzumuz bu. Bu bölgenin bir özelliği var. Petrolün tarihini bilenler, bölgenin özelliğini kavrarlar. Eğer tarihten yoksunsa bodoslama dalarsa çıkmaz sokaklarla karşı karşıya kalır. Türkiye'nin geldiğin nokta budur. Ankara'daki beylere petrolün tarihini bölgenin tarihini okuyun sonra düşünün taşının diyoruz.
Irak saldırısı sonrası ne büyük açılar çekildi. Suriye'de benzer olay yaşanıyor. 3,5 milyon Suriyeli Türkiye'de. Binlerce çocuk öldü. Orta Doğu aktörlerin yönlendiği bir bölgedir. Bir ucunda Rusya, bir ucunda ABD, İran, Türkiye var. Bu 4 temel aktörün bir araya gelip Orta Doğu'daki acıyı, kanı, gözyaşını sonlandırması lazım. Cenevre'nin, Soçi'nin, Astana'nın başarıyla sonlanmasını istedik.
Bugün geldiğimiz noktanın en kötü aktörü ve kaybedeni Türkiye. Defalarca terör örgütlerine silah göndermeyin dedik. Aynını şimdi ABD yapıyor. Uyarmak namus borcu.
Ne IŞİD'e, ne PKK'ye ne El Nusra'ya ve uzantılarına silah göndermeyin. Her silah acıyı büyütecektir. Rusya'yı da ABD'yi de uyarmak zorundayız. Tarih, kültür, kader ortaklığımız var. PKK terör örgütünün Türkiye'de neler yaptığını dünya biliyor.
Hükümete sağduyu çağrısı görevimizdir. Orta Doğu'da barış istiyoruz. Diplomaside hamasetin geçerliliği yok. Diplomatik yollar sonuna kadar zorlanmalı. El Bab'daki şehit sayısı 70'i aştı, Esad için çatışıyoruz.
3 hamle ötesini göremezseniz dış politikayı yönetemezsiniz. Diğer aktörlerin oyuncağı olursunuz. Türkiye büyük bir devlettir. Türkiye o bölgede tampon bölge oluşturmak zorundadır. Bu noktaya gelinceye kadar izlenen politikalar Türkiye'yi bataklıkla karşı karşıya getirdi. Defalarca uyardık. Biz biliyoruz dediler. Dışişleri Bakanlığını tamamen devre dışı bırakıp bürokratları monşerler diye aşağıladılar. Kendi topraklarımızdan Süleyman Şah'ı kaçırmak zorundalar.
Ege adalarını soruyoruz. Keçi adası kime ait? Ben bir zata soruyorum başka zat söylüyor 'kim aldıysa ona sor' diyor. Okuması yazması olmayan birinin anlayacağını şekilde soruyorum, 'konuşursam ağzını açamazsın' diyor. Hiç merak etme açarım, dinlerim, ondan sonra konuşurum. Mangaldan atmam. Bir karışı teslim etmek istemiyoruz. İstanbul Kongresi'nde söyledim. 2019'da geleceğiz Süleyman Şah Türbesini yeniden götürüp Türk bayrağını dikeceğiz. Sen anca afta tafra yapıyorsun. Dış politikayla ilgili konuşacaksan 9 boğumu aşıp konuşacaksın, asarım keserim demekle olmaz. Gazze'ye yıllardır gidecek, hamasetle yürümüyor işler. Bilgiyle, akılla yürür. 2. Dünya harbine Türkiye neden girmedi. Kendi tarihini bilmeyenler Türkiye'nin geleceğini inşa etmeye çalışıyor.
16 Ocak basının Onur Günü. Gazeteciler bu günü onurla kabul ediyor ama kutlamıyorlar. büyük acılar yaşıyorlar. Medyanın gücü çok önemlidir. 4. güç kabul edilir, halk adına otoriteyi denetler. Yolsuzluk, kayırmacılık yapıyor mu oturur yazar. Otoriter yönetimler medya özgürlüğünden hep şikayet etmişlerdir. Gazete patronları üzerinde baskı yaparlar, istediklerini yazabilecekleri medya yaratmak isterler. Türkiye sınıfta kalmıştır. Kimse cesaret edip Erdoğan'ı eleştiremiyor. Havuz medyası var parayla oluşturulan medya. Tek görevleri hükümeti alkışlamak, CHP'yi eleştirmek. İstediğiniz kadar eleştirin, 2019'da yeni dönem başlayınca sizin özgürlüğünü de sağlayacağız. Örtülü ödenekten para alamayacaksınız diğerleri gibi yayın yapacaksınız.
Çiftçinin derdi var, zarar etmiş vergi alınıyor. Hangi demokraside var. Esnaf, sanayici zarar ederse vergi vermez. Haber yapılıyor mu bu, havuz medyası hiç yapmaz. Benzine, mazota zam geldi. Yüzde 58'i vergi. Havuz medyası niye yazmıyor? Devleti yönetirken otomobil alana mı güveniyorsun? Hakkı hukuku vergide de getireceğiz. Herkes özgürce yazacak ama (havuz medyası) devletten beslenmeyecek.
15 Temmuz'da darbe girişimi oldu hepimiz karşı çıktık. İki tane 15 Temmuz var, biri halkın diğeri sarayın. Halkın 15 Temmuz'unu destekliyoruz. Sarayın 15 Temmuz'u 20 Temmuz'da sivil darbe yapıp, Allah'ın lütfu olarak tanımlamıştır.
Hak ve Adalet Platformu var. 2 bin 173 kişiyle yüz yüze görüşme yapmış. Mevcut işsizlik oranı yüzde 65. Kimse iş vermiyor. En büyük sıkıntı yüzde 92 ile ekonomik sıkıntı. Sonra psikolojik ve sosyal dışlanmışlık. İşlerinden yüzde 99'u 15 Temmuz öncesi herhangi bir cezai soruşturmaya uğramamış. Yüzde 50'si bulunduğu mahalleyi, şehri terk etmek zorunda kalıyor. Tutuklananların bir kısmı kötü muamele görmüş.
Darbe ve darbecilere direnmek zorundayız. 20 Temmuz darbesi diyorum korkuyorlar yazamıyorlar. Yaz kardeşim, Kılıçdaroğlu dedi, de yaz.
Darbe dönemlerinde anayasa askıya alınır. Fiili anayasa uygulanmıyor. Anayasa madde 121 diyor ki OHAL süresince cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda KHK çıkarabilir diyor. Aksi anayasa aykırı.
Eğitimin, sağlığın, taşeronun iş güvenliğinin, kış lastiğinin OHAL'le ne ilgisi var. Parlamento uyusun büyüsün ben KHK ile Türkiye'yi idare ederim. Eğer bir ülkede anayasa yürürlükteyse herkesin güvencesi vardır. 20 Temmuz darbesinden sonra ilk kez 21 Temmuz 2016'da Türkiye Cumhuriyeti hükümeti BM'ye başvurarak 'adil yargılama yapmayacağım, işkence yapacağım' diye dilekçe verdi. Halit Çevik BM Türkiye temsilcisi verdi.
Yargının bağımsızlığı ortak arzumuz. Yargı bağımsızlığı yoksa adaleti dağıtamazsınız. Darbe sonrası suçluyu hakim değil siyasi otorite tayin ediyor. Bu tablo herkesin gözünün önünde cereyan ediyor. 40'ların Hitler dönemi ve uygulamaları 2018 Türkiye'sinde uygulanıyor. Hitler'in adli müşaviri hakimlere 'vereceğiniz her kararda yerimde Führer olsaydı nasıl karar verirdi, düşünün' der. Aynısı bugün geçerli.
Enis Berberoğlu davası görüşüldü, tutukluluğa devam kararı verildi ve ertelendi. Berberoğlu'na selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Ankara'daki beylerin arzusuyla esir olarak tutulduğunu biliyoruz. Mahkeme karar verdi gece yarısı operasyonuyla hakimi değiştrildi. 11 bin kişiyi ByLock kullanıcısı diye aldılar bugün yanlış yapmışız dediler. Ergenekon-Balyoz davalarında aynısı yaşandı. İtibarları iade edilmeli.
İktidara muhalif olanlar hapiste. 12 Eylül'de de 12 Mart'ta da böyleydi şimdi de böyle. Savunma hakları kısıtlanıyor, özgün yeni suçlar ihdas edilir, bu darbe döneminde de ihdas edildi. Ailelere de ceza verildi. Darbe döneminde yargı çalışmaz bu darbe döneminde de yargı çalışmıyor.
Mehmet Altan ve Şahin Alpay kararları... AYM tutuklama için yeterli delil yok, diyor. Alt mahkeme uymam, diyor. 'Ben gücümü siyasi otoriteden alıyorum sen hukuktan, geçiniz' diyor. Saray talimat verdi. Yarın çocuklarınızın yüzüne bakamayacaksınız. AYM'nin kararları kesindir, yasama, yürütme, yargı organlarını bağlar.
HSK'ye seslenmek isterim. ByLock dolayısıyla iki hakim karar vermişti, sürüldüler, Berberoğlu davasında hakimi sürdüler, anayasayı AYM'yi dinlemeyen hakimlere ne yapacaksınız,
niye toplanmıyorsunuz? Adalet dağıtmayacaksanız, adalete kastetmeyin. Tarih unutmayacaktır.
Şiddet kullanan sivillere de cezai, idari, dokunulmazlık getirdiler. İlk kez bu darbe döneminde yaşıyoruz. Bunları anlattım, gerçekleri anlatmak zorundayım. Ama umudumuz, çıkış yolumuz var. Türkiye'yi yaşanacak ülke haline getirmek boynumuzun borcu. Bu işin sağı-solu yok."